Oliver Twist (Kısaltılmış Metin)

·
Okunma
·
Beğeni
·
16.877
Gösterim
Adı:
Oliver Twist
Alt başlık:
Kısaltılmış Metin
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052953662
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Oliver Twist gerçekten şanssız bir çocuktu. Bir düşkünler evinde doğmuş, doğar doğmaz annesini kaybetmişti. Çocukluğu boyunca açlık ve sefaletten başka bir şey görmemişti. Sonra bir gün yaşamı hiç beklenmedik şekilde değişti. Oliver, kaldığı düşkünler evinin yöneticisine biraz daha yiyecek istediğini söyleme gafletinde bulundu. Bu andan sonra Oliver Twist’in yaşamı tuhaf bir polisiye maceraya dönüştü.

Oliver Twist’in maceralarını heyecanla okuyacaksın.
Bir Noel Şarkısı ile Charles Dickens okumaya başlamış ve ardından okumak için Oliver Twist, İki Şehrin Hikayesi, Büyük Umutlar şeklinde bir sıralama yapmıştım. Oliver Twist konusu itibariyle diğerlerinden önce okunabilir gibi geldi ama şimdi Oliver Twist nedeniyle yazarın diğer kitaplarına fazlasıyla ön yargılıyım. Okumak için çok heyecanlı olduğum bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Yoğun olmadığım dönemlerde bir kitabı bitirmem genelde bu kadar uzun sürmez, son günlerde boş zamanım bol olmasına rağmen Oliver Twist adeta elimde sürümdü.

Bilindiği üzere Oliver Twist yoksullar evinde dünyaya gelmiş anne babası olmayan bir çocuğun başından geçenleri anlatıyor. Kitabın ilk elli-altmış sayfası iyiydi, yani Oliver'ın ilk aşamada yaşadıkları ve çevresindeki insanlarla ilişkilerinin anlatıldığı ilk kısımlar sıkıcı değildi. Ama ardından kitap öyle bunaltıcı hale geldi ki bir ara yarım bırakmayı bile düşündüm. Açıkçası bu kitap ile on günümün çöpe gittiğini düşünüyorum. Kitaba ismini veren karakterimiz Oliver dışında her şeyi okudum gibi geldi. Bir o karakter, bir bu karakter, sıkıcı diyaloglar, bunaltıcı mekan tasvirleri ve daha bir sürü olumsuz nokta... kitaba başlarken yazar bizi en başından Oliver'ın hayatına sokup sonuna kadar ağırlıklı olarak onun eylemlerine, düşüncelerine yer verecek diye düşünürken son derece sıkıcı karakterlerin aynı derecede sıkıcı hayatlarını, konuşmalarını okudum. Kitapta hiçbir karakteri sevemedim. Oliver bile çoğu bölümde neredeyse görünmez olduğu için ona da ısınamadım. Oysa kitabı okumaya başladığımda Oliver Twist karakterini çok seveceğimi düşünüyordum.

Charles Dickens Victoria döneminde yaşamış bir yazar, eserlerinde de bu dönemin izlerini görmek mümkün. Sanayileşme ile birlikte ekonomik adaletsizliklerin daha gözle görülür olduğu, kadınların sıkı kurallara tabi tutulduğu bir dönemden bahsediyoruz. Kitaplar yazıldıkları döneme ayna tutar ve o dönemlerin düşünce yapısını yansıtır. Oliver Twist'te de bu durumu görüyoruz ancak beni asıl sinirlendiren nokta şuydu: Oliver Twist kitabı başka bir şey anlatsaydı, örneğin konu olarak kadın-erkek ilişkilerini anlatan bir kitap olsaydı "Aaaa evet bu yüzden bu tür cümlelerle anlam daha da pekiştirilmiş," derdim. Ancak konusu yetim bir çocuğun yaşadıkları olan bir kitapta neredeyse üç-dört sayfada bir karşıma çıkan "kadın dediğin böyle yapar, kadınlar hep böyledir zaten" tarzındaki cümleler aşırı sinir bozucuydu. Charles Dickens kendi bilinç altındakileri böyle cümlelerle araya serpiştirmiş gibi hissettim. Her kitabı yazıldığı döneme göre değerlendirmek gerekiyor olsa da "kadın dediğin (hattâ zaman zaman karı), kadın dediğin, kadın dediğin kelimeleriyle başlayan cümleler beni çok rahatsız etti.

Kitapta düşündüren noktalardan biri şuydu: Bir doktor düşünün, birçok insanın ölümüne şahit olan bir doktor. Bu mesleği icra eden bir insan zaman ilerledikçe acılara, ölümlere karşı duyarsız bir hale gelebiliyor. O kadar çok hastalık, ölüm görüyor ki bu durum artık o kişiyi zihinsel anlamda etkilemiyor. Oliver Twist'te de kimsesiz çocukların bakıcılığı görevini üstlenen kişilerde gördüm bu durumu. Bu kişiler artık o kadar çok yetim, öksüz çocuk görmüş ki bu durum onları hissizleştirmiş hattâ taş kalpli biri haline getirmiş. Biz mesleğimizde tecrübe kazanmış, artık bir şeyleri otomatik hale getirmiş olabiliriz ancak diyalog kurduğumuz kişilerin bu tür bir durumla ilk kez karşı karşıya kalmış olabileceği ihtimalini düşünmeliyiz.

Oliver Twist'i bitirdim ancak biri bana bu kitap için olumlu anlamda ne söyleyebilirsin şeklinde bir soru sorsa aklıma gelebilecek bir şey olduğunu sanmıyorum. Oliver Twist nedeniyle yazarın şu anda elimde olan İki Şehrin Hikayesi kitabını okumayı aylar sonrasına erteleyeceğim gibi görünüyor. Oliver Twist'i okurken hayata oldukça zor şartlar altında başlamış başka bir çocuğun hikayesini anlatan bir kitap geldi aklıma: Rüya Dağıtan Çocuk. O kitapta da Christmas isimli bir çocuğun doğumundan yetişkinliğine başından geçenleri okumuştum. Durum şu ki, yazarı Charles Dickens diye Oliver Twist'in hiç değilse isim olarak biliniyor olması, ama sırf günümüz kitaplarından olduğu için ve ünlü bir yazara sahip olmadığı için Rüya Dağıtan Çocuk'un çok az bilinmesi, hak ettiği değerin binde birini bile görmemesi oldukça sinir bozucu. Klasik kitap, klasik kitap diyerek yırtınan ve diğer kitapları "popüler kültür ürünü yaaaa" diyerek çöp olarak nitelendiren nitelikli okurlar(!) olduğu sürece biz daha çok görürüz hak etmediği halde göklere çıkarılan ve fazlasıyla hak ettiği halde raflarda tozlanıp giden kitapları. Sonuç olarak Oliver Twist'i tavsiye edemeyeceğim. Okurken bu derece sıkıldığım çok az kitap olmuştu. Bu kitabın ardından klasiklere kısa bir süreliğine ara verip kendi okuduğum türdeki kitapları kucaklama isteğim daha da pekişti. Zira bu okuma sırasında bolca "Kristin Hannah'ın, Tess Gerritsen'in, Debbie Macomber'ın, Dan Brown'un, Harlan Coben, John Verdon, James Dashner, Grange ve daha birçok olağanüstü yazarın gözünü seveyim ben" şeklinde düşündüm. Hepinize keyifli okumalar ve mutlu hafta sonları.
İncelememe Stefan Zweig'ın, Charles Dickens hakkındaki sözüyle başlamak istiyorum: "Hayır, Charles Dickens'ın çağdaşları tarafından ne kadar sevildiği kitaplara ve biyografi yazarlarına sorulmamalı.
Sevgi, yalnızca konuşulan sözlerde soluk kalır."
Evet, Charles Dickens döneminin en çok sevilen yazarlarındandı. Onun eserleri haftalık, aylık dergilerde bölümler hâlinde yayımlandığında halkı büyük bir heyecan sarardı.


Oliver Twist de Dickens'ın en sevilen eserlerinden biridir.
Kitaba adını veren zavallı, kimsesiz bir çocuk olan Oliver'ın hayat öyküsüyle birlikte, eserde yan karakterler de geniş yer tutar.
Eseri okuduğumuzda Sanayi Devrimiyle birlikte keskinleşen zengin-fakir ayrımı dikkatimizi çeker. Dickens, yoksul insanların yaşadığı zorlukları okuyucuya en gerçekçi biçimde aktarır. Bu zorlukları bu denli iyi yansıtmasının nedeni ise, Dickens'ın çocukluk döneminin de zorluklarla geçmesi ve çevresinde olup bitenleri üstün gözlem yeteneğiyle hafızasına kaydetmesidir.
Yaşadığı zorluklar yıllar sonra kalemine yön verecek ve onun dünyaca ünlü bir yazar olmasını sağlayacaktır.


