·
Okunma
·
Beğeni
·
856
Gösterim
Adı:
Televizyon Üzerine
Baskı tarihi:
3 Eylül 2019
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755709864
Orijinal adı:
Sur la télévision
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Televizyon Üzerine
Televizyon Üzerine
Pierre Bourdieu, bu kitapta gündelik hayatın neredeyse merkezine yerleşen televizyonun felsefi, politik ve sosyolojik anlamları üzerine düşünüyor; iktidar ilişkilerinin uzantısı ve aracı olarak medyanın kanaat üretme mekanizmalarını çözümleyerek, medyanın asli parçalarından biri olan televizyonun, hakikatin erozyonundaki rolünü gözler önüne seriyor.

Rekabet, sansür, kâr ve rıza mekanizmalarının girift dişlileri arasında geleneksel medyanın ve dolayısıyla haberciliğin nasıl dönüştüğünü açıklayarak, iktidar ilişkilerinin ve pazar mantığının bu sürecin sonunda "toplumsal"ı manipüle etme teknolojilerini analiz ediyor, televizyonda üretilen kullanışlı ama sahte bilgi hiyerarşisinin ipliğini pazara çıkarıyor.

Televizyon Üzerine, "aptal kutusu"nun hakikati tahrif eden tekeline "içeriden" yakılan bir karşı ateş...
202 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Pierre Bourdieu ve “Televizyon” üzerine bir kaç not

Pierre bourdieu, sosyoloji çalışmaları aslında bir cerrahi operasyona benzer; öncelikle masaya yatırılan sorunsalın en ince ayrıntısına kadar iredeler, parçalara böler sonra tekrar bir araya toparlayıp görüşünü belirtir. Bu yüzde televizyon üzerine olan çalışması da benze yöntemi izlemiştir.
Kitap piyasaya çıktıktan sonra uzun bir süre gündemde düşmedi, çünkü konu, tartışmayı en çok seven gazeteciliği olmasının da bir etkisi vardır. Özelikle medyaya ve gazetecilere yönelten yeride ama sert eleştiriler, gazeteciler için yenilir yutulur olmamıştır. Bu yüzde geniş bir tartışma yelpazesinde konu tartışılmıştır. Ki hala tartışılmaktadır.
Bourdieu, işi bir entelektüel yada toplumsal düşünsel alanın temsil eden bir birey televizyona çıkmalı mı yoksa çıkmamalı mı ile başlıyor. Yani toplumun yazar-çizerlerin kategorisinde olan bireylerin ne kadar özerkliklerini koruyup, korumayacağı meselesidir. Bu yüzde ekranda kendini gösteren, bir şekilde bir kurgunun içine dahil olacaktır. Ve bütün kontrol kendisinde olmayacaktır. Bu yüzde ekrana çıkan aslında bir hakikatı temsil etme yada ifade etme yerine kendini gösterme isteğinde sonuçudur. Çünkü tercih ve özerk kalma yetisini kaybetmiş olur. Yani televizyonu bir tür “narsis aynası” olarak tanımlanmasına bu hususa dayanmaktadır.
Kuşkusuz televizyonu yöneltenler de aslında böyle bir şey isterler. Hep kendi gizli gündemlerini bu yol ile devam ederler. Ki büyük kitler üzerinde etkili olan tv zamanın böyle önemsiz şeylerle doldurması temel amaçtır. Yani ekonomik temeli kurulan Tv’lerin toplumsal alandaki diğer kurumlara (ekonomik, kültürel, bilimsel ve siyaset ) üzerindeki kontrol mekanizmasın devreye sokmuş oluyor.
Bourdieu; bu nokta da gazetecilerin önemli bir işlevini dikkat çekmektedir. Ona göre kendi alanlarında uzmanlaşan ama genel kültür ve entelektüel anlamda yetersiz gazetecilerin bir denge oluşturduklarını dile getirmektedir. Gazetecilerin gerek haber, program ve tartışmalarda hep sürekli bir sonuçsuz bir tartışma yaratarak sürekli bir gündem oluşturduğunu savunmaktadır. Kuşkusuz bu yaratılan suni tartışma toplumsal fayda yerine reytin ve izleme oranına yönelik manipülasyona dayanmaktadır.
İşte bu noktada aslında her şey onlar için mübahtır.
Bourdieu işin en ilginç kısmı bu durumu hakkıyla hala kavrayamdığımızı düşünmektedir. Özelikle sosyoloji alanın bu konuda yeteri kadar aydınlatıcı olmadığı savunmaktadır.
Kuşkusuz basın yada enformasyon ile ilgili bütün yönleri ile tam irdelenmediği bir gerçektir. Bu alanın temel amaçları işe toplumsal alandaki işlevleri yeteri kadar deşifre edilmediği bir gerçektir. Bunu yanında bir de sosyal medya dediğimiz yeni bir fenomenle karşı karşıyayız. Medyanın görünürlüğüne karşı sosyal medyanın görünmezliği söz konusu. Yani artık her şey sanal ortam üzerin de yürümektedir. Ve kesinlikle geleneksel temel araç ve yöntemlerle çok farklı bir mecrada yoluna devam etmektedir. Ancak çok kısa sürede yaşamımızda olmasına rağmen toplumsal sosyoloji, bireysel psikolojide adeta yeni fay hatları oluşturmuş durumdadır. Şimdilik bir anlamda tatmin edici bir şekilde devam ediyor ama huzursuzluklarına da günbegün tanık oluyoruz.
Kısacası toplumsal enformasyonun sağlamasında medyanın işlevi ve önemi bilinmektedir. Ancak bu durum doğalında toplumsal alanda bir zaafiyette kapı aralamaktadır. Kuşkusuz her türlü tekellerin kendi ideallerini bu yol ile gerçekleştirdiği de ortadır. Salt ekonomik bir amaçta çok fazlasını ifade etmektedir. Özelikle siyaset, kültür, yargı vb. Bir çok alanda önemli etkileri sözkonusudur. Bu yüzde bu alnın anlaşılması için okunması gereken önemli bir kaynaktır. Ayrıca Bourdieu’nun sosyolojisi ve yönetimini kavramak içinde iyi bir başlangıç sayılır.
112 syf.
·Puan vermedi
Medya ve medya ilişkileri inceleme haline getirilmiştir. Gazeteciler üzerinde görünmez sansürler vardır. Medya ve siyaset bütünleşerek gündemi oluşturmaktadır. Gazetecilik otoritenin istediği mekanizmayı yürütür. Televizyonda zaman çok önemlidir. Bu önemsiz şeylere çok zaman harcandığı için haber önemliymiş gibi görünür. Tv'de olay gösterilirken normal günlük hadiseler dramatikleştirilerek sıra dışı gibi gösterilir. Böylelikle izleyenlere suni bir gerçeklik sunulmuştur. Medya çeşitli alanlarda baskısını sürdürmekte ve toplumu manipüle görevini üstlenmiştir. Ayrıca best-sellers türü sıralamalarla neyin okunacağına, dinleneceğine, izleneceğine karar verme yetkisini kendilerine vermişlerdir.
Bir şeyleri ilk gören ya da gösteren olmak için hemen hemen her şeyi yapmaya hazırsınızdır ve ötekilerin önüne geçmek, ötekilerden önce yapmak, ya da ötekilerden farklı biçimde yapmak için karşılıklı olarak birbirinizden kopya çektiğinizden, sonuçta hepiniz aynı şeyi yapar hale gelirsiniz, özelin, başka yerde, daha başka alanlarda, özgünlük ve tekillik üreten aranışı, burada tekbiçimliliğe ve sıradanlığa ulaşır.
Simgesel şiddet, ona maruz kalanların ve aynı zamanda da, çoğu kez, onu uygulayanların sessiz suç ortaklığıyla ve her iki tarafın da onu uyguladıkları ya da ona maruz kaldıklarının bilincinde olmadıkları ölçüde uygulanan bir şiddettir.
“sosyolog her zaman biraz rahatsızlık veriyorsa, bunun nedeni, bilinçsiz kalınması yeğlenen şeylerin bilincine varmaya zorlamasıdır”
Pierre Bourdieu
Sayfa 111 - İletişim yay (pdf)
İnsanlar, genel olarak, nesne yerine konulmuş, nesneleştirilmiş olmaktan asla hoşlanmazlar ve gazeteciler başkalarından da daha fazla olarak bundan hoşlanmazlar. Kendilerini hedef alınmış, mimlenmiş hissederler, oysa ki, bir ortamın çözümlenişinde ne kadar ilerlerseniz, bireyleri de sorumluluklarından o kadar arındırmaya yönelirsiniz -bu, o ortamda olup biten her şeyi doğrularsınız anlamına gelmez- ve ortamın nasıl çalıştığını ne kadar iyi anlarsanız, ona katılan insanların, kullanıcı oldukları ölçüde de kullanılan olduklarını daha iyi anlarsınız. Hattâ çoğu kez, kendileri daha çok kullanıldıkları ve kullanıldıklarının bilincinde olmadıkları ölçüde, kullanma işini daha iyi yaparlar.
Aslında görüntü dünyası, tuhaf bir şekilde, sözcüklerin egemenliği altındadır. Okunması gereken şeyi söyleyen altyazı -legendum-, yani, çoğu zaman, en önemsiz şeyleri gösteren altyazılar olmadan, fotoğraf bir hiçtir. Adlandırmak, bilindiği üzere, göstermektir, yaratmaktır, varoluşa taşımaktır.
Eğer sosyolog her zaman biraz rahatsızlık veriyorsa, bunun nedeni, bilinçsiz kalınması yeğlenen şeylerin bilincine varmaya zorlamasıdır.
“Söylemin dolaşımda olduğu toplumsal evrenlerin her biri, bazı şeylerin söylenebilip bazılarının söylenemediği tarzda yapılanmış olduklarından, oynanacak bu oyunun da söylenmemiş kuralları vardır.”
Pierre Bourdieu
Sayfa 74 - İletişim yay (pdf)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Televizyon Üzerine
Baskı tarihi:
3 Eylül 2019
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755709864
Orijinal adı:
Sur la télévision
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Televizyon Üzerine
Televizyon Üzerine
Pierre Bourdieu, bu kitapta gündelik hayatın neredeyse merkezine yerleşen televizyonun felsefi, politik ve sosyolojik anlamları üzerine düşünüyor; iktidar ilişkilerinin uzantısı ve aracı olarak medyanın kanaat üretme mekanizmalarını çözümleyerek, medyanın asli parçalarından biri olan televizyonun, hakikatin erozyonundaki rolünü gözler önüne seriyor.

Rekabet, sansür, kâr ve rıza mekanizmalarının girift dişlileri arasında geleneksel medyanın ve dolayısıyla haberciliğin nasıl dönüştüğünü açıklayarak, iktidar ilişkilerinin ve pazar mantığının bu sürecin sonunda "toplumsal"ı manipüle etme teknolojilerini analiz ediyor, televizyonda üretilen kullanışlı ama sahte bilgi hiyerarşisinin ipliğini pazara çıkarıyor.

Televizyon Üzerine, "aptal kutusu"nun hakikati tahrif eden tekeline "içeriden" yakılan bir karşı ateş...

Kitabı okuyanlar 34 okur

  • Ne Kitapsız Ne Kedisiz
  • Servet temiz
  • Dişçi bayan
  • Gülden

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0