Sabırsız Yürek (Acımak)Stefan Zweig

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.990
Gösterim
Adı:
Sabırsız Yürek (Acımak)
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
460
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732072
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ungeduld des Herzens
Çeviri:
Çiğdem Öztekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Başka Yayınevlerinden;

SABIRSIZ YÜREK (Sayfa6 Yayınları, Can Yayınları)

ACIMAK (Kutup Yıldızı Yayınları, Akvaryum Yayınları)

TEHLİKELİ MERHAMET (Babil Yayıncılık)

MERHAMET (Yordam Kitap)

şeklinde yayınlanmıştır.


Teğmen Hofmiller, süvari birliğiyle birlikte görev yapmak üzere Macar sınırı yakınlarında bulunan küçük bir köye tayin edilmiştir. Bir gün arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirirken zengin Kekesfalva’nın yeğenini görür. Bir arkadaşının aracılığıyla Kekesfalvaların evine yemeğe davet edilir. Yemekte Kekesfalva’nın kızı Edith ve yeğeni Ilona ile tanışır. Orada Ilona ile dans eder. Ardından Edith’i de dansa davet eder. Ama o anda Edith birdenbire hıçkırıklara boğulunca büyük bir gaf yaptığını anlar, çünkü felçlidir ve tekerlikli sandalyeye mahkûmdur. Kekesfalva ve Ilona, Edith’in hastalığından kaynaklanan tüm kaprislerine katlanmakta ve onun durumuna çok üzülmektedir. Yaptığı gafın üzüntüsüyle Hofmiller ertesi gün özür dilemek için Edith’e çiçek gönderir. Zamanla her gün Edith ile Ilona’yı ziyaret etmeye başlar ve her geçen gün Edith’e duyduğu acıma hissi daha da artar. Edith de her gün özlemle Hofmiller’i beklemektedir. Bu arada Kekesfalva, Hofmiller’den Edith’in doktoru Condor’a, Edith’in iyileşme umudunun olup olmadığını gizlice sormasını ister, çünkü Condor bu konuda hiçbir zaman kesin bir şey söylememektedir. Hofmiller, Condor’dan Edith’in iyileşemeyeceğini öğrenir. Ama içindeki acıma duygusunun etkisiyle, Kekesfalva ailesini üzmemek için zararsız görünen yalanlar söylemeye ve onları bu konuda umutlandırmaya başlar. Hatta bu duygular Hofmiller’in aslında Edith’i iyileştirmeyeceğini bildiği halde onlara yeni bir tedavi yöntemini müjdelemesine, sonra da artık kendisine âşık olan Edith’e onun da ilanı aşk etmesine kadar sürükler onu. Duyduğu acıma duygusu giderek Hofmiller’i ele geçirmekte ve tüm hayatını geri döndürülemez bir biçimde şekillendirmektedir. Hofmiller’in tüm bunlarla hesaplaşması ve aslında iyi niyetten besleniyormuş gibi görünen acıma duygusunun Kekesfalva ve ailesinin, ayrıca Hofmiller’in karşısına neler çıkaracağını Avusturyalı ünlü yazar Stefan Zweig mükemmel bir biçimde anlatmış, öte yandan kişiye dünyanın en büyük meseleleri gibi görünen bu türden insanca sorunların savaşın dehşeti karşısında nasıl küçücük kalabileceğini ustalıkla işlemiştir.
Stefan Zweig'in okuduğum ilk uzun romanı.Bu uzunlukta başka kitabı varmı bilmiyorum.Bu kitabı okuduktan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim şu ana kadar okuduklarımın hepsi mükemmeldi ama ' Acımak' için mükemmel kelimesi bile biraz hafif kalır.Bir defa elinizdeki olağünüstü güzellikte bir kitap.Yazılım tarzı hiç değişmemiş aynı diğer kısa kitapları gibi sakin sakin anlatıyor Zweig.Kesinlikle sıkılma diye bir şey yok.Elimdeki kitap 360 sayfa olmasına rağmen sayfa sayısı bir veya iki kat daha fazla da olsa,inanın bana memnunniyetle okurdum.Zweig bu defa bize merhamet duygusu üzerinden dersler veriyor.Ama bunu anlatırken müthiş bir duygusallık yaratıyor.Diğer kitaplarından farklı olarak bizzat olayı yaşayan kişinin direk anlatımıyla bize yaşatıyor her şeyi.Oysa diğer kitaplarında genelde esas olayı ikinci kişi anlatırdı(satranç,amok koşucusu,bir kadının 24 saati...vs.).Evet konu merhamet veya acımak duygusu.O kadar güzel işlenmiş ki, bu duyguyu yaşayanların tüm içsel çatışmalarını,kararsızlıklarını,huzur ve huzursuzluklarını,mutlu ve mutsuz oldukları anları bütün ayrıntılarıyla önümüze seriyor.Bu duyguyu yaşarken başarılı olan ve olamayan örneklerle zorluklarını ve kolaylıklarını,güzel taraflarını ve yıkıcı taraflarını kısaca her yönünü bize gösteriyor.Ve bütün bunları da esas itibariyle genç bir teğmen,iki genç kız,bir yaşlı baba ve bir doktor üzerinden bize aktarıyor.Tekrar tekrar söylüyorum ben bu kitabı mutlaka okunması gereken ve insanın çok fazla dersler çıkaracağı bir kitap olarak değerlendiriyorum.
Acımak... Bazı insanlar için saniyelik bir duygu olmasına rağmen bazılarının ise hayatının dönüm noktası haline gelebiliyor. Bazen de sınırları aşınca istenmeyen olaylara sonuç doğuruyor. Satranç kitabının yazarından Stefan Zweig'in eseri olan bu yapıt, fiziksel engelleri olan varlıklı bir aile kızının teğmenle tanışıp hayatını ne derecede etkilediğini anlatıyor. Her şeyin bir sınırı belli bir çizgisi olduğu gibi acımanın da belirli bir dozu vardır. Bu doz fazla kaçınca isteğimiz dışı davranışları gözümüzün önündeki acıma perdesiyle gerçekleştirebiliriz. Dengeyi korumak lazım.
Bu kitap yıllardır kitaplığımda bana bakardı,. Neden bilmem elime alıp okuyasım geldi ve çok kızdım kendime bu harika kitabı bunca zamandır beklettiğim için.
Kitabımızla ilgili çok kısa bilgi vereyim; genç bir teğmen ile sakat bir kızın arasında 'merhamet' duygusunun yol açtığı çıkmazları anlatıyor. kitabı okurken açıkçası sonunu tahmin etmekte zorlandım ve hiç beklemediğim şekilde bitti.
çevirinin çok iyi olmamasına rağmen cümleler çok vurucu ve tek kelimeyle harika bir kitaptı.

