Yeşil Renkli Namus Gazı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.957
Gösterim
Adı:
Yeşil Renkli Namus Gazı
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759038151
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesin Yayınları
Baskılar:
Yeşil Renkli Namus Gazı
Namus Gazı
Namus Gazı
Namus Gazı
Namus Gazı
Namus Gazı
Namus gazı yarım litrelik, bir litrelik, iki litrelik şişelerde, beş litrelik binliklerde ve onbeş litrelik damacanalarda, yani norm üzerine beş boy kap içinde standardize edilmişti.

Dediğimiz gibi, çok duyarlı ve korunması pek zor olduğundan, birazcık ışık alıp Namus’larının rengi attığı için üzüntülerinden intihar edenler çok oluyordu. Gazetelerde sık sık, "Sahip olduğu iki damacana Namus’unun ışık alarak rengi attığı için bir tüccar intihar etti” gibi haberler çıkmaktaydı. Namus yüzünden cinayetler de oluyordu: "Şişenin tıpasını açık bırakarak Namus’unu uçurduğu için bir adam karısını öldürdü.”

"Tıpasındaki aralıktan şişede sızma sonucu havaya değinerek Namus’u yanan bir genç kız, babasından korkarak, on gün önce ayrıldığı evine bir daha dönmemiştir.”

Gazetelerde şu türlü ilanlar da sık sık görülüyordu:
"Sevgili eşim, yirmibir dereceden yüksek ısıya bıraktığı ikibinlik Namus’umuzu bozmuş olduğu için kendisine darılacağım korkusuyla mutlu yuvamızı ve iki yavrumuzu bırakarak gitmiştir. Sevgili eşim! Yavrularım, ‘Anne, anne!’ diye ağlıyorlar. Seni, ben affettim, Tanrı da affetsin! Dön gel mutlu yuvamıza. Elbirliğiyle çalışarak, bozulan Namus’umuzdan daha çoğunu kazanırız.
160 syf.
·1 günde·Puan vermedi
"Sevgili babacıģım"
Bilki "kütüphanen "deki tüm kitaplarla hayatımın bir dönemecinde buluşuyoruz

Bu kez Aziz Nesin ile karşılaştık yola devam ederken ...dedi ki bana "ben babanın eski bir dostuyum "
_o babana selam söyle sağda solda haytalık yapmasın...biz onunla yasaklı /yasaksız yıllarımızda ..pek çok kez konuştuk _tartıştık ...kadrimizi kiymetimizi bilirdi ,okumuş adamdı vesselam ...baktık ki ortalarda görünmüyor ..
kızına bir selam verelim ...
tanıyalım istedik .. dedi
Gülümsedi ..
Ben gülmedim ..
Ben sadece..
Baktım. .
pamuk saçlı bir adamdı ..yorgun yıllar senin gibi onunda göz altlarında birikmişti. .sertmiydi bakışı, yumuşak mı onu bilemedim ama anladim ki "aptallığâ tahammülü" yoktu ..

Baktım. .yüzüne dik dik. .
Hani gözlerim büyür "canım yanınca"_ "arnavut damarım tutunca" ya da ağlamamak icin açarım ya gözlerimi kocaman kocaman ..ışte öyle baktım.
Beş saniye baktım ..
On saniye baktım ..
Bir dakika baktım ..
Konuşmak zorunda olmamak için bir asır da bakardım inadımdan. ..nefesimi ciğerlerimde topladım dedim ki ...
"benim ..
"babam.
" öldü "...

Ama ben sizi tanıyorum ..sizi annemin arka bahçede.toprağa gömdük dediği "yasak kitap" sandığından tanıyorum ..
Aklımda kalan üstünde iki adet "zar" resmi olan beyaz bir kapak .. sanırım seksen iki ya da seksen üç yılları Aziz Nesin yazısını görüyorum ama kitabın ismi belleğimde yok .

.zaten artık BABAM'da yok ..

Yani sizi okuyan "yok" bende ...

.........hoş -ça kalın
... hoş -kalın



"Yeşil renkli namus gazını "sahafım canım _ciğerim Mustafa hocam verdi ..yüzünde şaşkın bir ifade "sana uymaz " bakışıyla ..ama madem okuyayım "mecbur" dedin.
..buyur al burdan başla. .

14 adet hikaye var "yeşil renkli namus gazı" nın içerisinde ...
Arkadaş. .hikaye sevmem
Yerli edebiyat bilmem ..
Dost hatırına " çiğ tavuk " misali :) başladım okumaya ...

Sadece"sekiz ayaklı Sisiphus" hikayesinin içine girebildim. ..e acemiyiz tabii olacak o kadar : )

SİSİPHUS hikayesi bir örümceğin dramıdır?
Yoksa.Aziz Nesinin kendi dramı mıdır ? Küvetin kaygan kenarına tırmanıp tırmanıp aşağı düşen örümcek midir ? Kendi midir.
Aziz Nesin "komik midir? "
"Bence" değildir ..

Savaşta doğmuştur. .
Askeriye mezunudur. .
Bakkalıkttan ,fotoğrafçılığa kadar bir sürü iş te çalışmak zorunda kalmıştır. .
Evlidir ..dört çocuğa bakmak yükümlülügüñdedir ...
Yazıları sebebiyle hapiste yatmıştır.
Aziz nesin aslında bir "Dram" adamıdır
Yazdıklarının "mizah " sayılması belkide en büyük şanssızlığıdır..?

Bir daha karşılaşırsak aklımdaki soru budur. .

"Sevgili babacıģım"
Şimdilik her şey bundan ibaret..
Seni çok özlüyorum biliyorsun ..
Seni yaşarken de çok özledim. .
Bundandır "sana"kızgınlığınım"

Yanaklarından öperim ..
Imza / senin küçük Jo'n
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki bu bir inceleme değil ustaya / ustama saygı duruşudur. Bugün -kendi çapımda- öykü yazabiliyorsam bunun ilk ateşleyicisi üstat Aziz Nesin'dir. Çocukken oyuncaklarım evin kütüphanesinde sıra sıra duran ansiklopedilerdi. Okumayı söktükten sonra çocukluğum ayrılmaz bir parçasıydı. Onlar varken evin dışında oynamaya hiç ihtiyaç duymayan kendi kendime yeten bir çocuktum.

Gel zaman git zaman hayatın bana yeni yollar sunduğu, "cep delik cepken delik, kol delik mintan delik" asgari ücretle çalışıp süründüğüm zamanlarda çocukluğumda kalan okuma aşkım yeniden alevlendi. Yaş 22, yakın tarihe meraklı, siyaseti anlamaya, Dünyada olup bitenlerin idrakına varmaya çalışan bir gençtim. Kısıtlı paramla siyaset tarihi ve ülkenin yakın zamanı üzerine pek çok okuma yaptım. Yaklaşık bir, bir buçuk yıl süren bu yoğun okuma ve anlama zamanında sonra evimize her gün giren gazetenin yaptığı sürprizle Aziz Nesin'in öyküleriyle tanıştım. Yıl 2006, okuma alışkanlığımın artık oturduğu, elime bir şekilde geçen her kitabı yutarcasına okuduğum zamanlar. Şimdi Avrupa, Gerçeğin Masalı, İstanbul'un Halleri, Memurlar Memurlar ve Şehirden İndim Köye adlı Nesin Yayınevi tarafından oluşturulmuş öykü seçkileri gazete alanlara hediye olarak veriliyordu. Aziz Nesin'den sonra aynı gazete bir de Rıfat Ilgaz gibi değerli bir başka toplumcu gerçekçi mizah yazarımızın kitaplarını vermeye başladı. Bir de onları okuyunca edebiyatın adeta müptelası oldum. Bu kitapları okuduktan sonra tam manasıyla edebiyatla tanıştım ve bu öyle bir tanışmaydı ki o gün bugündür aralıksız her gün edebi eser okuyorum.

Peki bu iki yazarı bana sevdiren unsurlar nelerdi? Bu soruya şimdiki aklımla cevabım, toplumun aksaklıklarını ve politikacıların, bürokratların zaaflarını, eksik yönlerini çok iyi gözlemlemeleri, bunları gayet akıcı, mizahi bir dille dile getirmeleriydi. O tarihten sonra hayatımın her döneminde Aziz Nesin kitapları yer aldı. Cep delik cepken deliklik nedeniyle sahaflardan Adam Yayınları baskılarını (O zamanlar Nesin Yayınevi'nin sıfır kitaplarına param yetişmiyordu) toplayıp okuyordum. Bu öyle bir okumaydı ki bazen bir gün içinde 150 sayfalık kitabı okuyup yutuyordum. Okudukça daha çok Aziz Nesin öyküleri okumak istiyordum. Sonra onun romanları olduğunu da keşfettim, bu sefer onları da bir şekilde sahaflardan alıp okumaya başladım. Bu böyle yıllardır devam ediyor. Hala arada sahaflarda denk geldiğimde eski baskısından bir Aziz Nesin öykü kitabı satın alırım. Nesin Yayınevi'nin Aziz Nesin kitapları setlerinden (yedi kitaplık roman seti gibi) alırım. Yani yaklaşık 15 senedir Aziz Nesin, edebiyat yolculuğumun tam orta noktasında duruyor.

