Adı:
Palto - Burun
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055034436
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parodi Yayınları
Dostoyevski’nin veciz bir ifadeyle Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık! dediği bu sarsıcı öykü, aynı zamanda gerçekçi Rus edebiyatının en önemli kilometre taşlarından birini de oluşturuyor.

Zaman zaman ‘sokaktaki adam’, ‘sıradan insan’, ‘küçük memur’ ya da ‘küçük adam’ denilen, görmezden gelinen, ezilen, horlanan, kısacası adsız milyonlardan birisidir adı bile garip Akakiy Akakiyeviç. Gogol, bu unutulmaz öyküsünde Akakiy Akakiyeviç’in şahsında sessiz yığınların insani sorunlarını, dramlarını ve umutsuz yaşam mücadelelerini edebiyata dâhil etmeyi başarmıştır.

Palto yayınlandıktan sonra Rus edebiyatında ya da başka bir edebiyatta artık hiçbir şey eskisi gibi devam edemezdi. Bu öyküyü okuyanlar, işte böylesine önemli ve anlamlı bir değişime doğrudan tanıklık etmiş oluyorlar.

Edip Cansever’in ünlü Masa da masaymış ha! şiirine nazire yaparak bu kısa sunumu sonlandıralım: Palto da paltoymuş ha!
128 syf.
“Böylesi bir olayı anlatmanın kimseye bir yararı yok.” Hikayede, “Olan bitenin en akıldışı yanı; yazarların böylesi konuları işlemeye kalkmaları.”

Benim değerlendirmem değil bunlar, bizzat Gogol’un kendisi diyor bu cümleleri “Burun” öyküsünün sonlarına doğru. Benzer bir durum “Palto” öyküsü için de geçerli denebilir..
Ancak her ne kadar yazar böyle dese kendi öyküsü için ve ilk bakışta böyle görünse de okura; dönemin toplumu, karakterleri ve bunlar üzerinden belli olguların ustalıkla işlenmiş olduğunu görüyoruz. Basit bir öykü gibi görünen edebiyat eserlerinde -sanatsal güç oranında işlendiğini- gördüğümüz olguların en azından içinde yaşadığımız toplumla kıyaslayarak benzer şekillerde de var olduklarını veya evrensel nitelik taşıyabilecek kadar güçlü olduklarını bizzat gözlemleyebiliyoruz.

Özellikle bu nedenle, alıntılarımı içinde bizlere de örnekler barındırdığı için çok tuttum, her ne kadar ben de öykünün genelini çok büyük görmesem ve çok zevk alamasam da. Ama zaten “edebiyat” da, daha geniş ifade ile “sanat” da böyle bir şey değil mi? Her sanat eseri bir başyapıt değildir, olamaz; hatta olmamalıdır da. Her birinin yeri ve sırası ayrı; ayrı bir güzel.

İnsan bu hataya çok düşebiliyor: güçlü denince ancak bir “Herkül” veya bir “Atlas”, her güzel denince bir “Afrodit”, bir “Kleopatra” veya bir “Nefertiti”, ... beklentisine girme.. Örnekleri kendi kültürümüzden de verebiliriz: Dede Korkut, .. Ama “güzel deyince yalnızca en güzeli anlama ve bekleme” hatası çoğu zaman bir hastalık derecesini bulabiliyor... Her ne kadar bizler için kusursuzluk, farkında olmadan bile içimizin aktığı çok derin bir özlem olsa da, biz insanlar kusurları çok olan varlıklarız. İstisnalar elbet vardır, mükemmele en yaklaşanlar gibi.. ama mantık bellidir; istisnalar kaideyi bozmaz.. Kusursuzu herkes sever, önemli olan kusurluyu sevebilmektir. Ya da, mükemmeli herkes sever, değerli olan mükemmele gideni sevmektir.

