Ölümden Beter

Guy de Maupassant
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 16 dk.
Sayfa Sayısı:
221
İlk Yayın Tarihi:
1960
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Orijinal Adı:
Fort comme la mort
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·257 syf.··
2019 124. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2019 08:26
Kitap alırken, yazar ya da yayınevi hürmeti de, kriterlerim arasında. Bazen öyle çok da irdelemeden “e bu yazarın elinden çıkmışsa, okurum” dediğim oluyor. Acemice evet ama, okuma heyecanımı canlı tutan bir eylem bu. Yanılmak da insana dair:) Çenemi elime dayadım düşünüyorum, ne kazandım? okumasaydım kaybım ne olurdu? İkisine de yanıtım “hiç”. Yaşı geçkince bir ressamın önce evli metresine, sonra da metresinin kızına duyduğu aşk diye özetleniyor fakat, bende aşkın karşılığı da bu değil. İlk yarısının Fransız aristokrasisin salon hayatı (davetler, balolar, yemekler bla bla) içindeki hoş ve boş diyaloglarıyla bezendiği eser, benim en sevmediğim şeylerden birini konu edinmiş durumda. İlişki etiği bakımından, sabrımı hayli zorlama sebebi; “Lolita sendromuna” kapılmış yaşlıca bir beyefendi. Bu ve benzerlerini okumaktan, dün keyif almıyordum, bugün de almadım. Çevirmen not düşmüş, ayrıntı bolluğu içinde dönüp dönüp aynı şeylere geliyormuş gibi olursunuz hiç öyle değil diye:) Katiyetle iknayım, öyle değil kısmına kadar. Tavsiye listeme almadım, arzu ediyorsanız okuyup, benim yakalayamadığım o derin aşkı belki siz yakalayabilirsiniz. Saygılarımla.
Edebiyat
Ölümden AcıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2012351 okunma
Puan vermedi·257 syf.··
2019 126. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2019 23:59
Kitabı okurken bayağı kızdım. Kime mi? Kitaptaki erkek karakter, ressam Bertin'e. Ve onun gibi düşünen tüm erkeklere. Ve Kontesin her şeye rağmen onursuzca sevgisine. Ama öyle bir son oldu ki, ne düşüneceğimi bilemedim ama yumuşadım mı? Hayır... Sizlere spoiler vermeden, kitabın tamamını veya sonunu açıklamadan kısaca bahsedeyim. Ünlü ve bekar bir ressam, güzel Kontes'in portresini yapmaya başlar ve olanlar olur. 12 yıl sürecek bir aşkın temelleri o sırada atılır. Ressam tüm özel anlar dahil her zaman ailenin yanında olur. Zamanla aşk yerini alışkanlıkla, sevgiye bırakır. Kontes açısından her şey iyi gitmektedir ama çapkın ressam ilk başlardaki heyecanı aramaktadır. Ve derken Kontesin tıpkı kendisine benzeyen, 3 yıldır uzakta olan genç kızı, tam da o sıralarda eve döner. Buraya hemen bir dipnot; 'yazar her ne kadar ressamı haklı çıkarmaya çalışsa da, o yaşta bir adamın genç bir kıza aşık olmasını bana haklı gösteremedi.' Konu itibariyle can sıkıcı olsa da betimlemeler, iç sesler, monologlar harikulade diyebilirim. Kişilerin kendini çözüşü, karşısındakiyle ilgili tahlilleri etkileyiciydi. Konuyu sevmedim ama yazarın kalemini beğendim. Bu durum da beni tavsiye konusunda kararsız bırakıyor.
Ölümden AcıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2012351 okunma
8/10
·257 syf.·
2020 55. kitabı
Ben bu kitapta ne gördüm, ondan ne aldım diye düşündüğümde, öncelikle dili çok hafif ve yumuşak, kitabı okurken, Kürşat Başarın Baş ucumda Müzik kitabının yumuşacık dilini anımsadım. Yıllar sonra sevgilisinin, kızına aşık olan bir adamın heyecanına ve davranışlarına ortak oluyorsunuz. Sevgilisinin bu durumu sezip anlayışlı ve farkında bir tavır içerisinde kendisiyle konuşması, onun duyduğu acı ve hala sürdürdüğü dostluğu.. Düşününce etik bir durum değil ancak, kuru kuruya da yargı üzerine kurulu bir düşünce üzerinden hareket etmemek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü burada benim gördüğüm şey, annesine çok benzeyen o kıza karşı ressamın tutumu, bir tür gençliğe dönüş arzusu, yaşama isteği, yaşın ilerlemesi sonucunda, insanının ölüme yaklaştığının dışa vurumu ve gençliğe duyulan özlem. Belki de bir nevi ölümsüzlük isteği denilebilir. Siz sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz. Siz arzuyu seviyorsunuz arzu edilen şeyi değil. ( Nietzsche Ağladığında) Bu cümle ise kitabın ana düşüncesine fazlasıyla yakışır diye düşünüyorum.
Ölümden AcıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2012351 okunma
5/10
·256 syf.··
2020 32. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2020 00:10
Bu kitaba inceleme yazmakla yazmamak arasında kaldım aslında... Baştan başlamak gerekirse kitabın 200 sayfası fazlasıyla yavaş ilerliyor. Bundan ötürü ilk 200 sayfayı iki haftada okudum diyebilirim. Çünkü sürekli aynı kişiler üzerinden dönen aynı olaylar çok can sıktı. Maupassant'ın kitabı olunca hiç kuşkusuz almıştım oysa ki... Ancak kitap bana hiç bir şey katmadı diyebilirim. Sinir hastası olmak dışında... O kadar sinir bozucu bir konusu var ki, karakterler öylesine geniş ki gerçekten ağzım açık okudum (özellikle son 75 sayfayı). Kısaca anlatmak gerekirse. -SPOİLER- Fransa'da değerli bir aile ve bunların sanatçı arkadaşları var. Bu sanatçılardan birisi ressam Olivier Bertín. Ressamımız nir gün bir davette eşi dönemin milletvekili olan Madem Guilleroy'dan ona poz vermesini ister, eşinden de rica eder. Bu güzel teklif çiftin hoşuna gider ve Kont'da karısına izin verir. Velhasıl kelam git-gel günler geçerken, bizim ressam kontese vurulur. Kontes de boş değildir ama kendini çeker, sonra dayanamaz o da atlar adamın kollarına... Evet buraya kadar bize kısmen normal gelebilir. Sonrasında yıllar geçer kontesin kızı Annette eğitim aldığı başka bir ülkeden kendi ülkesine döner. Onun çocukluk yıllarını hatırlayan Bertín bu sefer sırf kontese gitgide benzediği için kızına vurulur. Eee tabi birisi yaşlanmaya yüz tutmuş, çıtırı varken ne gerek var sonuçta... Tabi Bertin'in bu aşkı farketmesi 200 sayfa sürüyor bu da ayrı bir sinir bozucu olay... Ayrıca Bertín kıza aşık olduğunu kızın annesinin söylemesiyle farkeder. Bizim kontes de o kadar geniş ki sevgilisini kızından kıskanır ve ona yalvarır onu sevmesi için... Genişlikte asla sınır yok. Not: Verdiğim 5 puanı klasik olması ve kitapta geçen birkaç süslü söz için veriyorum.
Edebiyat
Ölümden AcıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2019351 okunma
8/10
·257 syf.··
2019 245. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2019 00:14
İmkansız bir aşkın bütün bir sürecinin anlatıldığı kitap bir ressamın hayatına ve yaşantısına odaklanıyor.Parisin seçkin çevre insanlarının yaşamlarına bir ressam gözü ile getirdiği eleştirel bakış ve içinde bulunduğu durumu anlatımda yakaladığı derinlik ve sadelik bu kitabı iyi bir kitap yapıyor .
1000Kitap
Ölümden AcıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2012351 okunma
Ölümden Acı
Puan vermedi·257 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2021 22:10
“Tüm varlığınızı, tüm yaşamınızı, her şeyinizi, şu dünyada sizin olan her şeyi kendisine sunduğunuz kişi, başka bir yüz hoşuna gitti diye birdenbire elinizden kaçarsa, birkaç gün içinde aşağı yukarı bir yabancı oluverirse sevmek neye yarar, kendinizi tüm varlığınızla ona vermeniz neye yarar?” Bu alıntı bence bu kitabı özetleyen bir cümle. Konusuna girmek istemiyorum dilerseniz internetten bakabilirsiniz. Bence biraz merak iyidir Ölümden Acı 19. Yüzyıl Fransız aristokrasini, salon davetlerini çok güzel yansıtan bir eser. İlk Maupassant kitabım ve çok sevdim. Okuyan kişiler genelde konusundan rahatsız oldukları için kitabı yermişler ama bir kitabı okurken o dönemi iyi yansıtması ve yazarın dilini kullanımına bakılmalı bence. En önemli kriter özellikle dil. Ben cümleleri okurken hayran kaldım Maupassant’a. Tahsin Yücel önsözünde, “Ölümden Acı’yı okurken aynı şeylere dönüp dönüp yeniden geliyormuş gibi bir duyguya kapılarak şaşırabilirler. Ama, yakından bakılırsa, yineleme yoktur gerçekte. Yinelenen olgular, duygulardır,” demiş. Yine çok doğru söylemiş Yücel Ben çok sevdim bu eseri, okurken elinizden bırakamıyorsunuz ve cümlelerin içinde kayboluyorsunuz. Bu hissi severim Okumanızı tavsiye ederim. Keyifli akşamlar diliyorum “Kuşağım değişmeliydi benim, gözlerim, kulaklarım, aklım iyice doydu ona.” “İnsanlar ağlayamasalar, en sonunda ya gerçekten çıldırır ya ölürlerdi.” “Değişmez düşüncelerle iyileşmez hastalıkların kemirici ısrarı vardır. Bir ruha girmeyegörsünler, yiyip bitirirler onu, ne düşünmeye zaman bırakırlar, ne de herhangi bir şeyden zevk almaya.” “-Mutluluk diye buna derler işte. -Hiçbir zaman uzun sürmez. -Geldiği zaman sarılalım yeter.”
1000Kitap
Ölümden AcıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2012351 okunma
Bitmesini istedim.
6/10
·257 syf.·
2020 12. kitabı
Bu yazarın okuduğum ikinci kitabı. Umduğunu buldum dersem yalan olur. Anlatım güçlü ama konu bana çok uzak ve yabancı. Hayallerimin ötesinde. Yani, ne yazık ki bana birşey katmadı gibi?? Kitapta, baş kahraman ressamın değişik aşk ilişkisi ve etrafında dönen garip ilişkiler işleniyor. Ressam, metresi ve metresinin kızı. Severek okumadım. Kızdığım anlar oldu.Bitsin diye dua ettim. Çok şükür bitti.
Ölümden AcıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2012351 okunma
Ölümden Acı
2/10
·256 syf.··
2026 1. kitabı
Ölümden Acı Yine Fransız edebiyatına yakışan, abartı ve yasak aşk temaları ile süslenmiş, aşırı betimleme ile kavrulmuş, önümüze atılmış bir roman. Okurken herhangi bir Hint/Türk dizisi izlemiş kadar oluyorsunuz. Konusuna hiç bakmadan alıp okumuştum, pişman oldum. “Her şey aşk için” adı altında, aldatmayı, pedofiliyi, sapkınlığı normalleştiren bir rezillik. Zaten yazarın (veya da çevirmenin) yorumu yüzünden aşırı yorucu bir kitap. Belki erkek çevirmen olduğu içindir? Seni kenara yazdım Tahsin, benden uzak dur. Guy Maupassant’ın ilk defa bir kitabını okudum, zaten genel olarak aşk romanı okumam lakin bir genç kız gibi hissedeyim, aşkı anlamaya çalışayım, bunu da bu işin en iyisi Fransızlardan göreyim dedim…Hata etmişim bunu okumak yerine Wattpad okusam daha az cringe gelirdi. Zaten 240 sayfalık filan bi kitap, boş beleş betimlemeleri aradan çıkarırsak olacak sana 80 sayfa. Yegane fikrim: Okumayın.
Edebiyat
Ölümden AcıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2019351 okunma
8/10
·257 syf.··
2022 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2022 22:12
Ressam Bertin, bir kontese gönülden bağlıdır.Sevgisi karşılıklıdır. Ancak geçen sürede Bertin kontesin kızı ile tanışır. Zamanla ressamin sevgisi, tıpkı annesine benzeyen kızına yönelir.
Ölümden AcıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2012351 okunma
8/10
·257 syf.··
2023 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2023 23:18
Birbirine aşık bir erkek (meşhur ve evvelinde çapkın) ve bir kadının (evli, kuralcı ama aşk yaşamamış) iç dünyalarında bu duyguyu nasıl duyumsadığı, nasıl anlamlandırdığı, başlangıcı, gelişmesi, büyümesi, dalgalanması, alışılması süreçlerinde neler olduğunun samimiyetle kaleme alınışı bir tarafa, erkeğin ve kadının yaşlandıkça iç dünyalarındaki evrilmeyi, hayatı anlamlandırma kaygılarının içten dile getirilişi gayet iyiydi. Yazarın vermek istediği mesajı güçlendirmek için seçtiği "12 yıllık bu kaçak aşk ilişkisinin sonuna doğru erkek kahramanın sevgilisinin kızına aşık olması" kurgusu, yaşlanan erkeğin hayat dolu bir genç kadında (bu aşktan habersiz) ne bulduğu ya da bulamadığı, sevgilisi ile aşık olduğu kızı arasındaki bocalayışı, sevgilisinden vazgeçemeyişi ancak aşkını da yok sayamayışı ve yaşlanma ile bu genç ruha duyduğu aşk arasındaki bağlantı ilginçti. Genel anlamda konu klasik ama duygu dünyasında olan şeylerin kaleme alınışı açısından edebi bir değer taşıdığını düşünüyorum. Okuyucular yer yer kendilerine ait bir çok şey bulacaklardır. Yaksa da, aşık olun derim. İyi okumalar.
Ölümden AcıGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2012351 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Guy de MaupassantYazar · 56 kitap
Doğalcılık akımına bağlı Fransız öykü ve roman yazarıdır. Öykü alanında Fransa'nın en büyüklerindendir. Parisli bir borsa oyuncusunun oğlu olarak 5 ağustos 1850'de Dieppe kenti yakınlarındaki Miromesnil şatosunda dünyaya geldi. Guy de Maupassant, burada Normandiya bölgesini ve köylülerinin yaşamını yakından tanımak fırsatını buldu. İlk eğitimini Kilise'den aldı. 13 yaşında gönderildiği İlahiyat okulundaki yaşama ısınamadığı için kurallara aykırı davrandı. Böylece kendisini okuldan kovdurdu. Öğrenimini Rouen lisesinde tamamladı. 1869'da Paris'te hukuk okumaya başladı. Fransa ile Almanya arasında savaş çıkması üzerine öğrenimine ara verdi. Gönüllü olarak savaşa katıldı. 1870'de seyyar jandarma birliğinde asker oldu. Maupassant, o dönemde tanığı olduğu olayları, yaşadıklarını, gözlemlediklerini daha sonra kaleme aldığı birçok öyküsünde anlattı. 1871'de terhis olduktan sonra Paris'te hukuk öğrenimini sürdürdü.Babasını yardımıyla Donanma Bakanlığı'nda bir iş buldu. Atlet yapılıydı, iyi yüzer ve kürek çekerdi; yalnız aklı denizcilikte değildi; yazar olmak istiyordu. 1879'da da Eğitim Bakanlığı'na geçti. Canlı ve taşkın bir kişiliği olan Maupassant, hayatın zevklerine ve çalışmaya aynı coşkuyla sarılmıştı. Şair Louis Bouilhet, onun ilk şiir denemelerini teşvik etti. Yaşamını kazanmak için çalışmaya başladığı Bakanlıklarda bürokrasi dünyasını tanıdı. Böylece bürokratların bulunduğu ortamı gözlemlemek fırsatını buldu.  Maupassant'ın yazarlık hayatı, 1871'den sonra başladı. Şiirler yazdı (Le Mur, Au Bord de l'Eau). 1871 ile 1880 arasında, özellikle, annesinin çocukluk arkadaşı romancı Gustave Flaubert'in etkisinde kaldı. Flaubert, Maupassant'ı iyi bir yazar olarak yetiştirmek için çok çalıştı. Ona gerçeği değişik bir bakışla gözlemlemeyi, yalnız gördüklerini ve duyduklarını yazmayı öğretti. İlk yazdıklarını okuyup düzeltti. Flaubert, onu Emile Zola, Ivan Turgenyev, Edmond de Goncurt ve Henry James gibi ünlü yazarlarla tanıştırdı. Flaubert'in 1880'de beklenmedik ölümü, Maupassant'ı çok derinden etkiledi. 1880'de, Flaubert'in ölümünden bir ay önce, aralarında Emile Zola'nın da bulunduğu natüralist (doğalcı) bazı yazarların öykülerinin toplandığı "Les Soirées de Médan" (Médan Akşamları) adlı kitapta Maupassant'ın da bir öyküsü yer aldı (Boule de Suif - Kartopu - İs Yumağı). Bu öykü, Maupassant'a ilk büyük başarısını getirdi ve onun öykü yazarlığına olan eğilimini ortaya çıkardı. Maupassant, 1880'den 1891'e kadar, 18 kitapta toplanan yaklaşık 300 öykü ile 6 roman yayımladı. Romanları şunlardır: Bir kadının yaşamı boyunca uğradığı hayal kırıklıklarını anlatan ve ilk romanı olan "Une Vie" (Bir Hayat - 1883), "Bel Ami" (Güzel Dost - 1885), "Mont Oriol" (Oriol Dağı - 1887), "Pierre et Jean" (Pierre ile Jean - 1888), "Fort Comme la Mort" (Ölüm Gibi Kuvvetli - 1889) ve "Notre Coeur" (Kalbimiz - 1890). Maupassant, en güzel öykülerini, 1881 ile 1886 arasında yazdı. Elde ettiği başarılar, ona yüksek sosyetenin kapılarını açtı. Son romanlarında, yüksek sosyeteye ilişkin yaşantılarını anlattı. Bu romanlar, doğrudan doğruya, Maupassant'ın karşı cinsle olan ilişkilerinin verdiği sıkıntılardan esinlendi. Öykü kitaplarından elde ettiği gelirle "Bel Ami" adlı bir yata sahip oldu. Maupassant, bu yatla Akdeniz'de geziler yaptı ve yolculuk izlenimlerini 1884'te yayımlanan "Au Soleil" (Güneşte), "Sur l'Eau" (Denizde - 1888) ve "La Vie Errante" (Serseri Hayat - 1890) adlı öykülerinde anlattı. Maupassant, genç yaşında baş ağrılarından şikayet etmeye başladı. Hastalığı, 1884'ten itibaren, zihin yorgunluğunun ve gördüğü hallüsinasyonların etkisiyle gittikçe artıyordu. Sağlık durumu günden güne bozuluyordu. Ne olduğunu bilmediği ve kendisine düşman bellediği bir varlığı hep yanı başında hissediyor ve ölüm düşüncesi sürekli olarak aklını kurcalayıp duruyordu. Guy de Maupassant, 1887 yılında yayımlanan "Le Horla" adlı öyküsünde, delilik belirtilerinin nasıl başladığını ve insan üzerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiğini anlattı. Bu kitap yayımlandıktan sonra, iyileşmek ümidiyle, uzunca bir deniz yolculuğuna çıktı. Yolculuktan döndükten sonra "Pierre et Jean" adlı romanını tamamladı. Daha sonra "Notre Coeur" adlı romanı kaleme aldı. 1890'da yayımlanan "La Vie Errante" adındaki yapıtından sonra da pek bir şey yazamadı. Sağlık durumu da adamakıllı bozulmuştu. Fazla ilâç almak yüzünden o iriyarı bedeni ve zihni yıpranmıştı. 1892'nin Ocak ayında kendini öldürmeye kalkıştı. Ağır hasta olarak Paris'e getirildi ve bir sağlık yurduna yatırıldı. Maupassant, 1893 yılında iyileşemeden öldü. Paris'teki Montparnasse mezarlığına gömüldü.