"Ölmekten değil, dedektif. Yaşamak benim için daha korkutucu. Çünkü nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. Ama daha önce kaç kez öldüğümü tahmin dahi edemezsin."
Saklambaç ve Sobe, Kabal'ın tamamladığı ilk serisi olmakla birlikte, doğal olarak benim de kendisinden okuyup bitirdiğim ilk seri oldu ve bu gerçekten garip hissettirdi. Saklambaç, internetten yayımlanmaya başlanmasından itibaren takip ettiğim bir kitaptı ve Kabal, çok fazla ilerlemesine kalmadan kitabı wattpad platformundan kaldırmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam, olayların çok farklı yönlere evrildiğini ve insanları psikolojik olarak ciddi anlamda etkileyebilecek bir kitap olduğundan bahsetmişti. Ve o anda biri çıkıp, "Bu Kabal'ın tamamlayacağı ilk serisi olacak," deseydi çok şaşırırdım muhtemelen.
İncelemede hiçbir spoilera yer vermeyeceğim, rahatlıkla okuyabilirsiniz. İlk kitabın sonunda yaşanan olaydan sonra aklımda yüzlerce soru işareti oluşmuştu ve açıkçası kitabın nasıl ilerleyeceğini, olayların nasıl şekilleneceğini çok merak ediyordum. Ansel'in durumu, katilin kasabada kol gezmesi ve hiçbir karakter hakkında net bir bilgiye sahip olmayışımız her şeyi daha da karmaşıklaştırmıştı.
Öncelikle şunu söyleyebilirim ki, ilk kitapta aklımızda olan tüm soru işaretleri bu kitapta çözüm buluyor. Karakterler hakkında çok fazla yeni bilgiye sahip oluyoruz, geçmişte yaşanan olaylarla beraber çoğu sır açığa çıkıyor, sayfalar ilerledikçe parçalar yavaş yavaş yerine oturuyor, bilgiler netleşiyor. Yani ilk kitap her ne kadar düğümse, bu kitap da bir o kadar çözüm. Cevabını istediğiniz sorular yanıtını buluyor.
Karakterler hakkında yeni bilgilere sahip oluyoruz derken kastettiğim şey, kimsenin göründüğü gibi olmaması. Her insan bir yapboz, tüm karakterlerin sakladığı çok şey var ve bunları öğrenmek bazı kişilere karşı bakış