Nutshell

Ian McEwan
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 21 dk.
Sayfa Sayısı:
224
Basım Tarihi:
30 Mayıs 2017
İlk Yayın Tarihi:
Eylül 2016
Yayınevi:
Anchor
Orijinal Adı:
Nutshell
ISBN:
9780525431947
Ülke:
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı
Dil:
İngilizce
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Günaydındındındındın
10/10
·152 syf.·
2026 71. kitabı
Bayıldııımmmmm :) Fındık Kabuğu çok ilginç bir konunun üzerine kurulmuştu.(Hemide çoook ilginç) Anne karnındaki bir bebeğin cinayet planına tanık olması başta “yoohhh artık” dedirtiyor ama kitap ilerledikçe insan içine çekiliyor. En sevdiğim tarafı kara mizahı ve o huzursuz atmosferiydi. (Bayılırım huzursuzluğa) :)))) Bazen bebeğin fazla entelektüel konuştuğunu düşündüm ama yine de farklı anlatımı sayesinde akılda kalan bir kitap olmuş. Resmen dünyaya daha doğmadan insanlıktan sıkılmış,dünyadan nefret eden bebeğin hikayesi. :)))) Farklılık arıyorsanız alın size çıtır çerezlik bir öneri. E gittim ben :)
Alıntı
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,492 okunma
Bencilliğin bedelini çocuklar ödüyor..
7/10
·152 syf.·
2026 61. kitabı
Kitabı bir anne olarak okumaya başladığımda, annenin karnındaki bebeğiyle neler yaşadığını az çok tahmin edebiliyordum. Çünkü annelik duygusu, çocuk dünyaya gelmeden çok önce başlar. Anne ile bebeği arasında hamilelik süresince güçlü bir bağ oluşur; annenin duyguları bebeği, bebeğin tepkileri de anneyi etkiler. Aynı bedende, adeta bir bütün hâlinde yaşarlar. Elbette her annenin annelik anlayışı farklıdır. Benim için annelik, daha hamilelik sürecinden itibaren çocuğun ihtiyaçlarını gözetmeyi, yaşamını ona göre düzenlemeyi ve sorumluluk almayı gerektirir. Kitapta ise bunun tam tersini yapan bir anneyle karşılaşıyoruz. Karnındaki bebeğin varlığına rağmen hayatını oldukça sorumsuz ve bencilce sürdürmeye devam ediyor. Bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki anne karnındaki bebekler, annenin ruh hâlinden ve yaşadığı olumsuzluklardan etkilenebiliyor. Bu nedenle annenin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı çok önemli diye düşünüyorum. Kitaptaki annenin davranışları beni zaman zaman oldukça öfkelendirdi. Dokuz ay boyunca karnındaki bebeğin ihtiyaçlarını ve varlığını yeterince önemsememesi, okur olarak beni rahatsız etti. Bu nedenle kitabı okurken sık sık bebeğe karşı büyük bir üzüntü hissettim. Bu kitap bana bir kez daha ebeveynliğin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu düşündürdü. Çocuk sahibi olmak yalnızca biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda duygusal ve psikolojik olarak da hazır olmayı gerektiren önemli bir karardır. Daima kitaplarla ve sevgiyle kalın :)
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,492 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2024 133. kitabı
Kimse anne babasını seçemez. Nasıl bir dünyaya adım atacağını bilemez. Her şey sırasıyla olur ve yaşadıkça öğrenilir. Peki ya öyle olmasaydı? Annesi Trudy’nin karnında büyüyen bebek belki annesini ve babasını seçememişti ama içine düşeceği dünyayı biliyordu. Hem de tüm karmaşasıyla… Bebek, daha doğmadan birçok şeyi öğrenmişti. Şimdiden çok sevdiği annesinin fiziksel özelliklerini, babası John’un şair oluşunu, annesinin arkadaşı olan Claude’u. Ne yazık ki bazı şeyler vardı ki öğrenmemeyi dilerdi. Trudy ve Claude’un planları gibi.. Bebek gözleri daha gün ışığını göremeden biten aşkı, filizlenen aşkı ve ihaneti işitmişti. Bazı şeylerin izahı olamaz ya da gösterilen sebepler herkes tarafından karşılık bulmaz. Ancak ortaya bazı gerçekler konulabilir. Hayattan, çevresindeki insanlardan umduğunu bulamamış mutsuz bir kadın. Etrafında ne olup bittiğini anlayamayan ya da ne olup bittiğini görmek istemeyen bir adam. Ve fırsatlardan yararlanmak isteyen, nefreti ağır basan başka bir adam. En azından anne karnındaki bebeğin ilk izlenimleri böyleydi. Ama kim bilir? Sınırlı yaşam alanında sadece işittiğini bilen bir bebek bilgilerini sürekli güncellemek zorunda kalabilirdi… İnsan olmanın nasıl bir şey olduğunu dışarıdan gören-burada işiten- birinden okuyoruz. İnsan denen varlık; karmaşık, birden fazla duyguyu aynı anda hissedebilen, ne iyi ne de kötü diye kesin konuşamayacağımız, yüzeysel düşüncelerle eleştirmenin çok güç olduğu bir varlık. Kitap da bu karmaşayı sunuyor aslında okuyucuya. Kısacık, anlatıcısı bakımından da çok ilginç bir kitap. Keyifli okumalar.