Peki kimdir bu Aziz Nesin? Edebiyatı hakkında söylenecek çok söz var ama kendi Youtube kanalımda hem bu kitap hakkında hem de öykücülüğü, romancılığı ve onun sinema-tiyatroyla olan ilişkisi üzerine çeşitli videolar çektim. (Buraya linklerini koymayacağım, arzu eden olursa kanaldan arattırıp bulabilir.) Onu hep siyasi yönüyle, din ve toplum hakkındaki sözleriyle yorumlarız. Tabii ki Aziz Nesin gibi bir şahsiyet düşüncelerinden ayırt edilemez belki ama ona önyargıyla bakan arkadaşlarımız muazzam bir yazarı kaçırıyorlar. Aziz Nesin’in problemi inananla, inançla değil başta din tüccarları ve onları kullanan siyasetçiler olmak üzere sistemdeki aksaklıkların kaynağı olan gruplarladır. O, toplumumuzun olumlu, olumsuz tüm yanlarını adeta kılcal damarlarına kadar gözlemlemiş ve damıttıklarından öykülerini çıkarmıştır. Onun öykülerini her yaşta okuyabilirsiniz. Yazdıkları yerel değil pek çok topluma uygulayabileceğiniz evrenselliktedir.

Hayatının bir kısmını hapislerde geçirmiş yazarın yaşadığı belki de en acı olaylardan biri olan Sivas Katliamı’nı atlamamak gerek. (Olayları değil. Olayları denilerek hafife alınacak bir konu değildir bir yaz günü Sivas’ta yaşananlar. Yakılan, boğularak ölen 35 can ve yaşama son anda tutunan diğer canlar.) Burada yaşananlar 90’lı yılların kara bir lekesi olarak ne yazık ki tarihte yerini aldı. Üstüne ne söylense az gelecek bu katliamda yitip giden canlardan biri olan Hasret Gültekin’in o güzel sesi ve bağlamasından bir türkü bırakayım buraya:
https://www.youtube.com/watch?v=_fNu6jgqUN8

Tarihimizin bu kara lekesinden sonra yeniden geri döneyim onun edebi yaşamına. Aziz Nesin edebiyatı derken acaba kaç sayıda ve türde eserden bahsediyoruz kısmını Yeşil Renkli Namus Gazı kitabının arka sayfaları bize cevap versin.
https://eksiup.com/p/z5475213kgmu
https://eksiup.com/p/hz4752143okp

Görsellerden de bakabileceğiniz üzere ömrünün sonuna kadar pek çok türde eser üretmiş bir üstattan bahsediyoruz. Onun düşünce yazıları bir yana, öykü, roman, şiir ve oyun türünde eserleri edebi açıdan oldukça kıymetlidir. Sadece mizahın veya toplumcu gerçekçiliğin içinde değerlendirilemeyecek büyük bir kalemdir Aziz Nesin.

Bu kadar anlattıktan sonra şimdi geçelim kitabımıza. 13 öyküden oluşan bu güzel kitap ilk olarak 1964 yılında Düşün Yayınevi tarafından Yeşil Renkli Namus Gazı adıyla yayımlanmıştır. Fakat daha sonra zaman içinde farklı yayınevlerine geçtikçe “Yeşil” ifadesi atılmış ve kitap Namus Gazı adıyla basılmıştır. Daha sonra Nesin Yayınevi’nin kurulmasıyla yeniden ilk ismine geri döndürülmüştür. Aslında kitaba ismini veren öyküdeki “Yeşil” ifadesi metin için önemlidir. Bu nedenle kitabın yeniden ilk ismine geri döndürülmesi gayet yerinde bir karar olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta buna öyküden örnek vereyim:

“Yitik uygarlığı bağrında saklayan yeraltında gömülü kentte, adına “Namus” denilen yeşil renkli bir gaz vardı. Çok tatlı yeşil renkte olan bu gaz, bütün öteki gazlardan çok daha uçucuydu. Şişeler içinde saklanır, ışıksız yerlerde korunur ve ancak artı yirmibir derece ısıda tutulurdu.” s. 53 (Alıntıda geçen birleşik kelime kullanımı yazarın edebi üslubundan kaynaklıdır.)

Hazır bu alıntıyla giriş yapmışken kitabımızı da ona adını veren öyküden yani “Yeşil Renkli Namus Gazı Operası”ndan başlayalım. Bu öykü yazarın değerli siyaset adamı ve eğitimci Hasan Âli Yücel’i anarak başlar.

“Hasan Âli Yücel, bu hikâyeyi oyun olarak yazmamı önermişti. Hikâyemi Yücel’in anısına adıyorum.” s.52

Kitabını bu beşinci öyküsünde geçen “opera” kelimesi kendinden önceki öyküleri tamamlar niteliktedir. İlkinden başlayarak öykü isimleri sonlarında “senfoni”, “romans”, “balad”, “konçerto” ve son olarak “opera” ifadeleri kullanılmıştır. Kitabın yirmi dört sayfalık bu en uzun öyküsünde, yeşil renkli namus gazı ve yaşamının sonuna kadar çalışıp didinmesine rağmen bir şişecik olsun bu gaza sahip olamayan Tabalahura’nın hikâyesi yer almaktadır. Namusun kavramdan çıkarılıp somutlaştırılarak yeşil renkli bir gaza çevrilmesi, tipik bir Aziz Nesin ironisi örneğidir.

Kitaba ismini veren bu hacimli öyküden bahsettikten sonra kalan on iki öyküden de kısa kısa bahsetmek istiyorum. “Potinbağı Senfonisi” öyküsünde gözaltında hiç konuşmayan bir adamla onu konuşturmak zorunda olan genç bir polis memurunun hikâyesi anlatılmıştır. “İçip İçip Ağlama Romansı”nda ise yıllardır tiyatrolarda ağlayan bir adam rolünü üstlenen oyuncunun meyhanedeki hikâyesinin bir genç üzerinden anlatımıdır. “Bizim Köyün Delileri Baladı”nda evini, eşini, ailesini köyde ona inanmayan deliler yüzünden terk eden bir adamın gezdi onca köydeki delileri görmesinden sonra kendi delilerini özlemesi kaleme alınmıştır. “Gebe Kadın İçin Ağlama Konçertosu”nda köyünü bırakıp İstanbul’a göçen fakir aileden bir kadının çalıştığı evlerdeki zengin kadınların çocuklarına sütannesi olabilmek için ardı ardına doğum yapması konu edinilmiştir. “Altı Bekçi Atlıkarıncada” öyküsündeyse çocukluklarını geçiremeyen altı bekçinin içlerinde lunaparkta görev yapan bir arkadaşlarıyla birlikte atlıkarıncada yaşadıkları trajikomik macera anlatılmaktadır. “Aile Mezarlığı”nda trende aile mezarlığıyla başkalarına hava atmaya çalışan kadının trajikomik öyküsüne tanık oluruz. Kitabın en kısa öyküsü olan “Kiralık Kat”, isim benzerliğinden yanlışlıkla tutuklanan bir adamın hazin hikâyesi anlatılmaktadır. “Devletlerarası Dostluk İlişkileri” ndeyse aslında dostlukla yakından uzaktan ilgisi olmayan kurmaca iki devletin riyâkar diplomatik ilişkisi gözler önüne serilmektedir. “Sekiz Ayaklı Sisiphus” öyküsünde hafta sonunu ailesiyle birlikte parasız geçirmemek için öykü yazmak zorunda olan bir yazarın tiksindiği örümcekle yaşadığı olay anlatılmaktadır. “Bir Şaheser Doğuyor” öyküsünde şaheseri için büyük bir olay bekleyen şairin normalde pek alakası olamayacak avukat, doktor, gazeteci ve baş komiser ile olan enteresan ilişkisi konu edilmiştir. “Bir Yılbaşı Anısı”nda Paşakapısı Cezaevi siyasi koğuşta yatan arkadaşların hapisten çıktıktan sonra yılbaşı gecesi buluşacakları mekanda içlerinden birinin yaşadıkları anlatılmaktadır. “Bir Maaşla” öyküsündeyse ilk maaşını alan birinin parayla olan imtihanını bize aktarmaktadır Aziz Nesin.

Toplumun neredeyse her kesiminden öyküler kaleme alan yazarın en güzel öykü kitaplarından biridir Yeşil Renkli Namus Gazı. Siz siz olun, ne bu güzel kitabı ne de yazarın kıymetli diğer öykülerini, romanlarını boş geçmeyin. Aziz Nesin, bir zamanlar bu toplumun nabzını en iyi tutan yazarlarımızdan biri. Kimi zaman efkarlanacağınız, kimi zaman tebessüm edeceğiniz ve kimi zaman da öfkeleneceğiniz metinlerin yazarı Aziz Nesin’in Nesin’ce öykülerini her dem okumak üzere kalın.
150 syf.
·Puan vermedi
Aziz Nesin''in herbiri birbirinden güzel hikayelerden oluşan kitabı. Ben okurken hem güldüm hemde hüzünlendim bu kitabında. Aziz Nesin benim için eşsiz bir yazar. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
224 syf.
·1 günde·9/10 puan
Aziz Nesin kendine has yapısı ve üslubuyla oldukça beğendiğim ve sahiplendiğim yazarlardan biri.Yazdığı eserler toplumumuzun yaşadığı olayları ( geçim derdi, borçlar, açlık, sefalet, namus, vb.) ironiyle birleştirip gülünç konuma getirilerek oluşturulmuş şaheserler.Kitaplarını okudukça toplumun sorunlarının, ince bir süzgeçten geçirilerek okuyucuların gün yüzüne çıkarması gerektiğini daha iyi kavrıyorum .Bütün eserleri sevsem de ‘Namus Gazı ‘kendi hayatından kesitler içerdiği için diğerlerine oranla daha çok dikkatimi çekti.Bana sorarsanız Aziz Nesin kesinlikle okunulması gereken biri.
150 syf.
·5 günde·9/10 puan
Bu kitabı diğer okuduğum birçok kitabın üzerimde bıraktığı etkiden başka hisler uyandırdı. Genellikle her zaman mizahına bayıldım, çok güldüm ama bir o kadar da düşündüm durdum tarzında cümleler kurardım. İlk defa gülümsemekten ziyade üzüldüm, hatta bazı satırlarda gözlerim doldu. Kaleme aldığı hayatların yalnızlığı, ümitsizliği, kabullenilmiş çaresizlikleri onlarla aynı ortamda aynı hisleri yaşamamı sağlayan süssüz anlatımıyla kısa film tadındaydı.

Bazı hikayelerde Aziz Nesin'in hayatından izlere rastladım, bulunduğu zorlu durumun içindeyken dahi yazdıklarında kendine dair söylenenlere eleştirel tarzda cevaplar vermesi ve dediklerini anlamlı bir sona bağlayıp işte bu dedirten hikayeler ortaya çıkartması en sevdiklerim oldu.

Kitabın son sayfalarında kitap hakkında ve büyük yankı uyandıran Yeşil Renkli Namus Gazı adlı hikayeye dair gazetelerde kaleme alınmış yazılar yer alıyordu. Onlar da kitabı tamamlayan farklı gözden yorumlar olarak çok hoşuma gitti.
160 syf.
Kitap 14 hikayeden oluşmakta.
Aziz Nesin'in herbiri birbirinden güzel hikayelerden oluşan kitabında en çok ilgi gören ve hiciv dolu hikayesi hiç şüphesiz
"Yeşil renkli namus gazı" hikayesidir.
Ve şu zamanda daha iyi anlıyoruz ki,
Aziz Nesin bu günleri aslında seneler önce düşünmüştü ki bu hikayeyi yazdı.
Hikayede en dikkat çekici karakter ise
Tabalahura adlı karakterdir.
Aynı zamanda kitap, kısa hikayelerden oluşsa da, okuyucuya uzun soluklu keyif alacağının garantisinide veriyor
150 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Namus Gazı, Aziz Nesin'in 12 öyküsünden oluşuyor. Aziz Nesin, kendine has muzip üslubuyla topluma ayna tutuyor.

Kitaba adını veren Yeşil Renkli Namus Gazı, kolay uçan, sızan, parlayıp yok olan namus gazının peşinde koşan insanların hallerini anlatırken namus ve para kavramlarının adeta içini oyup içlerine bir de gülen surat bırakıyor.
150 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap parça parça birbirinden bağımsız hikâyelerden oluşmakta, tamamı için değil ama üç adet hikâye on puanlık bana göre o yüzden kitaba dokuz verdim. Aziz Nesin mükemmel ironilerle dolu güzel kısa hikâyelerini bence herkes çok sevicek.
160 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Aziz Nesin’in bu kadar etkili bir öykü yazarı olduğunu bu kitapla birlikte fazlasıyla anladım. Mizahı, dönemin sorunlarına dönük yapması ve dilini etkili bir şekilde kullanması takdire şayan. Öykülerinin herbirinin üzerinde dikkatle durulmalı, düşünülmeli ve ana konusu sindirilmelidir. Diğer kitaplarını da en kısa sürede temin edip okuyacağım.
Çok şey demişler insan için...
Bana göre insan işkence eden hayvandır. İnsandan başka işkence eden yaratık yok çünkü... Ama bu tanım da tam değil. Doğrusu şöyle olmalı: < İnsan işkence eden ve işkence çeken hayvandır.>
Aziz Nesin
Sayfa 138 - Bilgi Yayınevi İkinci Basım 1969
"— Bizim köyün delileri, ne de olsa bizim köyün delileridir; başka köyün delilerinden akıllıdırlar. Kendi delimi, elin delisine yeğ tutarım..."
Aziz Nesin
Adam Yayınları 2000
- Sen vazgeç, dedi, sen ağlıyamazsın...
- Niye? Ağlarım işte...
- Oğlum, ağlıyamazsın... Ağlasan da onun gibi ağlıyamazsın, ayıp kaçar...O iş başka iş... O adam, yirmibeş yıldır ağlıyor be...Adamın mesleği ağlamak...Sen ağlıyamazsın... Adamın gündeliği yirmi lira, on lirası içerde kalıyor. Sen içtiğin rakının parasını babandan alıyorsun...Sen ağlıyamazsın...
Aziz Nesin
Sayfa 28 - Bilgi Yayınevi İkinci Basım 1969

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yeşil Renkli Namus Gazı
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759038151
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesin Yayınları
Baskılar:
Yeşil Renkli Namus Gazı
Namus Gazı
Namus Gazı
Namus Gazı
Namus Gazı
Namus Gazı
Namus gazı yarım litrelik, bir litrelik, iki litrelik şişelerde, beş litrelik binliklerde ve onbeş litrelik damacanalarda, yani norm üzerine beş boy kap içinde standardize edilmişti.

Dediğimiz gibi, çok duyarlı ve korunması pek zor olduğundan, birazcık ışık alıp Namus’larının rengi attığı için üzüntülerinden intihar edenler çok oluyordu. Gazetelerde sık sık, "Sahip olduğu iki damacana Namus’unun ışık alarak rengi attığı için bir tüccar intihar etti” gibi haberler çıkmaktaydı. Namus yüzünden cinayetler de oluyordu: "Şişenin tıpasını açık bırakarak Namus’unu uçurduğu için bir adam karısını öldürdü.”

"Tıpasındaki aralıktan şişede sızma sonucu havaya değinerek Namus’u yanan bir genç kız, babasından korkarak, on gün önce ayrıldığı evine bir daha dönmemiştir.”

Gazetelerde şu türlü ilanlar da sık sık görülüyordu:
"Sevgili eşim, yirmibir dereceden yüksek ısıya bıraktığı ikibinlik Namus’umuzu bozmuş olduğu için kendisine darılacağım korkusuyla mutlu yuvamızı ve iki yavrumuzu bırakarak gitmiştir. Sevgili eşim! Yavrularım, ‘Anne, anne!’ diye ağlıyorlar. Seni, ben affettim, Tanrı da affetsin! Dön gel mutlu yuvamıza. Elbirliğiyle çalışarak, bozulan Namus’umuzdan daha çoğunu kazanırız.

Kitabı okuyanlar 271 okur

  • Beter Böcek
  • Şiar aktert
  • Serdar Bestel
  • Fatma Kani
  • Fer Han
  • Meyrem Kdz
  • Hatice ÖZTÜRK
  • Mehmet Emir Köroğlu
  • Can Deveci
  • Tuğba Eroğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.8 (16)
9
%9.9 (8)
8
%17.3 (14)
7
%6.2 (5)
6
%1.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%1.2 (1)
1
%0