Dostoyevski'nin 'hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık' dediği meşhur “Palto” öyküsü böyle işte. Dostoyevski’nin ne demek istediğini halen anlamamış olsam bile -ki bilenin ya da fikri olanın söylenmesini çok isterim-, “iyinin ancak ‘sıradan görünen’den”, “varlığın yokluktan” çıktığı ya da “mükemmele ancak kusurdan erişilebileceği” görüşleri de bana çok mantıklı geldi.
Yine kısa bir inceleme yazacaktım, olmadı.. olamadı.. :)
128 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Okurken beni ağlatan sayılı kitaplardan biri olarak yerini aldı. Hor görülen, aşağılanan, varlığı kimse tarafından umursanmayan ve sefalet içinde yaşayan bir adamın öyküsü. Palto bile alamayacak kadar, eskisine yama yaptırmak için terziye yalvaracak kadar fakir bir yaşam. Bu yüzden alaya alınan o karakter ölümüyle derinden sarstı beni. Çocuk gibi ağladım nedensiz. Fark edilmeyi bekleyip hiç fark edilememesi yüreğime dokundu belki de bilemiyorum. Hakikaten dünya hassas kalpli olanlar için bir cehennemmiş. Bir kere daha anladım bunu. Bu kitap bende duygusal açıdan derin izler bıraktı. Okuyanın pişmanlık duymayacağını düşünüyorum. Cidden palto da paltoymuş ha!
128 syf.
·Puan vermedi
Dostoyevski'nin 'hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık' dediği öykü ve Burun isimli ikinci bir öykü içeriyor kitap..
Palto aşırı gerçekçi ve halen yaşayan -en azından Türkiye'de ki devlet dairelerinde halen yaşayan- bir memur karakterini anlatıyor. Çok güzel sarsıcı ve şaşırtıcı bir hikaye..

Burun gerçek üstü bir hikaye ama kesinlikle okunmaya değerse de bizzat yazarının hikayenin sonunda kurduğu 'ama işin en garibi, olan bitenin en akıldışı yanı; yazarların böylesi konuları işlemeye kalkmaları' cümlesinde değindiği gibi 'böylesi bir olayı anlatmanın kimseye bir yararı yok'