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,492 okunma
8/10
·152 syf.··
2024 237. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2024 13:55
Kitap baştan sona anne karnındaki bebeğin o esnada yaşadıklarını anlatıyor. Ama bu öyle annem sabah kalktı tuvalete gitti gibi bir yaşam değil. Hani derler ya bebek anne karnında bile annesinin, babasının sesini duyar ve ayırt eder diye. Tabi ses olarak ayırt edebilir ama anlayamaz, sonuçta o dili bilmez. Ama kitabımızdaki daha doğmamış bebek hem sesleri duyuyor, hem konuşulanları anlıyor hem de bunları hayal edip canlandırabiliyor ve muhakeme edebiliyor. Bebek anne ve babasının ayrılığına, annesinin amcasıyla ilişkisine ve bir cinayete tanıklık ediyor. Ve sonunda da olaya el atıp gidişata dokunuş yapıyor. Güzel bir fikrin, güzel bir şekilde işlenip, akıcı ve merak uyandırıcı şekilde kitap haline getirilmesi..
Edebiyat
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,492 okunma
7/10
·152 syf.··
2025 35. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 00:23
Fındık Kabuğu kitabını konusu ve bakış açısı açısından ilgi çekici buldum; özellikle hikâyenin bir fetüsün dilinden anlatılması oldukça farklı ve dikkat çekiciydi. Ancak yazarın Çocuk Yasası’ndaki derinlik ve akıcılığı bu kitapta aynı ölçüde hissedemedim. Anlatımı yer yer ağırlaştığı için hikâyeye tam olarak kapılamadım, yine de özgün anlatımı ve sıra dışı perspektifiyle okumaya değer buluyorum Fındık Kabuğu
Edebiyat & Roman
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,492 okunma
8/10
·152 syf.·
2026 1. kitabı
McEwan’ın dan özgün bir Hamlet uyarlaması. Anne karnından tüm hikayeyi anlatan minik anlatıcımızla klasik bir aldatma intikam hikayesine odaklanıyoruz. Hikaye hızlı ve gergin bir şekilde ilerlerken hem ilişkiler aldatmaca aşk evlilik üzerine tespitlerini hem de McEwan’ın her zaman ustaca kotarmayı başardığı dünyanın çeşitli gündemlerine yaptığı nokta atışı eleştirilerini takip ediyoruz. Yazarın tarzını seviyorum. Ana hikayeden bizi çok kopartmadan birçok konu hakkında sorular sordutmayı, ana hikayeyi de ahlaksal ikilemler üzerinden ustaca ilerletmeyi çok güzel başarıyor. Sürükleyici ve edebi olarak da tatmin eden bir metin. Keyifli okumalar!
Alıntı
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,492 okunma
Enfes bir “Hamlet” yeniden yazımı: Fındık Kabuğu
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2025 18:47
Yazar Ian McEwan 2014 yılında kendisiyle yapılan bir röportajda “Edebiyat bize gerçekten sürükleyici kurmaca kişiler ne zaman vermeye başladı?” sorusuna şu yanıtı verir: “Ben Hamlet’e uzanmak gerektiğini söyleyeceğim.” McEwan’ın bu röportajdan üç yıl sonra okurla buluşturduğu Fındık Kabuğu romanı, onun Hamlet’e uzanmanın ötesine geçip Hamlet’i elinden tutup günümüze getirip okurla buluşturduğu eser olmuş. Bir Hamlet "yeniden yazımı" olan romanda, bu defa karşımızda dünyanın en genç Hamlet’i var diyebiliriz. Bugüne dek okuduğum/izlediğim "yeniden yazım" eserler arasında ayrışan başat unsur, “ben” anlatıcı karakterin (Hamlet’in), ana rahminde doğumuna iki hafta kalmış bir fetüs olması. Üstelik roman, postmodern yaklaşımla ve titizlikle örülmüş bir polisiye. Kitabın daha ilk sayfasında adını nereden aldığını anlıyoruz. Hamlet’ten şu replik karşılıyor bizi, “Ah, Tanrım, kötü rüyalar görmeyecek olsam; bir fındık kabuğuna bile sığar ve yine de kendimi kâinatın kralı sayabilirim.” Özünde eyleme geçme ile ilgili sorun yaşayan Hamlet’in fetüs versiyonu için de durum farklı değil. Özellikle içinde bulunduğu anne karnının fiziki koşulları sebebiyle yaşadığı sıkışmışlık, sadece kulak kabartarak anlamlandırmaya çabaladığı dış dünyaya dair her nev’i bilgi, onun düşünce ve duygu dünyasının çerçevesini daha o doğmadan şekillendirmeye başlıyor. Müdahale etmek, olayların akışını değiştirmek istese de mevcut durumu buna engel oluyor. Fetüsümüz dünyayı annesinin dinlediği radyodan, potcastlerden tanıyor ve anlamlandırmaya çalışıyor. Özünde bir tragedya olan orijinal Hamlet’in mevcut melankolisi eserde günümüz dünyasının gerçekliğiyle yer yer kara mizaha çevriliyor; **“Endişeyle kordonumu elliyorum. Tesbih yerine geçiyor. Bekle, diye düşündüm. Çocuk olmama daha zaman var,
1000Kitap
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,492 okunma
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2022 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2022 20:15
Bir fetüsün Hamlet olması 'Kefaret' ile tanıdım Ian McEwan'ı. Kitaptan uyarlanan, başrolleri Keira Knightley ve James McAwoy'un oynadığı filme hayran kalmamak elde değildi Instagram'da tesadüfen gördüm 'Fındık Kabuğu'nu. Bir çırpıda okuyabileceğim 'çerezlik' bir kitap aradığım bir gündü ama hiç de öyle çerezlik değilmiş. 'Edebiyat tarihinin en genç Hamlet'i olarak kayıtlara geçen kitap, William Shakespeare'in oyunu gibi bir cinayet ve ihaneti barındırıyor. Tabii biz bu cinayet ve ihaneti, doğmaya iki hafta kala bir fetüsün ağzından dinliyoruz. Bebeğin kulak misafirliğinden bunları okusak da bir yandan varoluşsal monologlaryla aile ilişkilerini, dünyada olan biteni, annesinin ve amcasının ilişkisini kendi perspektifinde anlatıyor. Annesinin dinlediği podcastlerle dünyayı öğrenmeye çalışan bebek Hamlet, yeri geliyor kendini öldürme teşebbüsünde bulunuyor, bazen de babasının ölümü üzerine kendini çaresiz hissediyor. Bol hicivli, akıcı ve orijinal bir dille yazılmış olan kitap, yer yer düşündürdüğü gibi yer yer de tebessüm ettiriyor. Güzel düşünülmüş, hatta akıllıca düşünülmüş bir sona sahip olan bu kitabı samimiyetle tavsiye ederim.
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,492 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2021 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2021 22:23
Dünyanın bilindik yükü, ihaneti, sadakatsizliği, yalanı, caniliği, sevgisizliği ve kötülüğü.. bunların hepsini dünyaya gelmesine az kalmış bir fetüsün ağzından dinlemek, onun gözünden olaylara şahit olabilmek öyle vurucu ve farklıydı ki.. Okuduğum en çarpıcı, en farklı kitaplardan biri olduğunu söylesem abartmış olmam. Doğmadan annesi ile babasının ayrılığına tanık olmuş, bu da yetmezmiş gibi her gece annesini paylaştığı ve bulunduğu rahmi kullanmak zorunda kaldığı biri var. Amcası! Annesinin ihanetine rağmen, ona deliler gibi kızmasına rağmen yine de küsemez ona. Babasının hayatına son verilmesine engel olmaya çalışır. Konuşur, kimse duymaz. En sonunda küçücük kalbi dayanamaz şahit olduklarına, kordonu boynuna defalarca dolayıp son vermek ister hayatına daha dünyaya merhaba demeden. Olmak ve olmamak arasındaki o ince çizgide yürür fetüs. Doğmadan şahit oldukları şimdiden yetmiş de artmıştır bile ona. Bir fetüsün gözünden anlatılan intikam ve cinayet romanı ne kadar eğlenceli olabilir peki? Söz konusu yazar Ian McEwan ise bu mümkün elbette. Yer yer fetüsün monologlarına tebessüm etmedim değil hani. Şu zamana kadar ayyaş kaç fetüs tanıdınız ki? :) Akıcı, merakla sürükleyen, aslında ders çıkarılması gereken birçok mesajın yer aldığı bir romandı Fındık Kabuğu. Edebiyat tarihinin unutulmaz, babasının katiline engel olmaya çalışan Hamlet'ini akıllara getiren bir uyarlama. Olmak ya da olmamak işte. Bütün mesele bu değil mi? Herşeye rağmen kordonu boynunda mı bırakacak yoksa dünyaya gelecek mi fetüs? Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Edebiyat
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,492 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 150. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2021 01:36
Lan McEwan’dan okuduğum ilk kitap; Fındık kabuğu.. Diğer kitaplarını da en kısa zamanda edinip okumak istiyorum. Farklı konusu, ilginç anlatımıyla okuyucuyu en başta kendisine çekiyor. Bir fetüsün , anne karnında henüz doğmamış bir bebeğin ağzından anlatılıyor kitap. Bir cinayete aynı zamanda annesinin babasını aldatmasına (amcasıyla) şahit oluyor minik bebeğimiz. Ve şöyle diyor; Keşke hiç doğmasam.. Olay örgüsü muhteşem, iyi ve kaliteli bir roman. Okurken yaptığı göndermeler düşündürüyor, merak uyandırıyor. Kesinlikle tavsiye ediyorum, okuyun.
Edebiyat
Fındık KabuğuIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20171,492 okunma

Yazar Hakkında

Ian McEwanYazar · 21 kitap
İngiltere’nin Aldershot kasabasında doğan McEwan çocukluğunun büyük bir kısmını subay olan İskoç babası David McEwan’ın atandığı Doğu Asya, Almanya ve Kuzey Afrika’da geçirdi. Woolverstone Hall School, University of Sussex ve University of East Anglia’da öğrenip gören yazar, Malcolm Bradbury’nin öncülük ettiği “Yaratıcı Yazarlık Kursu”nun ilk mezunlarından biri oldu. İki kere evlenen McEwan’ın ikinci eşi olan Annalena McAfee The Guardian’ın eleştiri bölümünün eski editörlerindendir. 1999 yılında ilk eşi olan Penny Allen vesayeti tıpkı 15 yaşındaki abisi gibi babaları McEwan’a verilen 13 yaşındaki küçük oğulları ile birlikte kaçtı. 