Pierre Bourdieu ve “Televizyon” üzerine bir kaç not
Pierre bourdieu, sosyoloji çalışmaları aslında bir cerrahi operasyona benzer; öncelikle masaya yatırılan sorunsalın en ince ayrıntısına kadar iredeler, parçalara böler sonra tekrar bir araya toparlayıp görüşünü belirtir. Bu yüzde televizyon üzerine olan çalışması da benze yöntemi izlemiştir.
Kitap piyasaya çıktıktan sonra uzun bir süre gündemde düşmedi, çünkü konu, tartışmayı en çok seven gazeteciliği olmasının da bir etkisi vardır. Özelikle medyaya ve gazetecilere yönelten yeride ama sert eleştiriler, gazeteciler için yenilir yutulur olmamıştır. Bu yüzde geniş bir tartışma yelpazesinde konu tartışılmıştır. Ki hala tartışılmaktadır.
Bourdieu, işi bir entelektüel yada toplumsal düşünsel alanın temsil eden bir birey televizyona çıkmalı mı yoksa çıkmamalı mı ile başlıyor. Yani toplumun yazar-çizerlerin kategorisinde olan bireylerin ne kadar özerkliklerini koruyup, korumayacağı meselesidir. Bu yüzde ekranda kendini gösteren, bir şekilde bir kurgunun içine dahil olacaktır. Ve bütün kontrol kendisinde olmayacaktır. Bu yüzde ekrana çıkan aslında bir hakikatı temsil etme yada ifade etme yerine kendini gösterme isteğinde sonuçudur. Çünkü tercih ve özerk kalma yetisini kaybetmiş olur. Yani televizyonu bir tür “narsis aynası” olarak tanımlanmasına bu hususa dayanmaktadır.
Kuşkusuz televizyonu yöneltenler de aslında böyle bir şey isterler. Hep kendi gizli gündemlerini bu yol ile devam ederler. Ki büyük kitler üzerinde etkili olan tv zamanın böyle önemsiz şeylerle doldurması temel amaçtır. Yani ekonomik temeli kurulan Tv’lerin toplumsal alandaki diğer kurumlara (ekonomik, kültürel, bilimsel ve siyaset ) üzerindeki kontrol mekanizmasın devreye sokmuş oluyor.
Bourdieu; bu nokta da gazetecilerin önemli bir işlevini dikkat
Kitap televizyon'un aldatıcı yönelimleri, gazetecilik ve çeşitli kollar ile bağlarından bahsediyor. İnceleme yapılacak çok da bir durum yok açıkçası. Zıplayan sunucular nereden geliyor onun kökenlerine inmiş. Kitabı kesinlikle okuyun derim.
Ancak benim ilgimi kitabı okurken başka bir durum çekti ki bence kitaptan daha çok öne çıktı benim için. İnsanların ilgisini çekmedi içerik, yaptığım alıntılar hep 2-8 kişi tarafından beğenildi. Amacım çok beğenilsin değil bir kişi dahi okuyup anlasa yeterli benim için. Ancak bir sosyoloji kitabı okurken bir sosyolog olma yolunda ilerleyen benim tespitim kitapla bağdaştırarak şu oldu. Televizyon ve diğer medya organları (sosyal olan da dahil) sizin popülist kısmınızı aşırı derecede abartmış ve siz "çok satan" kitaplardaki en saçma cümleleri böyle güzel bir tespit kitabındaki en değerli cümlelere tercih ediyorsunuz.
Üzgünüm, aptal olan kutu değil...
Medya ve medya ilişkileri inceleme haline getirilmiştir. Gazeteciler üzerinde görünmez sansürler vardır. Medya ve siyaset bütünleşerek gündemi oluşturmaktadır. Gazetecilik otoritenin istediği mekanizmayı yürütür. Televizyonda zaman çok önemlidir. Bu önemsiz şeylere çok zaman harcandığı için haber önemliymiş gibi görünür. Tv'de olay gösterilirken normal günlük hadiseler dramatikleştirilerek sıra dışı gibi gösterilir. Böylelikle izleyenlere suni bir gerçeklik sunulmuştur. Medya çeşitli alanlarda baskısını sürdürmekte ve toplumu manipüle görevini üstlenmiştir. Ayrıca best-sellers türü sıralamalarla neyin okunacağına, dinleneceğine, izleneceğine karar verme yetkisini kendilerine vermişlerdir.
Televizyon ÜzerinePierre Bourdieu · Yapı Kredi Yayınları · 1997231 okunma
Televizyon Üzerine
19.03.2020
Televizyonun gerçekleri nasıl ve hangi sebepler ile kendine göre lanse ettiği, çoğunlukla gazetecilik sektörü ile kıyaslayarak anlatan bir çalışma.
Yazım hatası: 68.Syf.
Pierre Bourdieu & Televizyon Üzerine
Tekelin tek biçimli kıldığı, rekabetin ise çeşitlendirdiği medya ve medya ilişkileri en belirgin erk haline getirilmiştir. Gazeteciler ve televizyoncular üzerinde görünmez sansürler vardır. Medya ve siyaset bütünleşerek gündemi oluşturmaktadır. Önemsiz meselelere çok yer verilirken, esas meselelerin üstü perdelenmektedir. Gazetecilik otoritenin istediği mekanizmayı yürütmektedir. Tv'de olay gösterilirken normal günlük hadiseler dramatikleştirilerek sıra dışı gibi gösterilmektedir. Böylelikle izleyenlere suni bir gerçeklik sunulmaktadır. Medya çeşitli alanlarda baskısını sürdürmekte ve toplumu manipüle görevini üstlenmektedir. Halka belli bir görüşü dayatılmakta ve günün sonunda bilgiyi sadece tv ve gazeteden edinen halk suç ortaklığına sürülmektedir. Ayrıca medya best-sellers türü sıralamalarla neyin okunacağına, neyin dinleneceğine, neyin izleneceğine karar verme yetkisini kendi tekeline toplamıştır.
Yazar gündelik hayatın merkezine oturan Televizyon ve gazetenin hakikatin erozyonundaki rolüne değinmektedir.
Kitapla kalın...
#kitapkulübü #kitap #kütüphane #kitapçı #okulöncesi #okudumbitti #kitapsözleri #kaynakkitap #kitapönerisi #kitapkurdu #kitapalıntıları #kitapçekilişi #kitaptavsiyesi #kitapaşkı #kitapsevgisi #kitapkokusu #kitaplar #kitapseverler #okur
-Televizyon, nüfusun önemli bir kesiminin düşünme biçimini kendi fiili tekeline almıştır.
-Reyting aracılığıyla kültür ürünlerine ticaret mantığı dayatılmaya başlanmıştır.
Mutlu, huzurlu, bol kitaplı günler dileklerim
Demokrasisi gelişmemiş ama medyası gelişmiş bir ülkede, böylesi bir tehlikenin, en başta o tehlikenin odağını oluşturan kişi ve kurumlar olmak üzere (eğer duyarlı iseler), bütün ilgililerce
çok daha büyük dikkatle, çok daha büyük endişeyle, çok daha büyük sorumlulukla düşünülüp, irdelenmesi gerekmektedir.
Pierre Bourdieu de, esasen bunu önermektedir.
öyle bir çağda yaşıyoruz ki, insanı insan yapan değerlerin korunması, insanın özgür bir birey olarak varolabilmesi, ancak ve ancak medyanın klişeleştirilmiş şartlandırmalanna başkaldırabilmekle mümkün olabilir. Bu da, medyanın iğvasına düşmemekten geçmektedir. Özellikle de entelektüellerin onun iğvasına
düşmemelerini gerektirmektedir ... Çünkü -bu da imparator medyanın zayıf yanıdır-, medya entelektüellere mulıtaçtır, onların doğrulamasına muhtaçtır.
TELEVİZYON ÜZERİNE, Pierre Bourdieu
1930-2002 arasında yaşamış Fransız sosyolog, antropolog ve felsefeci Pierre Bourdieu tarafından çağımızın henüz vazgeçilmez iletişim aracı olduğu iddia edilen TELEVİZYON üzerine yazılmış güzel bir kitap.
Kitapta televizyonun felsefi, politik ve sosyolojik anlamları üzerine düşünceler dile getiren yazar iktidar ilişkilerinin uzantısı ve aracı olarak medyanın(medyumla da ilişkili) kanaat üretme mekanizmalarını çözümleyerek medyanın asli parçalarından olan televizyonun, hakikatin erozyonundaki rolünü ortaya koyuyor.
Sosyolojik olarak her bir televizyon kanalının gerçekliği kendine göre kurguladığını ve ihraç ederek pazarladığını vurguluyor. Önemli olan nesnenin mahiyeti değil öznenin niyeti ve kanaatidir televizyonda.
*Rekabet,
*Sansür,
*Kâr ve
*Rıza
mekanizmalarının dişlileri arasında medyanın, haberciliğin nasıl dönüştüğünü açıklayan düşünür
‘’İktidar ilişkilerinin”
ve
“Pazar mantığının”
bu sürecin sonunda
"Toplumsal"ı manipüle teknolojileriyle nasıl manipüle ettiğini analiz ediyor, televizyonda üretilen kullanışlı ama sahte bilgi hiyerarşisinin ipliğini pazara çıkarıyor.
Televizyon Üzerine kitabıyla düşünür
"Aptal Kutusunun/televizyonun" hakikati tahrif eden tekeline "içeriden" bir karşı ateş yakmaya çalışıyor.
İşetişim, iletişim araçları ve bunları sosyal hayata etkisini incelemek ve anlamak isteyenler için güzel bir kitap.
Okumaya değer ve güncelliğini koruyan bir kitap.
Burada akla bir soru geliyor:
Televizyon ÜzerinePierre Bourdieu · Yapı Kredi Yayınları · 1997231 okunma
İncelemeyi blogda yayımladım. İçerik olduğu gibi aynı. Okumak isteyenin tercihine göre linki bırakıyorum
postmodernpiyano.com/2021/11/televiz...
Şu an günlük hayatta kullandığımız teknolojik ürünler(televizyon, telefon vb) tarih sahnesinden silinmiş mimarisinde eline insan eli değmiş ekseriyetle bütün icatlar, yapılış ilke, esas ve kullanım gayesinden sapmış durumda. 1816 yaz ayında icat edilen amacı “ulaşım kolaylığı” olan bisiklet günümüzde de ulaşım temelli ihtiyaçları gideriyor. Lakin bisiklet kullanan insanlar ortak gayelerini ulaşımı kolaylaştırsın diye değil, sıkışık kent hayatından bir nebze kaçabilmek için hobisel bir aktivite veya keyif amaçlı spor olarak görür. Bisiklet örneği Bourdeiu’un değindiği Televizyon kıstası karşısında oldukça naif kalıyor, aynı siklette değerlendirilmemeli sonuçta. Bourdeiu, kitabında televizyon kullanıma radikal şekilde karşı değil, fakat eseri kaleme alışının üstünden yaklaşık 30 yıl geçti. Bugün yaşasaydı ve özellikle günümüz Türkiye’sinde televizyon kavramının evrildiği aşamayı tekrar değerlendirseydi eleştirel tonunun altına ılımlayıcı şekilde “izleyin ama seçici olun” demek yerine direkt camdan aşağı fırlatın diyebilirdi.
----
Televizyon arkası set ve kulis aşamaları
----
Televizyonda yayın yapan kanallar içerisinde devlet yayın organları dışında, özel şirketlerde yer alıyor. Sektör içerisinde işin içine kurumsallık girdiğinde bütün mekanizmayı sil baştan değerlendirmek gerekir. İnsanlara yaşamın zevkini keşfettikleri anlamı doruklarda hissettiren “amatör ruh” vardır. Bazı film repliklerinde eş olan çiftlerin aynı şirkette çalıştıklarında üst yöneticilerden birisinin söylemine şahit olmuşuzdur; iş başka, aşk başka. Televizyon içerisindeki her türlü yayın organında esas önem arz
Pierre-Felix Bourdieu (d. 1 Ağustos 1930 Denguin, Pyrénées-Atlantiques) - (ö. 23 Ocak 2002 Paris), Fransız sosyolog, antropolog ve felsefeci.
II. Dünya Savaşı sonrasının en yaratıcı ve en verimli araştırmacılarından olan Bourdieu günümüz sosyolojisinin temel kuramcılarından biridir. Orta öğrenimini Paris'in ünlü Louis Le Grand lisesinde tamamladıktan sonra Êcole Normale Supérieure'de felsefe eğitimi gördü. Askerliğini yapmak üzere gittiği Cezayir'de Fransız sömürgeciliğini yakından tanıma fırsatı bulan düşünür, bu deneyiminin de etkisiyle felsefi yaklaşımını sosyolojik ve antropolojik açılımlarla pekiştirdi. 1959 ve 1962 yıllarında Sorbonne'da felsefe dersleri verdikten sonra, Êcole des Hautes Êtudes en Sciences Sociales'in müdürlüğüne getirildi; ayrıca Avrupa Sosyolojisi'nin de yöneticiliğini yaptı. 1982'de, Collége de France'ta, kendisini akademiye kazandıran Raymond Aron'un ölümü sonrası sosyoloji kürsüsüne seçilen Bourdieu, aynı dönemde Actes de la Recherche en Sciences Sociales dergisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Eğitimden başlayarak çeşitli kültürel alanlardaki üretim, yeniden üretim, ayrışım mekanizmalarını inceleyen ve pek çok önemli çalışması bulunmaktadır. Avrupa Sosyoloji Merkezi'nin kurucusudur.
Yirmibirinci yüzyıl sosyolojisine miras kalacak en sistematik ve kapsamlı epistemolojik girişimin sahibidir. Farklı dönemde yaptığı çalışmaları esasen sosyolojisinin iki temel sorunu olan yeniden-üretim ve alan sorununun kapsamını derinleştirdiği çalışmalar olarak okunabilir. Ürettiği ekolün en ciddi temsilcisi aynı zamanda öğrencisi olan Loic J. D. Wacquant'tır. Epistemolojik konumu doğurgan yapısalcılıktır. Bu yaklaşımın Anglo-Sakson dünyadaki bir benzeri eleştirel realizmdir. Bourdieu, ayrıca kültürel yeniden üretim adlı yeni bir terimi literatüre kazandırmıştır.