Peter Pan (Cep Boy)

·
Okunma
·
Beğeni
·
22,8bin
Gösterim
Adı:
Peter Pan
Alt başlık:
Cep Boy
Sayfa sayısı:
204
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057829672
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Büyümeyi reddeden Peter Pan’in macerası, Barrie’nin eserini hayal gücünü en yoğun besleyen klasikler arasına yerleştiriyor. Varolmayan Ülke olarak andığı minicik adaya dünyaları sığdıran kahramanımızın büyümeyi istemeyen herkese öğreteceği çok şey var. Fantastik olduğu kadar lirik bir dile de sahip olan Peter Pan, İngilizce aslından çevrilen tam metin edisyonuyla Karbon’da.
272 syf.
·Puan vermedi
Acaba gerçekten büyümek istemeyen bir çocuk var mıdır, yoksa bir kez büyüdükten sonra, geride kalmış çocukluğun özlemi midir büyümemiş olmak?
192 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Keşke James Matthew Barrie'nin "Bütün çocuklar büyür, biri hariç." dediği o çocuk ben olsaydım... Kitap bitince tam olarak bu his uyandı içimde. Şimdi bu kış vakti penceremi açık bırakıp Peter'i beklemek geliyor içimden.
Sevgili Peter, sevgili James Matthew Barrie... Böyle diyorum çünkü bizim yıllarca çocuk kitabı diye okuduğumuz bu kitap bizzat yazarın, sevgili James'in kendi hikayesi. Yazarımızın adını kasıtlı olarak üstüne basa basa tekrarlıyorum çünkü o, 6 yaşından itibaren asla "James" olamadı. Annesinin en sevdiği çocuğu, ağabeyi David, ölünce; annesi üzülmesin diye onun yerine geçti. Onun gibi giyinip onun gibi davranmaya başladı. Artık o James değil, David'ti. Ve ne yazık ki bu davranış bir süre sonra onda cücelik hastalığının oluşmasına sebep oldu.
İşte bu yüzden Peter Pan büyümüyor, büyümek istemiyor. Bu yüzden yetişkinlerden, annelerden, babalardan hoşlanmıyor. Fakat yine de Peter, Wendy gibi bir annesi olsun istiyor. Çünkü James'in annesi hiçbir zaman "gerçekten" James'in annesi olamadı, o hep ağabeyinin annesiydi...
Sevgili James Matthew Barrie, iyi ki bu hikayeyi yazdın, ders alınacak ne çok şey var... Neyse arkadaşlar, öyle işte. Kitabı okuduktan sonra yazarın hayat hikayesini de öğrenmek beni gerçekten üzdü. İnceleme, inceleme olmaktan çıkmadan gideyim en iyisi. Gidip pencere kenarında Peter'in gelip beni "Neverland" e götürmesini bekleyeyim. Ah sahi, gitmeden önce küçük bir film önerisi de vermek istiyorum: Finding Neverland. Yazarın hayat hikayesini anlatıyor ve Johnny Depp, Kate Winslet gibi oyuncular oynuyor. Filmi keşfettiğimden beri en sevdiğim filmlerden biri oldu. Sizin de izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Herkese iyi okumalar dilerim...
192 syf.
Peter Pan

Bir masal, bir gerçek, bir ilham. Kimi çocukluğunda, kimi içindeki çocukla tanımıştır onu. Yazar James Barrie’nin kendi yaşayamadığı çocukluğunun izleri. Asla büyümek istemeyen bir kahraman.

Misafir olmak ister misiniz bu ülkeye? Orası olmayan ülke. Hani vardır ya hayallerinizdekilerden. Ama dikkat! Ülkeye adımını atan geriye dönemez, çünkü bir kere orayı görmüştür artık.