2004’ün Mart ve Nisan aylarında - Britanya Devleti, yazarı Amerika’nın First Lady’si Laura Bush’la yemek yemeye davet ettikten hemen sonra - McEwan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne girişi uygun vizeye sahip olmadığı için reddedildi. Britanya basınında yapılan yayınların arkasından McEwan Birleşik Devletler’e “Sizi hala kabul etmek istemiyoruz ama dışarıda olmanız pek çok uygunsuz yayına sebep oluyor” açıklaması ile kabul edildi. Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı. Royal Society of Literature, Royal Society of Arts, American Academy of Arts and Science McEwan’ın üye olduğu bazı gruplardır. 1999 yılında Hamburg’da Alfred Toepher Vakfı tarafından Shakespeare Ödülü’ne layık görüldü. Ayrıca British Humanist Association’ın seçkin destekçilerinden olan McEwan 2000 senesinde İngiliz Şövalyelik Ödülü ile ödüllendirildi. Ian McEwan, 2002 yılında II. Dünya Savaşı sırasında başka bir aileye evlat olarak verilen bir erkek kardeşe sahip olduğunu öğrendi ve bu hikâye 2007 yılında kamuoyu tarafından duyuldu. McEwan’dan 6 yaş büyük olan ve aynı anne babaya sahip olan duvar ustası David Sharpe, McEwan’ın ebeveynlerinin evlenmeden önce yaşadıkları yasak aşkın meyvesi olarak dünyaya geldi. McEwan’ın annesi aşığıyla ilk kocası savaşta öldükten sonra evlenebildi. Ian ise bu nikahtan birkaç sene sonra dünyaya geldi. McEwan’ın yayınlanan ilk eseri 1976 yılında Somerset Maugham Ödülü’nü kazandığı kısa hikâyelerinden oluşan İlk Aşk, Son Törenler (First Love, Last Rites, 1975) isimli kitabıdır. Bu kitabı iki ilk roman sayılabilecek The Cement Garden (1978) ve Yabancı Kucak (The Comfort of Strangers, 1981) isimli eserler takip etti. Bu iki roman McEwan’ın edebiyat dünyasında “Ian Macabre” olarak anılmasına sebep oldu. 1997’den yayınlanan ve erotomani hastalığına yakalanmış bir insanı konu alan Sonsuz Aşk (Enduring Love) isimli romanı Man Booker Ödülü aday listesinde yer alamamasına rağmen pekçokları tarafından bir başyapıt olarak nitelendirildi. McEwan Booker Ödülü’nü 1998 yılında Amsterdam’da Düello (Amsterdam) isimli romanı ile aldı. Bir sonraki romanı Kefaret (Atonoment, 2002) de çok büyük beğeni kazandı. Time Dergisi eseri 2002 yılının en iyi romanı ilan etti ve roman Booker Ödülü aday listesine girdi. 2005 yılında yayınlanan romanı Cumartesi’de (Saturday, 2005) başarılı bir beyin cerrahının bir cumartesi günü yaşadıklarını işledi. Romanın ana karakteri olan Cerrah Henry Perowne’un evi Londra’nın merkezinde ünlü bir meydandadır. McEwan da Oxford’dan Londra’ya geri taşındıktan sonra aynı meydanda bulunan evinde yaşamaktadır. “Cumartesi” James Tait Black Memorial Prize ile ödüllendirildi. An itibarı ile son kitabı olan On Chesil Beach, 2007 senesinde çıktı ve aynı sene Booker Ödülü adaylarından biri oldu. McEwan ayrıca pek çok film senaryosuna, bir adet sahnelenmiş oyuna ve bir oratoryaya imzasını atmıştır. 2007 Ağustos’unda “For You” isimli operanın metinlerini yazmaya başlayan McEwan’ın bu eseri Michael Berkeley tarafından bestelenecek ve 2008 yılı içinde icra edilecektir.2006 yılı sonunda, McEwan’ın büyük beğeni kazanan romanı Kefaret’i Lucilla Andrews’ın otobiyografisi “No Time for Romance”’den yaptığı intihalle yazdığı iddia edildi. Yazar masumiyetini The Guardian’da savundu, Andrews’un çalışmasından Kefaret’i yazdıktan sonra haberi olduğunu söyledi. McEwan, Amerikalı büyük yazar Thomas Pynchon’ın da içinde bulunduğu pek çok önemli yazar tarafından da savunuldu. İlk romanı The Cement Garden’ın orijinalliği hakkında da yorumlar yapılan McEwan’ı son olarak Claire Henderson-Davis “On Chesil Beach”’de annesinin ismini kullanıp ebeveynlerinin hayat öykülerini anlatmakla suçladı. McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.