Kitapta yalnızca yoksul insanların yaşamlarına tanık olmakla kalmıyorsunuz. Bu insanları suça iten koşullara da tanıklık ediyorsunuz. Suçlu psikolojisini adım adım izleme imkanı buluyorsunuz. Dickens, ilerleyen dönemde her ne kadar yazarlar tarafından eylem adamı olmamakla suçlansa ve Shakespeare ile sık sık karşılaştırılsa da ona haksızlık edilmemesi gerektiği kanaatindeyim.
İki yazarın yaşadığı dönemlerin farklılığı gözetildiğinde (Dickens Victoria Dönemi'nde yaşamıştır), belki bana hak verirsiniz.
Victoria Dönemi, katı bir ahlâkçılığın hüküm sürdüğü, sosyal statü farklarının belirginleştiği, sanatçılarının kalemine bile yön verilen bir dönem.
Bu dönemin yansımalarını da Dickens'ın eserinde görmeniz mümkün. Toplumun alt tabakasında bulunan insanlara üst sınıfın yaptığı insanlık dışı muameleyi, toplumda kadına olan bakışı(kadına pek değer verilmez), var olan kurumların yetersizliğini, bu kurumlarda çalışanların başına buyrukluğunu, denetimsizliğini, roman her ne kadar kurgusal bile olsa tüm çıplaklığıyla gözlemlemek mümkün. Kitapta kadınlarla ilgili olumsuz sözler için yazarı suçlamaktan ziyade, dönemin kadına olan kötücül bakışının bir eleştirisi olarak görmek gerektiği kanaatindeyim.


Bir de kitapta benim dikkatimi çeken bir husustan bahsetmek istiyorum.
Toplumda yanlış bir genel kanı vardır: Cezalar ne denli katı ve caydırıcı olursa toplumda suç işleme oranları da o kadar azalır.
Bu yanlış kanıya da işaret ediyor Dickens. İdam cezasına, sürgün cezasına rağmen, sosyal şartlar iyileştirilmediği için, insanların canı pahasına da olsa suç işlemeye devam ettiklerini çarpıcı bir şekilde gösteriyor okura. Bu hümanist bakış bana, Victor Hugo'nun "Bir İdam Mahkumunun Son Günü" eserini anımsattı.


Kitap bitti, Oliver'ın yalnızca bir simge olduğu, yan karakterlerle zenginleşen, dönemine rağmen hümanist bir duruş sergileyen bu kitabı okuduğum için memnunum.
Dickens'ın eserlerinin hayata dokunan yanlarını da sizlerle paylaşmak istiyorum: Dickens sayesinde yoksul insanların yaşadığı zorluklar fark edilmiş, düşkünler için birçok ev yapılmış, kurumlarda denetimler arttırılmış, çocuk işçilerin sorunlarına çare bulmaya çalışılmıştır.
Bunlar bile yazarı sevmem için birer sebep.
Ayrıca, Dickens'ın insanı yormayan, hafiften yergiye dayanan ironik dilini de çok sevdim.
İyilerin ne olursa olsun eninde sonunda kazanacaklarına dair umut veren bakış açısı da hoşuma gitti.
Yazarın diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumak istiyorum.
Herkese keyifli okumalar dilerim.
Charles Dickens'ın bu duygusal kitabını okuduktan sonra, Kemalettin Tuğcu'nun kitaplarıyla kıyaslamak geldi içimden.Dedim ki kendi kendime, " hiç okula gitmemiş, okuma ve yazmayı kendi kendine öğrenmiş, hatta Fıransızca çeviri yapacak kadar da Fransızca'yı öğrenmiş bir Kemalettin Tuğcu, yüz Charles Dickens eder."
Filmini beğendiğim kadar bu minnak romanıda beğenmiş olmaktan mutluluk duyuyorum izleyin veyahut okuyun hatta her ikisini birden yapın pişman olmazsınız emin olun. :))
Hayatlar birbirine neden sonuç ilişkisi ile bağlı olan
anlaşılması zahmetli hülyalardır, desem herhalde
benim için tokmaklarınızı kaldırmazsınız. Sherlock dizisinde
şöyle bir ifade geçiyordu;
"Hayatın sana ait değil, ellerini hayatından çek!"
bu ifade üzerine çok düşünmüştüm. Gerçekten bizim hayatımız olarak kabul edebileceğimiz
bir hayat var, ancak bu hayatı biz oluşturmuyoruz sadece oluşturulan hayata müdahil oluyoruz...
Düşünsenize refah düzeyi zengin bir ülkede doğduğunuzu veya sefaletle boğuşan başka bir ülkede
doğduğunuzu;
şimdi söyler misiniz bana, bebekliğiniz, çocukluğunuz, gençliğiniz kısacası hayatınız
aynı mı geçecek bu iki durumdan bağımsız olarak,
kişiliğiniz benzer mi olacak?
Ki bununla kalmayıp cinsiyetiniz, uzuvlarınızın tamlığı ve işlevlesliğini de eklersek bu listeye
hayatımızın bize ait olmadığı çok daha net olarak ortaya çıkmış olacak...
Ama toplumdaki yerimiz ve "bizi biz yapmayan" liste bununla da yetinmez
düşünsenize bir PİÇ olarak dünyaya geldiğinizi...
tam alnınızın ortasında kocaman bir damga PİÇ
siz ağzınızla kuş tutsanız dahi
zihinlerden o imajı silemezsiniz... Toplumun az bilmişleri ve çok bilmiş kaynakları,
o küçük bedenleri gühanın bir elçisi olarak kabul eder
ve her insanı hatalarında bunları alınlarına yapıştırırlar...
Yani hayat bazen siz doğmadan ve bazen de doğumunuzdan sonra
sizin için bir "çile programı"nı başlatır
ya kabul edersiniz bu programı, efendi efendi çilenizi çekersiniz
ya da isyan eder fizik kurallarını hiçe sayarsınız...
(Bunun adı da tercihinizdir)

Tabii asıl anlatmak istediğim "Değer Yargıları"nın insanlara çektirdikleri:
İyi ve kötü?
kime göre, neye göre ve hangi zamanda?
Hani bazen şöyle bir söz kullanılır
"Yaşanmadan bilinmez" diye
işte iyi ve kötünün tanımını "yaşamayanlar" tanımlar
ve toplum da artık kolları sıvazlayıp gerekeni zevkle yapar!
Şimdi bir örnek vereyim,
diyelim, siz açlıktan ölmek üzeresiniz
ve toplumu inşa eden "namuslu" insanlar yanınızdan, sizi adeta cansız bir varlık yerine
koyarak, geçip giderler bu durum devam ederken "namussuz" bir insan elinizden tutup
karnınızı doyurup size yer temin eder ve hayata tutunmanızı sağlar
ve size karşı asla hainlik yapmaz... ancak bu iyiliğin karşılığında da sizi, toplumun
kabul etmediği kötü işlerde kullanır...
şimdi bu hikayenin kahramanı olarak size,
iyi ve kötü insanı gösterin deseler
acaba hangisini
hangi sıfatla gösterirdiniz?

Eserde
küçük bir yüreğin dikenli hayat hikayesine şahit olacaksınız
okurken belki merak edersiniz (Toplumun kabul ettiği) kötü insanlar yanında iyi insanlar da, var mıdır?
Bu küçük kahramanımızın hikayesi acı sonla mı bitecek
yoksa ölmeden o da güneşli günlere şahit mi olacak?
Suçlar cezasız mı kalacak?
Ya da karşılığını bulacak mı?