James Barrie, İskoç yazar, dünyamızdan yaşayıp geçen nazik yüreklerden birisi. Hayatında yaşadığı zorluklar hayal gücüne ilham olmuş. Küçük yaşta abisi ölmüş ve annesi bu bunalım ile James’i kaybettiği oğlu yerine koymuş. Kayıp giden kendi çocukluğu yüzünden olsa gerek hep çocuk olarak kalmış. Fiziken de boyu, rahatsızlığı sebebiyle, 1.42 civarı imiş. Annesinin psikolojik durumu onu hem zihinsel hem de fiziksel olarak etkilemiş.

Peter Pan işte bu daimi çocukluğun bir ürünü. Wendy, John ve Michael ile dostluğun yolculuğu. Peter Hiçbir yer’de yaşamaktadır. Bir akşam Wendy’nin annesinin çocuklara okuduğu hikayeyi duyar. Camdan gizlice dinler. Anlatılan hikayeleri dinlemeyi ve onları Hiçbir yer’deki çocuklara anlatmaya bayılır. Wendy ile de böyle tanışır. Ve üç çocuğa ülkelerine gelmeyi teklif eder. Öncelikle onlara uçmayı öğretmesi gerekmektedir. Çocuklar zorlanırlar en başta ama eğer kötü düşüncelerinden sıyrılıp sadece mutlu şeyleri düşünürlerse gerçek olacaktır, ki bilirsiniz çocuklar için en kolay şeydir mutlu olabilmek. Üzerlerine biraz da peri tozu serperseniz işte tamamdır. Ama Peter’in bir huyu vardır; kolayca unutuverir her şeyi.
Hiçbir yer; kayıp çocukların, kızılderililerin, perilerin, korsanların diyarıdır. Tabi her çocuğun hayaline kattıkları ile dönüşür, evrilir. Kaptan Kanca, Peter’in ebedi düşmanı, bir kavgalarında Peter onun elini kesmiş ve elinin yerine kocaman bir kanca takmış. Tek amacı Peter’i öldürmek. Ama uçabilen ve ona göre genç olan Peter’ı yakalamak kolay değildir. En sonda gelinen noktada ise Wendy ve Peter’i bir ayrım beklemektedir. Tüm çocuklar büyümek zorundayken sadece birisi bundan kaçabilir.

Hikaye başlı başına bir macera, tiyatroda oynanmış zamanında ve Wendy ismi bu hikaye ile kız çocuklarına konmaya başlamış. Çoğu kişiye de tanıdıktır zaten kitap. Ama asıl vurgulanması gereken nokta kitabın meydana çıkışıdır bence. James Barrie’den taşıdığı izler Peter karakterinde görülür. Hep çocuk kalmak isteyen Peter onun bir yansımasıdır. Ayrıca Peter başka bir çocuğun izlerini de taşır. Bu noktada bir film devreye giriyor ki adı: ‘’Düşler Ülkesi’’. - orijinal adı:’’Finding Neverland’’ - Bu film James Barrie’nin eseri ortaya çıkarırken kendisine esin olan dört çocuk ve onlarla olan ilişkisi üzerine kurulu. Filmin gerçek hikayeden uyarlanması ise etkileyiciliğini katlıyor. Babaları ölmüş bu çocuklar ile olan ilişki ve kitap yazıldığında dört çocuktan biri olan Peter’a atfedilişi ayrı bir iz bırakıyor. Hayal dünyası ve gerçeklikler dünyası arasındaki gidiş gelişe çocukların ve çocuk kalpli bir yazarın gözünden bakmak için kaçırılmaması gereken bir film. 1900’ler İngiltere dönemini de filmde görebilmek mümkün. James Barrie’yi canlandıran kişi ise Johnny Depp. Onu farklı rolleriyle bilenler için filme kattığı kaliteden bahsetmem sanırım gereksiz olacaktır:) Öneri olarak önce film izlenmeli bence, çünkü bir eserin oluşumu, ilham kaynakları göz önüne alındığında kitabı okumak ve anlamlandırmak daha farklı olacaktır.

Bir de Peter Pan ismindeki ‘’Pan’’ kelimesi hakkında ilginç bazı bilgiler var. Pan mitolojide çobanların ve kırın tanrısıdır. Yarı insan yarı keçi olarak tasvir edilir. Daha da ilginci Pan insanları çığlıkları ile korkutması ile bilinir bu da panik kelimesinin çıkışına sebep olmuştur. Doğrudan doğa ile ilişkilendirilen bir figürdür. Burda Peter Pan’in tesadüfen bu ismi almadığı aşikardır. Hiçbir yer, doğa tasviriyle ortaya çıkar ve Peter orda herkesin sözünü dinlediği biridir. Ayrıca Peter sürekli pan flüt çalar. Pan flüt, efsaneye göre;Tanrı Pan’ın aşık olduğu peri Syrinks’e sarılacağı sırada saza dönüşüp, Pan’ın bu sazların yedisini bir araya getirmesi ve üflendiğinde narin bir melodi ortaya çıkması ile bulunmuştur. Peter flütün melodisi kadar zarif olabilirken, çocukluğu ile, panik kelimesine ilham olacak kadar korkutucudur düşmanlarına.

Son anlatmak istediğim ise periler. Aksi, huysuz bir yandan da iyi periler. Neden böyle derseniz onlar çok küçüklerdir, iki duyguyu bir anda içlerine sığdıramazlar. Aynı anda kızıp, mutlu olamazlar. Onlar nasıl doğar biliyor musunuz? Her bebek dünyaya gelip gülümsediğinde bir peri doğar. Çocuklar inanırlar onlara. Ama eğer biri inanmadığını söylerse o an ölüverir bir peri. James Barrie kendi perisini yaşatabilmiş ki bu kadar yakından tanıyor onları. Siz de kendi perinize inanmayı unutmayın olur mu? Kimse onları öldürmek istemez ve herkesin kendine göredir perisi. İnsanların içinde bir çocuk barındırabildiği müddetçe zengin kalabildiğine inanıyorum. Zamanın geniş olduğu bu günlerde kapılarımız hayal gücüne sonuna kadar açık kalsın.

Filmin Oscar ödüllü müziğini dinlemek isteyenler için ise:
https://youtu.be/-tl7VkY2N7A
192 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitap tam da şimdi bitti. İlk önce söylemek isterim ki yazarın tarzını beğendim. Okuyucu ile konuşarak ilerletiyor hikayeyi, bu da okurken sizi çekiyor içine.. PeterPan bildiğimiz çizgi kahraman :) aslında çok severdim çizgi filmlerinden özellikle ama şimdi yıllar sonra okuyunca ne kadar kalpsiz ve kendini beğenmiş biri olduğunu anlamak üzdü biraz sanırım :) Kitabın ne anlattığını anlatmaya gerek yok bence hepimiz biliyoruz diye düşünüyorum. En azından bir kere izlemişizdir. Ben kitabı tabi ki de 1 günde bitirdim 185 sayfa ama anlamıyorsunuz kendime masal anlatır gibi #okudumvebitti :))
192 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Çocukluğumun en unutulmaz çizgi filminin kitabını okumakla iyi mi ettim bilmiyorum. Çok farklı bir deneyimdi benim için. Hep anneye ihtiyacı olan ama kendi annesini sevmeyen bir çocuğun hikayesi, hiç büyümeyen bir çocuk... Gitmek isteyeni kalmaya zorlamayacak kadar “görgülü”, sevdikleri için hayatını tehlikeye atacak kadar cesur ama sevgisini belli etmeyecek kadar da mağrur bir çocuk... Kitapta Britanya soylularına(burjuvaziye), çocuklarına sevgi göstermeyi beceremeyen anne-babalara, kimsesiz çocuklara dair çok ince göndermeler vardı. Alt yapısı çok sağlam bir eser...
192 syf.
Çocukluk, insanın bir an önce geçmesini istediği, geçtikten sonra ise her daim özlemle andığı dönemdir. Biraz da bu özlemden olsa gerek insanlar çocuk yapmaya bu kadar istekliler. Her çocuğun gözlerinde kendi çocukluğumuzu görürüz ve yüzümüzü sımsıcak bir tebessüm alır. Böylelikle hayata biraz daha katlanacak güç buluruz.

Çocukken her şey daha canlı, anlamlı ve coşkuludur. Sekiz yaşındayken oyuna verilen arada yenilen kuru ekmek, otuz yaşında en lüks lokantada yenilen bir yemekten çok daha doyurucu ve lezzetlidir. Çocukken yapılan hırsızlık hemen affedilir, ancak çalınan oyuncu kartlarını üttürürsen azar yersin ağabeyinden. Sonsuz saçmalama hakkın vardır ama konuşma hakkın pek çok noktada yoktur. Yemek yerken ansızın nasıl dünyaya geldiğini sorabilirsin mesela ama yanıt alamazsın; bunun yerine boğazına o sırada ağzına attığı lokma takılan babanız, soruya verebilecek uygun cevabı bulamadığı için sizi fırçalar ve siz neden fırça yediğinizi anlamadan yemeği karıştırmaya devam edersiniz. Akşamında, konuşulan bir konuda fikrinizi söylersiniz ama çocuktur bu deyip dikkate alan çıkmaz ve eğer misafirler varsa ve ciddi bir konu konuşuluyorsa sizi içeriye gönderirler mantıklı bir fikriniz olsa bile. Çocukken eski kitapların kapakları bile değerlidir; onlardan Lotr oyununda "ork" yapmak için faydalanırsınız. Silgi, kalem parçaları, legoları Hagi, Kaka, Maldini olarak görüp sabahları annenizin yaptığı patates kızartmasını beklerken dalıp her bir deseninde başka bir nesne gördüğünüz halının üzerinde maç yaptırırsınız.

Çocukken dünya bir bulmaca gibi gelir ve büyüdüğü zaman da dünyayı bu şekilde görmeye devam edenler arasından mucitler, bilim insanları ve sanatçılar çıkar. Çocukluk korku ve merak arasındaki bir gerilim dönemidir aynı zamanda. Karanlık bir sokağa girmekten korkarken aynı zamanda ordan gelen sesin neye ait olduğunu öğrenmek için yoğun merak duyarsınız ve bu anda vereceğiniz karar, tüm hayatınızı şekillendirir. Çocukken aldığınız her kararın gelecekte üzerinizde daimi etkili oluşacaktır ve hayatın bunlarla verilen bir savaş olduğunu anlayacaksınız. Ama henüz çocuğuz, yani sorumluluklarımızdan kolaylıkla kaçıp büyüklerimize sığınabiliriz ama unutmayalım ki onlar, hem en iyi dostumuz hem de düşmanımızdırlar. Ne zaman ihtiyacımız olsa karşılıksız yardım ederler ama birçok kez de farkında olarak veya olmadan gelişimimize ket vurur veya yanlış yön verirler ve biz bu anlarda tamamen savunmasızızdır. Belki de bundan dolayı bir an önce büyümek isteriz. Wendy hariç!

Peter Pan büyümek istemeyen bir çocuğun hikayesi. Eminim bilmeyen veya en azından duymayan yoktur. Eğlenceli bir kitap olduğunu söyleyebilirim ama tabi, çocuklukta okunurkenki keyfi vermiyor. Bununla birlikte Peter Pan karakteri bana tanıdık birilerini hatırlattı. Buna neden olan iki parafı alıntılayacağım. Belki size de çağrışım yapar tanıdık simalar:

● "Peter bir şeyi emrettiğinde onu sorgulamak tabiatlarında yoktu. "Peter'in isteğini yerine getirelim!" diye bağrıştı kıt akıllı oğlanlar." (s.65)

● ""Reisi Takip Et" oyunu oynuyorlardı." (s.42)

● "Belli ki onu asıl ilgilendiren, bir insanın hayatını kurtarmaktan ziyade kendisinin ne kadar akıllı olduğuydu." (s.42)

Ayrıca psikanalist Dan Kiley, 1983'te "büyüme korkusu olan çocuklarda ve olgun oldukları halde çocuk gibi davranan insanlarda görülen davranış bozukluklarına" Peter Pan Sendromu adını vermiştir.


Keyifli okumalar..
185 syf.
·4 günde·Puan vermedi
J. M. Barrie 'in meşhur masalı Peter Pan. Kitap temelinde büyümek istemeyen bir çocuğu anlatıyor. Bir zamanlar hepimizde böyle bir istek olmuştur. Büyümek istememişizdir. Malasef buna engel olamadığımızın da farkındayızdır. Bir Peter Pan olamasak da içimizdeki çocuğu büyütmemekle yetiniyoruz bizlerde.

Kitap Darling ailesinin evinde başlıyor. Bir gün ailenin en büyük çoğu Wendy, Peter Pan' i yerde ağlarken görüyor ve onunla konuşmaya başlıyor. Wendy Peter'a yardım ediyor. Bunun üzerine Peter onu Hiçbiryere götürmek istiyor ve kızı kandırmak için her türlü yolu deniyor. Ve en sonunda Wendy ile birlikte evdeki diğer iki çocuğu da alarak Hiçbiryere uçuyorlar. Ve bu kısımdan sonra başlarından geçen maceralar anlatılıyor.

Malesef kitabı çok severek okudum diyemeyeceğim. Yazarın yer yer araya girmesi, kadına sinirlendiğim için söylemekten vazgeçtim gibi ifadelerin yer alması, sizce hangi hikayeyi anlatayım demesi çok keyif verici değildi. Peter Pan gibi kibirli, ukala ve bencil karakterde birini sevmek çok kolay olmadı okurken. Çok nadir yerde etkiledi beni Peter. Ayrıca kitabı öğrencilere önermenin de çok doğru olacağını sanmıyorum. Kitapta çocuklar için şeytan ifadesi yer alıyor. Annelerin koruyucu oluşları alaycı bir dille eleştiriliyor. Annelerin çok sert, katı oldukları çoğu şeyi mecbur oldukları için yaptıkları söyleniyor. Kitabın çoğu kısmında öldürmek işi keyif verici bir şekilde anlatılıyor. Açıkçası okurken hep aklımdan bunu çocuklar okumamalı, ben olsam kesinlikle çocuğuma okutmam dedim. Peter Pan
272 syf.
·6/10 puan·Ne Okusam'dan
Küçükken izlediğimiz çizgi film Peter Pan ile karşılaştırdığımda; roman biraz daha başka yerde... Ağzımız açık televizyon karşısında izlediğimiz zamanlar, bu kitabı okuduğumda hafiften hayal kırıklığına dönüştü açıkçası. Yazarın hiç olmayan yer ve büyümek istememek, çocuk kalmak metaforlarını başarıyla işlediğini söyleyebilirim. Ancak kitaptaki bazı bölümler ve örnek vermek gerekirse öldürmekten bir keyif gibi bahsedilen sahneler, gençlere ve çocuklara pek uygun değil gibi.. Dikkat etmekte fayda var yani!!
192 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
•Merhaba. Küçükken Peter Pan’ı hiç izlediniz mi? İzlemediyseniz de biliyorsunuzdur. Peki, Peter Pan karakterinin nasıl ortaya çıktığını biliyor musunuz?

•Peter Pan büyümek istemediği için evden kaçan ve hiçbiryere giden (gittiği yerin adı hiçbiryer) bir çocuk. Perilerle birlikte yaşayan Peter Pan bir gün Darling ailesinin evine gider. Bayan Darling Peter Pan’ı fark ettiğinde Peter Pan hızla pencereden kaçmaya çalışır ama Bayan Darling pencereyi kapattığı için Peter Pan’ın gölgesi içeride kalır. Bayan Darling Peter Pan’ın gölgesini saklar. Başka bir gün Peter Pan gölgesini almaya gelir ama maalesef gölgesini kendisine yapıştıramaz ve ağlamaya başlar. Bay ve Bayan Darling’in 3 çocuğundan en büyük olanı Wendy, Peter’a neden ağladığını sorar ve gölgesini Peter’a diker. Böylelikle Peter Pan, o üç çocuğu hiçbiryere götürmek ister. Böylece masalımız başlar.

