Adı:
Sabırsız Yürek (Acımak)
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
460
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732072
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ungeduld des Herzens
Çeviri:
Çiğdem Öztekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Başka Yayınevlerinden;

SABIRSIZ YÜREK (Sayfa6 Yayınları, Can Yayınları)

ACIMAK (Kutup Yıldızı Yayınları, Akvaryum Yayınları)

TEHLİKELİ MERHAMET (Babil Yayıncılık)

MERHAMET (Yordam Kitap)

şeklinde yayınlanmıştır.


Teğmen Hofmiller, süvari birliğiyle birlikte görev yapmak üzere Macar sınırı yakınlarında bulunan küçük bir köye tayin edilmiştir. Bir gün arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirirken zengin Kekesfalva’nın yeğenini görür. Bir arkadaşının aracılığıyla Kekesfalvaların evine yemeğe davet edilir. Yemekte Kekesfalva’nın kızı Edith ve yeğeni Ilona ile tanışır. Orada Ilona ile dans eder. Ardından Edith’i de dansa davet eder. Ama o anda Edith birdenbire hıçkırıklara boğulunca büyük bir gaf yaptığını anlar, çünkü felçlidir ve tekerlikli sandalyeye mahkûmdur. Kekesfalva ve Ilona, Edith’in hastalığından kaynaklanan tüm kaprislerine katlanmakta ve onun durumuna çok üzülmektedir. Yaptığı gafın üzüntüsüyle Hofmiller ertesi gün özür dilemek için Edith’e çiçek gönderir. Zamanla her gün Edith ile Ilona’yı ziyaret etmeye başlar ve her geçen gün Edith’e duyduğu acıma hissi daha da artar. Edith de her gün özlemle Hofmiller’i beklemektedir. Bu arada Kekesfalva, Hofmiller’den Edith’in doktoru Condor’a, Edith’in iyileşme umudunun olup olmadığını gizlice sormasını ister, çünkü Condor bu konuda hiçbir zaman kesin bir şey söylememektedir. Hofmiller, Condor’dan Edith’in iyileşemeyeceğini öğrenir. Ama içindeki acıma duygusunun etkisiyle, Kekesfalva ailesini üzmemek için zararsız görünen yalanlar söylemeye ve onları bu konuda umutlandırmaya başlar. Hatta bu duygular Hofmiller’in aslında Edith’i iyileştirmeyeceğini bildiği halde onlara yeni bir tedavi yöntemini müjdelemesine, sonra da artık kendisine âşık olan Edith’e onun da ilanı aşk etmesine kadar sürükler onu. Duyduğu acıma duygusu giderek Hofmiller’i ele geçirmekte ve tüm hayatını geri döndürülemez bir biçimde şekillendirmektedir. Hofmiller’in tüm bunlarla hesaplaşması ve aslında iyi niyetten besleniyormuş gibi görünen acıma duygusunun Kekesfalva ve ailesinin, ayrıca Hofmiller’in karşısına neler çıkaracağını Avusturyalı ünlü yazar Stefan Zweig mükemmel bir biçimde anlatmış, öte yandan kişiye dünyanın en büyük meseleleri gibi görünen bu türden insanca sorunların savaşın dehşeti karşısında nasıl küçücük kalabileceğini ustalıkla işlemiştir.