ve belki farklı bir çıkarım olarak "kötü insanlar da acıyı hisseder mi?
ayrıca son olarak namus cübbesini giymek
namuslu mu yapar?
sorularına cevaplar almaya uğraşacaksınız...
İnsanın mayası ne olursa olsun bozulmazmış. Oliver da öyle. Zorla hırsız yapmaya çalışsalar da Oliver iyi bir çocuktu. Her şey aslına çeker misali. Sevdiğim roman kahramanlarından. Keşke roman kahramanı değilde benim arkadaşım olsaydı diye düşündüğüm üç roman kahramanımdan biri. ( Oliver, Zeze ve Küçük Prens)
Kitabı belki yüzlerce kez duymuş fakat daha okumamistim. belkide önceden okusaydim oliver'i bu kadar iyi hissedemiyecektim. Ilk yüz sayfasında tam kitaba kendimi verememistim.belkide bu kitabı huzunluyken okumak daha doğru oliver'i biraz olsun hissedebilmek için...
Kitaba gelince yarının ne getircegini bilmemenin örneği var kitapta her seferinde umudla iyi bir yaşama koşan oliverin başına gelen kötü olaylar ve sonrasında umudun asla yitirilmemesi gerektiğini anlatan bi son. Kitabın sonunda dediği gibi acı çeken insanlar hayata umud la bakmaya başladılar.
Yetimhane ortaminda bir çocuk ve büyük sıkıntı zorlukla başetmek zorunda yada yetimhaneden kaçmak zorunda Charles Dickens’ın bu güzel romanini okumanızı tavsiye ederim
Okuyanlar bilir dostluğun sevginin ve haylazlığın bir çocuğun hayatında ne kadar önemli olduğunu. Defalarca okuyup hiç sıkılmadan tekrar okuyabileceğim nadir eserlerden.
Bir soylunun olduğu kadar, bir dilencinin de çocuğu olabilirdi. Fakat hiç kimse onun, kimin oğlu olduğunu bilmiyordu. Toplum içindeki yerini kestirmek imkansızdı. Fakat günün birinde kaba, yıpranmış, sarı kumaştan bir elbise giydirilip göğsüne etiket takılarak, yetimhaneye alınınca, toplum içindeki yerini bulmuştu.
Charles Dickens...
Size hayatında çok acılar çekmiş ama önüne ne çıkarsa çıksın her daim iyi olmaktan asla vazgeçmeyen bir çocuğu anlatır yazar.Başına neler gelmiştir bir bilseniz.Bir yetimhane...
Anne ve babası hakkında hiçbir şey bilmezken hayatın ona kurduğu tuzaklara karşı savunmasızdır adeta.Kitabın son bölümleri gerçekten çok iyiydi. Beklenilmeyen bir hayat hikayesi çıktı ortaya.Mutlu sonla bitmesi ise beni en mutlu eden şey.
Oliver Twist, her ne kadar hüzünlü ve karışık bir kitap olsa da ben beğendim şahsen. Anlamlı ve güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ayrıca herkese tavsiye ederim.
Gurur denilen günah en yüksek ve saygın kişiler kadar en bayağı ve kirli kişilerin de malıdır!
Charles Dickens
Sayfa 412 - Can Yayınları
Doğaya ve insanlara bakıp bakıp da her şeyi karanlık ve kasvetli gören insanlar haklıdır. Ne var ki bu karanlık ve kasvet onların kendi tasalı ruhlarının ve görüşlerinin rengini yansıtır.
Charles Dickens
Sayfa 344 - Can Yayınları
Güzel ve masum bir görünüşün içinde günahın gizlenmiş olmadığını kim ileri sürebilir?
Charles Dickens
Sayfa 294 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oliver Twist
Alt başlık:
Kısaltılmış Metin
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052953662
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Oliver Twist gerçekten şanssız bir çocuktu. Bir düşkünler evinde doğmuş, doğar doğmaz annesini kaybetmişti. Çocukluğu boyunca açlık ve sefaletten başka bir şey görmemişti. Sonra bir gün yaşamı hiç beklenmedik şekilde değişti. Oliver, kaldığı düşkünler evinin yöneticisine biraz daha yiyecek istediğini söyleme gafletinde bulundu. Bu andan sonra Oliver Twist’in yaşamı tuhaf bir polisiye maceraya dönüştü.

Oliver Twist’in maceralarını heyecanla okuyacaksın.

Kitabı okuyanlar 3.623 okur

  • Bekir Eray Demiral
  • Nursima
  • Deniz
  • Destan
  • Berfin
  • Nietzscheguevara
  • b
  • Ayşe Ak
  • Beyza Gültekin
  • ecem parlar

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.2 (1)
7
%0.3 (2)
6
%0
5
%0.3 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları