Marxizm, salt politik ekonomi değil, dünyaya bakış açısına yerleşen felsefi-bilimsel bir kök alandır. Siz ona ideoloji dediğinizde marxizm cehaletin taşkınlığına kendi donanımlı silahlarıyla karşılık verir. İdeoloji tanımının tarihsel boyutunu içsel ideoloji tartışmalarının tarihsel sürekliliğiyle ortaya çıkarınca, marxizmin bir ideoloji değil, ideolojinin varlık koşullarını ortadan kaldıran ve bununla birlikte onun silahını ona doğrultan bir paradigma bulursunuz. Marxizmin tüm teorik mirası, birçok yanlış anlamayı ortadan kaldıracak denli güçlüdür. Onu yalnızca yanlış okuyanlar onu salt ideoloji ile ekonomi-politik boyutuyla anlar. Halbuki marxizm dediğimizde edebiyat da tarih de felsefe de bakışımdaki payını alır. Tarihe marxizm dışında baktığınızda göreceğiniz şey, bir halk olarak tarih değil, üst sınıfların tarihi dedikodularının güç savaşı belirir. Halbuki geçmişin gelecek üzerindeki bakışımı, marxizmin sürekliliğini tüm aparatlarıyla işlevsel kılar. Mekanik bir düzenek değil, tarihin bugün ile oluşsal belirlenimidir söz konusu olan.