Gamze Sel, bir alıntı ekledi.
01 Mar 11:54 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ademelması kalkıp indi. "Ve sen de Gece Sarayı Yüce Leydisi'nin?"
"Ha şunu bileydin."
Kanım dondu. Arkamda yayvan yayvan konuşan bu ses...
Beni saran, uyandıran bu koku.
Arkamı döndüm.
Oturma odasının kemerli girişine sırtını vererek kollarını kavuşturan, kanatları ortalıkta görünmeyen, tertemiz siyah ceketi ve siyah pantolonuyla Rhysand.
Ve o menekşe gözler benimkilerle buluştuğunda, yüzündeki tanıdık yarım gülümseme kaybolup giderken...
Yüzüm buruştu. Dudaklarımdan küçük, çatlak bir ses döküldü.
Rhys hemen yerinden fırladı ama bacaklarım çoktan pes etmişti. Dizlerimin üstüne çökerken neyse ki antredeki kilim darbenin bir kısmını emdi.
Geçen onca ay içime otururken ellerimi yüzüme kapattım.
Rhys, dizleri dizlerimde, önüme çöktü.
Nazikçe, ellerimi yüzümden çekti. Nazikçe, yanaklarımı ellerinin arasına alıp gözyaşlarımı sildi.
Başımı kaldırıp karşımdaki muhteşem gözlerdeki neşeye, ilgiye, sevgiye bakarken, etrafımızda bizi izleyenlerin olması umurumda bile değildi.
"Aşkım," diye mırıldanıp beni öperken Rhys'in de umurunda olduğu söylenemezdi.

Kanatlar ve Küller Sarayı, Sarah J. MaasKanatlar ve Küller Sarayı, Sarah J. Maas
Şüheda Büşra, Bütün Kabahat Sütlü Kahvenin'i inceledi.
21 Şub 18:31 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitabımda çizimler de olsun diyorsanız gerçekten güzel bir kitap.. Çocuklar için de okumayı eğlenceli hale getiriyor.. Yazıların bir kısmı da sembollerle belirtilmiş (Menekşe gözler demek yerine menekşe resmi koyulmuş) keyifli bir kitap.. Sütlü kahvenin neden olduğu şeyi merak ediyorsanız okuyun..

Müzisyen Bayan, Yolcu'yu inceledi.
14 Şub 21:45 · Kitabı okudu · 10/10 puan

#MehtapSoyuduruÇiçek 'in en bi sevdiğim kitabı #Yolcu
O trende kesişti yolları. Adını sordu Leyla. "Adım her istasyonda değişiyor, sen en iyisi bana 'Yolcu' de!" dedi adam. Nereden bilecekti ki Leyla o adını bilmediği yolcunun, hiç bilmediği yerlerde karşısına çıkıp içinde mor menekşeler açtıracağını. .

İlk etapta onların kumruları kıskandıracak hallerine tebbessüm ederken sonralarında gözler de buğulanmalar başlıyor. Leyla!diyorsunuz. Hiç hak etmedi bunları. Aah bir de Muhtar var ki!! Adamı bir damla suda boğmak istedim. Ama gelin görün ki "Alma mazlumun ah'ını" diye bir şey var. Adi herif. Yusuf'a da deliler gibi kızdım. Oysaki menekşe, iğneli yapraklarına rağmen sevmişti onu. . .
Ama een çok Leyla'nın " Kadın başına" her türlü zorluğa göğüs germesini, ne olursa olsun vazgeçmeyişini sevdim. Öğretmenlik için gittiği yerde ötelendi, aşşağılandı, hırpalandı ama cehalete kafa attı o . Çok yaralandı ama iyileşti sonunda. .

Kitabı okuduktan sonra ben gibi defalarca okumak isteyeceksiniz hep. Mor menekşeri de seveceksiniz Çam ağacının dikenleri acıtsa da, sizi sardığında canınızı acıtmamak için uğraştığını göreceksiniz. İyi ki diyorum böyle bir güzelliği eklemişim kitaplığıma, böylesi güzel insanlar misafir olmuş, yoluma eşlik etmiş.

Sanırım ifşa sırası bana geldi. Bu iki insanı buradan herkese ifşa etmem gerek artık. Herkes bilmeli, tanımalı. Bu devirde nasıl olur??? görmeli herkes…

Müsadenizle;
Birkaç gün önce, sevgili Mete Özgür’ ün incelemesini (#26941855) okurken aklıma geldi. Hatıralarımı yokladım, bu güzel iki insanı herkese ifşa etmem gerek diye düşündüm. Bu devirde sevgiyi nasıl koruyabilmeyi becerebildiklerini sorgulasın istedim herkes. Tanısınlar, bilsinler diye...

2009 ANKARA NUMUNE HASTANESİ

Yaklaşık 24 saattir uykusuzdu 73 yaşındaki Mehmet Amca. Muhterem eşi Sultan Teyze’ye koroner anjıografi yapılmıştı, çoklu stent takıldığı için de yakın takibi gerekiyordu. Mehmet Amca ne dese, ne anlatsa gene de hafifçe homurdanıyor, bırakmıyordu eşini gitsin bir yere. Nazlı yeni gelin gibi; korkudan mı heyecandan mı bilinmez, al al olmuş yanakları gülmedi bir kere. Ağrısı da vardı muhtemel, nazının geçtiği O’ydu işte.

Önce dedim kendime; ‘’ Muhtemel başka yakınları gelir birazdan, gelmeli illa ki!’’ Saatler geçince merak ettim iyice. Kimseler de yoktu yanlarında. Hastane yemeğini beğenmeyince Sultan Teyze, Mehmet Amca kayboldu birden. Anladım ki yemek getirecek dışarıdan. 4 kat inecek, çıkacak, yürüyecek biraz bu uykusuzlukta. Normalde hiç konuşmayan Sultan Teyze o yarım saatte belki on kere sordu nereye gitti diye.

Yeni çömezdi o zamanlar Kemal, yeni evliliğinde olduğu gibi; biraz panik, biraz cahil, biraz bencil…
İsyan edercesine ‘’ Be teyzem, adam buradayken bir kere gülmezsin, gidince ne bu hasret, on oldu sorduğun, gelecek işte….yaw tüm kadınlar aynı mıdır ya? Hem başka refakatçin yok mu teyzem senin, ben bu yaşta zor dayanıyorum bir geceye, amca nasıl dayansın?? Bugün ikinci gün , arasan ya birilerini..???’’ diye sorsa da SULTAN Teyze vermedi tek cevap.

Döndü bana ‘’ çok uzak mı gittiği yer ‘’diye sordu usulca. Bu yaşta, bu gözlerde, bu merak, bu endişe… Eğildim yanına, uzunca baktım o gözlere. Kendisi için değildi de, merakı sevdasındandı. Merak galiba sevginin en şeffaf, en latif, en şefkatli haliydi. Panikti o gözler ya… Muhtemel her panik halinde yanıbaşındaydı yoldaşı, gitmemişti bir yere.

Usulca sordum; ’’ Sultan Hanım, başka yakınlarınız varsa arayayım ben, bu gece kalacak refakatçi için, oğlun, kızın, gelinin yok mu?? ‘’ dedim.

‘’ Yok’’ dedi. ‘’Bizim hiç çocuğumuz olmadı... Benim bitek eşim var.!!!’ ....

Çoklarının her şeyi varken, yanıbaşındayken, kimsesiz olduğunu bilebilir miydi acaba Sultan Teyze, bu koca sevginin içinde?? Birtek eşi vardı da kocaman dünya kadardı.

Sonra nefes nefese girdi içeriye elinde döner-ayran poşeti Mehmet Amcam. Kendini bırakıverdi sandalyeye. Nasıl da yorulmuş, zorlamıştı kendini.
Dedim ’’ Mehmet Amca diyeydin bana, buraya söylerdİk siparişi, niye zahmet ettin sen??..’’

Acelece poşeti açmaya çalışırken telefonu çaldı, arayan apartman komşusuydu; ziyaret için adres istiyordu da ne güzel komşular vardı..:))

‘’ Mor menekşe diyorum… mor olan.. pencerenin dışında.. geleceksen zahmet olmasın Ahmet oğlum, onu da bir getiriver.. Sultan Teyzen çok sever onu.. benden iyi bakar ona.. unutma ha..’’
İşitmesi azalmıştı ki baya, konuşurken tüm servis inledi de inledi: ’ mor menekşe.. o değil.. mor olan..’’ ....

İçeride epikriz yazarken birden kapı açıldı, o yorgun nefessiz Mehmet amca, can havliyle içeri atladı pehlivan gibi.
‘’SULtan....Sultan diyorum… çabuk olun be..’’
Ben tutarken Mehmet amcayı, Kemal koştu odaya. Şükür tansiyonu düşmüştü biraz, ciddi tehlikesi yoktu. O an öyle bir baktı ki Mehmet amca gözlerime;
‘’Gönlümün sultanına bir şey olursa , gözlerini oyarım, bilesin’’ der gibi… O gözlerde de vardı aynı endişe, aynı panik de belli etmiyordu her yerde.
Elleri titriyordu, heyecan zorladı kalbini biraz da, oturdu kanepeye kötü bişey olmadığını öğrenince. Bence Mehmet Amca’ya da bir anjıo yapılsa... gerekti....

Dedim; ‘’Mehmet Amca olmaz böyle! Bir hasta bakıcı ayarlayalım, bu gece sen kalamazsın daha.’’

‘’Gitmem biyere’’ dedi. ‘’Şurdan şura adım atmam.. kovsanız da…Gitmem hiçbir yere ..O yapamaz bensiz" dedi.

Bizim çömez Kemal dayanamadı başladı söylenmeye; ‘’Amcam be… Bu kadar üstüne düşme hatunun, şımarıyorlar sonra. Kıymet bilseler keşke.??
Bu kadar belli etme, çıtayı yükseltiyosun valla.. Benimki uğrayacak birazdan… Bari o gelince yapma..
Sultan teyze ikinci baharın mı yoksa?? Genelde öyle olur, ilkinin kıymetini bilmezler de, sonrakine kul köle..’’

Mehmet amca uzun uzun inceledi Kemal'i'i ilk defa gördüğü bir yaratığa bakar gibi;
‘’Oğlum.. bir de kalp doktoru olacan sen, de mi??.. yazık sana .. yazık… Sevginin hesabını yaparsan olmaz ki.. bina mı bu çıta hesaplıyon?? Kadın şımaracak ki gonca gül açsın..gülsün..
Hesabını tuttuğun, ederini karşılaştırdığın, kıymet biçtiğin sevgi midir??.. Bakkalda hesap mı tutuyon sen???’’’
Ekg kağıdını beynine kaydeder gibi, sevginin formülünü not etmeye çalışıyordu Kemal kafasını sallayıp gülerken hesaplar eşliğinde ...

Anladım ki onların ilk baharı hiç solmamış, rengarenk çiçek bahçeleri ile… İki mıknatıs gibi yapışmışlar sımsıkı birbirine, girememiş ne kar ne kış senelerce.

Ertesi gün; sevgi de bulaşıcıydı muhtemel de, bizim Kemal, netten en pahalı çiçeği sipariş ederken gece tartıştığı eşine;
Mehmet Amcam ve gönlünün sultanı kol kola, eve gitmek için metroya doğru yürüdüler sevgiyle, merhametle, vefayla, sadakatle…

Bizim sevgilerimiz mi yapmacık, çıçeklerimiz mi hormonlu bilemem de; geçen ay boşandığını duyduğum Kemal, kardiyolojı doçentik sınavına girecekti yılların tecrübesiyle...

Kendilerinin de izniyle çektiğimiz hatıra fotoğrafı durdu günlerce servisin panosunda, yanında mor menekşesı ile…

https://cdn.1000kitap.com/...ju2ZH_1517933115.jpg

https://cdn.1000kitap.com/...ewrGV_1517933159.jpg

Son olarak; dün oğluma dedim ki..
‘’ Oğlum seni çok seviyorum’’
Dedi ki; ‘’ Anne öyle demiyceksin ya.. olmadı bu’’
‘’ Nasıl diyeceğim ??’’
‘’ Seni çok, daha çok, çok çok seviyorum benim oğlum ‘’ diyeceksin dedi..

İşte çok, daha çok, çok çok sevip, sevilmeniz dileklerimle…

Şunu da bırakayım şuraya:))
https://www.youtube.com/watch?v=cIqqZcDCwaA

Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
28 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yüzler solgun, gözler dumanlı. Düşüncelere dalmış insanlar dört bir yana dağılıyorlar.

Valizdeki Mektup, Menekşe ToprakValizdeki Mektup, Menekşe Toprak

Uzun bir zaman önce elime geçen bir eser “ Çevre Bir Emanettir “ ve onunla karşılaşmam bir kitapçıda veyahut internette yapılan kitaplara dair bir araştırma neticesinde değil. Çalışmış olduğum kurumda formalite icabı konulan kütüphanenin bir köşesinde kırgın, tozlanmış bir eserdir. Vefanın ışığının dokunmadığı..
***
Kaliteli bir kağıt yapısına sahip olan ve her sayfasında, kitabımıza da konu yönünden ismini veren Osmanlı Dönemi'nin çevreyle ilgili yapılandırmalarından, düzenlemelerinden kısaca toplumundan bahseden bu kitabımız renk ve motif olarak minyatür sanatını da eksik etmemiş. Konuyla bağlantılı ve ufku açan, her an yeniden hayran bırakan ve yeniliği gül gibi yeniden açtıran bir doku ve dokunuş bırakmış.. Benim için biraz zorlu bir inceleme oldu diyebilirim zira okuyup geçme yahut belirli alıntılarla anlatıp bitiredebilirdim.. Zorlu oluşu ise kitabın emanet oluşundaki hassasiyeti, kalın ve kırılgan bir yapıda oluşudur. Bu durum ki bana onun nüshalarını çoğaltma ve paylaşma imkanı vermedi.. İsterdim ki Osmanlıca olan o belgeleri incelememde de mevcut olan diğer içerikler gibi paylaşabileyim.. Ve beni bir kitabı okuyup,öğrenmekten ayrı bu konuda teselli eden, yazdıklarım ve bu konuyla ilgili bir araştırma yapan herhangi bir arkadaşımıza fikren, ufacık da olsa yardımcı olabilmektir.. Öğrenmek,o en güçlü amaç ve paydamız olan..

Kitabımız 8 bölümden oluşmakta ve Çevre Temizliğinden tutun da - Su Kirliliği, Kaynakların Muhafazası, Kuraklık ve Kuraklık Tedbirleri, - Ormanların Muhafazası ve Alınan Tedbirler, - Hava Kirliliği, Alınan Tedbirler ve Meteoroloji, - Avcılık ve Avlanmaya Dair Yasaklar,Tedbirler, - Bitkilerin ve Hayvan Neslinin Korunması, -Bataklıkların Kurutulması ve Derelerin Temizletilmesi ve - Görüntü Kirliliği konularına değinmektedir.

Kitaba dair bahsettiğim üzere, renk ve can veren konulardan biri olan Minyatür Sanatının örneklerinin verildiği incelememde ağırlık ve genel olarak Matrakçı Nasuh’un eserlerinin büyük bir kısmına değindim. Ayrıca görmenizi istediğim özellikle iki eser vardı ki: Bahçe Köşkü - Nevai Hamsesi ve Levni - Şeker Bahçeleri’dir. Renkler, o uyum, o ruh, tarih ve sanat yapısı..
Görünenin ve aslın ardında ne gördüler ki bu kadar güzel nakşedebildiler dememek elde değil..

Umarım gerek kitap olduğu kadar örnek verilen bu eserler de karşınıza çıkar..
Uzun bir inceleme, uzun bir zaman.. ama bilgi, hayatın ışığı.. O sonsuzluktan.

Okumanızı ister, vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.


“Çevre Bir Emanettir” ;

Aldığımız nefesin, baktığımız gökyüzünün, uzanıp da dinlendiğimiz bir ağacın ve eteklerinin.. Isındığımız güneşin.. her bir parçasıyla ellerimizde olan bir ışık gibi, bir meşale gibi üstünde ismimiz yazılan çevremiz...


*Not: İncelemede bulunan kısaltmalar son sayfada açıklanmıştır.


1. Çevre Temizliği

BOA, A. MKT.NZD, 14/31
İstanbul ve Bilad-ı Selase’de (Galata, Eyüp, Üsküdar) temizlik işlerine gereken önemin verilmesi ve dikkat etmeyenlerin cezalandırılacakları hususunda halkın uyarılmasına dair Sadaret’ten Zaptiye Müşiri’ne gönderilen yazı ve eki.

BOA, A. MKT.MVL, 46/89
30 Ekim 1851
Trablus Kalesi içerisindeki evlerden çıkan süprüntülerin toplatılması ve masraflarının halktan gelir durumu esas alınarak farklı miktarlarda toplanması konusunda Sadaretten Trablus Valiliği’ne gönderilen yazı. Yazıda, kale içerisindeki evlerin çöplerinin sokaklarda biriktirildiği, bunun ise halkın sağlığını tehdit ettiği ifade edilmektedir.

BOA, A,MKT.NZD, 96/77
26 Ekim 1853
Halkın verdiği dilekçe üzerine,Beşiktaş’ın Maçka mahallesinde lağımları olmayan evlere lağım inşa edilmesi için keşif yapılarak, durumun araştırılması hakkında Evkaf-ı Hümayun Nezareti’ne gönderilen Sadaret yazısı.

BOA, A. MKT.MVL, 77/72
22 Ocak 1856
Haliç’in temizlenmesi hususunda gerekli tedbirlerin alınması için Sadaret’ten Donanma Komutanı’na gönderilen yazı. Yazıda;
Limanların temiz tutulmasının nafia işlerinin temellerinden olduğu,
Fatih Sultan Mehmet Han zamanında Eyüp,Sütlüce,Kağıthane,Alibeyköy’den çamur ve toprakların Haliç’e akmaması için burada ziraat yapılmaması hakkında bir nizamnamenin mevcut olduğu,
Daha sonraki zamanlarda da bu nizamnameye uyulduğu ve hatta bu araziye ayrık otu diktirildiği,
Son zamanlarda ise arazide ziraat yapılmaya başlandığı ve yağmur yağdıkça toprak ve çamurun Haliç’e akmaya başladığı,
Ayrıca bazı gemilerin de kanuna aykırı olarak saflarını limana boşalttıkları,
Bir müddet daha böyle devam edilirse,yeryüzünde emsaline az rastlanır güzellikte bulunan bu doğal limanın çok daha kötü bir duruma geleceği ve devletin şanına uymayacağı anlatılmaktadır.

BOA, A.MKT.NZD, 185/96
29 Mayıs 1856
Sokakların temiz tutulması ve dükkanların önünde hayvan kesilmemesine dair Sadaret’ten Şehremaneti’ne gönderilen yazı. Yazıda ayrıca; Sokak temizliğinin belediyenin yapması gereken en temel işlerden biri olduğu ve çöplerin nakli içi gerekli paranın halktan toplanarak karşılanması gerektiği bildirilmektedir.

İstanbul – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/5G151d

BOA, A.MKT.MVL, 82/51
Beyoğlu caddesinin geceleri ışıklandırılması ve gündüz temizliği için yapılacak harcamaların adaletli bir şekilde cadde civarındaki dükkan ve evlerden alınmasına dair hazırlanan rapor.

BOA, A. MKT. UM, 574/65
25 Haziran 1862
Yozgat kasabasında lağımların yer altına aldırıldığı,kaldırım inşa edilip, bozuk olanlarının tamir edildiği,binaların kurallara uygun olarak inşa edildiği ve bu durumdan halkın son derece memnun olduğuna dair Ankara Mutasarrıfı Mehmet Nureddin Bey tarafından Sadaret’e gönderilen yazı.

BOA, İ.DH, 79979
16 Aralık 1886
Marmara Denizi sahillerinde bulunan ev ve sokakların biriktirdikleri çöpleri deniz kenarlarına bırakmalarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına dair kaleme alınan padişah emri.

BOA, DH. MKT, 1746/49
21 Temmuz 1890
Usulüne uygun olmayıp, halkın sağlığını tehdit eden mezbahaların araştırılıp muayene edilerek, açılmamak üzere kapattırılmasına dair Tıbbiye Nezareti’ne gönderilen yazı. Yazı Galata tüccarlarından Kigork Samancıyan tarafından verilen dilekçe üzerine kaleme alınmış olup ayrıca, Tophane’de Sirkeci iskelesinde hıfzısıhha kaidelerine uygun şekilde inşa edilen mezbahanın emsallerinden üstün özelliklere sahip olduğu ve diğer mezbahalardan usulüne uygun olmayıp,halkın sağlığını tehdit edenlerin kapattırılmış oldukları halde yeniden açıldıkları bilgileri de mevcuttur.

Eskişehir- Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/o6RBzm

BOA, İ.MMS,5261
1 Ağustos 1891
Halep şehrinde temizlik işine önem verilmediğinden ortaya çıkan kolera hastalığının bertaraf edilebilmesi için şehrin her tarafında açıktan akan pis suların üzerlerinin belediye tarafından kapatılması ve gerekli paranın belediye gelirleri, toplanan bağışlar ve Halep vilayeti gelirlerinden karşılanması hakkında padişah emri. Emir Halep Valisinin şehrin durumunu anlatan telgrafı üzerine verilmiştir.

**

2. Su Kirliliği, Kaynakların Muhafazası, Kuraklık Tedbirleri

BOA, A. AMD, 31/31
28 Haziran 1851
İstanbul’un su ihtiyacının karşılanması amacıyla kuyular açılması ve su bentlerinin ıslah edilmesi konusunda gerekenlerin yapılmasına dair Sadaret Tezkiresi. Tezkirede ayrıca; İstanbul’da Avrupa’daki gibi artezyen kuyuların açılıp açılmayacağının tetkik ettirildiği, bu iş için Paris’ten Mühendis Degoza’nın getirtildiği, mühendisin kuyularla ilgili olumlu görüş bildirdiği anlatılmaktadır.

BOA, A. MKT.NZD, 40/94
12 Ağustos 1851
Sakaların çeşmelerden sadece gündüzleri alaturka saat dörde kadar (öğle) kırbalarla su alabilecekleri ve suları kesilen hamamların açtırılmayacağına dair saka ve hamamcılar kethüdasına uyarıda bulunulması hususunda Sadaret tezkiresi. Yazıda ayrıca; İstanbul’a akmakta olan tatlı suların kuraklık nedeniyle azaldığı, sakaların belirlenen saatten sonra çeşmeleri testi ve güğümlerini doldurmaları için halka bırakmaları gerektiği belirtilmiştir.

BOA, C. BLD, 1275
1859
Niğbolu kadısı tarafından gönderilen ve bölgede çekilen kıtlığı bildiren rapor. Raporda:
Yaşanmakta olan aşırı kuraklık nedeniyle, ekinlerin kavrulup,kıtlık ve pahalılığın son safhaya ulaştığı,
Un ve buğday yokluğundan dolayı tüm fırınların kapandığı,
Halkın günlük ihtiyaçlarını elde edebilmek için torbalarla dilenci gibi dolaştığı,
Sıkıntı içindeki halkın Tuna nehri kıyısında bulunan İzlaz’da gemilere yüklenen buğdaylara el koydukları,
Bu durumdaki halka müdahale edip, gemileri kurtarmaya çalışmanın büyük kargaşaya yol açacağı ifade edilmektedir.

Erzincan – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/By5lPL

BOA, A. MKT.NZD, 382/28
30 Kasım 1861
Su Nezaretince tanzim edien ve Beşiktaş, Tophane ve Dersaadet’e su sağlayan bentlerdeki suyun miktarını gösteren pusula.

BOA, İ.MVL,24568
7 Şubat 1866
Bosna ve Hersek halkının ihtiyacı olan zahirenin Mostarlı Tüccar Ofliş tarafından ithal edilmesi ve zahirenin Gayla ve Çarine gümrüklerinde geçici bir süre için vergiden muaf tutulması hususunda Padişah emri. Emir;
Bosna ve civarında kuraklık dolayısıyla istenilen miktarda ürün elde edilememesi,
Hersek tarafında ise alınan ürünlerin ekilen tohumu bile karşılamayacak bir seviyede olması,
Sıkıntıdan ötürü halkın göç etmeye başlaması üzerine alınmıştır.

BOA, DH.MKT, 1411/78
11 Nisan 1887
Uzun süredir devam eden ve ekinler ile hayvanları telef edecek dereceye varan Biga Sancağı ve Balıkesir çevresindeki kuraklığın sona erdiği ve yağmurların başladığına dair Dahiliye Nezareti’nden Sadaret’e gönderilen tezkire.

BOA, Y.PRK.KOM, 5/139
21 Kasım 1887
Konya ve çevresinde yağmaya başlayan yağmurlar sebebiyle bir önceki seneden toprak altında kalmış olan binlerce dönüm arazideki tohumların yeşermeye başladığına dair Konya valiliği tarafından gönderilen telgrafın padişaha takdimi.

BOA,DH.MKT, 1468/62
6 Aralık 1887
İstanbul’da bulunan bentler ve su yollarının imar,ıslah ve muhafazası için kurulan komisyonun çalışmalarının, Şehremaneti tarafından denetlenerek, takip edilmesi konusunda Dahiliye Nezareti’nden Şehremaneti’ne gönderilen yazı.

Adana –Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/4Gv6MJ

BOA, A. MKT.MHM, 594/36_7,8,10
19 Ocak 1895
Yerebatan Mahallesi ahalisinin suya olan ihtiyacının karşılanması için mahallede uygun yerlere çeşmeler inşa edilmesi gerektiğine dair Şehremaneti’nden Sadaret’e gönderilen yazı. Ekinde örnek çeşme çizimi ve Yerebatan suyundan istifade eden evlerin miktarlarıyla sahiplerinin isimlerine ait liste mevcuttur.

Topkapı Sarayı ve Su Yolları Haritası
https://hizliresim.com/0GoORV


BOA, Y.PRK.UM 53/39
1 Mart 1901
Bir aydan beri yağmur yağmaması sebebiyle yağmur duasına çıkıldığına ve duadan sonra yağmur yağmaya başladığına dair Beyrut Valiliği tarafından Mâbeyn-i Hümâyun’a gönderilen telgraf.

BOA,DH.MKT, 945/81
23 Eylül 1905
Büyük bir şehir olan ve önemli bir mevkide bulunan Musul’da halkın yarısından fazlasının içmekte olduğu suyu kirleten mezbaha ve dericilerin şehir dışına taşınmaları için alınan Şura-yı Devlet kararının yerine getirilmesi konusunda Dahiliye Nezareti’nden Musul Vilayeti’ne gönderilen yazı.

Sivas – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/mJWvRy

**

3. Ormanların Muhafazası ve Alınan Tedbirler

BOA, C. BLD, 1018
6 Aralık 1722
Sadabat’ın güzelleştirilmesi için civar kazalardan karaağaç,dişbudak ve ıhlamur ağaçları tedarik edilerek, dal,yaprak ve köklerine zarar verilmeden getirtilmesi hakkında kazalara gönderilen hüküm. Hükümde ayrıca ağaçların aynı boyda olanlarının ve en seçkinlerinin gönderilmesine de dikkat edilmesi istenmektedir.

Bitlis – Matrkçı Nasuh
https://hizliresim.com/o6RBJX

BOA,A.MKT.NZD,117/17
1853
Trabzon, Kastamonu,Alaiye,Edirnekapı,Samako,İşkodra,Bosna,Yenişehir ve Selanik’de mevcut olup tersane için kullanılmayan ormanlardaki ağaç cinslerini gösterir defter. Defterde, ormanların yer aldığı dağların isimleri ve her ormanda meşe,çam,köknar, sarı çam,gürgen,kara ağaç cinslerinden hangisinin bulunduğu ayrıntılı olarak yer almaktadır.

BOA, A. AMD, 78/28
1856
Osmanlı ülkesi içerisinde bulunan ormanların yeni bir düzenlemeye tabi tutulması için Fransa’dan ormanlar hakkında yeterli bilgiye sahip iki kişinin seçilerek gönderilmesi hakkında Sadaret yazısı. Yazıda ayrıca orman ve korulara korucu tayin edilmesi, korucuların orman gelirlerini kanuna uygun bir şekilde toplamaları ve ormanlar için ayrıca memur yetiştirilmesi gerektiği de ifade edilmektedir.

BOA, A.MKT.MHM,211/4
1 Mart 1861
Selanik’de bulunan ormanların korunması ve idaresi hakkında yeni bir düzenlemeye gidilerek, gerekli tedbirlerin alınmasına dair Sadaret’ten Ticaret Nezareti’ne gönderilen yazı.

BOA, A. DVN. MHM, 33/99
5 Eylül 1861
Orman Mektebi öğrencilerinden Osman’a, orman yetiştirilmesi ve idaresi hakkındaki Fransızca ders notlarını Türkçe’ye çevirmesinden dolayı beşinci rütbeden Mecidi nişanı verilmesi hakkında berat.

BOA, C.İKTS,1367
28 Mayıs 1867
Devlete ait ormanlardan ister Osmanlı tebeası olsun ister yabancı kökenli olsun hiçkimsenin izinsiz olarak bir dal dahi kesemeyeceği ve şahıslara ait olan ormanlardan, sahibinin izni dahilinde kesilen ağaçlardan vergi alınmasının ticaret anlaşması hükümlerine uygun olduğu hakkında kaleme alınan yazı.

- İki bölüm ve dört kısımdan oluşan orman nizamnamesi ve Nizamnamenin açıklanan bazı maddeleri,
- On üç maddeden oluşan Orman Mektebi Nizamnamesi.

Erzurum Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/vJvM9r


BOA, İ.DH,91566
11 Mart 1890
Çam ağaçlarının kabuklarının soyulmasının önüne geçilmesi konusunda padişah emri. Bu emir: Çam ağaçlarının kabuklarının soyulup palamut yerine kullanılmak üzere yurt dışına satıldığını bildiren Hacı Manuk Serkizyan’ın Nazilli’den çektiği telgraf üzerine alınmıştır. Emirde ayrıca bu durumun gerek ormanlara gerek palamutlara olan ilgiyi arttıracağı,bir ağacın kabuğunun soyulmasının onun kurumasına sebep olacağı,çam ağacının da diğer ağaçlardan daha nazik olduğu,kabuğu soyulur soyulmaz kuruyacağı, bunun ise memleketin servetine zarar vereceği ifade edilmektedir.
Mersin ve Antalya ormanlarının ne şekilde tahrip edildiğine dair Antalya tahkikat memuru tarafından hazırlanan rapor.

BOA, DH. İD, 105- 2/49
14 Aralık 1913
Biga’da mevcut ormanların durumu ve muhafazası için Çanakkale Orman Müdürü tarafından hazırlanıp Mülkiye Müfettişlerinden Hamid Bey’e gönderilen rapor. Raporda:
Biga’da bulunan ormanların büyüklüğünden dolayı,korumakla görevli muhafızların miktarının arttırılması gerektiği,
169 hektar olan ormanların muhafazasında sadece 8 bekçibaşı ve 38 bekçinin görevlendirildiği,
Ormanları korumakla görevli bekçilerin maaşlarının oldukça düşük olduğu,
Doğal bir zenginlik olan ormanların muhafazası ve çoğaltılması her ferdin görevi olması gerektiği halde gerek halkın gerek üst düzey yöneticilerin bu konuya yeterince önem vermedikleri,
Ormanları korumakla görevli bekçi ve korucuların yaptıkları işin önemini idrak edecek kişiler olmadığı,
Ormanlar için ehliyetli ve kabiliyetli kişilerin görevlendirilmesi gerekirken,maaşlarının düşük tutulması sebebiyle bu göreve rağbet edilmediği,
Koruma işi halledilmeden ormanların ıslah edilemeyeceği,
Halbuki ülkenin her yerinde bulunan ormanların günden güne mahvolduğu,
Bu konuda acilen tedbir alınması gerektiği ifade edilmektedir.

Diyarbakır – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/YO7zYA

**

4. Hava Kirliliği, Alınan Tedbirler ve Meteoroloji

BOA, A.MKT.MVL, 65/29
24 Ağustos 1853
Kuleli hastahanesi civarında bulunan kireç fabrikalarında kullanılan maden kömürü hava kirliliğine sebep olduğundan bu fırın ve Beylerbeyi,Çubuklu ve Boğaziçi’nin diğer yerlerinde bulunan kireç fırınlarında kömür yakılmasının yasaklanmasına dair Sadaret’ten Ticaret Nazırı ve Seraskere gönderilen yazı. Yazıda kireç fırınlarında kömür yerine eskiden olduğu gibi çalı yaktırılması önerilmektedir.

BOA, A.MKT.NZD, 285/37
9 Temmuz 1859
Şehir içerisinde Galata’da kurulmak istenen vapur değirmeni fabrikasının inşasına halkın fabrika dumanına maruz kalmaması için izin verilmeyeceğine dair Sadaret’in yazısı.

BOA, İ.DH, 40243
13 Temmuz 1868
Hava değişimlerini ve rüzgarın yönü ile kuvvetini ölçmek amacıyla İstanbul’da bir rasathane kurulması ve yapılan ölçümlerin diğer merkezlere iletilmesi için Karadeniz ve Bahr-ı Sefid sahillerinde gerekli yerlere yapılacak telgraf hatlarının bir an önce tamamlanması hakkında padişah emri. Bu emir bir dilekçe üzerine alınmıştır. Dilekçede: Avrupa’nın her tarafında telgraf hatları kurulduktan sonra rasathaneler yapılıp hava ve rüzgar değişimlerinin ölçülmeye başladığı, ölçümlere ait bilgilerin telgraf memurları aracılığıyla diğer rasathanelere bildirildiği,bu sebeple İstanbul’da da bir rasathane’nin kurulmasının gerektiği, buna mukabil bütün Avrupa’nın hava durumuna ait bilgi edinmenin mümkün olacağı, gemi kaptanlarının limanlardan çıkmadan önce İstanbul rasathanesinin günlüğüne müraacat edip hareketlerini buna göre tayin edebilecekleri, yolculukları sırasında fırtına olduğunda gemilerin yakın limanlara bir an önce girmesi için fener kulelerine işaretler konulacağı, bu sayede deniz yolculuk ve taşımacılığının emniyetinin sağlanacağı,hava ve rüzgar ölçümlerinin ziraate de faydası olacağı gibi açıklamalar mevcuttur.

Halep – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/bLdnGm


BOA, A.MKT.MHM, 423/85
15 Ekim 1868
Fransalı bir mucit tarafından icat edilen ve vapur ocaklarından çıkan dumanı yok etmeye yarayan aletin faydalı olduğunu tespit edildiği takdirde, İstanbul’daki fabrikalar, vapur değirmenleri ve vapurlarda kullanılabileceğinin Bahriye, Ticaret ve Nafia Nezaretlerine tebliğ edilmesine dair Sadaret’in yazısı. Yazıda ayrıca:
Bu aletin öncelikle padişah ve tersane vapurlarına takılıp tecrübe edileceği,
Faydası görülürse, Fevaid-i Osmaniye ve Şirket-i Hayriye vapurlarına da takılmasının iyi olacağı,
Ancak tecrübe edilmeden yüklü miktarda alet getirmenin doğru olmayacağı,
Bu sebeple öncelikle az miktarda getirtilip faydası görülür ise alımın arttırılmasının daha uygun olacağı ifade edilmektedir.

BOA, HR.TO, 451/83
26 Haziran 1869
Rasathanelerin mevcut durumu hakkında bilgi vermek amacıyla Rasathane Müdürlüğü tarafından hazırlanıp Sadaret’e gönderilen yazı. Yazıda Rasathane ile ilgili olarak:
Kısa bir süre içerisinde çeşitli yerlerde birçok açarak genişleyen Rasathane’nin Avrupa’daki rasathaneler arasında önemli bir yer tuttuğu,
Bu sebeple Avrupa’nın büyük rasathanelerinin Osmanlı rasathanesi ile irtibat kurmaya çalıştıkları,
Paris, Berlin ve Petersburg Rasathanelerinin yanı sıra kısa bir süre sonra Bombay Rasathanesi ile de haberleşmeye geçileceği,
Ayrıca Roma,Viyana,İtalya ve Norveç Rasathaneleri ile de aylık haberleşmelerin devam ettiği,
Bu haberleşmeler ve diğer masraflar için her ay belli bir miktar tahsisat ayrılması gerektiği gibi bilgiler yer almaktadır.


BOA, Y.PRK.TKM, 1/12
3 Mart 1891
Göttingen’de Edevat-ı Alaim-i Ceviyye Fabrikatörü (Meteoroloji aletleri) Mösyö Vilhaim Lamberhat tarafından Padişah II. Abdülhamit için imal edilen hava ölçüm aletlerinin fotoğraf ve kullanımlarına ait açıklamaları içeren yazı.
Hava rutubeti ölçüm çizelgesi ve aletine ait fotoğraf
Havanın soğuk ve sıcaklığını ölçen aletin fotoğrafı
Polimetre adlı ve odalarda kullanılacak ölçüm aleti
Masa üzerinde kullanılabilecek rutubet ölçüm aleti

BOA, İ.HUS, 1313 M/41
14 Temmuz 1895
Bilgisini arttırmak için Paris Rasathane’sinde eğitim gören Said Bey’in eğitim süresinin uzatılarak masraflarının karşılanması hakkında padişah emri.

BOA, İ.ML, 1323 Za/29
21 Ocak 1906
Osmanlı ülkesinde kokularından faydalanmak için akasya,yasemin ağacı dikip, menekşe,melisa ve zambak çiçeklerini ekenlerin teşvik amacıyla on yıl süreyle vergiden muaf tutulmalarına dair padişah emri. Emrin ekinde, kokulu bitkilerin dikimini arttırmak gerektiğine dair Şura-yı Devlet Maliye Dairesi ve Meclis-i Vükela’nın mazbataları bulunmaktadır.

Bağdat –Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/LOWBla


BOA, BEO, 338537
6 Mayıs 1918
Osmanlı Devleti’nde iklimler üzerinde araştırma yapmak üzere kurulan Tedkikat-ı İklimiye Teşkilatı ve Tedkikat-ı İklimiye Encümeni’nin uyması gereken kurallara ait 20 bölüm ve 139 maddeden oluşan talimatname.

**

5. Avcılık ve Avlanmaya Dair Yasaklar,Tedbirler

BOA, A.DVNS. TANH.d. 6, 222-223
30 Ağustos 1872
Vapur ile yelkenli sandallar ile balık avlayanlara ve İstanbul balıkçı esnafına dair kararname sureti. Dört madde ve ek olarak hazırlanan bir fıkradan ibaret olan kararnamede şu konulara yer verilmiştir:
Gerek Osmanlı tabiyetinde gerekse ecnebi olsun Haliç,Darsaadet ve Boğaziçi’nde vapur ve yelkenli sandallarla avlanmak yasaktır.
Marmara Denizi ile İzmit Körfezi’nde balık avlamak serbesttir.
Gülhane önünde fener kulesinden Küçükçekmece’ye ve Harem İskelesi’nden Kartal’a kadar olan kıyılar yerli balıkçı esnafının ağ ve sepetlerle av yaptıkları yer olması dolayısıyla bu kıyılarda ağ atılmayacak ve sahilden iki mil açıkta avlanabileceklerdir.
Açıklarda ağ atıp seyyar şekilde avlandıklarında fırtına gibi mecburi durumlarda iki milden kıyıya doğru girmişler ise mesul tutulmayacaklardır.
Vapur ve yelkenli sandallar ile balık avlayanların ağ ve sepetlerinin gözleri İstanbul balıkçı esnafının kullanıldıkları ağların gözleri büyüklüğünde, yani Rüsumat Meclisi’nde karar verilip onaylanmış olarak bulunan ölçüde olacaktır.
Eğer bu ölçüden dar gözler kullanılırsa cezalandırılacaklardır.

BOA, DH.MKT,386/67
25 Temmuz 1895
Kuşların üreme zamanında avlanan Bakkal Tahir’in para cezasına çarptırıldığı, ancak fakirliğinden dolayı paranın ne şekilde tahsil edileceğinin bilinemediğine dair Dahiliye Nezareti’nden Sadaret’e gönderilen yazı.

BOA, DH.MKT, 2279/45
16 Kasım 1899
Midilli Adası ve diğer sahil bölgelerindeki balıkçıların avlanırken halkın sağlığına zarar verebilecek zehirli bitkileri kullanmamaları hakkında Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti ve Maliye Nezareti’ne gönderilen yazı.

BOA, Y.PRK.ZB, 35/46
16 Aralık 1904
Matbu olarak hazırlanmış av tezkiresi örneği. Arka sayfasında avlanırken uyulması gereken kurallar yer almaktadır. Bu kurallardan bazıları şöyledir:
Devlete ait olan arazi, orman ve koruluklarda avlanmak isteyenlerin bu av tezkiresini alması zaruridir.
İzinsiz avcılık yapanların tüfeklerine el konulur.
Av tezkiresi bir senelik olup yapacak kişinin şahsı için düzenlenir.
Av tezkiresi verilen bölgenin hudutları içerisinde geçerlidir.
İki veya daha çok kişi tek av tezkiresi ile avcılık yapamaz.
Bıldırcın müstesna olmak üzere küçük kuşların avlanması kesinlikle yasaktır.
Avlanmanın yasak olduğu zamanlarda geceleri avlananların tüfeklerine ve köpeklerine el konup, para cezasına çarptırılırlar.

**

6. Bitkilerin ve Hayvan Neslinin Korunması

BOA, İ.HR,9297
18 Ağusos 1859
Bir iklimde yetişen hayvan ve bitkilerin başka bir iklime nakilleri sonucu ortaya çıkacak değişiklikler ile ilgili olarak Paris’te kurulan cemiyete padişah tarafından yapılan bağıştan dolayı Londra sefirinin teşekkür mektubu ve yapılan 1000 Franklık bağışa ait makbuz.

BOA, İ.HR, 9319
28 Ekim 1859
Bir iklimde yetişen hayvan ve bitkilerin başka bir iklime nakilleri sonucu ortaya çıkacak değişiklikler ile ilgili olarak Paris’te kurulan cemiyet tarafından padişaha gönderilen ve aylık olarak tutulan kayıtları içeren beş ciltlik kitaplar için Londra Sefiri Kostaki Efendi’ye teşekkür edilmesine dair padişah emri.

BOA, Y.PRK.SH, 2/12
27 Ağustos 1885
Kimyager Bevenko Vaski tarafından cins ve türünün tayini için kendisine gönderilen bitkinin isminin Romarinus olduğu, rayihalı bir bitki olduğu ve kolanya yapımında kullanılabileceğine dair Başttabip Mavroyani Bey’e gönderilen yazı. Yazıda ayrıca bitkinin midevi ,iştah açıcı olduğu ve Cezayir’de sünnet yaraları için de kullanıldığı bilgileri mevcuttur.

BOA, İ.MTZ.GR, 729
27 Ağustos 1888
Girid vilayetinde ağaçlara,bağlara ve fidanlara zarar verenler hakkında uygulanacak cezalara dair Şura-yı Devletce hazırlanıp Meclis-i Umumi tarafından da onaylanan mazbata.

BOA, DH.MKT, 1739/109
1 Temmuz 1890
Avusturya’ya götürülerek üretilmek istenen Tiftik Keçilerinin neslinin koruma altında tutulması emir gereği olduğundan ülke dışına çıkarılmalarına izin verilmemesine dair Dahiliye Nezareti’nden vilayetlere gönderilen yazı.

Asi Nehri Köprüsü - Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/4Gv7mq

BOA, DH.MKT,213/51
1 Mart 1894
Rodos Adası’nda tabii olarak yetişen ve halk tarafından odun ve kömür yapmak için kesilen harnub(keçiboynuzu) ve yabani armut ağaçlarının kesiminin yasaklanarak,aşılatılması hakkında Dahiliye Nezareti’nin yazısı.Yazıda ayrıca bu ağaçları aşılayarak ıslah eden kişilerin on sene müddetle vergiden muaf olacakları bildirilmektedir.

**

7. Bataklıkların Kurutulması ve Derelerin Temizletilmesi

BOA, C.SIHHİYE, 274
7 Aralık 1835
Çanakkale’de oluşan bataklığın kurutulması için Boğaz Muhafızı Said Paşa’nın görevlendirildiğine ve keşfinin yapılmasına dair emir. Çanakkale Boğazı’nda Kala-i Sultaniye’de Kofalık tabir olunan bataklıkda biriken çamurlardan dolayı koku oluştuğu, kokunun bütün belediyeye yayıldığı, bölgede askeri bir birliğin olduğu ve askerlerin sıhhat bulup dinlenmesi için şartların düzeltilmesi gerektiği de emirde yer almaktadır.

BOA, DH.MKT, 1644/68
27 Temmuz 1889
Trabzonlu Tevfik Efendi’nin, Yomra nahiyesinde havayı kirleten göllerin temizliği için göstermiş olduğu gayretli çalışmalarından dolayı, rütbe ile taltif edilmesine dair Trabzon Vilayeti’nin talebi.

Tebriz – Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/d7AQP4

BOA, DH.İD, 44-2/1
17 Mayıs 1911
Okaliptus ağacı yetiştirilmek üzere Van vilayeti Ziraat Memurluğu’na okaliptus tohumları gönderildiğine dair Orman ve Meadin ve Ziraat Nezareti’nden Dahiliye Nezareti’ne gönderilen yazı. Yazıda, Van Gölü’nün etrafında oluşan bataklıkların Malarya hastalığına sebep olduğu, bu durumun halkın sağlığını tehdit ettiği ve bataklıkların okaliptus ağacı dikilerek kurutulabileceğine dair Umur-ı Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umumiye Nezareti’nin görüşlerini içeren bir ek mevcuttur.

**

8. Görüntü Kirliliği

BOA, A.MKT.NZD, 196/1
30 Eylül 1856
Cadde ve sokaklarda bulunan kahve ve dükkanların önüne iskemle konulmaması hakkında Zabtiye müşirine gönderilen Sadaret tezkiresi.

BOA, A.MKT. NZD, 379/85
20 Aralık 1861
Galata köprüsü ve Beyoğlu civarında İslam milletinin şanına yakışmayacak şekilde giyinerek dilencilik yapanlara engel olunması hakkında Sadaret’in duyurusu.

BOA, A.MKT.MVL, 96/46
18 Şubat 1858
İstanbul ve Bilad-ı Selase’de (Galata, Eyüp, Üsküdar) aşırı yağmur ve kardan dolayı zarar gören bina ve dükkan saçaklarının tamir edilmesi ve sularının sokaklara akıtılmasına engel olunmasına dair Sadaret’ten Şehremaneti, Ticaret Nezareti ve Zabtiye Müşirliğine gönderilen yazı ve nüshası.

BOA, DH.MKT, 1754/1
23 Ağustos 1890
Sokakların erken saatlerde süpürülüp, sulanması Sıhhiye Komisyonu kararlarından olduğu halde temizlik işinin geç saatlere bırakılması genel görünüşü bozan bir durum olduğundan bu hususta Şehremaneti’nin daha dikkatli olması konusunda Dahiliye Nezareti’nin kaleme aldığı yazı.

Konya- Matrakçı Nasuh
https://hizliresim.com/Ma3NV1


KISALTMALAR:

BOA: Başbakanlık Devlet Arşivleri
A.AMD: Bab-ı Asafi Amedi Kalemi
A.DVN.MHM: Bab-ı Asafi Divan-ı Hümayun Mühimme Kalemi
A.DVNS.MHM.d.: Divan-ı Hümayun Sicilleri Mühimme Defteri
A.DVNS.TANH.d.: Divan-ı Hümayun Sicilleri Tanzimat-ı Hayriye Defteri
A.MKT: Bab-ı Asafi Mektubi Kalemi
A.MKT.MHM: Sadaret Mektubi Mühimme Kalemi Evrakı
A.MKT.MVL: Sadaret Mektubi Kalemi Meclis-i Vala Evrakı
A.MKT.NZD: Sadaret Mektubi Kalemi Nezaret ve Devair Evrakı
A.MKT.UM : Sadaret Mektubi Kalemi Umum Vilayat Evrakı
BEO: Babıali Evrak Odası Evrakı
C.BLD: Cevdet Belediye
C.İKTS: Cevdet İktisat
C.ML: Cevdet Maliye
C.SH: Cevdet Sıhhiye
DH.EUM.THR: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Tahrirat Kalemi Evrakı
DH.EUM. 3.Şb: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Üçüncü Şube
DH.EUM. VRK: Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Evrak Odası Kalemi Evrakı
DH.İD: Dahiliye Nezareti İdare Evrakı
DH.İ.UM: Dahiliye Nezareti İdare-i Umumiye Evrakı
DH.MKT: Dahiliye Nezareti Mektubi Kal
DH.MUİ: Dahiliye Nezareti Muhaberat-ı Umumiye İdaresi Evrakı
DH.UMVM: Dahiliye Nezareti Umur-ı Mahalliye ve Vilayat Müdüriyeti Evrakı
HAT: Hatt-ı Hümayun
HH.d: Hazine-i Hassa Defter
HR.TO: Hariciye Nezareti Tercüme Odası Evrakı
İ.DH: İrade Dahiliye
İ.HR: İrade Hariciye
İ.HUS: İrade Hususi
İ.ML: İrade Maliye
İ.MMS: İrade Meclis-i Mahsus
İ.MTZ.GR: İrade Eyalet-i Mümtaze Girid
İ.MVL: İrade Meclis-i Vala
İ.ŞD: İrade Şura-yı Devlet
MV: Meclis-i Vükela Mazbataları
PLK.p: Plan-Proje
ŞD.NF: Şura-yı Devlet Nafia
Y.MTV: Yıldız Mütenevvi Maruzat Evrakı
Y.PRK.AZJ: Yıldız Perakende Evrakı Arzuhal Jurnal
Y.PRK.KOM: Yıldız Perakende Evrakı Komisyonlar Maruzatı
Y.PRK.MF: Yıldız Perakende Evrakı Maarif Nezareti
Y.PRK.SGE: Yıldız Perakende Evrakı Mabeyn Erkanı ve Saray Görevlileri Maruzatı
Y.PRK.SH: Yıldız Perakende Evrakı Sıhhiye Nezareti Maruzatı
Y.PRK.ŞH: Yıldız Perakende Evrakı Şehremaneti Maruzatı
Y.PRK.TKM: Yıldız Perakende Evrakı Tahrirat-ı Ecnebiye ve Mabeyn Mütercimliği
Y.PRK.UM: Yıldız Perakende Evrakı Umumi
Y.PRK.ZB: Yıldız Perakende Evrakı Zabtiye Nezareti Maruzatı
ZB: Zabtiye Nezareti Evrakı

Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
 07 Ara 2017 · Kitabı okumayı düşünüyor

Anı
"Bir arkadaşım vardı,
can arkadaştı,
yalnız... kötü kötü öksürürürdü.
Ateşciydi meslekten-
küfeyle kömür taşır
külleri atardı
on iki saat gece vardiyasında.

Gözleri geliyor gözümün önüne
ateşci arkadaşımın.
O gözler ki içerdi adeta
kurumlar arasından
bir yol bulup süzülen
ve küçük barakamıza giren
güneş ışınları tek tek.

Nasıl da alevlenirdi
hummalı susuzluğu
bahar günleri,
dışarda yapraklar
hışır hışırken,
ve kuşlar
sürülerle
geçerken gökyüzünden.

Duyardım
gözbebeklerindeki yalvarışı,
acıyı görürdüm
o ölümcül acıyı!
Öylesine küçüktü dileği o gözlerin-
baharı,
öbür baharı görmek..

Geldi bahar
bütün güzelliğiyle
güneş,
ilik hava
ve gülleriyle.
Bulutsuz gökyüzünde
yayıldı
bir menekşe kokusu.
Ama onun içi karanlıktı
içine çöken günlük hayat
öylesine sıkıcıydı...

Derken,
birden değişti her şey.
Motor başladı teklemeye.-
Gacur gucur bir ses
ve... stop etti.
Durdu makine.
Bilmem neden,
belki de
ateşcinin ölmesinden.



Belki tam böyle değil.
Belki açıkmış motor,
bekliyordu emektar bir el
kürek kürek kömür
atsın diye vaktinde ateşe.
Evet, belki de.
Bilemiyorum.

Ama öyle geliyor ki bana,
bütün o patırtı içinde,
soruyordu sızlana sızlana:

O-öteki-öldü.
Ama işte-
dışarda bahar.
Uzaklarda
ok gibi gidiyor kuşlar.
Onları göremeyecek bir daha.

Böyle bir arkadaşım vardı...
Can arkadaştı!...
Yalnız kötü kötü öksürürdü.
Ateşciydi meslekten.
Küfeyle kömür taşır,
Külleri atardı
on iki saat gece vardiyasında."

İnsana Adanmış Şarkılar, Nikola Vaptsarovİnsana Adanmış Şarkılar, Nikola Vaptsarov

"menekşe Gözler" (1969)
"Sen, yürek çarpıntısı nedir bilir misin?Şarkılardaki kız bir kayboldu mu bir daha bulunmuyor"