Ister Ted Kaczynski gibi bir posta bombacısı,ister Charles Whitman ya da çok sayıda okul nişancısı ya da dünyanın büyük bir çoğunluğunu bezdiren bir yığın dini terörist olsun,incelediğimiz zihinler benzerlik taşıyor. Bu insanlar kendi umutsuzluklarını,hastalıklarını,başarısızlıklarını ve/ya amaçsızlıklarını telafi etmek için kişisel bir iddia ya da siyasi bir bildiri olarak kitlesel şiddeti kullanıyorlar.
Bu içsel umutsuzluk,kişisel büyüklük duygusu ve karşılanmamış hak sahipliği duygusuyla sürekli bir çelişki içinde olabilir,ancak bu bireylerin istisnasız hepsi biri olmak ve yaşamlarında anlam bulmak isteyen,yetersiz ve önemsiz kişilerdir.
Onları herkesten daha iyi tanıyordu. İçine asit boşaltmak için kurbanlarının kafatasını matkapla delen Jeffrey Dahmer'i. Kurbanlarının kanını içen ve mükemmel bir hayat sıvısı elde etmek için onların organlarını mikserde karıştıran Richard Treton Chase'i. Şöminenin üzerine koyduğu kurbanın başıyla konuşurken, bir yandan da onun başsız vücudunu arkadan düzen, nekrofil, yamyam, iki metre boyunda, yüz kırk kiloluk Ed Kemper’ı. Kurbanlarının yüz derisinden maskeler yapan Ed Gein'i.
Ceza yoluyla, insanda ve hayvanda genel olarak elde edilebilecek olan, korkuyu arttırmak, zekâyı keskinleştirmek ve arzulara hâkim olmaktır: böylece ehlileştirir ceza insanı, ama “daha iyi” yapmaz, - kaldı ki daha haklı olarak bunun tersi de ileri sürülebilir. (“Zarar akıllandırır” denir halk arasında: akıllandırdığı ölçüde fenalaştırır da. Çokluk alıklaştırıyor neyse ki.)
“Mindhunter'ı yazdığımızdan beri, bazı suçların yaygınlığı değişti. Genel olarak şiddet içeren suçlar aşağı yönlü bir seyir izlemiştir, ancak yırtıcı cinsel yönelimli katillerin sayısı nispeten aynı kalmıştır. İnanmamızın nedeni, bu tür ceza patolojilerinin toplumsal koşullara veya diğer suç teşebbüsleri gibi gelişmiş polisliğe tepki vermemesidir. Geçtiğimiz on altı yıl içinde, 1995 Oklahoma City federal binasının bombalanmasından bahsettiğimizde yeni başlayan bir olgu olan yerel ve uluslararası terörizmle ilgilenmeye başladık. ”