Edebiyat böyle bir şey işte..
128 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabı okumaya başladığım günü Gogol ile tanışma günüm ilan ediyorum :) Yazarın en çok hoşuma giden yönü üç duvarın ötesine geçip seyirciye açıklamalar yapması ve dördüncü duvar tekniğiyle oluşan interaktifliği anlatımını daha da samimi bir hale getirmesi. Okuyucuyla konuşma üslubu da bu samimiyete dahil :) Gelgelelim kitapta iki hikaye bulunuyor; ilki palto ve ikincisi burun. Hiç beklemediğim bir şekilde ilk hikaye fantastik bir boyut kazandı ve ilahi adalet saati işlemeye başladı. işin ilginç tarafı bu doğaüstü olaylar karakterler tarafından olağan karşılanıyor ve bir müddet sonra siz de kendinizi bu normalliğe alıştırıyorsunuz. ikinci hikaye ise yüksek rütbeli bir vergi uzmanının burnu ile ilgili yine kendi içerisinde mesaj kaygısı taşıyan bir hikaye. Karakterler Rusya'nın enfiye çekilen, sabah akşam alkol tüketilen eski zamanlarında yaşamış saygın işleri olan fakat sefalet çeken kişiler. Her iki hikaye de sürükleyici ve düşündürücü. bundan sonraki hedefim Nikolay Gogol ile daha samimi olmak. :)
128 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Nikolay Gogol'un Palto kitabı hakkında sarf edilmiş çok iddialı cümleler var. Dostoyevski der ki; "Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık!"
Hal böyle olunca merak etmemek elde değil. Parodi Yayınları'ndan çıkan bu baskıda Gogol'un Palto ve Burun hikayelerine yer verilmiş. Yanılmıyorsam daha önce Rus edebiyatı okumamıştım, bu ilk oldu. Ama kitabı çok beğendim. Gogol'da sevdiğim yazarların karışımını gördüm adeta; Franz Kafka, Sabahattin Ali, Stefan Zweig.
Palto'da, aldığı maaşla kıt kanaat geçinen bir devlet memuru Akakiy Akakiyeviç'in hikayesi anlatılmış. Daha doğrusu paltosunun hikayesi. Çünkü halk tarafından pek de saygı görmeyen bu adamın paltosu eskir ve giyilemeyecek hale gelir. Yama yaptırmak ister fakat terzi buna yanaşmaz. Bunun üzerine yeni bir palto alması veya diktirmesi gerekmektedir ancak yeni bir paltoyu karşılayacak parası yoktur. Gayet basit bir konuyu öyle bir üslupla anlatıyor ki yazar hayran kaldım. Palto aslında hüzünlü bir hikaye iken fantastik bir sonla bitti.
Burun ise tamamen absürt bir konuyu işlemiş; bir berber sabah kahvaltısında bıçakla ekmeğini keser ve içinden bir burun çıkar. Şehrin başka bir yerindeki devlet memuru sabah uyandığında burnunun yerinde yeller estiğini görür. Bu ne ya böyle saçma şey mi olur falan diye düşünebiliriz aslında ama yine ve yine hikayenin işlenişi çok güzeldi. Yani yazar böyle bir absürt hikaye üzerinden dönemine güzel eleştirilerde bulunmuş. Vermiş veriştirmiş. Hatta en sonunda kendisi de; böyle şey olur mu, yazarların böyle şeyleri anlatmasına hayret ediyorum, aklım almıyor falan diyor. Velhasıl kitap bir başkaydı. Anlatımı akıcıydı. Tam puan verdim çünkü gerçekten çok sevdim. Arada okura hitap etmesi falan güzel detaylardı. Zaten hikayeler üçüncü bir şahsın ağzından gaip olarak anlatılıyor. Belki de Gogol bana Rus edebiyatının kapılarını açacak bir anahtar olmuştur, kim bilir.
128 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İki güzel hikaye peki neden içerikte böyle bir girişimde bulundun gogol ?
bazılarımızın hoşuna gidebilir tabi ama ben hikaye içerisinde okuyucuya hikayeden kopartıp böyle bilgi verilmesinden pek hoşlandığımı söyleyemicem sanki makale okur gibi hissettiriyor insana.
Burun ve palto hikayeleri..
burun aslında döneminde yasanan olaylara başka bir bakış açısı kazandırmış boyutsal farklılık katarak yazdığı hikaye hoş.
Palto ise cok hüzünlü başlayıp bir solukta okurken bir anda fantastik şekilde bitiyor, hüzünle başlayıp böyle bitmesini istermiydim tabi orası muamma.
Diğer okuduğum yazarlara nazaran tarzı biraz farklı olsa da yaratıcılığını beğendim tabi birde acıklamalara bu kadar yer vermiş olmasaydı .
128 syf.
·3 günde·8/10
Hepimiz Gogol'un Palto'sundan Çıktık ....VE
Bir Danıştay memuru kılığından gezen bir Burun
ilginç iki traji komedi özellikle palto buna dahil okumanızda fayda var çünkü bu eserlerin okuduklarımızın çıkış noktaları bu yazar Gogol daha Tolsoy Dostoyevski yoktu Onlarda onun Palto sundan çıktı :) Burunda güzel hikayeydi bence.Fiyatıda uygun alınmalı pişman olmazsınız kütüphanenizde bulunması gerek
128 syf.
·7 günde·7/10
"Palto da paltoymuş, ha!"
Gogol'ün ilk kitabı oldu okuduğum, Bir delinin hatıra defteri'ni çok merak ediyordum Palto'dan sonra onu da okuyacaklarım arasında ilk sıraya koydum. (O ilk sıra baya kalabalık da neyse)
Palto, çok doğru bir eleştiri ve sarsıcı bir hikaye. Çok dokundu bana açıkçası.
Burun ise bambaşka bir noktaya parmak basan muhteşem bir hikaye. Bir sürü anlamı olabilir bana biraz da, yaa işte bir burunun kıymetini gördün mü deyip şükrettirdi biraz da. Ee tabi içinde bir sürü mesajı da vardı. Sonuç olarak güzeldi.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Niko 1800' lü yılların Rusya'sı fakir olan memurun çektiği çile, fakirlik konusu ele alınarak çok güzel bir şekilde hikayeleştirilerek anlatmış. Kitabı okuduğunuzda Türkiye'de yer edinmiş gereksiz bürokrasiyi okumuş olacaksınız. Kısaca kendinizden bir şeyler bulacaksınız.
128 syf.
·3 günde
İlk kez 1842'de yayımlanan ve gerçeklik akımının köklerini oluşturan bu öyküde ana karakterimiz Akakiy Akakiyeviç. Kendisi bir devlet dairesinde memur. Bu devlet dairesinin adı verilmiyor kitapta çünkü o dönemde devlet dairesinde çalışan kişilere karşı yapılan eleştiriler dairenin kendisine yapılmış gibi görülüyormuş. Ve bu da durumu sakıncalı bir hale getiriyor.

Oldukça monoton ve tekdüze bir yaşama sahip olan bu karakterin paltosunun yama yapılamayacak kadar eskimesi ve yeni bir paltoya ihtiyacı olduğunu kavraması bir hayli uzun sürüyor öykünün başlarında. Ardından yeni bir palto alması ve bunu kutlamak için iş arkadaşlarıyla gece vakit geçirmeye çıkmasıyla derinleşiyor olaylar. Bana göre öykünün ana ve çarpıcı olayı, her gün işten direkt eve giden, evde de işini yapmaya devam eden, sosyal hayatı olmayan Akakiyeviç'in uzun zamandır ilk defa dışarı çıktığı o gecede paltosunun çalınması.

Bu olayın ardından Akakiy Akakiyeviç, paltosunu bulması için yüksek kademelerdeki bir kişiden yardım istemeye gidiyor. Ancak yardım istediği kişi, bulunduğu konumun ciddiyeti ve ağırlığı konusunda keskin fikirlere sahip. Yine Bir Delinin Hatıra Defteri öyküsündeki gibi kişiler arası statüde büyük bir gaddarlık olduğunu yansıtıyor bize bu kişi. Bu gibi mühim kişiler kendilerinden alt kademelerdeki insanları aşağılayıp azarlayarak kendilerinin ne kadar değerli ve önemli olduklarını teyit ettiklerini sanıyorlar.

Bu mühim kişi kendi konumunun gücünü göstermek için fırsatını bulunca Akakiyeviç'i bir güzel azarlıyor. Alt kademelerdeki bir kişinin kendisinden daha kademeli kişiler tarafından ezilmesi, akıl sağlığının zarar görmesine yol açıyor bu öyküde de. Bu kez Bir Delinin Hatıra Defteri'ndeki gibi şiddetli bir zarar görme söz konusu değil. Ancak büyük bir buhran dönemine giriyor karakterimiz Akakiy Akakiyeviç.

İşittiği azarın ve sosyal konumunun düşüklüğü nedeniyle yataklara düşüyor. Yoksulluk ve sıradanlıkla dolu yaşamı, yeni bir paltoyla kısa süreliğine renklense de, sosyal statülerin insan psikolojisi üzerinde yarattığı acımasız etki sebebiyle eskisinden de beter bir hayata adım atıyor. Gelişen olaylar sonucunda da öykü fantastik bir hâl alıyor zaten.
128 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Öncelikle bir düzeltme yapalım, biz Gogol'un paltosundan çıkmadık. Olsa olsa biz Akakiy Akakiyeviç'in paltosundan çıkmışızdır. Hangi paltodan bahsediyoruz ki zaten? Hikayeden mi, Akakiy'in çulunun yerini alan paltodan mı ?
Hikayeyi okuyunca benim aklıma hepinizin bildiği bir söz geldi: "Ye kürküm ye. "Kimsenin yüzüne bakmadığı bir zavallı memur , ne hikmetse 'çulunu' değiştirdiğinde çaya kahveye çağrılan , "aranan adam " konumuna geliveriyor. Sohbetlerde kalması için ısrarın bini bin para. Aman efendim gitmek ne demek , bir çay daha içiniz. Oturunuz biraz daha. Tanıdık geldi mi ?
Ha birde insanın içindeki kibir var . Yalnız Akakiy'in içinde sinsi sinsi beklemiş olan değil, senin, benim, bizim içimizde de bekleyen kibir. Paltosunu değiştirdiğinde yavaş yavaş yükselmeye başlayan, gururunu okşayarak bedene yayılan kibir. İnsan oğlu hikayemizde bir kez daha kazanmaya değil, kaybetmeye daha büyük önem vermiş.
Üzüldüm Akakiy. Hem senin adına hem de kendi adıma.
Dipnot: Burun hikayesini son sayfa dışında sevmedim ama zaten hikayenin bütün yazılma amacı o son sayfaymış gibi geldi bana . Amacına ulaşmış bir hikaye oldu ben de.
128 syf.
·6/10
Ben bir tavsiye üzerine okudum.Yaşımdan dolayı mı onu bilmiyorum ama ben kitabı sevmedim çünkü bana konusu saçma geldi paltoyu beğensem de burun adlı hikayenin neden bu kitapta olduğunu anlamadım ancak Gogol'un muhteşem dili sayesinde kitap bir çırpıda bitti.Bilemiyorum ben internetten 4 tl gibi bir fiyata aldım eğer uyguna bulabilirseniz alıp okuyabilirsiniz ama okumazsanız bence çok bir kayıp olmaz.
Hiç kimsenin kendisine sahip çıkmadığı, hiç kimsenin sevip saymadığı, hiç kimsenin fark etmediği, bir iğnenin ucuna yerleştirdiği sıradan bir sineği bile alıp mikroskop altında incelemeyi ihmal etmeyen doğa bilimcilerin bile dikkatini çekmeyen biriydi o.
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Sayfa 57 - Parodi yayınları
"Ancak bu dünyada hiçbir şey ebediyen sürmez.Dolayısıyla neşe,ikinci dakikada birincidekinden daha az canlıdır; üçüncü dakikada biraz daha zayıflar.En sonunda da bütünüyle yok olur ve yeniden eski normal hâlimize döneriz.."
Kovaley öyle sevinçliydi ki gülmeye başladı.
Ancak bu dünyada hiçbir şey ebediyen sürmez. Dolayısıyla neşe, ikinci dakikada birincidekinden daha az canlıdır; üçüncü dakikada biraz daha zayıflar. En sonunda da bütünüyle yok olur ve yeniden eski normal halimize döneriz; tıpkı durgun suya atılan bir taşın nerden olduğu halkaların en sonunda suyun yüzeyinde bir olup yitmesi gibi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Palto - Burun
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055034436
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parodi Yayınları
Dostoyevski’nin veciz bir ifadeyle Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık! dediği bu sarsıcı öykü, aynı zamanda gerçekçi Rus edebiyatının en önemli kilometre taşlarından birini de oluşturuyor.

Zaman zaman ‘sokaktaki adam’, ‘sıradan insan’, ‘küçük memur’ ya da ‘küçük adam’ denilen, görmezden gelinen, ezilen, horlanan, kısacası adsız milyonlardan birisidir adı bile garip Akakiy Akakiyeviç. Gogol, bu unutulmaz öyküsünde Akakiy Akakiyeviç’in şahsında sessiz yığınların insani sorunlarını, dramlarını ve umutsuz yaşam mücadelelerini edebiyata dâhil etmeyi başarmıştır.

Palto yayınlandıktan sonra Rus edebiyatında ya da başka bir edebiyatta artık hiçbir şey eskisi gibi devam edemezdi. Bu öyküyü okuyanlar, işte böylesine önemli ve anlamlı bir değişime doğrudan tanıklık etmiş oluyorlar.

Edip Cansever’in ünlü Masa da masaymış ha! şiirine nazire yaparak bu kısa sunumu sonlandıralım: Palto da paltoymuş ha!

Kitabı okuyanlar 360 okur

  • Şevket Sarıkınacı
  • Berra Karaca
  • B
  • Thetis.
  • Sena
  • Nur Hanım
  • ceren
  • Modern Times Mrs. Darcy
  • Eflatun Hanım
  • Hamit YATÇİ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.3 (32)
9
%19.5 (22)
8
%23.9 (27)
7
%14.2 (16)
6
%8 (9)
5
%2.7 (3)
4
%0.9 (1)
3
%1.8 (2)
2
%0.9 (1)
1
%0