Stefan Zweig'in okuduğum ilk uzun romanı.Bu uzunlukta başka kitabı varmı bilmiyorum.Bu kitabı okuduktan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim şu ana kadar okuduklarımın hepsi mükemmeldi ama ' Acımak' için mükemmel kelimesi bile biraz hafif kalır.Bir defa elinizdeki olağünüstü güzellikte bir kitap.Yazılım tarzı hiç değişmemiş aynı diğer kısa kitapları gibi sakin sakin anlatıyor Zweig.Kesinlikle sıkılma diye bir şey yok.Elimdeki kitap 360 sayfa olmasına rağmen sayfa sayısı bir veya iki kat daha fazla da olsa,inanın bana memnunniyetle okurdum.Zweig bu defa bize merhamet duygusu üzerinden dersler veriyor.Ama bunu anlatırken müthiş bir duygusallık yaratıyor.Diğer kitaplarından farklı olarak bizzat olayı yaşayan kişinin direk anlatımıyla bize yaşatıyor her şeyi.Oysa diğer kitaplarında genelde esas olayı ikinci kişi anlatırdı(satranç,amok koşucusu,bir kadının 24 saati...vs.).Evet konu merhamet veya acımak duygusu.O kadar güzel işlenmiş ki, bu duyguyu yaşayanların tüm içsel çatışmalarını,kararsızlıklarını,huzur ve huzursuzluklarını,mutlu ve mutsuz oldukları anları bütün ayrıntılarıyla önümüze seriyor.Bu duyguyu yaşarken başarılı olan ve olamayan örneklerle zorluklarını ve kolaylıklarını,güzel taraflarını ve yıkıcı taraflarını kısaca her yönünü bize gösteriyor.Ve bütün bunları da esas itibariyle genç bir teğmen,iki genç kız,bir yaşlı baba ve bir doktor üzerinden bize aktarıyor.Tekrar tekrar söylüyorum ben bu kitabı mutlaka okunması gereken ve insanın çok fazla dersler çıkaracağı bir kitap olarak değerlendiriyorum.
Zweig ile tanışmam nasıl oldu diye başlarsak , hani her kötü olayda bir iyi vardır derler. Benimki de tam böyle oldu. Üniversite 1.sınıfta Tüyap kitap fuarında Can yayınlarında çalışmak istedim. İlk kez bir işim olacaktı hem kısa sürelik hem en sevdiklerimle -kitaplarla- ve çok sevdiğim yayınevi ile çalışacaktım.
Son günlere geldikçe bazı gerçekleri anladım sadece çalışmak yetmiyormuş. Son gün patronumuz dedi ki : “Size çalışma karşılığı kitap hediye edeceğim, istediğinizi alabilirsiniz. Sen 3 kitap sen 2 kitap sizler 1 er kitap alın. “ Bana da bir kitap layık görüldü. “Neye göre bu dağılımı yaptınız, biz çalışmadık mı demek istiyorsunuz, biz ne yaptık ?”dedim. “Kimseye hesap vermek zorunda değilim,istersem hiç hediye etmem , mesela sana vermekten vazgeçtim, sen alamazsın.”dedi. konuşamadım hıçkırırarak ağladım. Bundan nefret ediyordum ağlamak istemiyordum ama boğazım düğümlendi yine. Ağlayarak isyan ettiğimi görünce “Git ! işin bitti çalışma”dedi.
Son iki saat kala ilk işimden kovulmuştum anlayacağınız:) Ama gitmedim çalıştım, başladığım işi bitirmeliydim.
Arkadaşım Hatice’ye 1 kitap , Barış’a 2 kitap dedi. Onlar öyle güzel yürekli insanlardı ki, “Esra üzülme bizim kitap hakkımızı sen alacaksın toplam üç kitabın olacak .” Burada kimin ne olduğunu biliyoruz boşver .”dediler. “Benim meselem bu değil. Haksızlık neye göre? Kim az çalıştı ki burda “ diye dil döksem de “Hayır, bizim hakkımızı sen alacaksın “dediler. Hemen üç kitap seçtiler. Bu şirkete en zarar veren kitaplar olacak, en pahalılarından alalım dediler:). İki tane Umberto Eco seçtiler ,en kalın en pahalıları onlardı. Bir de Barış , Zweig oku dedi. Ve bu Sabırsız Yürek kitabını okumamı önerdi.

Barış’ın kitaba -bana bıraktığı notu :
“Sabır bir erdemdir; fakat sabırsızlığını yerinde kullanabilmek daha önemlidir. Acısız elde edilen deneyim ve bilginin değeri yoktur.” 27.04.2014

Zweig okumaya ilk Amok Koşucusu kitabı ile başladım, öykülerine ısınmak için. Ardından Sabırsız Yürek’i okumaya koyuldum. Kitap diğer Zweig kitaplarına göre kalın, ama içerik olay örgüsü öyle derinden etkiliyor ki, hızla çeviriyorsunuz sayfaları kitabın bitmesinden korkuyorsunuz. Abartmıyorum yemeğimi yerken bile elimden bırakmadım. O acıma duygusunu nasıl yaşattığını tarif edemem. Kitabın eski ismi ‘Acımak’olduğunu öğrendiğimde bu ismin daha anlamlı olduğunu düşündüm.
Bu kitaptan sonra birçok Zweig eseri okudum, hatta Satranç kitabına öyle çok övgü geliyor ki bana kalırsa bu eserin yanında kıyaslanamaz bile. Satranç’ı bundan sonra okudum ve o hazzı alamadım.
Bu kitabın yeri bende bambaşka oldu , yaşadıklarım bir ayrı hava kattı ama objektif düşünürsem yine en sevdiğim, en etkileyici Zweig romanı Sabırsız Yürek derim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.649 Oy)18.204 beğeni41.254 okunma2.672 alıntı173.645 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.200 Oy)8.507 beğeni27.271 okunma769 alıntı133.034 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.330 Oy)12.898 beğeni33.003 okunma3.101 alıntı138.764 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.536 Oy)8.487 beğeni25.051 okunma2.283 alıntı108.186 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.248 Oy)7.591 beğeni20.522 okunma3.689 alıntı122.721 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.248 Oy)8.684 beğeni24.169 okunma1.278 alıntı118.900 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.114 Oy)7.683 beğeni21.591 okunma772 alıntı84.354 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.443 Oy)5.552 beğeni18.838 okunma773 alıntı96.318 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.756 Oy)6.065 beğeni15.962 okunma2.542 alıntı82.443 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.419 Oy)11.093 beğeni27.441 okunma1.495 alıntı144.393 gösterim
Acımak... Bazı insanlar için saniyelik bir duygu olmasına rağmen bazılarının ise hayatının dönüm noktası haline gelebiliyor. Bazen de sınırları aşınca istenmeyen olaylara sonuç doğuruyor. Satranç kitabının yazarından Stefan Zweig'in eseri olan bu yapıt, fiziksel engelleri olan varlıklı bir aile kızının teğmenle tanışıp hayatını ne derecede etkilediğini anlatıyor. Her şeyin bir sınırı belli bir çizgisi olduğu gibi acımanın da belirli bir dozu vardır. Bu doz fazla kaçınca isteğimiz dışı davranışları gözümüzün önündeki acıma perdesiyle gerçekleştirebiliriz. Dengeyi korumak lazım.
Bu kitap yıllardır kitaplığımda bana bakardı,. Neden bilmem elime alıp okuyasım geldi ve çok kızdım kendime bu harika kitabı bunca zamandır beklettiğim için.
Kitabımızla ilgili çok kısa bilgi vereyim; genç bir teğmen ile sakat bir kızın arasında 'merhamet' duygusunun yol açtığı çıkmazları anlatıyor. kitabı okurken açıkçası sonunu tahmin etmekte zorlandım ve hiç beklemediğim şekilde bitti.
çevirinin çok iyi olmamasına rağmen cümleler çok vurucu ve tek kelimeyle harika bir kitaptı.

Stefan zweig ikinci dünya savaşının ağır psikolojisine dayanamayıp karısıyla intihar etmiştir, son bir kaç sayfa satırlarında rastlayacaksınız bu psikolojinin izlerine...

kitabın son cümlesiyle bitireyim o halde:
İnsanın vicdanı hatırladığı müddetçe, hiç bir hata unutulmuş değildir.
Acıma duygusunun kişiye istemese de neler yaptırabileceğini sade bir dille anlatan psikolojik bir roman.Beğenerek okudum tavsiye ederim...
Anlatılmakla değil okumakla anlaşılacak bir kitap ve bu yüzden fazla uzun yazmak istemiyorum. Merhamet, acıma, sevgi gibi duyguların yeniden ele alındığı, vicdanın sorgulandığı bu muhteşem eseri okuyun derim ben. Herkese bir şeyler katacak, içinizde bir şeyleri kıpırdatacak hatta değiştirebilecek bir kitap. Umarım okursunuz ve sizde de bir şeylerin değişmesini sağlar.

http://yorumatolyesi.blogspot.com/2016/07/acimak.html
Duyguları nakış gibi işleyen usta yazar Stefan Zweig'in en uzun öyküsü Sabırsız Yürek. Bu öyküde ise acıma ve şefkat duygusunu örüyor yazar. Bir teğmenin, kentin en zengin ailesinin felçli kızına olan yoğun acıma ve merhamet duygusunu okuyoruz. Zweig'in hep kısa öykülerine alışmış olmama rağmen, Sabırsız Yürek beni yormadı aksine dinlendirdi.
Bu kitap yıllardır kitaplığımda bana bakardı,. Neden bilmem elime alıp okuyasım geldi ve çok kızdım kendime bu harika kitabı bunca zamandır beklettiğim için.
Kitabımızla ilgili çok kısa bilgi vereyim; genç bir teğmen ile sakat bir kızın arasında 'merhamet' duygusunun yol açtığı çıkmazları anlatıyor. kitabı okurken açıkçası sonunu tahmin etmekte zorlandım ve hiç beklemediğim şekilde bitti.
çevirinin çok iyi olmamasına rağmen cümleler çok vurucu ve tek kelimeyle harika bir kitaptı.

Stefan zweig ikinci dünya savaşının ağır psikolojisine dayanamayıp karısıyla intihar etmiştir, son bir kaç sayfa satırlarında rastlayacaksınız bu psikolojinin izlerine...

kitabın son cümlesiyle bitireyim o halde:
İnsanın vicdanı hatırladığı müddetçe, hiç bir hata unutulmuş değildir
İnsan hayatının dönüm noktasını bazen bilemiyor. Aldığı hangi kararın nelere mâl olacağını da kestiremiyor.Küçük bir kasabada hayatı tekdüze bir şekilde ilerleyen Teğmen Hoffmiller'in hayatına erler gazinosunda biraz renk katmak istemesiyle başlıyor her şey. Bu küçük kasabada iş haricinde yapacak bir şeyler bulamamanın sıkıntısıyla yaşarken, kasabanın ileri gelen soylularından olan Kekesfalvalar ile tanışma olanağı buluyor. Romanda acıma duygusunun işlenişi ise Hoffmiller’in Bay Kekesfalva’nın kötürüm olan kızını tanıması ve arkadaşlık kurmasıyla başlıyor.

Okuduğum en etkili acıma duygusunu anlatan romanlardan bir tanesiydi. Eğer vicdanınıza biraz eziyet etmek istiyorsanız hemen okumaya başlayın. Roman bittiğinde ise eliniz vicdanınızı arayacaktır. Bir vicdanın insana neler yaptığına şahitlik edeceksiniz. Tek kelime ile Muhteşem. :)
Sanırım bu kitaptan sonra uzun süre Stefan Zweig okuyamam. Beni o kadar derinden etkileyen bir kitap oldu ki bu okurken ruhumun daraldığını hissediyordum. Hofmiller ile acıma duygusunun insan ruhunu nasıl bir kıskaç altına aldığını Edith ile umutsuzluğu ve çaresizliği iliklerime kadar hissettim.
Aslında bir başka adı da Acımak olan Zweig'in tek romanı, yine diğer küçük öyküleri gibi psikolojik.
Bu roman, acıma duygusuyla hareket etmenin nasıl ruhsal çatışmalara sebebiyet verdiğini anlatan bir başyapıt niteliğindedir. Bir yandan başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acıma duygusundan kurtulmak için çırpınan bir sabırsız yürek ama bu sabırsızlıkla kendini istemediği durumlara düşürmesi ve bu hareketlerinden dolayı duyduğu pişmanlık karşısında acıma diygusunun artması ve yine acıdığı kişilere yardım etmek için kendini istemediği durumlara düsürmesinin içinden çıkılmaz girdabı.
Müthiş bir psikolojik roman.
Kesinlikle tavsiye ederim
Acımak ;
Stefan Zweig'in kitabı bana ismi itibari ile iki vurguyu çağrıştırdı. Birincisi kitabın konusunun okurları yönlendirdiği acıma duygusu , yani başkasının bulunduğu kötü durumdan dolayı acıma hissi , ikincisi ise kişinin canının yanması sonucunda acı hissetmenin bıraktığı yanma.
Acımanın birincil anlamı üzerinden kurguladığı romanını ikincil anlamda insanın sarsıldığı duyguyu geliştirmiş. İnsanoğlunu geliştiren düşünmeye ve duygularını sorgulamaya iten , yaşadıkları ve karşılaştıkları olaylardır.
Severek okudugum bir eser.
Ders çalışıyor bahanesi ile gittiğim etütte :)) kitabı elimde düşürmedimm
"Satranç" ve "Bilinmeyen bir kadının" mektubunda sonra bu eser daha keyif verdi bana.
"Bir şeyi yarım yapmak, yahut yarım söylemek
hiç bir zaman iyi değildir. Zaten yeryüzündeki bütün kötülükler de bundan doğar.
Stefan Zweig
Sayfa 112 - Akvaryum Yayınevi
"Seni sevmek hakkını ver bana ne olur...
Bir işaret yap bana, küçücük bir işaret..."
Stefan Zweig
Sayfa 253 - Akvaryum Yayınevi
Başkalarına yasak diye, bir zevkten kendini yoksun bırakmanın hiçbir manası yoktur. Biz gülüşüp şakalaşırken, birçok insanlar yataklarında can çekişip ölürler. Milyonlarca evde sefalet, yoksulluk hüküm sürer. Bir yığın insan açlıktan, hastalıktan kıvranırken, sayısız insanlar da taş ocaklarında, madenlerde, fabrikalarda köle gibi çalışıp çabalarlar. Cezaevleri adam doludur. Fakat birisi bu yüzden aptalcasına üzüldü diye, hiçbirinin çektiği eziyet azalacak değildir.
Stefan Zweig
Sayfa 41 - Kent Yayıncılık
Verdiğimiz kararlar çok daha fazla kendi durumumuza, kendi muhitimize bağlıdır ama biz bunu pek böyle sanmayız. Kafamız sadece edindiği intibalara, karşılaştığı etkileri nakletmekle yetinir.
Stefan Zweig
Sayfa 319 - Kent Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sabırsız Yürek (Acımak)
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
460
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732072
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ungeduld des Herzens
Çeviri:
Çiğdem Öztekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Başka Yayınevlerinden;

SABIRSIZ YÜREK (Sayfa6 Yayınları, Can Yayınları)

ACIMAK (Kutup Yıldızı Yayınları, Akvaryum Yayınları)

TEHLİKELİ MERHAMET (Babil Yayıncılık)

MERHAMET (Yordam Kitap)

şeklinde yayınlanmıştır.


Teğmen Hofmiller, süvari birliğiyle birlikte görev yapmak üzere Macar sınırı yakınlarında bulunan küçük bir köye tayin edilmiştir. Bir gün arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirirken zengin Kekesfalva’nın yeğenini görür. Bir arkadaşının aracılığıyla Kekesfalvaların evine yemeğe davet edilir. Yemekte Kekesfalva’nın kızı Edith ve yeğeni Ilona ile tanışır. Orada Ilona ile dans eder. Ardından Edith’i de dansa davet eder. Ama o anda Edith birdenbire hıçkırıklara boğulunca büyük bir gaf yaptığını anlar, çünkü felçlidir ve tekerlikli sandalyeye mahkûmdur. Kekesfalva ve Ilona, Edith’in hastalığından kaynaklanan tüm kaprislerine katlanmakta ve onun durumuna çok üzülmektedir. Yaptığı gafın üzüntüsüyle Hofmiller ertesi gün özür dilemek için Edith’e çiçek gönderir. Zamanla her gün Edith ile Ilona’yı ziyaret etmeye başlar ve her geçen gün Edith’e duyduğu acıma hissi daha da artar. Edith de her gün özlemle Hofmiller’i beklemektedir. Bu arada Kekesfalva, Hofmiller’den Edith’in doktoru Condor’a, Edith’in iyileşme umudunun olup olmadığını gizlice sormasını ister, çünkü Condor bu konuda hiçbir zaman kesin bir şey söylememektedir. Hofmiller, Condor’dan Edith’in iyileşemeyeceğini öğrenir. Ama içindeki acıma duygusunun etkisiyle, Kekesfalva ailesini üzmemek için zararsız görünen yalanlar söylemeye ve onları bu konuda umutlandırmaya başlar. Hatta bu duygular Hofmiller’in aslında Edith’i iyileştirmeyeceğini bildiği halde onlara yeni bir tedavi yöntemini müjdelemesine, sonra da artık kendisine âşık olan Edith’e onun da ilanı aşk etmesine kadar sürükler onu. Duyduğu acıma duygusu giderek Hofmiller’i ele geçirmekte ve tüm hayatını geri döndürülemez bir biçimde şekillendirmektedir. Hofmiller’in tüm bunlarla hesaplaşması ve aslında iyi niyetten besleniyormuş gibi görünen acıma duygusunun Kekesfalva ve ailesinin, ayrıca Hofmiller’in karşısına neler çıkaracağını Avusturyalı ünlü yazar Stefan Zweig mükemmel bir biçimde anlatmış, öte yandan kişiye dünyanın en büyük meseleleri gibi görünen bu türden insanca sorunların savaşın dehşeti karşısında nasıl küçücük kalabileceğini ustalıkla işlemiştir.

Kitabı okuyanlar 814 okur

  • eda avsar
  • Fevi Akargöl
  • Uygar
  • aysima ebcioğlu
  • Sdtkn
  • Hasan Sabbah
  • Drkitapsever
  • Uğur
  • Gürkan Bal
  • Büşra Yüce

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%6.2
18-24 Yaş
%16
25-34 Yaş
%34.9
35-44 Yaş
%25.5
45-54 Yaş
%10.5
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66
Erkek
%33.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.4 (72)
9
%26.8 (76)
8
%23.9 (68)
7
%10.9 (31)
6
%4.9 (14)
5
%1.4 (4)
4
%1.8 (5)
3
%0
2
%0.4 (1)
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları