Vampirle Görüşme The Vampire Chronicles Serisi 1

8,2/10  (18 Oy) · 
59 okunma  · 
14 beğeni  · 
1.024 gösterim
Merkez Kitaplar, Esrarengiz Kitaplar adlı yeni dizisinde, edebiyatın aykırı tavırlarıyla bilinen önemli yazarları, karabasanlar, gizler ve sırlarla örülü dünyaların kapılarını araladıkları kitaplarıyla okurlarla buluşuyor...

Polisiye ya da bilimkurgu türlerinden farklı bir çizgide olan dizideki kitaplar, değerli yazarların kaleminden çıkmalarına ve kendi türlerinde klasik sayılmalarına karşın unutulmuş ya da Türkçe'ye hiç çevrilmemiş kitapları yeni kuşak okurlarla buluşturuyor. 

Projenin ilk iki kitabı Anne Rice'ın Vampirle Görüşme ve G.K.Chesterton'ın Bay Perşembe adlı kitapları. 

Vampirle Görüşme, ilk kez 1991 yılında usta çevirmen Roza Hakmen'in çevirisiyle yayınlanmıştı. 

Medyada "Vampirle Görüşme":
(Tanıtım Yazısından)

1994 yılında filme de çekilen, Brad Pitt, Tom Cruise, Antonio Banderas gibi oyuncuların ölümsüzleştirdiği Vampirle Görüşme, zamanın ötesinde bir hikayeyle okurunu şaşırtıyor.

Şimdiye kadar yazılmış en müthiş, en erotik ve en şehvetli kitaplardan biri.
- Sting

Tüyler ürpertici bir karabasan... Büyük bir başarı... Hayal gücünün etkileyici bir ürünü.
- Sunday Times

İlk sayfasından başlayarak etkisi altına alan, elinizden bırakamayacağınız bir kitap. Okur, başka hiçbir ölümlünün yaşamadığı bir deneyimden geçtiğini hissediyor.
- Chicago Tribune

Etkileyici. Hem korkunç, hem güzel, hiç akıldan çıkmayacak bir kitap.
- Washington Post
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2009
  • Sayfa Sayısı:
    360
  • ISBN:
    9789759174758
  • Orijinal Adı:
    Interview With The Vampire
  • Çeviri:
    Roza Hakmen
  • Yayınevi:
    Turkuvaz Kitap
  • Kitabın Türü:
Yusuf Çorakcı 
14 Mar 08:05 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

En son ne zaman bir vampir romanı okudum ya da hiç okudum mu hatırlamıyorum aslında, ama iyi bir okur olan arkadaşımın referansıyla Anne Rice'dan Vampirle Görüşme kitabını okumaya bir şekilde karar verdim. Hem farklı bir şeyler arıyordum, hem de o yıldızlar geçidi olan meşhur filmin çıkış noktasını merak ettiğimden zor olsa da kitabı bulup okumayı başardım. Bendeki kitabın adı Vampirle Konuşma olarak çevrilmiş Remzi Kitabevi tarafından ama hikaye aynı, çünkü kapaktaki kitaba dünyanın parasını istiyorlar ben daha makul bir fiyata edindim. Heyecanla okumaya başladım kitabı ve anlatılan dönemi oldukça iyi yansıttığını gördüm. Dil ve anlatım açısından aşırı sade veya ağır değil kitap, tarz olarak klasik ve çağdaş arasında diyebilirim. Uzun tasvirler başta sıksa da sonradan alışıyorsunuz ve olaylar oldukça detaylı anlatılıyor. Şehirler, mekanlar, kişiler oldukça iyi anlatılmış ve okurken vampir olduğunuzu hissediyorsunuz. Yazar belki yıllarca vampir romanı yazılmadığını görmüş olabilir bu nedenle klasik vampir tanımından çok daha çağdaş ama ruhunu kaybetmemiş bir vampir portresi çiziyor. Onları birer vahşi kan emici dışında edebiyat, sanat, tiyatro merakı olan, giyimine ve yaşadığı yere özen gösteren, kendini ve hayatı sorgulayan varlıklar olarak görüyoruz kitapta. Bu vampirler haçtan korkmamakla birlikte kiliselere girip çıkan yaratıklar. Hikayeye gelecek olursak; New Orleans'ta kardeşini kaybeden Louis bir gün vampir Lestat tarafından ısırılınca vampir olarak ölümsüz bir yaşama adım atar ve her gün vampirliğini sorgulayarak, anlamaya çalışarak geçirir. Bu ikili lüks bir yaşam sürerken aralarına Claudia adında küçük bir kız vampir katılır ve o zaman birçok şey değişmeye başlar. Sonra Louis ve Claudia, Lestat'tan kaçıp Paris'e giderler ve orada vampir Armand'ı bulurlar. Bütün bu olayları aslında Louis bir gazeteciye anlatıyor ve biz de onun ağzından hikayesini dinliyoruz. Kitabı okumuş olanlar çok fazla detay vermediğimi görmüşlerdir oldukça hareketli bir hikaye diyebilirim. Yer yer ana konudan sapmalar olsa da olaylar ve konuşmalar gerçekten ilgi çekiyor ve vampir olmanın nasıl bir his olduğunu düşünmenize sebep oluyor. Vampirlerin duyguları ve kişilikleri olduğunu gösteren ilk kitaplardan biri olabilir, fakat Twilight gibi değil asla. Dracula'ya çok benzemiyor ancak ondan izler taşıdığını söyleyebilirim. İnsan bulamadıklarında hayvanların kanını içmeleri ilginç bir detay. Théatre des vampires diye bir mekan var ki kitaptaki en ilgi çeken mekan bana göre. Ölümsüz yaşam çok cazip gibi görünse de kitabı okurken pek de güzel olmadığına ikna olmak mümkün. Diyaloglar oldukça merak uyandıran ve sorgulayan nitelikte, bazen okurken hadi konuşun diye beklediğim oldu. Genel hatlarıyla beğendim ancak kendini tekrar eder yerler biraz sıkabiliyor. Klasik havasında ama çağdaş edebiyattan bir kitap arıyorsanız ve konu olarak fantastik bir şeyler isterseniz okumanızı öneriyorum. Son olarak o filmin başrol kadrosunu tekrar bir araya getirmeye kimsenin bütçesi yetmez.