Üç Köpükİbrahim Tenekeciİbrahim Tenekeci 'nin okuduğum bu 6. kitabı oldu kısa bir şiir kitabı olan bu kitabı yarım saat içerisinde okudum ancak içindeki şiirler olarak şunu söyleyebilirim ki benim en çok beğendiğim İbrahim Tenekeci kitabı oldu, içerisinde ki şiirlere bayıldım. Kısa ama 10/10 bir şiir kitabıydı. Şiir sevenlerin severek okuyacağı hoş bir şiir kitabı olduğunu düşünüyorum...
Ne kadar sevmiş olsamda benim için bir an önce bitmesini istediğim,ağır anlamlar yüklü bir kitap oldu.Bu yüzden yazarın bir sonraki kitabını okumak için uzunca bir vakit bekleyeceğim.
Oldukça kısa ve bir saatten az sürede okunabilecek bir kitap. Şiirleri çok beğendiğimi söyleyemem ancak zaten çok kısa bir kitap olduğundan şans verebilirsiniz. Keyifli okumalar.
Uzun zamandır okumayı düşündüğüm bir yazardı, sonunda bir kitabıyla başladık. En az üç dört şiir kitabını okumayı düşünüyorum.
Yazar, bu kitabında sık sık nehirlerden bahsetmiş, doğayı, yalnız kalmayı anlatmış durmuş.
Dinle, hatırladıkça üzüyor beni
Geri çekilirken yaktığım rüya
Mevsimlerden keder mi söyle
İçimden dedim, gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
İçimden dedim beraber yürüyelim olur mu
Varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
Varsın yarı yolda uyuyakalsın
Bize gönderilen Bahar.
İçimden dedim güzel bir kitab bu
Keyifli okumalar
Selam ve dua ile.
İbrahim Tenekeci şiirlerinde büyük ve karmaşık şeyler anlatmıyor aslında; daha çok insanın içinden geçen duygulara dokunuyor.
Kitabı okurken sanki biri yanına oturmuş da sakin sakin düşüncelerini paylaşıyormuş gibi hissettim. Bazı dizeler var, çok kısa ama insanın içinde bir huzur bırakıyor. Günlük hayatın koşuşturması içinde insan bazen durup düşünmeyi unutuyor ya, bu şiirler biraz onu hatırlattı bana.
Tabi bazı şiirler ilk okuyuşta hemen açılmıyor ama yine de kitapta yumuşak ve samimi bir hava var. Bence Üç Köpük insanı yoran değil, okurken biraz yavaşlatan ve içini sakinleştiren bir şiir kitabı gibi.
Üç Köpükİbrahim Tenekeci · Profil Yayıncılık · 02,061 okunma
Şiirlere çok hakim biri olmadığım için bu kitabı başlangıç olarak seçtim ama açıkçası beni pek sarmadı; şiirler çok sade ve içe dönük, fakat bu sadelik bir yerden sonra bana fazla düz geldi ve okurken içine çekilmedim. Dilin bu kadar minimal olması, duygu yoğunluğunun düşük kalması ve şiirlerin daha çok hissederek okunacak bir yapıda olması bende beklediğim etkiyi oluşturmadı; ayrıca dini ve varoluşsal alt tonlar da benimle güçlü bir bağ kurmadı. Kısaca kötü değil ama bana göre fazla sakin.
"Dinle, hatırladıkça üzüyor beni
Geri çekilirken yaktığım rüya,
Mevsimlerden keder mi, söyle
Ne giysem yakışmıyor, uçurumlardan başka.
Dağıtamıyor hiçbir güneş ruhumdaki sisi
Ve ben hâlâ yarın güzeldir diyorum,
Kalmasa da albenisi..."
Sahi, güzel miydi yarınlar?
Oysa bugünler de dünlerin yarınları değil miydi?
Neden iyi gelmiyor hiçbir şey, kitaplardan gayrı,
Onlar da okudukça dağıtıyor, orası ayrı...
"Beni anlamanız için,
Kahraman olmanız gerekmiyor."
Çağın vebası insanın anlaşılma isteği. "Avutulmak istemiyorum ki ben, anlaşılmak istiyorum," diyor Nermin Yıldırım, Gülseren Budayıcıoğlu, "Yargılanmak değil, anlaşılmak istiyorum." Ziyadesiyle yorgun Ali Lidar, "Beni artık sadece anlaşılmak dinlendirir." Ve olanca telaşıyla Oğuz Atay, "Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum." Son noktayı acı bir şekilde koyuyor İlhan Berk, "Dünya anlaşılmak için değildi." Öyleyse neden bütün bu çırpınma, evham, ruh yorgunluğu... Bunca yazar, şair anlaşılmıyorken bizi kim anlayacak?
"Yollar çağırıyor beni,
Kalmalı mıyım yoksa gitmeli mi?"
Kitaplığımda en çok kitabı olan şair İbrahim Tenekeci, tesadüfen fark ettim. Onun sadeliğinin altındaki derinlik her okuyuşumda içine çekiyor beni. Bağıra bağıra anlatan, ağdalı dil kullanan şairleri oldum olası sevemedim. Oysa onun fısıltıları bile işliyor ruha... "Ben senim," diyor, "sen bensin," ne zaman istersen uğra."
Bir hayat, mahcup ve duruTanrım gülleriVe sessiz harfleri koru.
"Seni düşündüğümde
Patlak veriyor bir ırmak
İçimde, ta içimde..."
Bazen insan kendisiyle bir yolculuğa çıkmak ister, halleşmek ister yolculuk boyunca… gökyüzü altında, bir ağacın gölgesi altında, arkada hafif bir müziğin eşliğinde, okunduğunda, halleşmenin boyutundan geçip kendini satırlara bırakıyor insan.
Aynı şiirleri defalarca okudum, seslendirdim… hatta ezberlemişimdir bu kitaptaki şiirleri. Ama her defasında hep şaşırtıyor ve hayrete düşürüyor bu adamın şiirleri…
hayrete düşürür beni umursamadığınız şeyler
mesela ırmağa binen balık
güneşi sırtında taşıyan dağ
ve peribacaları, avurtları çökmüş kayalar
ve sarışın semazenler, ayçiçekleri
hayrete düşürür beni.
savaşım da benzemez savaşınıza
yalın kalem
dayanırım kelam kapılarına
ya simmurga ya morga, farketmez.
Kitap sadece 46 sayfadan oluşuyor, insanın tadını damağında bırakacak kadar az. İçindeki şiirlerin hemen hemen hepsinde durup düşüneceğiniz kadar güzel cümleler var. Kitabı almayacaksınız en azından alıntılarını takip edin derim.
Herkese faydalı okumalar...
Daha önce İbrahim Tenekeci'nin bir kitabını okumuştum, çokta beğendiğimi söyleyemem bunu okusam mı okumasam mı diye kararsız kalsamda kısacık bir kitabı okumanın nasıl bir pişmanlığı olabilir diye başladım, evet kısa bir kitap ama içi bir alem beğenerek okudum güzel bir kitaptı okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Kitaptan aldığım bir kaç alıntı
Bilemem, kim sadıktır ölüm kadar.
Senin de kıyılarını Elinden aldılar mı?
Büzülüp kalmıştım yokluğunun başucuna.
Ne giysem yakışmıyor, uçurumlardan başka.
1 Eylül 1970 tarihinde Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde doğdu. Lise eğitimini yarıda bırakıp edebiyata yöneldi. Bir dönem kitapçılık yaptı.
İlk şiiri 1988 yılında yayınlandı. Sonrasında ağırlıklı olarak Dergâh, Kırklar, Derkenar, Merdiven, Endülüs, Kardelen, Düş Çınarı ve Kaşgar dergilerinde göründü. 1998-99 yılları arasında Sağduyu gazetesinde kültür sanat editörü ve köşe yazarı olarak çalıştı. Milli Gazete'de köşe yazarlığı ve düşünce sayfası editörlüğü yaptı. 2000-2005 yılları arasında, 36 sayı yayınlanan Kırklar dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Aynı yıllar içinde, Birey ve Birun yayınlarında dizi editörlüğü yaptı. Kırk civarında şiir, hikâye ve deneme kitabının yayınlanmasına vesile oldu.
Ağır Misafir adlı eseriyle, 2008 yılında, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Yılın Şairi seçildi. Aynı yıl, Yılın Yazarı ödülünü de aldı. Evli ve beş çocuk babasıdır.