Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Uzun öykü
8/10
·100 syf.··
2022 12. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2022 01:03
Dostoyevski için hafif bulduğum bir eser oldu. Kısa bir öyküyü sanki başkasından ödünç aldığı kalemle hızla yazıp geçmiş gibi geldi öte yandan başarılı bulduğum ilişki analizleri ,kalıpları yıkmak adına kurgulanmış söylemleri oldukça yerindeydi.Yuzeysel ve doğrudan sade bir dile anlatımı keyifli ve kısa sürede sonuçlandıran bir eser olmuş.
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Mütena Yayınları · 201410,9bin okunma
9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2024 13:53
Takıldığım yerin, bu acı sonun yapılan yanlış evlilikte görmediğimi baştan söyleyeyim. Bence sorun rehincinin herkesi, her şeyi kendine ait bilmesinde bu sorunun çözülememeside hiçbir yere ait olmadığının farkında olmasında.. Karakterlerin derinliği çok gerçekçi. Bu gerçeklik okuyandan ötürü. Birçok cümle arka plana attığım duygularımı,düşüncelerimi yerinden etti. Etkileyici bir kitap bir o kadar yoran. Pişman olmayacağınız kısa bir öykü okunmasını tavsiye ederim. Uysal Kız Fyodor Dostoyevski
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Mütena Yayınları · 201410,9bin okunma
Puan vermedi·100 syf.·
2020 266. kitabı
Sadece yaptıklarımızla değil ; bazen hatta çoğu zaman yapmadıklarımızla söndürürüz karşımızdakinin hayat ışığını, soldururuz açması için emek harcadığı ; içinden hayatta kalmak için verdiği mücadelede gizlice suladığı çiçeklerini... Sonra bir bakarız bir gün o etrafımızda cıvıldayan neşe saçan insandan geriye hiç bir şey kalmamış... gözündeki canlılık ,yüzündeki kırmızılık, hareketlerinde ki ahenk içindeki çocuk kaybolmuş... Dostoyevski bu hikayesi isminden de anlaşılacağı üzere bir insanın çok kısa bir sürede nasıl kuru bir cesede dönebileceğinin en güzel örneklerinden biri... İyi okumalar dilerim sevgili 1k sakinleri...
Edebiyat
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Mütena Yayınları · 201410,9bin okunma
9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2018 90. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2018 15:59
"Bu adam normal değil" diyerek bir Dostoyevski eserini daha bitirdim. Kendisi eserin başında "her şeyi derinlemesine anlayan biriyim" dese de bu anlatım şekli, psikolojik tahliller iyi anlayan bir insanın yazdıklarından öte biraz delice, biraz manyakça bir ruh hali gerektiriyor. Bu da Dostoyevski'de fazlasıyla var sanırım. Olağanüstü bir derinlemesine düşünme yeteneği var. İnsan zihni, duyguları, hisleri üzerinde değinmediği nokta yok neredeyse. Eser bir intihar olayıyla başlıyor. Bu kitaptan önce "Sisifos Söyleni" kitabını okumuştum. O da intiharla başlıyordu. Ve Albert Camus o kitapta Dostoyevski'nin yarattığı karakterler üzerinden uyumsuz felsefesini açıklıyordu. Benim açımdan kıymetli bir rastlantı oldu bu. Sabahattin Ali'nin tabiriyle "evlenme hastalığı, izdivaç mikrobu"na yakalanmış iki kişinin, birbirlerine pek de uygun olmamalarına rağmen evlenmesinin ve bu evliliğin kadının intiharıyla sonuçlanmasının anlatıldığı bir eser. İntihar eden kadının ceseti ve kocası bir odanın içerisindeler ve adam bulundukları o anki duruma nasıl geldiklerini, nasıl başladıklarını, nelerin yaşandığını kendi kendine konuşarak anlatıyor. Hikaye böyle başlayıp, böyle bitiyor. Bu söylediklerim hikayenin içerik açısından tadını kaçıracak bilgiler olarak görülmesin. Zaten Dostoyevski esere önsöz niteliğinde yazmış olduğu kısa yazıda bunlardan fazlasını anlatıyor. Ve odada kendi kendine konuşan adamın psikolojisine dikkat çekiyor. Eserin mühim olan kısmı da orası esasen. Okuduğum eserin çevirisi Mehmet Özgül tarafından yapılmış. Rus Edebiyatı eserlerini okurken Mehmet Özgül çevirilerini bulup okumaya dikkat ediyorum. Benim için önemli bir konu bu. İyi okumalar...
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Mütena Yayınları · 201410,9bin okunma
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2022 171. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2022 08:40
"Ben sessizce konuşma ustasıyım." Böyle diyor hikayenin kahramanı ve bu sessizlikle kendinden aşağı gördüğü 16 yaşındaki küçük karısını eğitmeye çalışıyor kendince. İnsanlar arasındaki iletişim eksikliğinin yol açtığı derin boşlukları anlatan kısa ama muazzam bir kitap. Kadın ve erkek psikolojisini çok güzel ve gerçekçi biçimde ele almış. İnsan ilişkilerinde anlatılmak istenen ile karşıya geçen arasındaki fark bundan daha güzel anlatılamazdı herhalde.
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Mütena Yayınları · 201410,9bin okunma
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2018 29. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2018 13:41
Dostoyevski'den hayatın içinden alınmış ve olayların tüm gerçekliğiyle bize yansıtıldığı, uzun öykü tarzında yazılmış harika bir kitap. Yanlış bir evlilik. Kadın açısından mecburiyetten hasıl olmuş kötünün iyisi seçeneği, erkek açısından daha avantajlı görünümde ama aradaki uyumsuzluk ve kendini ifade de eksiklik ve maalesef dramatik son. Yazarın, insan iç dünyasını anlatan müthiş kitaplarından biri. Ben beğenerek okudum. Okunmasını da tavsiye ederim.
Edebiyat
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Mütena Yayınları · 201410,9bin okunma
Puan vermedi·100 syf.··
2020 30. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2020 22:36
·
Dostoyevski’nin şimdiye kadar okuduğum en kısa kitabıydı . Bir rehincinin karısıyla yaşadıklarından sonraki ruh hali anlatılıyor . Pişmanlık duygusu ön planda
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Mütena Yayınları · 201410,9bin okunma
Puan vermedi·100 syf.·
2019 1. kitabı
Ortak noktaları sessizlik olan iki karakter, sadece şekli erkeksi ve kadınsı olarak ikiye ayrılmış. Mağrur ve Uysal birlikteliğinin yansımaları. Hatta uysal o kadar uysal ki kitapta hiçbir düşüncesine yer verilmemiş. İnsan okurken sürekli uysalı merak ediyor.Duyguları anlatan uzun tasvirler akıcılığını azaltıyor olsada okumaya değer...
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Mütena Yayınları · 201410,9bin okunma
8/10
·100 syf.·
2019 3. kitabı
41 yaşındaki bir adamın, 16 yaşındaki bir kızla olan evliliği. Buna tam olarak evlilik de denilemez. Sadece evliler, hiç bir duygu paylaşımı olmayan, sevgi ve saygıyı bir üstünlük tabakası olarak görüp bunu göstermekten çekinen(utanan) ve sonucunda iletişimsizlikle geçen suskun ve bir o kadar sıkıcı birliktelik(evlilik). Anlatıcımız iyiliği, dürüstlüğü, inceliği ve buna benzer tüm duyguları sadece içinde yaşamış, karşısındakinin ya bunu çözmesini beklemiş yada çözmediğini bilememiştir. Hem aradaki yaş farkından hemde adamın kızla yaptığı evliliği ondan bir minnet beklentisi içinde olması, mutluluğu mutsuzluğa yönelten davranışlar silsilesidir. Birbirini anlayamadan biten bir evlilik, intiharla sonuçlanan bir yaşam, ardında bunu anlamaya çabalayan bir adam. Şimdi adamın aklında sadece tek bir soru var: "Beş dakika, yalnızca 5 dakika geç kalmıştım." Oysaki evlilik süresince hep kaç kaldığını unutmuştu ve pişmanlık ömür boyu sürecek bir ızdırap olarak kalmıştı hayatında.
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Mütena Yayınları · 201410,9bin okunma
8/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2020 332. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2020 16:30
çok güzel bir hikaye insanın içine işliyor iki insanın yani evli bir çift tin hikayesi, gercekten böyle insanlar var susarak konuşurlar dostoyevski nin cok güzel hikayelerinden biri bence kesinlikle tavsiye ederim, hele final sahnesi yokmu insanın içine işliyor daha çok yazmak isterdim ama kitabın büyü sü bozulur, yanlız özellikle bu kızları niye cocuk yaşta evlendirirler 14,15,16, yaşlarında hiç anlamam!!!!!!? sadece bizlere özgü bir gelenek degil bütün dünyada demekki zaman zaman böyle olmuş,
1000Kitap
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Mütena Yayınları · 201410,9bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.