•Peter Pan’ın yazarı James Matthew Barrie 6 yaşındayken 13 yaşındaki abisi ölür. Annesinin depresyona girmesi ile Annesi, James’i ölen abisinin yerine koyar. Böylece James bir ömür 13 yaşında kalmıştır. Cücelik denen bir hastalığı olan James 142 cm’e kadar uzayabilmiştir.

Ayrıca 1983’de, psikanalist olan Dan Kiley büyüme korkusu olan çocuklara ve olgun olmasına rağmen çocuk gibi davranan insanlarda görülen davranış bozukluklarına “Peter Pan Sendromu” adını koymuştur.

•James Matthew Barrie bir nevi kendini yansıtmış ve Peter Pan karakterini oluşturmuştur. James, günlük hayatta her şeyi sürekli unutan bir insanmış, markete bir şeyler almak için gittiğinde sürekli ne alacağını unuturmuş o yüzden ellerine küçük şifreler yazarmış, aynı şekilde Peter Pan da her şeyi unutan bir karakterdir. Küçükken bildiğim masalın bir insanın hayatı olabileceği aklıma gelmezdi.
Kitap çok güzeldi eğer okumadıysanız okumanızı öneririm ve okuduktan sonra yazarın hayatını daha detaylı araştırmanızı da öneririm. Hepinize keyifli okumalar :)

Alıntı:
“İlk defa haksızlığa maruz kalan bütün çocuklar böyle etkilenir işte. Çocukların tek düşündüğü, kimsenin onlara haksızlık etme hakkının olmayışıdır. Siz ona haksılık etseniz de sizi yine sever, ama bir daha asla aynı çocuk olmayacaktır.”

—Kitapla kalın ❦
192 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Çocukların tek düşündüğü, kimsenin onlara haksızlık etme hakkının olmayışıdır. Siz ona haksızlık etseniz de sizi yine sever ama bir daha asla aynı çocuk olmayacaktır. Çünkü hiç kimse uğradığı ilk haksızlığı hazmedemez.

Kelimelerin altında farklı manalar bulmayı sevdiğim için tam benlik bir kitap, çok güzel metaforları var. Her sayfada olmasada ara ara güzel de mesajlar veriyor. Peter Pan'ı okuyan herkesin kendini Peter'ın yerine koyabildiği yadsınamayacak bir gerçek. Çünkü hepimiz hayatımızın belli dönemlerinde büyümekten korktuk.
66 syf.
·1 günde
Bildiğim hikayelerden biriydi, ama İngilizcesini okumak farklı bir deneyim oldu.Çocukluğuma inmek, o zaman okuduklarımı yabancı dille yad etmek ayrı bir güzeldi. Hayal gücümü geliştiren kitaplardan biriydi, bakıyorum geriye, hala da güçlendirme potansiyeli var sanırım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Peter Pan
Alt başlık:
Cep Boy
Sayfa sayısı:
204
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057829672
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Büyümeyi reddeden Peter Pan’in macerası, Barrie’nin eserini hayal gücünü en yoğun besleyen klasikler arasına yerleştiriyor. Varolmayan Ülke olarak andığı minicik adaya dünyaları sığdıran kahramanımızın büyümeyi istemeyen herkese öğreteceği çok şey var. Fantastik olduğu kadar lirik bir dile de sahip olan Peter Pan, İngilizce aslından çevrilen tam metin edisyonuyla Karbon’da.

Kitabı okuyanlar 2.718 okur

  • Göktuğ Yavaşoğlu
  • Sefa Akgül
  • ReyhanVildanPolat
  • Erdem AYDIN
  • Useyme Muhammed
  • Esma
  • Meryem
  • Kübra
  • A
  • Aslıhan YANIK

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (2)
9
%0.3 (2)
8
%0.1 (1)
7
%0.4 (3)
6
%0.1 (1)
5
%0
4
%0.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları