Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·254 syf.··
2025 8. kitabı
Knut Hamsun'un *Rosa* adlı eseri, insan doğasının karmaşıklığını ve bireysel içsel çatışmalarını derinlemesine inceleyen bir romandır. Hamsun, karakterlerin psikolojik çözümlemeleri ve varoluşsal soruları etraflıca işlerken, bireyin toplumla ve çevresiyle olan ilişkisini sorgular. Eser, insanın içsel yalnızlığını ve arayışını vurgulayan etkileyici bir başyapıttır.
RosaKnut Hamsun · Sun and Moon Press · 1997437 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2025 14:55
Benoni’nin devam kitabı Rosa. Bu kitabı gönlünü güzel, çekingen tavırlı Rosa’ya kaptıran Parelius’un ağzından okuyacaksınız. Parelius, yolu Norveç’in liman kentlerinden birine düşen gezgin bir öğrencidir. Gönlünü Benoni ile evli olan Rosa’ya kaptırır. Rosa’yı içten içe sever. Peki aşkına karşılık bulabilecek midir? Okumadan bilinmez… “Ayrıldığımız kimselerden büsbütün kopamayız. Günün her saatinde onlar hatırlatılır bize. Kiminde kuvvetlidir bu duygu, kiminde zayıf, fakat büsbütün kurtulan yoktur bu duygudan.”
RosaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020437 okunma
Çetindir aşk..
Puan vermedi·200 syf.··
2021 218. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2021 22:43
“Ve bu sayfalarda çok kişi anlatılıyor, ama benim için yalnız bir kişidir anlatılan.” sözleri ile biten bir roman, ismi Rosa olan bir roman ..Biz mi seçiyoruz yolumuzu, yoksa kaderimiz mi belirliyor o yolu ? Parelius gezgin bir öğrencidir , bambaşka bir amaçla bir yolculuğa çıkar ve Norveç’te bir liman kentine düşer yolu. O mu seçmiştir orada olmayı, kaderi mi belirlemiştir Rosa’yla tanışmayı? Rosa’ya ümitsiz bir aşkla bağlanan Parelius’un aşkı , bu utangaç gencin ruh dünyasından dökülüyor satırlara. Parelius bir yıllık zaman dilimini anlatırken küçük liman kentinin uğraşılarını , renkli insanlarını , o insanların mutlu olmak adına yaptıklarını da misafir ediyor ruhumuza. İnsanların mutluluk arayışları, ümitsiz aşk , pastoral tasvirler , yalın bir dil ve müthiş Behçet Necatigil çevirisi..Şiirsel bir anlatım Rosa. Hamsun severlere duyurulur..Keyifli okumalar.
Edebiyat
RosaKnut Hamsun · Can Yayınları · 2009437 okunma
Puan vermedi·215 syf.··
2026 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 11:15
Yarım bıraktım. Yazarın bu eserindeki anlatımına adapte olamadım. Kaleminden dolayı olayları da tam anlayamadım. Yok reis biz birbirimize göre değiliz. Çok basit dilliydi.
RosaKnut Hamsun · Cem Yayınevi · 2000437 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 63. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 12:39
Knut Hamsun’un Benoni ve ardından gelen Rosa kitapları aslında tek bir büyük hikâyenin iki parçası. Hamsun’un kuzey kasabalarının gündelik hayatından doğurduğu karakterler, göründüklerinden çok daha fazlasını taşır. Benoni’de sıradan, hatta biraz da alay konusu olan bir adamı sahneye çıkarır; ama onun gözünden hayatın kırılganlığını, hırsı ve sevgiyi gösterir. Devam kitabı Rosa ise bu hikâyeyi derinleştirir; yalnızca Benoni’nin değil, kasabanın bütün insanlarının iç dünyasına ışık tutar. Hamsun, büyük anlatılar kurmak yerine, küçük hayatların içindeki dramatik ve ironik anları öyle bir incelikle yakalar ki, okur kendini Norveç’in sert doğasında, o küçük köyde yaşıyor gibi hisseder. Birini okuduğunuzda diğeri eksik kalıyor; Benoni’yi okuyan mutlaka Rosa ile tamamlamalı. İkisi birlikte, Hamsun’un insan ruhunu anlama gücünü belki de en yalın hâliyle ortaya koyuyor.
RosaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020437 okunma
6/10
·200 syf.··
2024 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2024 23:18
Çok büyük beklentiler ile okunmaması gereken bir roman oldu benim için. Arkadaşıyla avcılık yapmak üzere sözleşen bir gencin yol üzerinde bulunan Sirilund'da konaklamak üzere bulunmasıyla başlayan olaylar silsilesinden bahsetmek mümkün. Burda kaldığı süre zarfında gönlünü de bir imkansıza -rosa'ya- kaptıran gencin aşkı, her gecen büyümekte ama bu ateş sadece ve sadece onu yakmaktadır. Bölgenin doğal güzellikleri, iklimi, havası güzel şekilde aktarılmış. İnsan ilişkilerinin karmaşası, sadakat, ihanet ele alınmış. Ama totalde bakınca ortaya aman aman denecek bir eser ortaya çıkmamış kanımca. Knut Hamsun, efsane eseri Açlık ile hep zihnimin bir köşesinde saygın bir yer edinmişti. Bu eserini okumayı bundan dolayı kendime vazife bildim. Ama yine gördüm ki Açlık boyutunda bir eserden kolay kolay söz edemeyeceğim. Okumak için okursanız, kendinizi akışa bırakırsanız daha fazla keyif alırsınız. Zira okuması olay, derinliği olmayan, sıradan bir ana tema etrafında örülmüş bir olay örgüsüne dayalı bir eser. Keyifle okumalar.
RosaKnut Hamsun · Can Yayınları · 2009437 okunma
6/10
·224 syf.·
2022 6. kitabı
Benoni’yi her ne kadar aşırı beğenmesem de devam niteliğinde olan Rosa’yı okuyarak eserin bütünsellik ve derinlik kazanacağını düşündüm ama yanılmışım. Benoni müthiş olmamakla birlikte yine de okumaktan mutlu olduğum bir eser. Ancak aynı şeyi Rosa hakkında söyleyemeyeceğim. Benoni ile Rosa evli, Rosa bir çocuk bekliyor, kasabaya gelen bir yabancı Rosa’ya aşık oluyor ve kasabada kalıyor. Günlük yaşam olağan bir şekilde devam ediyor. Kitapta neredeyse hiç ama hiç bir şey olmuyor. Yani devam niteliğinde olan ikinci kitabın daha da açılıp; hikayeyi zenginleştirmesi, karakterleri derinleştirmesi gerekirken daha da düz ve sıradan bir anlatıma geçmiş yazar. Sonuç olarak tek başına Rosa’yı okumanızı önermem, Benoni’yi okur ve devamını illa merak ederseniz Rosa’ya geçebilirsiniz. Ama Rosa’yı okuduktan sonra keşke sadece Benoni ile bu hikayeye son verseydim diyebilirsiniz.
Roman
RosaKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2020437 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 22. kitabı
Bu aralar Nobel edebiyat ödülü kazanmış eserleri okumayı seviyorum. Bu yüzden kitaplığımda bulunan Rosa adlı kitabı okumak istedim. Kitaba ödül dolayısıyla çok büyük bir beklenti ile başladım ama en baştan söylemiş olayım beklentimi hiç karşılamadı. Kitabın konusuna gelecek olursak Norveç’in liman kentlerinden birine yolu düşen gezgin bir öğrenci olan Parelius‘un bu bölgede çeşitli sebeplerle kalması ve buradayken Rosa isimli kadına gönlünü kaptırması ile başlıyor. Rosa ilk başta evli olmasa da çok kısa bir süre sonra Parelius’un o dönemki patronu ile evleniyor. Ancak bu, gencin içindeki Rosa aşkını asla bitirmiyor. Gün geçtikçe daha da büyüyen bir aşk okuyoruz. Bir kişinin iç dünyasını, kıskançlıklarını, bu kıskançlıklar sonunda yaşadığı ikilemleri, kendini kötü hissetmesini yazar bize çok güzel anlatmış. Parelius’un kişiliği üzerinden dönemin toplum yapısının, insanların bakış açısının çok güzel anlatıldığını görüyoruz. Sadece piyano çaldığı için bile bir kadına benzetilmesi o dönemin algısının nasıl olduğunu bize çok güzel anlatıyor. Hamsun‘un dilini seviyorum ancak Rosa benlik bir kitap değildi sanırım.
RosaKnut Hamsun · Can Yayınları · 2009437 okunma
Puan vermedi·200 syf.·
Beğendi
·
2022 11. kitabı
Knut Hamsun’un anlatımı Behçet Necatigil’in şiir tavrını koruyan çevirisiyle birleşince hikayeye hiç zorluk çekmeden girilebiliyor. Ben anlatıcı baş karakter Parelius’un hüzünlü tavrı da çok geçmeden üzerinize siniyor. Güçlü betimlemelerle birlikte küçük kasabayı ve sakinlerini tanımaya başlıyorsunuz. Olay örgüsü kitabın sonuna kadar kasabanın günlük yaşamını takip ederek sürüp gidiyor. Parelius kendinden yaşça büyük evli bir kadına hayranlıkla tutulan bedbaht bir genç. Naif duygularını tek taraflı yaşıyor. Başkaları gibi olmaya çabalasa da bu geri tepiyor. Çünkü Rosa’da karşılığı yok. Ne parası var, ne statüsü ne de fiziksel çekiciliği… Üstelik yaş olarak da Rosa’dan yedi yaş küçük. Hiçbir zaman Rosa için bir acaba, bir şık, zayıf bir ihtimal haline dahi gelemiyor. Velhasıl melankoli kalıyor geriye. Rosa’dan tek istediği acılarını biraz anlayabilmesi. Şöyle ilk aklıma gelen örneklere baktığımda Goethe’nin Werter’inden de, Tolstoy’un Kont Vronsky’isinden de daha dezavantajlı Hamsun’un Parelius’u. Ben kitabı beğendim ve keyifle okudum. Tercih eden arkadaşlara iyi okumalar.
RosaKnut Hamsun · Can Yayınları · 2009437 okunma
5/10
·200 syf.··
2017 1. kitabı
Açlık romanını okuduktan sonra çok büyük beklentiyle almıştım ama hayal kırıklığına uğrattı beni malesef, okudugum çeviriyle de alakalı belki bilemiyorum ama bazı yerlerde sanki o ana uymayan cümleler vardı, değişik, sevemedim
RosaKnut Hamsun · Can Yayınları · 2009437 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.