Herhalde bu zamana dek kitap kapağına aldanarak aldığım ikinci kitap oldu. İçerisinde vurucu cümleler var ancak bu kitap benim tarzım değil. Sanki afilli söyleme kaygısıyla ne söylendiği unutulmuş gibi. Yine de son cümle için bile bir ödülü hak eder bu kitap. "Sonsuza kadar konuşmamak zorunda iki kişi." Ağır.
Yaşam hakkında birçok ufak şeyi keşfettim. Kız çocuklarının meraklı olma hissinin dedikoduya yönlendirilmesi, erkek çocuklarının meraklı olma hissinin ise bilime yönlendirilmesi... İçimizde vahşi bir sesin oluşu... Tıpkı kurtlar gibi, durup düşünüp hissedip bekleyip saldırmak ve tıpkı kurtlar gibi 'yine mi' demeden yaşama devam etmek... Mücadele etmek savaş alanında durup bıkmaya benzemez. Birçok açıdan ufkumu açan bir kitap oldu.
Oblomov'un kafasının içine girip onunla birlikte üşendim. Agafya Pşenitsina'ya üzüntü duydum. Olga'ya acıdım. Stolz'a şükran duydum. Zahar, bana kalırsa korkunç bir adamdı. Yine de sadakati yeter. Rus yaşamına dair birkaç yeni şey öğrendiğim için mutluyum.
Rahatsız edici bir kitaptı fakat gerçeklerin rahatsız ediciliğine eş bir rahatsız edicilik... O bir ağaçtır ki cehennnemin dibinde çıkar'ı adeta salonda izliyor hissine kapıldım.
KanayakGamze Arslan · Can Yayınları · 2019778 okunma
Müptezeller'de şehirler değişmiş, çehreler değişmemiş. Nereye giderse gitsin insan kendine çekilen sınırın dışına çıkamıyor bazen. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Bambaşka yaşamlardan gelip kendimde bu kitaba dair çok benzerlik fark etmem sanırım en nihayetinde hep vardığım karanlığın kalbinden. Üslubuyla ilgili sert eleştiriler almış, beni tırnağımın ucu kadar rahatsız etmedi. Sivri kayaları, dikenleri, uçurumları, bunları tanımlayacak kelimelerle tarif edersin; yastığı, minderi, can simidini tanımlayacak kelimelerle değil.