Parma Manastırı

Stendhal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Mutlu azınlığa çekilen tabanca
10/10
·591 syf.·
2021 65. kitabı
Dünya klasiklerinin içerisinde baş köşeyi koruyan Kırmızı ve Siyah’tan yaklaşık dokuz yıl sonra kaleme alınan bu eser, elli altı yaşındaki bu yorgun Fransız’ın dünyadan ayrılmadan önce edebiyat dünyasına bağışlamış olduğu son güzide eseri.Öyle ki Tolstoy Savaş ve Barış’taki savaş sahnelerini onun sayesinde yazdığını ifade etmiş, Balzac duyduğu hayranlıkla bir kereyle yetinmeyip üç kez okuduğunu dile getirmiştir. Kitap oldukça çarpıcı bir girişle selamlar okuyucuyu.Fransız halkının medarı iftiharı General Napolyon Bonapart tüm azametiyle hala ordularının başında olsa da, onun için sonun başlangıcı olan Waterloo Savaşı gelip çatmıştır.Avrupa’nın toplumsal ve siyasal dengelerine dinamit etkisiyle sirayet eden bu muharebe, karakterlerimizi de aynı minvalde etkilememesi artık kaçınılmazdır. Genç ve havai kahramanımız Fabrizio’nun peşinden savaş meydanında ilerlerken, savaşın gerçek yüzünü bilincimize indirilen tokatmışçasına benliğimizde hissederiz Stendhal sayesinde. Özellikle atılan bomba yüzünden bir kan gölünde, yaralanmış bedeninden dışarı çıkan bağırsaklarıyla çırpınan bir at tasviri var ki insanın okurken boğazı düğümleniyor.Stendhal bu can çekişen zavallı atın örselenmiş bedeni üzerinden anlatmaya çalışmaktadır ki; Savaş, bir kahramanlık öyküsü olmaktan çok, ortak bellekte yer eden ve kişilerin onurunu ayaklar altına alarak tüm insanlığın taşımak zorunda kalacağı bir utanç vesikasıdır adeta.Parçalanmış bedenlerin peşi sıra yan yana yığıldığı savaş meydanında bir kazanan olamayacağı gibi kaybeden tüm insanlıktır.Yazar bunu Fabrizio aracılığıyla okuyucusuna anlatır ; #146412230. Kaçak olarak katıldığı bu savaştan sonra Fabrizio, artık kitabın başındaki toy delikanlı değildir.Savaş gerçeğinin önüne
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,204 okunma
8/10
·591 syf.··
2024 7. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2024 21:02
Stendhal (1783_1842),Fransız edebiyatının en büyük realist yazarlarındandır.Eserlerinde psikolojik çözümlemelere yer verirken gerçekçi anlayıştan uzaklaşmamıştır.Daha önce Kırmızı ve Siyah adlı eserini okumuş çok beğenmiştim.Parma Manastarı adlı eseri listeme alma sebebim ise Ernest Hemingway'ın "Yılda bir milyon dolar kazanmaktansa,bu kitapları ilk kez okuma keyfine yeniden erişebilmeyi tercih ederim."dediği kitaplardan biri olmasıdır.Üstelik Balzac'ta bu eseri bir defa okumakla yetinmemiş,beğenisini almıştır. Parma Manastırı ilk baskısını 1839 'da yapmıştır.Soylu Dongo ailesinin oğlu olan Fabrizio'nun maceralı hayatını konu alan bir eserdir.Fabrizio,Napolyon sevdalısıdır.Ailesinin rızası olmamasına rağmen o cephede savaşa katılmak için memleketini terk eder ve çok genç yaşta kendisini savaşın ortasında bulur.Burada savaşın gerçek yüzünü görmenin zorluğu dışında bir kaçak olarak gittiği için, casus olduğu sanılarak ekstra can tehlikesi de yaşamaktadır.Sonrasında ülkesine geri döner ama aksilikler peşini bırakmaz.Fabrizio'nun gelişmesi ve iyi bir yere ulaşması için en büyük destekcisi halası Gina'dır.Yeğenine gizlice aşık olan Gina,elindeki imkanları fazlasıyla kullanarak,özellikle güzelliğine hayran olan devletin üst kıdemlilerinden oluşan pek çok erkeği Fabrizio'ya yardım etmesi için seferber eder.Türlü entrikalar yaşanır,herkes birbirinin ayağını kaydırma derdindedir. Fabrizio'nun karıştığı bir cinayet sonrası Parma'da hapsedilmesi ve idamının istenmesi iki ayrı görüşü savunanlar arasında cepheleşmeye yol açar.Siyasi sebeplerden dolayı ve yasaları çıkarınca kullanmak isteyenler idamın gerçekleşmesini yılan hikayesine çevirir.Bu arada Fabrizio yıllar önce gördüğü Clelia'ı hapiste kaldıgı sürece daha yakından görür,onunla haberleşme yolunu bulur. Clelia da sevdiği
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,204 okunma
Puan vermedi·591 syf.·
2020 25. kitabı
Stendhal’dan okuduğum ikinci eser. Kurgusunun çok sağlam olmasına rağmen Kırmızı ve Siyah ile mukayese ettiğimde çok daha karışık, okunması zor ve edebi olarak daha zayıf buldum. Çok fazla karakter var, özellikle ilk bölümlerde kim kimdir hatırlamakta oldukça zorlandım. Akış yavaş ilerlemesine rağmen mekanlar ve karakterler hızlı değişiyor bu da okumayı oldukça zorlaştırıyor. Bazı yerlerde yıllar çok hızlı geçiyor, bazen neredeyse saatler sayılıyor. Koşu bandında ilerlemek gibi. Ana karakter şımarık ve yakışıklı genç Fabricio. Roman evden kaçıp savaşa katıldığını zanneden, güzel yüzü ve uyumlu yapısıyla çevresindeki tüm kadınları kendine hayran bırakan, insanda sarıp sarmalama hissi uyandıran Fabricio’nun, Napolyon döneminde başından geçenleri anlatıyor. Akışta Fabricio’nun maceralarına tanıklık ederken bir yandan da din ve devlet adamlarının birbirleriyle olan münasebetleri, saray entrikaları ortaya dökülüyor. Belirttiğim gibi kurgusu sağlam olmasına rağmen okurken dikkat ve sabır isteyen zorlayıcı eserlerden.
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,204 okunma
7/10
·599 syf.··
Beğendi
·
2020 45. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2020 03:21
Fransız yazar Stendhal'in İtalya'da kaldığı sıralarda izlenimlerinden ve gördüklerinden esinlendiği bir kitap. Yazar kendisi de zengin bir ailenin çocuğu olduğu için 19.yy zamanında birçok soylunun ve varlıklı insanların salonlarında bulunmuştur. Kitapta konusu geçen olaylar da ,bu varlıklı,soylu, burjuva insanlar arasında olmaktadır. Kitapta ensest bir sevgi, ilişki de söz konusu. 19. yy 'da bu tip ilişkilerin Avrupa aristokrasi hayatında olağan ,yadsınamaz olduğunu görüyoruz. Stendhal'in bu kitabı yedi haftada (biraz fazla 52 gün)yazdığı söyleniyor. Ayrıca Balzac'ın bu kitabı övmesi ile önem kazanmış. Yer yer sıkıcı, yer yer de ilginç, sürükleyici yerleri var kitabın. Yani bence pek istikrarlı değil .Bazı yerleri de saçma geliyor. Ama o günün İtalya'sını ve Avrupa'sını merak edenler için gayette okunabilinir bir kitap.
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,204 okunma
Puan vermedi·591 syf.··
2021 124. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2021 15:51
Sielamlar; #okudumbitti #parmanastiri . Yine güzel bir eser okudum.Yazar kitabı 52 gün içinde yazmış olduğuna dair bir yazı okudum sizinle paylaşmak istedim . Yeğenini seven bir hala ; kendini ispatlama çabasın da olan genç Fabrizio .. Bu karakterler kitabın en önemli karakterleri.Fabrizo Napolyon hayranıdır , Del Dongo'nun da sarayından kaçarak ( bu kaçış planı çok değişikti ) , Napolyon'un ordusuna girip savaşa katılıyor . Savaş sonrasın da Saraya giren Fabrizo’yu bura da farklı entrikalar , çokça maceralar beklemektedir. Fabrizo’nun maceraları bitmiyordu.Sevgili Halası her daim yanındaydı. Herkese böyle hala diliyorum ️. Yeğeni için kendi yaşamından bile ödün veren bir hala , koruyan, kollayan, yaşamına yön veren vs vs . ( bu bana biraz abartı geldi ne yalan diyeyim ) Neyse ; Fabrizo ‘nun yaşadığı aşklara girmek istemiyorum . Dönemin Fransa ve İtalya’ nın siyasi; sosyal yapıları konu alınarak kurgulanan bu kitabı okumaktan dolayı mutlu oldum efenim
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,204 okunma
Parma Manastırı inceleme
6/10
·591 syf.··
2020 5. kitabı
Kitabı elinize ilk aldığınızda sayfa sayısı dikkatinizi çekiyor kitabı okurken ilk dikkatinizi çeken romantik bir yazarın elinden çıkmasıdır. Her sayfada romantizm buram buram kokuyor. Fransız bir yazarın yazdığı İtalya'da geçen bir roman olması da güzelliklerinden biridir. Nedeni ise yazarın İtalyanlara özgü yorumları hem iğneleyici hem de hafifçe gülümsetiyor. Kitaba getireceğim eleştiri aynı kişi için bazen düşes bazen kontes demesi. Okurken ilk başta aynı kişiden bahsettiğini anlayamamazlık yaşıyorsunuz. Aynı zamanda romantikliğin fazla olması nedeniyle okurken ara sıra gözlerimi devirdiğimi reddedemem. Son olarak ana karakter Fabrizio'yu pek sevmediğimi belirtmek isterim.
Edebiyat
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,204 okunma
Puan vermedi·591 syf.·
2020 54. kitabı
✍DİPÇE : 19. yüzyılın ilk yarısındaki İtalyan ve Fransız toplumlarının sosyal ve siyasi yapısını, ordu sistemini gerçekçi bir yaklaşımla eleştiren, ironik ve duygusal dili harmanlayarak anlatan, hüzünlü olmasına rağmen okurken enteresan şekilde coşku yaratan bir kitap.Bu kitabın konusundan ziyade üslubundaki bu kompleks yapı beni daha çok etkiledi diyebilirim. Romanın genel hatları Rönesans döneminde İtalyan Prensliğinde yaşanan entrikalardır.Romanın kahramanı Fabrice Del Dongo, özgürlüğüne düşkün, aşk odaklı sıra dışı bir soyludur, bu özellikleri hem aile yapısına hem o dönemdeki sosyal ortama tezattır.Diğer mühim karakter hala Gına ise çok daha aykırıdır,oldukça güzel ve zeki bir kadındır neredeyse tüm entrikanın odağındadır, ahlaki sorgulamaya müsait olmasına rağmen okur tarafından şaşkınlık içerisinde kabul görür bu yönüyle de edebiyatta en renkli değişik karakterler arasında sayılabilir. İtalyan genç Fabrike'nin Napolyon'a duyduğu hayranlıkla başlayan serüveni savaş meydanından manastıra dek olan süreci kapsar bu süreç içinde saray entrikaları, aşk ihtiras hırs her türlü duygu ile süslenir. Stendhal, romanda; "Fransızlardan oldukça farklı olan İtalyanlar içtendir, iyi insanlardır, çekingen değillerdir, akıllarından geçeni söyleyiverirler, zaman zaman gurura kapılsalar da bu, tutku haline gelir, "benlik" adını alır sonra yoksulluk gülünç bir durum değildir onlar için." gibi tespitlerde bulunur.( Bu tespitlerden olsa gerek,bazı Fransızların esere tepkili yaklaştığını düşünüyorum. Proust'un Guarmentesler Tarafı eserinde , bu husus hoşnutsuzluk olarak dile getirilir.Hatta orada Fransız büyükelçisi Norpois, bu kitaptaki Makyalevist bakan Mosca'ya benzetilir bu kısım kitabı okuyanlar için daha anlamlı olacaktır.) Kitapta her karakter ve sıkça değişen mekanlar
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,204 okunma
Bitmek bilmeyen bir kitap
4/10
·591 syf.··
2023 6. kitabı
Bir dönem dershaneye gidip gelirken otobüste okurum diye aldığım bir kitap. Başladığıma binlerce kez pişman olmuştum çünkü asla ilerlemiyor, boğuyor, sürekli konu değişiyor asla sizi içine çekmiyor. Huyum kurusun ki başladığım bir kitabi yarıda bırakamıyorum. Mecburiyetten ıkına ıkına 2 ayda zorla bitirdiğim bir kitap kendisi. Belki çevirisinden kaynaklıdır bilemem ama önermeyeceğim tek kitap...
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,204 okunma
7/10
·591 syf.··
Beğendi
·
2021 844. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2021 22:32
Parma Manastırı, Kırmızı ve Siyah romanıyla beraber yazarın en çok öne çıkan eseri. Hangisi daha iyi mücadelesine Vikipedi bile katılmış hatta. Ben bunu saçma buluyorum çünkü bu Messi – Ronaldo mücadelesine benziyor. Yani bırakın onlar mücadele etsin, siz seyredin keyif alın. Burada da aynı. Okuyun, zevkinize bakın yani ne gerek var bu mücadeleye. İkisi de çok iyi bence. Gene çok ilginç ve toplumsal mücadelenin öne çıktığı bir eser olarak söyleyebiliriz bunu. Fabrizio Dongo karakterinin ilginç bir öyküsüne konuk oluyoruz. Bu karakter de Napolyon hayranı olarak karşımıza çıkıyor. Napolyon’un Elba’dan dönüşünü öğreniyor, babasının Como’daki kalesini terk ederek onunla beraber Waterloo Savaşı’na katılmak için Belçika’ya gidiyor. Dönüşte bir de hain muamelesi görüyor ve üstelik kendisine aşık olan teyzesinin tavsiyesi üzerine kariyer yapmak için kilise tercihi yapıyor. Burası bile pek çok konu üzerine yorum yapmamızı sağlayabilir zannımca. Fabricio biraz, özür dilerim, aptal bir karakter aslında. Çünkü içinde ilginç bir sevgi açlığı var. Tabi bu popüler kültürün ilgi çekmek için her yolu denemesiyle karıştırılmamalı. Sevgiyi yanlış birine vermek ve sevilmeme korkusu demek daha doğru olabilir. Dikkat çeken konulardan biri Siyaset, Din, Ordu ile halkın vatan konusundaki düşüncelerini aktarmakla; siyaset ve ordu sonrası din işlerine karışan rüşvet ve işlenen cinayetlere yönelik yazılar... Son olarak bu sefer en azından ‘Aşka Dair’ kitabındaki saçmalıklara nazaran bu kitabında sevgiye yönelik yazısını beğendim. Neden? Her sevgi, bir önceki insanı duygusal anlamda öldürmektir der. Yani bir insan olacaksa hayatınızda, hayatınıza yeni birini alacaksanız öncekinden iz kalmamalı, öncekine göre yeniyi değerlendirmemeli diyor. Olması gereken bir durum diyebiliriz bence. Son
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,204 okunma
#direnokuyucu
Bir türlü kitabın konusuna kendimi veremiyorum. Olaylar çok kopuk geliyor. Savaşla ilgili olan bölümde nadiren akıcı yerler var ama genel olarak hızlı hızlı okuyorum bir an önce bitsin diye. Böyle böyle 200 sayfa zor okudum.
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,204 okunma

Yazar Hakkında

StendhalYazar · 30 kitap
Daha çok mahlası Stendhal ile bilinen Fransız Realist yazar. Marie-Henri Beyle (23 Ocak 1783, Grenoble – 23 Mart 1842, Paris), daha çok mahlası Stendhal ile bilinen Fransız Realist yazar. Marie-Henri Beyle, Grenoble'da 23 Ocak 1783 tarihinde burjuva bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası avukat Cherubin Beyle, annesi Hanriette Gagnon'dur. Çok sevdiği annesi 1790 yılında, Stendhal henüz yedi yaşındayken öldü. Stendhal, disiplinli ve muhafazakar kimseler olan teyzesinin babasının etkisi altında büyüdü. 1796'da Grenoble'da bir okula girdiyse de, 30 Ekim 1799'da askeri okulun giriş sınavına katılmak için Paris'teki, kuzeninin de çalışıyor olduğu Savaş Bakanlığı'na gitti. Ertesi yıl ağır süvari birliğinde teğmen olarak İtalya'ya gitti. Bu seyahati sırasında Dimenico Cimarosa ve Gioachino Rossini'nin müziğini ve Vittorio Alfieri'nin eserlerini tanıması için bir fırsat oldu. 1801'de ise Napolyon Bonapart'ın ordusunda görev alarak İtalya seferine çıktı. Bu sefer sırasında bir komutanın asistanı olarak Brescia'da üç ay kaldı ve bu sırada soylu ailelerin evlerinde bulundu; ki bu sürenin onun hayatında ne kadar önemli bir yer tuttuğu, sonradan yayınlanan günlüklerinden anlaşılmaktadır. Yine bu zamanlarda yerel dergilerin yazarlarıyla tanışıp Romantik edebiyatı öğrendi. 1802'de bu bölgeden ayrılarak Almanya, Avusturya ve Rusya'da bazı askeri görevlerde bulundu, ama asla savaşa katılmadı. Aynı yıl, hayatı boyunca aşık olduğu onlarca kadından ilki olan Madame Rebuffel'in peşinden Marsilya'ya gitti. Orada ticarete atıldıysa da başarısız oldu. Bu ve bunu takip eden olayların ve yılların, Kırmızı ve Siyah romanının baş karakteri Julien Sorel'in karakterinin detaylarının çizilmesine büyük katkı sağladığı düşünülmektedir. 1812'de Napolyon ile birlikte Rus seferine katıldı ve Moskova'nın baştan sonra yanışına şahit oldu. Napolyon'un büyük ordusundan sağ kalmayı başaran az sayıdaki askerden olan Stendhal, notlarının önemli bir kısmını, ordu Rusya'dan geri çekilirken kaybetti. Ayrıca o zamana kadar yüzlerce takma isim kullanan yazar, Stendhal ismini bu sıralarda seçmiştir. 1814'te Napolyon'un düşüşünden sonra Milano'ya yerleşmiş ve burada da Angéla Pietragrua'ya aşık olmuştur. Ertesi yıl Parma'yı ziyaret etmiş ve bu seyahati, üçüncü romanı olan Parma Manastırı'na ilham kaynağı olmuştur. 1817'de ise İtalya'daki izlenimlerini anlatan ve İtalya'ya olan hayranlığının simgesine dönüşen Roma, Napoli ve Floransa kitabını yazmıştır. 1818'de Napolyon'un Hayatı'nı yazmaya başlamıştır. Bu sırada da mutsuz bir aşk yaşayacağı Mathilde Dembowski ile tanışmıştır. 1821'de ise yasadışı bir İtalyan örgütüne üye olduğu suçlamasıyla Milano'dan uzaklaştırılmıştır. Stendhal bunun üzerine Batı Avrupa'yı dolaşmaya başlamıştır. Bu yolculuklar sırasındaki tecrübeleri, düşünceleri ve hisler, sonradan yazacağı romanların ana şeklini oluşturmuştur. 1827'de ilk roman Armance'ı, üç yıl sonra da Kırmızı ve Siyah'ı yazmıştır. 1831'de ise Trieste'ye giderek bir süre konsolosluk yapmıştır. 1839'da Parma Manastırı'nı yazmayı bitirdikten sonra, gençliğinde yaptığı İtalya seyahatlerinden birinde kaptığı frengi hastalığı etkilerini göstermeye başlamıştır. 1841'de geçici bir felce uğramış, daha sonradan da birçok benzer sıkıntılar yaşamıştır. Ve Paris sokaklarında yürürken bayılıp kaldırım kenarına yığılmasından birkaç saat sonra, 1842 yılının 22 Mart'ı 23 Mart'a bağlayan gecesinde vefat etmiştir. Mezarı Montmarte Mezarlığı'ndadır.