Parma Manastırı

Stendhal
Yazar:
Stendhal
Çevirmen:
Mustafa Bahar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·261 syf.··
2024 100. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2024 19:08
Fransız yazarın İtalya da kaldığı sıralarda izlenimlerinden ve gördüklerinden esinlenerek yazdığı bir kitap. İlginç ve sürükleyici bir kitap. O günün İtalya'sinı ve Avrupa'sını merak edenler için gayette okunur bir kitap...
Parma ManastırıStendhal · İskele Yayıncılık · 20182,200 okunma
7/10
·262 syf.··
2020 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2020 01:45
Kime daha çok üzülsem bilemedim, kadersizler topluluğunun hikâyesi resmen. "Sevil de sevme, ağlama ağlat" şarkısını hayat görüşü olarak belirleyene bile, hayatın her türlü zehir olabileceğini -net olarak- hatırlatıyor. Konuya hiç girmeyeceğim, kimin eli kimin cebinde, anlatamam muhtemelen. Ama kitaba ismini veren Parma Manastırı'nın hikayede bu kadar az yer alması, açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü ben, kitaba verilen ismin hakkının da verilmesi gerektiğini düşünen okurlardanım. Dünya klasiklerinde İskele Yayıncılık'ın (diğer basımları akıcı olmayan kitapların özet sayılabilecek) çevirilerine bayılıyorum. İletişim ile çıktığım yola İskele'yle devam etmek çok mantıklı bir karar oldu yani, zira İletişim'e mahkum olsam kitabı yarım bırakırdım. İyi ki varsın İskele Yayıncılık. =)
Parma ManastırıStendhal · İskele Yayıncılık · 20182,200 okunma
Aşk-ı Memnu Parma
7/10
·261 syf.··
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 13:29
Stendhal mahlası ile tanıdığım yazarın daha öncesinde Kırmızı ve Siyah kitabını okumuştum. O kadar çok beğenmiştim ki başka eseri varmı acaba derken bu kitap çıktı karşıma. Kitap ne beğendim ne beğenmedim kategorisinde. Evet savaşın vahşeti aktarması çok başarılı hayatında hiç savaş görmemiş birini ürkütmeye fazlası ile yetiyor. Ama aşk tasvirlerine gelecek olursa bana biraz zayıf geldi. Belki de rus edebiyatında karşılaştığım aşk örnekleri beni o kadar çok etkilemiş ki, buradaki daldan dala atlayan karakterlerin aşk öyküleri bana fazla abartı ve yapay geldi. O duyguyu bana pek geçiremedi. Her gördüğü karektere tutulan suç işlemeye meyilli birisi olup çıktı Fabricio. Oysa halası onun için herşeyi yapmaya razıydı. O aşk dolu sürüncemeli hayatı içerisindeyken hapis hayatının lakayıt hali okurken "sıkılmaya başladım. " hikayesini veriyordu. Velhasıl Fabricio daha sakin bir hayata geçti geçti ama geçene kadar da ömrümüzden ömür götürdü yani.
1000Kitap
Parma ManastırıStendhal · İskele Yayıncılık · 20182,200 okunma
6/10
·262 syf.··
2019 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2019 19:44
Hayatındaki büyük değişimlere birçok nedenle hep etrafındaki bayanların sebep olduğu, benim okudukça “bu delikanlıda her halde şeytan tüyü varmış” deyip durduğum, iki yakası bir şekilde hep bir araya gelen ama “tavşan bir sıçrar iki sıçrar...” dedirtmekten de geri kalmayan, yer yer tam bir aziz, yer yerse akılsız saf bir aşık oluveren küçük del Dongo’nun ve etrafında dönen olayların hikayesidir Parma Manastırı. Hala-yeğen ilişkisindeki romans kısmını atlayıp, bir halanın sadece yeğeni için neredeyse tüm ömrünü ve kaynaklarını harcayabildiğini gördüğünüzde bu koşulsuz fedakarlığa saygı duyuyor insan. Waterloo savaşı ve hemen sonrasındaki şartların insanlar üzerindeki etkisini okumak ise keyifliydi. Bunun yanında neredeyse herşeyin maddiyatla ilerlediği, herkesin faydalanmak için karşısından zorla aldığı sözlerle, daha da zengin olmak dışında başka bir şey düşünmeyen devlet erkanındaki soylular çetesinin kokuşmuş düzenini gözler önüne sermesi açısından da vurucu ve ısırgan bir roman. Daha farklı konulara da girip çıkılan eserde Stendhal tarafından diktasyon yöntemiyle ve 52 günde tamamlanmış. Aynı yöntemin, günü geldiğinde zor durumdaki Dostoyevsky’nin de işine yarayabileceği kimin aklına gelirdi?
Parma ManastırıStendhal · İskele Yayıncılık · 20182,200 okunma
Stendhal’in Fabrizio'su
Puan vermedi·576 syf.·
2025 55. kitabı
”Parma Manastırı sahip olduğumuz en güzel romanlardan bir tanesi.” Henry James Marie-Henri Beyle (1783–1842), edebiyattaki mahlasıyla Stendhal ‘in Kırmızı ve Siyah kitabında sonra okuduğum ikinci eseri, 52 günde yazdığı entrikanın ve aşkın romanı Parma Manastırı Stendhal’in gençlik yıllarındaki İtalya’dan izleri taşıyor. Kırmızı siyah ile de savaş ve din noktalarında benzerlikleri var. Ruhunu yazarken tutkuların en istekli hizmetkarı gibi yazıyor. Mantığıyla birlikte tutkuların efendisi oluyor. Stendhal’in yazarlığındaki erkek yazgısının romantizmle, güzellik ile psikolojik tahlilleriyle aşk kavramını ve aşkı arayan yüreği arıyor. Stendhal’in kırk üç yaşındayken kaleme aldığı Kırmızı Siyah ve elli dört yaşındayken yazdığı Parma Manastırı ile edebiyatıyla olgunluk dönemine damgasını vuruyor. Bir de çevrisine ulaşamadığım Lucien Leuwen adlı bir eseri daha var. Bu üç yapıtında da Stendhal’in karakterleri, onun psikolojik derinliğini ve kişisel iç dünyasının izlerini taşıyor. Özellikle Parma Manastırı’nın baş karakteri Fabrizio, adeta Stendhal’in dile getiremediklerini bizim adımıza söylüyor. Kurgu yazarlığıyla Henri Beyle’in duygusal yönünü canlandıran Stendhal, benliği ile hayattaki güzelliğe karşı duyduğu masumiyet ve aşkı anlama çabası arasında gidip gelen bir duygu çatışması yaşıyor. Fabrizio’nun yazgısı ise bu çalkantının destansı bir izdüşümü gibi. Parma Manastırı, İtalya’nın köklü aristokrat ailelerinden Del Dongo’nun oğlu Fabrizio’nun hayatını merkeze alıyor. Aynı zamanda, onun kişisel hikâyesi üzerinden İtalya’daki siyasi ve toplumsal çalkantıları da etkileyici bir şekilde aktarıyor. Bu romanı üç bölüme ayırmak yerinde olur: İlk bölümde Fabrizio’nun, Napolyon hayranlığı nedeniyle Waterloo Savaşı’na katılmak üzere yola
Düşünce
Parma ManastırıStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,200 okunma
Mutlu azınlığa çekilen tabanca
10/10
·591 syf.·
2021 65. kitabı
Dünya klasiklerinin içerisinde baş köşeyi koruyan Kırmızı ve Siyah’tan yaklaşık dokuz yıl sonra kaleme alınan bu eser, elli altı yaşındaki bu yorgun Fransız’ın dünyadan ayrılmadan önce edebiyat dünyasına bağışlamış olduğu son güzide eseri.Öyle ki Tolstoy Savaş ve Barış’taki savaş sahnelerini onun sayesinde yazdığını ifade etmiş, Balzac duyduğu hayranlıkla bir kereyle yetinmeyip üç kez okuduğunu dile getirmiştir. Kitap oldukça çarpıcı bir girişle selamlar okuyucuyu.Fransız halkının medarı iftiharı General Napolyon Bonapart tüm azametiyle hala ordularının başında olsa da, onun için sonun başlangıcı olan Waterloo Savaşı gelip çatmıştır.Avrupa’nın toplumsal ve siyasal dengelerine dinamit etkisiyle sirayet eden bu muharebe, karakterlerimizi de aynı minvalde etkilememesi artık kaçınılmazdır. Genç ve havai kahramanımız Fabrizio’nun peşinden savaş meydanında ilerlerken, savaşın gerçek yüzünü bilincimize indirilen tokatmışçasına benliğimizde hissederiz Stendhal sayesinde. Özellikle atılan bomba yüzünden bir kan gölünde, yaralanmış bedeninden dışarı çıkan bağırsaklarıyla çırpınan bir at tasviri var ki insanın okurken boğazı düğümleniyor.Stendhal bu can çekişen zavallı atın örselenmiş bedeni üzerinden anlatmaya çalışmaktadır ki; Savaş, bir kahramanlık öyküsü olmaktan çok, ortak bellekte yer eden ve kişilerin onurunu ayaklar altına alarak tüm insanlığın taşımak zorunda kalacağı bir utanç vesikasıdır adeta.Parçalanmış bedenlerin peşi sıra yan yana yığıldığı savaş meydanında bir kazanan olamayacağı gibi kaybeden tüm insanlıktır.Yazar bunu Fabrizio aracılığıyla okuyucusuna anlatır ; #146412230. Kaçak olarak katıldığı bu savaştan sonra Fabrizio, artık kitabın başındaki toy delikanlı değildir.Savaş gerçeğinin önüne
Parma ManastırıStendhal · Can Yayınları · 20172,200 okunma
#1001kitap~~~
8/10
·591 syf.··
2020 9. kitabı
Balzac, "Parma Manastırı" nı üst üste 3 kez okumuş ve olağanüstü diye nitelemiştir. 1mektubunda da 50 yıldan bu yana yayımlanmış kitapların en güzeli diye belirtmiştir bu hayranlığını. Balzac, onu göklere çıkarırken, pek çok eleştirmen yerin dibine batırmıştır Stendhal'i. Balzac'a yazdığı mektupta Savunduğunuz bu kitabı 60, 70 gün içinde söyleyip yazdırdım, der Stendhal... "... Herkesin gördüğü çok yüksek 1yerde duran insan, artık şiddetli hareketler yapmamalıdır..." Aşırı muhafazakâr 1i olan Fabrizio, Napoléon için savaşan, dik başlı, naif, idealist 1gençtir... 1 yandan da kadınları etkileyen 1yakışıklılığa sahiptir. Hiç1 hazırlığı olmadığı halde, Waterloo Savaşı’nın ortasına atar kendini. Yenilginin ardından İtalya’ya döner. En önemli eserler arasında gösterilen Parma Manastırı, başkahramanının önce hapishanade, en sonunda manastırda sıkışan, aşk hikâyeleriyle, saray entrikalarıyla dolu yolculuğu böyle başlar ve hayat onu, savaş meydanından hapishaneye, manastırdan saraya uzanıp sıra dışı 1 yolculuğun kahramanı yapar... Kitapta en çok Fransız ve İtalya karşılaştırmaları yaparken aklımdan Proust cümleleri de kayar ki Kayıp Zamanın İzinde serisinde karakter benzetmeleri ve durumları yaptığı için okumam gerekiyor diyip başladığım 1kitap olmuştur, oyüzden çok zevk aldm bu bölümleri okumaktan ve bu bölümlere ait okuduğum her1cümleden, ekstradan Fabrizio ve halası da asla unutamayacağım 1karakter olarak hafızamda kalacaktır, Stendhal "Mutlu Azınlığa" hitap ederken... "Parma Manastırı ölmeden önce okunması gereken #1001kitap tan 1idir. Okuma süreci zorlayıcı geçse de asla unutamayacagim kitaplar arasında yerini almıştır, zira kitap bitince insanın içinde buruk 1tat kalıyor, kesinlikle yoğun olmayan 1vaktinizde okumanız öneririm, okurken nadir zorlandigim klasikler
Parma ManastırıStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,200 okunma
6/10
·567 syf.··
2025 84. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 19:53
Stendhal ile yıllar önce kırmızı ve siyah ile tanışmıştım ve hayran kalmıştım ! O bakımdan bu kitap için epey heyecanlıydım fakat benim için epey yorucu bir deneyim oldu. Roman , Parma Prensliğinde yaşan Fabrizio’nun iktidar oyunları ve yasak bir aşkın eşliğinde yaşadığı olgunlaşma sürecini anlatıyor.Entrikalar, ikiyüzlü ahlak düzeni, klise ve iktidar ilişkileri ile ilgili düzeni anlatmasına rağmen , yer yer dağınık ve fazla uzuyor. Kitabın en etkileyici kısmı hiç şüphesiz hapishane bölümü; burada roman bir anda derinleşiyor ve gerçekten açılıyor. Biraz sabır istiyor dediğim gibi ama kendini de okutturuyor. :) Stendhal etkisi sanırım
Edebiyat
Parma ManastırıStendhal · İletişim Yayınları · 20162,200 okunma
Puan vermedi·576 syf.··
2025 14. kitabı
PARMA MANASTIRI / STENDHAL Aristokrat ailenin idealist oğlu Fabrizio, İtalyan olmasına rağmen tam Napolyon hayranıdır. Bu yüzden Napolyon’un yanında Waterloo Savaşı’na katılır. Bu sebeple dr çevresi tarafından eleştirilir. Savaş dönüşünde Parma Manastırı’nda kalmaya başlar ve romanın büyük bölümü burada geçer. Aşk üçgeni içinde kalan Fabrizio, bir de cinayet işlemekle yüzyüze kalır ve bu nedenle hapse atılır; idamı istenmektedir. Bu arada bazı kontlar ve İtalyan prens Fabrizio’dan pek hoşlanmamaktadırlar. Fabrizio bir şekilde hapishaneden kaçmayı başarsa da aşkı için geri döner. Sevdiği kadınla evlense de başka bir kadından da çocuğu olmuştur, onu yanına almak ister. Çocuğunun annesi olan kadın, Fabrizio’nun yüzünü görmemek için Meryem Ana’ya söz verse de oğulları ölümcül hastalığa yakalandığı için sık sık ziyarete gelmek zorunda kaldığından Fabrizio’yu görmek zorunda kalmıştır. Çocuk ise kısa sürede ölmüştür, bu durumun kadının Meryem Ana’ya verdiği sözü tutmadığı için yaşandığını iddia eden Fabrizio’nun eşi de kısa süre sonra ölür. Fabrizio, zengin mirasını uşakları arasında pay eder, bir kısmını annesine ve kız kardeşine gönderir. Önceden elde ettiği başpiskoposluktan istifa ederek Parma Manastırı’na çekilerek hayatına yalnız devam eder. 520 sayfalık romanı 52 günde yazdığını söyler yazar… Çünkü roman ilk çıktığında bazı kahramanların anlaşılamadığı, yüzeysel kaldığı, kimin, niçin, ne yaptığının anlaşılamadığı dile getirilmiştir ve bu da kafa karıştırıcıdır. Yazar bunu kabul eder ve 52 gün gibi kısa sürede yazdığını itiraf etmek durumunda kalır. Normalde on günde bitebilecek olan roman, elimde 52 gün süründü adeta; çünkü bitirmekte oldukça zorlandım. Stendhal'in “Kırmızı ve Siyah” romanından sonra okuduğum ikinci romanı ve bildiğim kadarıyla iki romanı
1000Kitap
Parma ManastırıStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,200 okunma
Puan vermedi·576 syf.·
2025 20. kitabı
Parma Manastırı, Stendhal'in yaklaşık iki ayda yazdığı ve Balzac'ın dönemin en müthiş Fransız romanı olarak nitelendirdiği hatta üç kez okuduğu eserde aristokrat del Dongo ailesinin ikinci oğlu Fabrizio'nun hikâyesi anlatılmaktadır. Fabrizio, küçüklüğünden itibaren kahramanlık hikâyeleri ile büyümüştür. İdealist bir yapıya sahiptir. 1815 yılında Napolyon'un Elba adasından döndüğünü duyar ve Como Gölü kıyısındaki babasının şatosundan kaçar. Tek isteği hayran olduğu Napolyon ile karşılaşmak ve Waterloo Savaşı'na katılmaktır. Belçika'ya gider ve savaş sırasında bir sürü aksiklerle karşılalır. Cesareti onu zindanlara kadar düşmesine neden olur. Savaş sonrası memleketine döner. Ve hain muamelesi görür. Kendisine gizlice aşık olan düşes halasının desteği ile her ne kadar kendisi istemesede kilisede kariyer yapmaya başlar. Bu arada kahramanımız tekrardan zindanlara düşer. Ayrıca Clelia adında bir kıza aşık olur. Parma Manastırı'nda Fabrizio ile tutkuya, hem aşk hem de Saray entrikalarına, savaşa, aristokrasiye ve en önemlisi siyasî analizlere şahit oluyoruz. Parma Manastırı, Stendhal'den okuduğum ikinci kitap. İlki Kırmızı Siyah'tı. İki kitapta da benzerlik var. (Buradaki incelememe baktım. Çünkü Kırmızı Siyah'ı pek hatırlamıyordum. Ben de pek yer etmemiş. #107979522 ) İkisinde de Napolyon hayranlığı, rahiplik, aristokrasi... Özellikle ilk bölümlerde kitaba odaklanmada güçlük çektim. Bir türlü hikâyeye giremedim. Sonrasında biraz daha akıcıydı. Özellikle de sonları. Fabrizio'nun yaşadıkları hem trajikomik hem de üzücü geldi. Stendhal'i eleştirmek haddime değil biliyorum ama benim için ortalama bir okuma oldu maalesef. Başka zaman okusam belki daha çok severdim. Parma ManastırıFatma İNAK ile Okuyan kadinlar kulubu için okuduk.
Edebiyat
Parma ManastırıStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,200 okunma

Yazar Hakkında

StendhalYazar · 30 kitap
Daha çok mahlası Stendhal ile bilinen Fransız Realist yazar. Marie-Henri Beyle (23 Ocak 1783, Grenoble – 23 Mart 1842, Paris), daha çok mahlası Stendhal ile bilinen Fransız Realist yazar. Marie-Henri Beyle, Grenoble'da 23 Ocak 1783 tarihinde burjuva bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası avukat Cherubin Beyle, annesi Hanriette Gagnon'dur. Çok sevdiği annesi 1790 yılında, Stendhal henüz yedi yaşındayken öldü. Stendhal, disiplinli ve muhafazakar kimseler olan teyzesinin babasının etkisi altında büyüdü. 1796'da Grenoble'da bir okula girdiyse de, 30 Ekim 1799'da askeri okulun giriş sınavına katılmak için Paris'teki, kuzeninin de çalışıyor olduğu Savaş Bakanlığı'na gitti. Ertesi yıl ağır süvari birliğinde teğmen olarak İtalya'ya gitti. Bu seyahati sırasında Dimenico Cimarosa ve Gioachino Rossini'nin müziğini ve Vittorio Alfieri'nin eserlerini tanıması için bir fırsat oldu. 1801'de ise Napolyon Bonapart'ın ordusunda görev alarak İtalya seferine çıktı. Bu sefer sırasında bir komutanın asistanı olarak Brescia'da üç ay kaldı ve bu sırada soylu ailelerin evlerinde bulundu; ki bu sürenin onun hayatında ne kadar önemli bir yer tuttuğu, sonradan yayınlanan günlüklerinden anlaşılmaktadır. Yine bu zamanlarda yerel dergilerin yazarlarıyla tanışıp Romantik edebiyatı öğrendi. 1802'de bu bölgeden ayrılarak Almanya, Avusturya ve Rusya'da bazı askeri görevlerde bulundu, ama asla savaşa katılmadı. Aynı yıl, hayatı boyunca aşık olduğu onlarca kadından ilki olan Madame Rebuffel'in peşinden Marsilya'ya gitti. Orada ticarete atıldıysa da başarısız oldu. Bu ve bunu takip eden olayların ve yılların, Kırmızı ve Siyah romanının baş karakteri Julien Sorel'in karakterinin detaylarının çizilmesine büyük katkı sağladığı düşünülmektedir. 1812'de Napolyon ile birlikte Rus seferine katıldı ve Moskova'nın baştan sonra yanışına şahit oldu. Napolyon'un büyük ordusundan sağ kalmayı başaran az sayıdaki askerden olan Stendhal, notlarının önemli bir kısmını, ordu Rusya'dan geri çekilirken kaybetti. Ayrıca o zamana kadar yüzlerce takma isim kullanan yazar, Stendhal ismini bu sıralarda seçmiştir. 1814'te Napolyon'un düşüşünden sonra Milano'ya yerleşmiş ve burada da Angéla Pietragrua'ya aşık olmuştur. Ertesi yıl Parma'yı ziyaret etmiş ve bu seyahati, üçüncü romanı olan Parma Manastırı'na ilham kaynağı olmuştur. 1817'de ise İtalya'daki izlenimlerini anlatan ve İtalya'ya olan hayranlığının simgesine dönüşen Roma, Napoli ve Floransa kitabını yazmıştır. 1818'de Napolyon'un Hayatı'nı yazmaya başlamıştır. Bu sırada da mutsuz bir aşk yaşayacağı Mathilde Dembowski ile tanışmıştır. 1821'de ise yasadışı bir İtalyan örgütüne üye olduğu suçlamasıyla Milano'dan uzaklaştırılmıştır. Stendhal bunun üzerine Batı Avrupa'yı dolaşmaya başlamıştır. Bu yolculuklar sırasındaki tecrübeleri, düşünceleri ve hisler, sonradan yazacağı romanların ana şeklini oluşturmuştur. 1827'de ilk roman Armance'ı, üç yıl sonra da Kırmızı ve Siyah'ı yazmıştır. 1831'de ise Trieste'ye giderek bir süre konsolosluk yapmıştır. 1839'da Parma Manastırı'nı yazmayı bitirdikten sonra, gençliğinde yaptığı İtalya seyahatlerinden birinde kaptığı frengi hastalığı etkilerini göstermeye başlamıştır. 1841'de geçici bir felce uğramış, daha sonradan da birçok benzer sıkıntılar yaşamıştır. Ve Paris sokaklarında yürürken bayılıp kaldırım kenarına yığılmasından birkaç saat sonra, 1842 yılının 22 Mart'ı 23 Mart'a bağlayan gecesinde vefat etmiştir. Mezarı Montmarte Mezarlığı'ndadır.