Rakım Efendi

Ahmet Mithat Efendi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Boynuz Kulağı Geçmiş Aslan Bey:')
9/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2021 63. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2021 02:52
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın selefi olarak Ahmet Mithat Efendi’nin Pîr’liğini yaptığı bu gelenek, bilmem övgüye ihtiyaç duyar mıdır? Zira ehli için işaret, malumatın kendisidir. Öyleyse biz de, mübalağa etmekten edebiyata sığınarak; tarif ve tavsiyemize başlayalım. “İstedik ki tetkikimizin dili, eserin lisanını aksettirsin. Böylece kıraat ehli, eserin yapısına dair malumatı da edinsin.” ... Eser, tek bir hikayeye koskoca bir medeniyetin zihniyet hikayesini sığdırmayı başarmış. Zira yakın dönemin en büyük iki ismi Rakım ve Felatun efendiler, temsil ettikleri şuuru bedenlenmişler. Biri alaturka anlayışın diğeri ise alafranga anlayışın hülülüdür. Dolayısıyla biri miras yedi, öbürü ise yetimdir. Elbette yetim olacak olan alafrangın vücudu Felatun Bey olacak değil ya, elbette alaturkanın bedeni Rakım efendi’dir. ... Ahmet Mithat Efendi, Alafrang mahallesinin Piri Felatun Bey’e, Felatun ismini, Greklerin Baki Şeyhi Platon’un doğu medeniyetindeki yorumu olan Eflatun’dan taksa gerektir. Zira Platon, Eflatun ismini alarak Sultan-ı İklim-i Rum ünvanını kazanmış, böylece bir çok şeyh ve özellikle felasife ehli manevi icazetini kendisinden almışlardır. Ahmet Mithat’ın alafrank zihniyetinin Pirî Felatun Bey’e Eflatun ismini tam anlamıyla layık görmemesinin nedeni; eflatunluk iddiasında bulunup felatunluk yapması olsa gerektir. Zira bu zihniyet, marjinal olanı hakikat zannetmek marifetine matuftur. Oysa kadim zihniyet, marjinal olanı dönüştürerek özümseyecek kadar kimlik ve karakter sahibi idi. Hal sebepten Felatun Bey eserde geçmişini unutmuş, geleceğiyle barışmayı arzu eden bir karaktere can verir. Fakat barış sağlayacak taraflardan biri eksik olduğundan bunu bir türlü başaramaz. (Biliniz bakalım hangisi eksiktir?) Lafı çok uzattık. Lafın bir kısmında da Rakım Efendi’ye yer
Edebiyat
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202528,2bin okunma
8/10
·200 syf.··
2025 70. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 23:16
Bu romanı okurken içimde hem hafif bir tebessüm hem de derin bir sorgulama oldu. Çünkü bu sadece iki karakterin değil, aslında iki farklı dünya görüşünün, iki ayrı hayat tarzının çatışması gibi. Ve bence bu çatışma bugün bile hâlâ geçerli. Felâtun Bey… ismiyle bile hafif “karikatür” gibi. Batı’ya öykünmeyi yanlış anlayan, şeklen modernleşip özünü boş bırakan bir karakter. Okudukça sık sık “İnsan bu kadar mı yüzeyde kalır?” diye düşündüm. Her şeyi görünüşte, yüzeyde; bilgiye değil gösterişe meraklı. Eğitimi var ama irfanı yok gibi. Râkım Efendi ise tam tersi. O, çalışkan, okuyan, düşünen, hem Doğu’ya hem Batı’ya açık, ama özüyle bağlantısını hiç koparmamış biri. Onun sade yaşamı ve tutarlılığı çok etkiledi beni. Hele ailesine, öğretmenine ve çevresine olan saygısı… Bugünün kalabalığı içinde böyle biriyle karşılaşmak isterdim. Ahmet Mithat, eğitici bir dille yazmış ama parmak sallayan biri gibi değil. Sanki bir dost gibi: “Bak, böyle biri olursan neler olur, şöyle biri olursan neler yaşarsın?” diye anlatıyor. Bazen dili biraz eski ve uzun geliyor, evet, ama o dönemin havasını hissetmek çok keyifliydi benim için. Kitabı bitirdiğimde şunu düşündüm: Gerçek Batılılaşma, kıyafetle, Fransızca kelimelerle, görgüsüz harcamalarla olmuyor. Değerleri sindirerek, bilgiye saygı duyarak, özümüzü inkâr etmeden öğrenerek oluyor. Ahmet Mithat Efendi bunu yıllar önce yazmış ama hâlâ ne kadar güncel, değil mi? ⸻ Küçük bir not: Bu kitap, yüzeydeki “Doğu – Batı” meselesinden çok daha derin bence. Kimliğini yitirmeden gelişmek, gelişirken köklerini unutmamak isteyen herkesin iç sesi olabilir. Benim için de öyle oldu.
Felatun Bey ile Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 201428,2bin okunma
Felatun Bey ve Rakım Efendi..
8/10
·208 syf.··
2026 2. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 14:19
Öncelikle çok güzel bir kitaptı ve keyifle okudum. Ahmet Mithat Efendi kitapta okuyucuyla konuşur bir dille anlatmış. İçinde yanlış batılaşmayı çok iyi konu edinmiş bir kitap. Felatun Bey tamamiyle Türk usul ve geleneklerinden kopmuş, unutmuş, Rakım Efendi ise fakir ama Türk geleneklerine uygun yaşayan bir insandır. Ahmet Mithat Efendi taraflı bir şekilde Felatun Bey'i yargılıyor, Rakım Efendi'yi övüyor. Daha sonra Canan ve İngiliz ailesini tanıyor ve tanıdıkça seviyoruz. Fazla sıradışı olmaması ile birlikte, o günün şartlarında osmanlı hayat tarzını ve kültürel atmosferini yansıtması açısından ilgi çekici bir eser. Tanzimatın önemli bir eseri olan bu keyifli roman herkese tavsiyemdir. Keyifli okumalar...
Felatun Bey ve Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Atlantis Yayınevi · 201528,2bin okunma
6/10
·268 syf.··
2023 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2023 06:33
Merhaba Arkadaşlar; Türk klasiklerine yoğunlaştığım bu dönemde Felatun Bey ve Rakım Efendi isimli eseri okumadan olmazdı. Sırf okumak için okumayı planladım. Ama okudukça okutan, sıkmayan bir kitap. Klâsik kitaplar gibi yer yer sıktığı oldu ama yakın tarihin şartlarını anlamak ve edebiyat tarihimizi bilmek için okunmasını ve okutulmasını tavsiye ederim. Kitapla Kalın.
Felatun Bey ile Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 201428,2bin okunma
Puan vermedi·180 syf.··
Beğendi
·
2025 110. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 00:31
Ahmet Mithat Efendi ’nin Felâtun Bey ile Râkım Efendi adlı eseri, Batılılaşma’yı yalnızca bir taklit meselesi olarak değil; emek, ahlak ve kimlik üzerinden sorgulayan, aradan geçen zamana rağmen hâlâ canlılığını koruyan çok kıymetli bir roman. Okurken, Felâtun Bey’in gösterişli ama savruk dünyası ile Râkım Efendi’nin sade, çalışkan ve onurlu yaşamı arasında dolaştım. Râkım Efendi’nin emeğe dayalı duruşu, kimliğini kaybetmeden ayakta kalışı ve içtenliği beni gerçekten etkiledi; yer yer hayranlık duydum. Ahmet Mithat Efendi ’nin sıcak, akıcı dili sayesinde bu hikâye bana uzak bir dönem anlatısı gibi gelmedi; aksine bugünle konuşan, insanın kendine dönmesini sağlayan bir metne dönüştü. Okurken hem düşündüm hem hissettim. İyi ki okumuşum dediğim, güzelliği hâlâ içimde kalan bir kitap oldu.
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202528,2bin okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2023 5. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2023 21:01
Felâtun ve Râkım yakın muhitlerde, biri alafranga özentisi bir babanın elinde, diğeri babası ölünce zor koşullarda, anne ve dadısının fedakarlıklarıyla büyümüş yirmili yaşlarda iki arkadaştır. Felâtun Bey şık giyinmenin, gezip tozmanın peşinde, Batı özentisi bir tiptir; Râkım Efendi ise çalışkan, kendini yetiştirmiş, Doğu ve Batı kültürlerini özümsemiş biridir. Birbirine zıt bu iki arkadaşın hayatlarını mizahi bir dille karşılaştırarak anlatıyor yazar. Oğlumun edebiyat öğretmeninin tavsiyesi ile okuduğum bir roman. Ben okurken çok keyif aldım. Güzel ve sürükleyici bir kitap.
Edebiyat/Klasik
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202528,2bin okunma
Alafranga Olmak mı, İnsan Kalmak mı?
8/10
·286 syf.··
2020 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2020 15:36
Felatun Bey ve Rakım Efendi okurken aslında iki karakter değil, iki hayat anlayışı izliyorum. Felâtun Bey ile Râkım Efendi, aynı dönemin insanı olmalarına rağmen bambaşka dünyaların çocukları. Ve Ahmet Mithat Efendi, onları karşı karşıya getirirken sadece bireyleri değil, bir toplumsal kırılmayı gözler önüne seriyor. Felâtun Bey, Batılı olmayı görünüşte yaşayan biri. Fransızca kelimeleri yarım yamalak, zevkleri gösterişli ama içi boş. Alafrangalığı bir kültür değil, bir süs gibi taşıyor. Çalışmadan yaşamak istiyor, mirasla ayakta duracağını sanıyor. Okurken ona kızıyorum ama aynı zamanda dönemin bir gerçeği olarak üzülüyorum: Çünkü Felâtun Bey, yanlış Batılılaşmanın ete kemiğe bürünmüş hâli. Râkım Efendi ise tam karşısında duruyor. Doğulu değerlerini inkâr etmeden Batı’yı özüyle öğrenmiş. Çalışkan, üretken, kendini yetiştirmiş. Dil biliyor ama bununla övünmüyor; bilgiyi gösteriş için değil, hayatı anlamak için kullanıyor. Râkım Efendi bana hep şunu düşündürüyor: Batılılaşmak, kendinden vazgeçmek değil; kendini sağlam bir zemine oturtmak meselesi. Üniversitede bu kitabı derinlemesine incelerken belki de en çok şu cümle zihnime kazındı (adı konmasa bile): Mesele Batı’ya benzemek değil, insan olmaktı. Ahmet Mithat Efendi’nin anlatıcı olarak sık sık araya girmesi, bana bir hoca edasıyla “bak, burası önemli” demesi hâlâ kulaklarımda. Didaktik ama samimi. Okuru küçümsemeyen, aksine elinden tutup düşünmeye çağıran bir anlatım. Bu eser, Tanzimat döneminin alafrangalığını en çıplak hâliyle gösterirken, aynı zamanda bugün bile geçerliliğini koruyan bir soruyu bırakıyor insanın önüne: Biz neyi örnek alıyoruz, neyi gerçekten anlıyoruz? Felâtun Bey unutuluyor ama Râkım Efendi zihinde kalıyor. Çünkü biri tüketirken diğeri inşa ediyor. Ve bazı karakterler, insanın hafızasına sadece bilgi olarak değil, ölçü
Roman
Felatun Bey ve Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Ren Kitap Yayınları · 201828,2bin okunma
Puan vermedi·260 syf.··
2023 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2023 22:36
FELATUN BEY iLE RAKIM EFENDİ- AHMET MİTHAT EFENDİ Öncelikle hepinize merhabalar kitap dostlarım. Bugün sizlere Türk Edebiyatı Klasiklerinden olan Felatun Bey ile Rakım Efendi kitabının incelemesini yapacağım. Kitabın konusuna bakacak olursak kitap temelde alaturka ve alafranga yaşamları bize anlatıyor. Fakat bunu anlatırken bize temelde iki karakter sunuyor ve olaylara biz okuru dahil ediyor. İki karakterden ilki Rakım Efendi. Rakım Efendi alaturka bir yaşantı süren, çok akıllı, çalışkan, herkesin övgüsünü ve sevgisini kazanmış bir karakterdir. Kitapta Doğu kültüründen izler taşır. İkinci karakter olan Felatun Bey; alafranga bir yaşam benimsemiş, kurnaz olduğunu zanneden, tembel, baba parasıyla büyümüş bir karakterdir. Kitapta Batı kültüründen izler taşır. Aslında kitap bu iki karakteri aynı anda anlatmıyor fakat olayların bir noktasında muhakkak bu iki karakter karşılaşır. Olay örgüsü başka karakterlerin de katkısıyla şekilleniyor ve yazıldığı dönemin etkilerini taşıyarak biz okurlara farklı bir okuma deneyimi sunuyor. Kitabın dil ve anlatımını inceleyecek olursak dili, yazıldığı dönemden izler taşıyor, bunda dolayı bilmediğim kelimeler oldukça fazlaydı, okurken biraz beni yordu fakat anlatımın akıcı olması, Ahmet Mithat Efendi' nin kendime has diliyle beni kitaba bağladı. Olaylar merak unusurunu içerdiği için kısa sürede okunan bir eser oldu. Ben kitabı genel manasıyla sevdim ve konusunu da yazıldığı dönem çapında değerlendirdiğimde gayet güzel bir kitap olduğunu gördüm. Okumak istediğim bir eserdi, bu kitap vesilesiyle geçmişe tanık oldum, iyi ki okudum dediğim bir eser oldu. Sizler de olaylara alaturka ve alafranga gözünden bakmak isterseniz, siz kitap dostlarıma tavsiye ederim. Fakat kitabı okuyacağınız yayınevine dikkat etmenizi tavsiye ederim. Okuyacak
Edebiyat
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Karbon Kitaplar · 201928,2bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2025 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2025 15:22
Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Batılılaşmanın iki farklı yüzünü göstererek, dönemin sosyal yapısına eleştirel bir bakış sunuyor. Ahmet Mithat Efendi, bu eserinde yüzeysel Batılılaşma ile özümseyerek ilerleyen Batılılaşma arasındaki farkları okuyucuya göstermeye çalışmış. Çalışkanlık, eğitim ve kişisel gelişimin önemli değerler olduğunu, Felâtun Bey gibi boş, gösterişçi bir yaşam sürenleri toplum içinde başarısız olduğunu, Râkım Efendi gibi çalışkan ve kendini geliştirenleri ise ilerleyip saygı kazandığı gibi iki farklı karakter üzerinden biz okurlara mesajlar veriyor. Bu yönüyle kitap, hem eğitici hem de düşündürücü bir eser diyebiliriz. Yer yer eski kelimeler olsa da gayet akıcı ve sürükleyici bir ese.
Felatun Bey ile Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Koridor Yayıncılık · 202028,2bin okunma
Yanlış Batılılaşmanın Eleştirisi
9/10
·180 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 11:48
Felâtun Bey ile Râkım Efendi’yi okurken, Tanzimat döneminde Batılılaşmanın nasıl yanlış anlaşıldığını iki zıt karakter üzerinden açıkça gördüm. Felâtun Bey bana yüzeysel Batı hayranlığını, gösterişi ve sorumsuzluğu temsil ederken; Râkım Efendi çalışkanlığı, bilgiyi ve Doğu ile Batı kültürünü dengeli biçimde birleştiren doğru yolu gösterdi. Roman boyunca Felâtun Bey’in savurgan ve bilinçsiz yaşam tarzının onu yavaş yavaş çöküşe sürüklediğine, Râkım Efendi’nin ise emek ve disiplin sayesinde saygın bir konuma ulaştığına tanık oldum. Ahmet Mithat Efendi’nin bu eseriyle bana vermek istediği mesajın, Batılılaşmanın taklit değil bilinç meselesi olduğu yönünde olduğu kitapta açık bir şekilde belli. Öğretici yönü ağır basan bu roman, bireysel sorumluluk ve kültürel denge üzerine düşünmeyi de sevk etmeyi başarıyor. Temalar: Yanlış Batılılaşma Doğu–Batı çatışması Çalışkanlık ve emek Ahlak ve sorumluluk Gösteriş ve yüzeysellik Eğitim ve kültür
Edebiyat
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202528,2bin okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Mithat EfendiYazar · 107 kitap
Ahmet Mithat (d. 1844; Tophane, İstanbul - ö. 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. 1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi. Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet ve Şerife adlı kardeşleri vardır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 1861’de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Mithat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına 'Mithat' da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazıişlerinde yardımcılık yapmaktaydı. 1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868’de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı, gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. Bağdat yılları Şura-yı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan 'Zevra' adlı gazetenin başına geçirdi. Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı. Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu. Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. 'Ceride-i Askeriye' ve 'Basiret' Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan 'Letaif-i Rivayat' adlı eseri kaleme aldı. 'Letâif-i Rivayat', 'Kıssadan Hisse' ve 'Hace-i Evvel' isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan 'Devir' ve 13. Sayıda kapatılan 'Bedir' Gazetelerinin ardından 'Dağarcık' adlı dergiyi çıkardı. Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında yayınladığı “Duvardan Bir Seda” adlı makalesi nedeniyle dinsizlikle suçlandı. Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre oyununun yarattığı hava içinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda iken 6 Nisan 1873'te Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos'a sürüldü. 38 ay süren sürgün sırasında çok sayıda eser yayınladı, Rodoslu çocuklara ders verdi, 'Medreseyi Süleymaniye' adlı bir ilkokul açtı. En üretken dönemlerinden birini yaşayan yazar, 'Hasan Mellah', 'Hüseyin Fellah' ve 'Dünyaya Yeniden Geliş ya da İstanbul'da Neler Olmuş' gibi önemli eserlerini burada yazdı. İstanbul'da çıkan 'Kırkambar' dergisi'ne yazılar gönderdi. Abdülaziz'in vefat etmesi ve V. Murat 'ın başa geçmesiyle çıkan genel af sonucu İstanbul'a geri dönmesine izin verildi. İstanbul'a döndükten sonra gazetecilik, yayıncılık ve romancılığa ağırlık verdi. İstanbul'a dönüşünden 15 gün sonra 'İttihad' adlı gazeteyi çıkardı. Vakit gazetesinde yazar (1877), Takvim-i Vakayi'de müdür oldu (1878). Bu dönemde yazdığı ve sürgüne kadarki hayatı ile sürgün yıllarını anlattığı 'Menfa' adlı eserinde Yeni Osmanlılar'ı eleştirdi; 'Üss-i İnkılab' adlı eserinde de II.Abdülhamid'in siyasetini överek yeni sultanın gözüne girdi. 27 Haziran 1878'de Osmanlı sarayının desteği ile Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayımlamaya başladı; gazete, Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından birisi oldu. Başlangıçta gazetenin tüm yazılarını kendisi yazıyordu. Zamanla gazetenin yazarları arasına giren Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi isimler, bu gazetenin sütunlarında meşhur oldular. 1879’da Matbaayı Amire'ye müdür olarak tayin edildi. Rodos sürgününden döndükten sonra Kabataş'ta yeni bir eve taşınan Ahmet Mithat Efendi, burada şair Fıtnat Hanım ile komşu olmuştu. Annesi Nefise Hanım'ın kardeşinin kızı olan Fıtnat Hanım ile aralarında doğan aşk, mektuplarla sürdürüldü. Mektuplaşmaları 1944 yılında kitaplaştı. 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya 'Sırmakeş' adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı. Beykoz kıyısında bir yalı satın alarak sanat ve edebiyat çevrelerinden pek çok kişiyi bu yalıda ağırladı. 1884’te büyük kızı Mediha'yı Muallim Naci ile evlendirdi. Damadı Muallim Naci, 1883’te Tercüman-ı Hakikat'in edebiyat sayfasının yönetimini üstlendi. Ne var ki Ahmet Mithad eski edebiyat alışkanlıklarını savunan damadı ile görüş ayrılığına düştüğü için 2 yıl sonra onu gazeteden kovdu. 1888'de 'Gümüş İmtiyaz Madalyası', 1889'da 'Bâlâ Rütbesi' ve ikinci dereceden 'Mecidî' aldı. 1888'de Türkiye temsilcisi olarak Stockholm'daki VIII. Müsteşrikler Kongresi (Doğu Bilimleri Kongresi)'ne katıldı. Dönünce gözlemlerinden yola çıkarak 'Avrupa'da Bir Cevelan' kitabını yayımladı. 1908'e kadar Tercüman-ı Hakikat'te roman, hikaye ve makaleler yazmayı sürdürdü. Yazar, II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı. Yazıları eskisi gibi rağbet görmediği için yazı hayatından da çekildi[1]; Bakanlar Kurulu'nun özel kararıyla Darülfünun'da genel tarih, felsefe tarihi; Darülmuallimat'ta tarih ve eğitimbilim dersleri; Medreset-ül-Vaizin'de dinler tarihi dersleri verdi; ayrıca Darüşşafaka'da gönüllü olarak öğretmenlik yaptı. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka'da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Fatih Camii Mezarlığı'na defnedildi. Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi 'kırk beygir gücünde yazı makinesi' olarak tanındı. Eserlerinde Avrupa'nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, 'Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba' adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir. Fransızca'dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı. Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır.