Ömer Hayyam Dörtlükler Rubaiyat

9,1/10  (42 Oy) · 
110 okunma  · 
40 beğeni  · 
1.676 gösterim
Ömer Hayyam: doğum ve ölüm tarihleri çeşitli kaynaklara göre farklılık gösterse de, II. yüzyılın ortalarında doğduğu, 12. yüzyılın ilk çeyreği civarında öldüğü kabul edilen İranlı şair, felsefeci ve bilim adamı. Günümüzde ise, daha çok "rubai" türünün yaratıcısı olarak kabul gören Hayyam'ın dörtlükleri, Türkçe'ye Yahya Kemal ve Abdülbaki Gölpınarlı başta olmak üzere pek çok kez çevrildi. Sabahattin Eyüboğlu'nun çevirisi de, bunlar arasında en sevilenlerinden biri.

Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973), Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biriydi. Tek başına ya da "imece" birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam'dan Montaigne'e, Platon'dan Shekespeare'e hep, dünya kültürünün doruk adlarındandı.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2003
  • Sayfa Sayısı:
    196
  • ISBN:
    9789754586923
  • Orijinal Adı:
    Rubaiyat
  • Çeviri:
    Sabahattin Eyüboğlu
  • Yayınevi:
    İş Bankası Yayınları
  • Kitabın Türü:
Halil Yavuz KAYA 
 01 May 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Lise birinci sınıftayım o zaman. Edebiyata olan tutkum, orta okuldan yakama yapışmış gelir peşimden. Lise 1 deyim dedim ya İngilizce hocamız vardı İri yarı, bayağı yaşı da vardı, koyu esmer teniyle şivesi ile tüm öğrencilerin sempatisini kazanmıştı... Biz ona okulca " Tomas " derdik. Ama nedenİni bilmiyorum. Bizden önceki talebeler yakıştırmış koymuş bu lakabı yapıştırmışlar üstüne. Bundan hiç alınmaz hatta hoşuna dahi giderdi.
Ben de, Ömer Hayyam'ın cümle kapısını ilk açan işte o hocamızın cebinden hiç eksilmeyen Hayyam'ın Rubailer kitabıdır. Sınıf da da çıkarır okurdu. Hayyam tutkunluğu vardı kısaca. Onun için hocamızın da ne şarapçılığı kalmamıştı ne sarhoşluğu öğrenciler arasında ki söylencelerde. Çünkü nasıl kazındı ise öyle kalmış ki zihnimizde. Hayyam bir sarhoş, bir ayyaş, şarapçı....
Bilgisizce bilgiçlikmiş meğerse bize belletilen...
Ö.Hayyam'ın nasıl bir güneş olduğunu anlamak çok uzun yıllarımı aldı...
Amin Maalouf, ikinci cümle kasını açtı bana; " Gel, gir içeri. Gör, tanı Hayyamı" dedi. SEMERKANT kitabıyla..Girdim ve tanıdım O dahiyi...
Sonra okudum Hayyamı..Rubailerinden bazılarını minik kartonlara yazdım, astım sağıma soluma..
Şunu da söylemeliyim, ona adfedilen bazı rubailerin, dörtlerin onun olmadığı, adını karalamaya yönelik olduğunu da hatırdan çıkarmamalıyız.
Derim ki, haddim olmadan, bilmeden bilgiçlikle, öğrenmeden, öğretmeye kalmakla, sırtımızdan atmadığımızca ön yargılarla bir yere ne varırız. ne adam oluruz.
Haklı olmaya çabalamak yerine, hakikati aramak, mukayese etmek yerine muhakeme etmeyi yeteneğini geliştirip, onu kullanmayı yeğlemek gerek...
Bu güneşi, bu dâhiyi bilip, öğrenmek, okuyup kavramak gerek...
İyi okumalar diliyorum.