Marat'ın Türkiye Komünist Partisi'nin Moskova'daki tek temsilcisi olduğunu söylemişlerdi. Oraya ne zaman, nasıl gittiğinden söz edilmiyordu. Zaten ben bunu merak da etmedim. Madem partinin temsilcisiydi, elbette parti resmen göndermişti. Sabiha hanım ve Zekeriya bey, onlar bildiğine göre kuşkusuz Yıldız da, Marat'ın İsmail Bilen, namı diğer Laz İsmail olduğunu herhalde biliyorlardı. Necil bunu bilmiyordu sanırım, belki şüpheleniyordu. Ben kesin bilmiyordum. Hoş bilsem de benim için hiç bir şey ifade etmiyordu İ. Bilen ya da Laz İsmail isimleri. Laz İsmail adını, yalnızca Nazım Hikmet'in, "İşte böyle Laz İsmail" dizeleriyle duymuştum ve kim olduğundan da haberim yoktu. ilerde Marat'ın diğer isimlerini öğrendiğim vakit dilim Marat'a alıştığı için Marat demekten vazgeçemedim.
MARAT (Çekinerek): Affedersiniz, Fransa lhtilali'ne nereden gidilir?
HİKMET: Benim aklımdan geçilerek. Yürüyün çocuklar! Önümüzde dokunulmamış bir ülke var. Büyük bir ülke var çocuklar. Herkes çıldırdı çocuklar. Gelin, onlara doğru yolu gösterelim. lhtilalimizi yapalım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fransız Devrimi'nin ilkeleri neydi? 'Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik öyle mi? İyi ama, şu yukarda andığımız Marat'nın 'devrimin selâmeti için' yüz bin kafa kesilmesi gerektiğini, gazetesinde çatır çatır savunduğunu bilir miydiniz? Fransız Devrimi'ni kurcalamış olanlar, dönemleri arasında önemli yer tutan Terör/Tedhiş Dönemi'ni hatırlayacaklardır. Devrim, akıl almaz bir tutkuyla engel gördüğü her şeyi ezip geçer. Giyotin sepetlerine düşen kafalardan piramitler kurabilirsiniz. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik devrimi bu. Demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri doğuran ana. Rus Devrimi, daha farklı olamadı: Kızıl ve be-yaz terörler hem birbirlerini, hem kendi kendilerini yiyip bitirmişlerdir. Yalnız Stalin'in 'kestiği' komünist sayısı on binlerin üstündedir deniyor.
Bir suçun zararlılığı ve sonuç değeri, yasayı ihlal eden kişinin statüsüne göre değişmektedir; bir soylunun işlediği suç toplum için, halktan birinin işlediği suçtan daha zararlıdır.49 Nihayet madem ki ceza suçun tekrarlanmasını engellemek zorundadır, o halde suçlunun doğasının derinlikleri itibariyle ne olduğunu, kötülüğünün varsayılabilir derecesini, iradesinin içsel niteliğini hesaba katmak zorundadır: “Aynı hırsızlık suçunu işlemiş olan iki kişiden, gerekene ancak sahip olanı, gereksiz fazlalıklara boğulmuş olanından ne kadar daha az suçlu olacaktır? Yalan yere yemin etme suçunu işlemiş iki kişiden, ta çocukluğundan beri şeref duygusunu edinmesi için uğraşılmış olanı, doğaya terk edilerek hiçbir eğitim almamış olanından ne kadar daha suçlu olacaktır?”50
49 P. C. de Lacretelle, s. 144.
50 Jean-Paul Marat, Plan de législation criminelle, 1780, s. 34.
MARAT: Affedersiniz, Fransa Ihtilali'ne nereden gidilir?
HIKMET: Benim aklımdan geçilerek.
Yürüyün çocuklar! Önümüzde dokunulmamış bir ülke var. Büyük bir ülke var çocuklar. Herkes çıldırdı çocuklar. Gelin, onlara doğru yolu gösterelim. Ihtilalimizi yapalım. Sonra büyük emelimizi gerçekleştirir, ülkece İsviçre'ye tedaviye gideriz. Göller bölgesine yerleşiriz. Gölün kenarında kıpırdamadan, ama hiç kıpırdamadan yatarız. Güneşin batışını seyrederiz. Kimsenin düzenini bozmayız ki bizi oradan atmasınlar. Buna çok dikkat etmeli çocuklar. Yoksa bizi de, halka yaptıkları gibi, demir parmaklıklı binaların gerisinde korurlar. Yaramazlık yapmazsak çocuklar, şehir meydanında dolaşmamıza ve saat kulesini seyretmemize ve daha birçok şeye izin verirler. Burjuva çocuklarına yaptıkları gibi bize para gönderirler. Çünkü o zaman çok paramız olacak çocuklar. Her ihtilalcinin birkaç kuruşu olur. Biz de bu parayla, yediği darbelerden içine çökmüş kafataslarımızı onarmaya çalışırız. Bakarsınız, çöküntüler zamanla kaybolur, bir lastik topun çukurları nasıl kendiliğinden düzelirse, biz de öyle düzeliriz.
Dönemin parlayan yıldızları; ateşli hitabetiyle Danton, tahrik edici
gazetesiyle Marat ve soğuk rasyonalitesi ve ödün vermez havasıyla Robespierre olacaktı.