Günün en sevdiğim vakti… İşten gelmişim, ayaklarıma tuz basacak denli yorgunum -fiziksel olarak çalışmasam da stresten tüm iskelet sistemim sızlıyor-, yemek mevzusu geçiştirme halledilmiş, ben ve benim gibi birkaç obur okurdan başka kimsenin okumayacağı ama ağzının tadını dilenler için oldukça lezzetli bir kitabın dibini sıyırıyorum. Tek bir sıkıntı var: Okuduğum -sözgelimi şu an Hukuk ve Marksizm isimli kitap- bu tip kitaplar üzerine konuşabilecek çok az insan var. Neyse…, en büyük dramımız bu olsun… Cemiyetin paylaşımlarına şöyle bir bakınca “Amaaan bizimki de dert mi? Ellerde ne dertler var be annem!..” diyorum. 😊📗📘
Karl Marks amcanın çocuklar
Grup hareketliliği: Bireysel toplumsal hareketliliğin kısıtlı olduğu toplumlarda bir toplumsal grubun dayanışma içinde gerçekleştirdiği dikey toplumsal hareketliliktir. 19. yüzyılda Avrupa’da meydana gelen işçi sınıfı mücadelesinin sonucu olarak bu sınıfın hayat koşullarının değişmesi ve 20. yüzyıldaki sosyo-ekonomik yükselmeleri buna örnek gösterilebilir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Vladimir Lenin.
Vladimir Lenin (1870–1924), Marksist fikirleri Rusya şartlarına uyarlayarak (Marksizm-Leninizm) işçi sınıfına öncülük edecek disiplinli bir parti yapısı kuran; 1917 yılında yoksulluk ve savaşın yıprattığı Çarlık Rusyası'nı Ekim Devrimi ile yıkarak yerine dünyanın ilk sosyalist devleti olan Sovyetler Birliği'ni (SSCB) inşa eden, 20. yüzyıl dünya tarihine yön vermiş Rus devrimci, teorisyen ve devlet adamıdır.
Tarih
Adam olan düşünürlerin bir kısmını ekledim aşağıya
Bazı düşünürler sadece söz sallamış olmak için sallar mantığı da yok zaten.Çogu da yahudi bozması flndir eminim kadınlara karşı sözlerini buraya ekleyeceğim.Maalesef her türlü dinden varmış erkek her yerde erkek saçma aşağılık kompleksini kapatmak için birşeyleri küçük görmeli yoksa asla yücelemez.Ama adam olanlar böyle şeylere ihtiyaç duymaz. "Zihnin cinsiyeti yoktur." (L'esprit n'a pas de sexe)François Poullain de la Barre (1647–1723) "Bir cinsiyetin diğerine yasal olarak tabi kılınması, kendi içinde hatalıdır ve insanlığın gelişiminin önündeki en büyük engellerden biridir; yerini tam bir eşitliğe bırakmalıdır."John Stuart Mill Karl Marx ile birlikte Marksizm'in kurucusu olan Engels, "Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni" adlı eserinde kadının ezilmesini ekonomik ve tarihsel bir temele oturtmuştur. Fikri: Engels'e göre kadının ev kölesi haline gelmesi, tarihte özel mülkiyetin ortaya çıkması ve ataerkil aile yapısının kurulmasıyla başlamıştır. Erkek, biriken servetini kendi öz çocuklarına bırakabilmek için kadının cinselliğini ve özgürlüğünü denetim altına almıştır. Engels, tarihteki bu kırılmayı "kadın cinsinin dünya tarihsel yenilgisi" olarak tanımlar ve kadının özgürleşmesi için mutlaka ekonomik bağımsızlığını kazanması ve üretime katılması gerektiğini söyler.
Marxizm, salt politik ekonomi değil, dünyaya bakış açısına yerleşen felsefi-bilimsel bir kök alandır. Siz ona ideoloji dediğinizde marxizm cehaletin taşkınlığına kendi donanımlı silahlarıyla karşılık verir. İdeoloji tanımının tarihsel boyutunu içsel ideoloji tartışmalarının tarihsel sürekliliğiyle ortaya çıkarınca, marxizmin bir ideoloji değil, ideolojinin varlık koşullarını ortadan kaldıran ve bununla birlikte onun silahını ona doğrultan bir paradigma bulursunuz. Marxizmin tüm teorik mirası, birçok yanlış anlamayı ortadan kaldıracak denli güçlüdür. Onu yalnızca yanlış okuyanlar onu salt ideoloji ile ekonomi-politik boyutuyla anlar. Halbuki marxizm dediğimizde edebiyat da tarih de felsefe de bakışımdaki payını alır. Tarihe marxizm dışında baktığınızda göreceğiniz şey, bir halk olarak tarih değil, üst sınıfların tarihi dedikodularının güç savaşı belirir. Halbuki geçmişin gelecek üzerindeki bakışımı, marxizmin sürekliliğini tüm aparatlarıyla işlevsel kılar. Mekanik bir düzenek değil, tarihin bugün ile oluşsal belirlenimidir söz konusu olan.
Marxizmi okuyup öğrenmeyenler onu ütopya olarak görebilir. Bilimi salt sosyal bilimlerden ibaret gören alt düzeyli okullu liberal aptallara anlatacak bir şeyimiz yok. Somut gerçeğin somut tahlili kapitalizmin vahşiliğini ortaya çıkarınca marxizm doğal tohumlarıyla filizleniyor. Teorik tartışmalarda bile marxizm hiçbir zaman ölmedi. Marx’ın yedi canlılığı her seferinde tekrar hortladı. Çünkü gerçeğin kendisi bir çiçeğin köküyse ve o kökü eziyorsanız, başka kökler sırada bekler. Conatusun muayyen gücü, işçi sınıfının gücüyle birlik oluşturur. Siyasal mücadeleler yenilgilerle dolu olabilir, ancak diyalektik birlik yenilgileri aşarak zafere dönüştürür. Gözden kaçan şey, gün gelir ritmik birliğin öncüsü olur.