Stefan zweig ikinci dünya savaşının ağır psikolojisine dayanamayıp karısıyla intihar etmiştir, son bir kaç sayfa satırlarında rastlayacaksınız bu psikolojinin izlerine...

kitabın son cümlesiyle bitireyim o halde:
İnsanın vicdanı hatırladığı müddetçe, hiç bir hata unutulmuş değildir.
Anlatılmakla değil okumakla anlaşılacak bir kitap ve bu yüzden fazla uzun yazmak istemiyorum. Merhamet, acıma, sevgi gibi duyguların yeniden ele alındığı, vicdanın sorgulandığı bu muhteşem eseri okuyun derim ben. Herkese bir şeyler katacak, içinizde bir şeyleri kıpırdatacak hatta değiştirebilecek bir kitap. Umarım okursunuz ve sizde de bir şeylerin değişmesini sağlar.

http://yorumatolyesi.blogspot.com/2016/07/acimak.html
Acıma duygusunun kişiye istemese de neler yaptırabileceğini sade bir dille anlatan psikolojik bir roman.Beğenerek okudum tavsiye ederim...
Duyguları nakış gibi işleyen usta yazar Stefan Zweig'in en uzun öyküsü Sabırsız Yürek. Bu öyküde ise acıma ve şefkat duygusunu örüyor yazar. Bir teğmenin, kentin en zengin ailesinin felçli kızına olan yoğun acıma ve merhamet duygusunu okuyoruz. Zweig'in hep kısa öykülerine alışmış olmama rağmen, Sabırsız Yürek beni yormadı aksine dinlendirdi.
Bu kitap yıllardır kitaplığımda bana bakardı,. Neden bilmem elime alıp okuyasım geldi ve çok kızdım kendime bu harika kitabı bunca zamandır beklettiğim için.
Kitabımızla ilgili çok kısa bilgi vereyim; genç bir teğmen ile sakat bir kızın arasında 'merhamet' duygusunun yol açtığı çıkmazları anlatıyor. kitabı okurken açıkçası sonunu tahmin etmekte zorlandım ve hiç beklemediğim şekilde bitti.
çevirinin çok iyi olmamasına rağmen cümleler çok vurucu ve tek kelimeyle harika bir kitaptı.

Stefan zweig ikinci dünya savaşının ağır psikolojisine dayanamayıp karısıyla intihar etmiştir, son bir kaç sayfa satırlarında rastlayacaksınız bu psikolojinin izlerine...

kitabın son cümlesiyle bitireyim o halde:
İnsanın vicdanı hatırladığı müddetçe, hiç bir hata unutulmuş değildir
Sanırım bu kitaptan sonra uzun süre Stefan Zweig okuyamam. Beni o kadar derinden etkileyen bir kitap oldu ki bu okurken ruhumun daraldığını hissediyordum. Hofmiller ile acıma duygusunun insan ruhunu nasıl bir kıskaç altına aldığını Edith ile umutsuzluğu ve çaresizliği iliklerime kadar hissettim.
Aslında bir başka adı da Acımak olan Zweig'in tek romanı, yine diğer küçük öyküleri gibi psikolojik.
Bu roman, acıma duygusuyla hareket etmenin nasıl ruhsal çatışmalara sebebiyet verdiğini anlatan bir başyapıt niteliğindedir. Bir yandan başka birinin yaşadığı felaketlerden kaynaklanan acıma duygusundan kurtulmak için çırpınan bir sabırsız yürek ama bu sabırsızlıkla kendini istemediği durumlara düşürmesi ve bu hareketlerinden dolayı duyduğu pişmanlık karşısında acıma diygusunun artması ve yine acıdığı kişilere yardım etmek için kendini istemediği durumlara düsürmesinin içinden çıkılmaz girdabı.
Müthiş bir psikolojik roman.
Kesinlikle tavsiye ederim
Yazar derin psikolojik tahlillerini bu kitabinda da sunuyor bize. Kitabi okurken vicdan muhasebesi yaparken buldum kendimi. Acımanın ne denli güçlü bir duygu olduğunu gördüm.
İnsan hayatının dönüm noktasını bazen bilemiyor. Aldığı hangi kararın nelere mâl olacağını da kestiremiyor.Küçük bir kasabada hayatı tekdüze bir şekilde ilerleyen Teğmen Hoffmiller'in hayatına erler gazinosunda biraz renk katmak istemesiyle başlıyor her şey. Bu küçük kasabada iş haricinde yapacak bir şeyler bulamamanın sıkıntısıyla yaşarken, kasabanın ileri gelen soylularından olan Kekesfalvalar ile tanışma olanağı buluyor. Romanda acıma duygusunun işlenişi ise Hoffmiller’in Bay Kekesfalva’nın kötürüm olan kızını tanıması ve arkadaşlık kurmasıyla başlıyor.

Okuduğum en etkili acıma duygusunu anlatan romanlardan bir tanesiydi. Eğer vicdanınıza biraz eziyet etmek istiyorsanız hemen okumaya başlayın. Roman bittiğinde ise eliniz vicdanınızı arayacaktır. Bir vicdanın insana neler yaptığına şahitlik edeceksiniz. Tek kelime ile Muhteşem. :)
Merhamet duygusu neredeyse herkesin kolayca kendine yakıştırdığı ve yücelttiği bir histir. Fakat merhamet hissi, Zweig'ın kitabın girişinde yazdığı gibi öyle basit bir acıma güdüsüyle karıştırılmamalı. Çoğu zaman yaptığımız da bu. Halbuki sınanmamış iyilik, özelde de merhamet, iyilik ya da merhamet sayılamaz. Çoğu kez insanoğlu güçsüzlüğü, zayıflığı merhamet olarak yorumlayabiliyor. Halbuki merhamet duygusu çok güçlü bir karakter gerektirir. Romanda işaret edilen de bu. Merhametin sınanmasını okuyoruz. Bu sınavı geçen Dr.Condor ve geçemeyen Teğmen Hoffmiller karakterleri üzerinden. Zweig'ın her satırdan taşan insancıllığı ve yetkin karakter tahlilleriyle birlikte roman son derece doyurucu ve sürükleyici bir hal alıyor.
"Bir şeyi yarım yapmak, yahut yarım söylemek
hiç bir zaman iyi değildir. Zaten yeryüzündeki bütün kötülükler de bundan doğar.
Stefan Zweig
Sayfa 112 - Akvaryum Yayınevi
"Seni sevmek hakkını ver bana ne olur...
Bir işaret yap bana, küçücük bir işaret..."
Stefan Zweig
Sayfa 253 - Akvaryum Yayınevi
''...Beklemek ... Bir saniyede bir insan ölebilir, bir yazgı belli olabilir, bir dünya yıkılabilirdi....Daha ne kadar bekleyecektim...''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sabırsız Yürek (Acımak)
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
460
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732072
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ungeduld des Herzens
Çeviri:
Çiğdem Öztekin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Başka Yayınevlerinden;

SABIRSIZ YÜREK (Sayfa6 Yayınları, Can Yayınları)

ACIMAK (Kutup Yıldızı Yayınları, Akvaryum Yayınları)

TEHLİKELİ MERHAMET (Babil Yayıncılık)

MERHAMET (Yordam Kitap)

şeklinde yayınlanmıştır.


Teğmen Hofmiller, süvari birliğiyle birlikte görev yapmak üzere Macar sınırı yakınlarında bulunan küçük bir köye tayin edilmiştir. Bir gün arkadaşlarıyla birlikte vakit geçirirken zengin Kekesfalva’nın yeğenini görür. Bir arkadaşının aracılığıyla Kekesfalvaların evine yemeğe davet edilir. Yemekte Kekesfalva’nın kızı Edith ve yeğeni Ilona ile tanışır. Orada Ilona ile dans eder. Ardından Edith’i de dansa davet eder. Ama o anda Edith birdenbire hıçkırıklara boğulunca büyük bir gaf yaptığını anlar, çünkü felçlidir ve tekerlikli sandalyeye mahkûmdur. Kekesfalva ve Ilona, Edith’in hastalığından kaynaklanan tüm kaprislerine katlanmakta ve onun durumuna çok üzülmektedir. Yaptığı gafın üzüntüsüyle Hofmiller ertesi gün özür dilemek için Edith’e çiçek gönderir. Zamanla her gün Edith ile Ilona’yı ziyaret etmeye başlar ve her geçen gün Edith’e duyduğu acıma hissi daha da artar. Edith de her gün özlemle Hofmiller’i beklemektedir. Bu arada Kekesfalva, Hofmiller’den Edith’in doktoru Condor’a, Edith’in iyileşme umudunun olup olmadığını gizlice sormasını ister, çünkü Condor bu konuda hiçbir zaman kesin bir şey söylememektedir. Hofmiller, Condor’dan Edith’in iyileşemeyeceğini öğrenir. Ama içindeki acıma duygusunun etkisiyle, Kekesfalva ailesini üzmemek için zararsız görünen yalanlar söylemeye ve onları bu konuda umutlandırmaya başlar. Hatta bu duygular Hofmiller’in aslında Edith’i iyileştirmeyeceğini bildiği halde onlara yeni bir tedavi yöntemini müjdelemesine, sonra da artık kendisine âşık olan Edith’e onun da ilanı aşk etmesine kadar sürükler onu. Duyduğu acıma duygusu giderek Hofmiller’i ele geçirmekte ve tüm hayatını geri döndürülemez bir biçimde şekillendirmektedir. Hofmiller’in tüm bunlarla hesaplaşması ve aslında iyi niyetten besleniyormuş gibi görünen acıma duygusunun Kekesfalva ve ailesinin, ayrıca Hofmiller’in karşısına neler çıkaracağını Avusturyalı ünlü yazar Stefan Zweig mükemmel bir biçimde anlatmış, öte yandan kişiye dünyanın en büyük meseleleri gibi görünen bu türden insanca sorunların savaşın dehşeti karşısında nasıl küçücük kalabileceğini ustalıkla işlemiştir.

Kitabı okuyanlar 696 okur

  • Menekşe
  • Eren Yaşar
  • Pınar Kuş
  • sena dal
  • GökhanK
  • Gökçe Birinci
  • Rumeysa
  • OnlineTez- Dr. Öğr.Gör.
  • Yusuf Çoban
  • Taylan Tatlı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%6.2
18-24 Yaş
%16
25-34 Yaş
%34.9
35-44 Yaş
%25.5
45-54 Yaş
%10.5
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66
Erkek
%33.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.2 (66)
9
%28.6 (72)
8
%25.8 (65)
7
%10.3 (26)
6
%5.6 (14)
5
%1.6 (4)
4
%1.6 (4)
3
%0
2
%0.4 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları