"Hiç de fena insanlar değillerdi. Yalnız boş, bomboş mahluklardı. Yaptıkları münasebetsizlikler hep buradan geliyordu. Içlerinin esneyen boşluğu karşısında ancak başka-başka insanları istihfaf ve tahkir etmek, onlara gülmek suretiyle kendilerini tatmin ede biliyorlar, şahsiyetlerinin farkına varıyorlardı."
"Tek istediğim kendinden geçmiş bir halde gezip-tozmaktı. Masa ve sandalyelerden çok, toprağı, ağaçları ve mağaraları yeğliyordum, çünkü buralarda Tanrı ile baş-başa kalabileceğimi hissediyordum."
"Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar"