Tanrı olmayı denedin bir şeyler olmasını istedin. Oldu. El havaya kalktı kadın mumun sönüşünü izledi. Buraya kadar. Ama sensiz? Ben buradayım. Defol. Perdelerin üzerine gölgesi düştü. Bu kadar basit. Kimin umurunda?
Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçek de gurur.
Bir mumun ardından bekleyen rüzgâr,
Işıksız ruhumu sallar da durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.
Neden bacakların öyle hantalca birbirine dolanmış yatıyorsun,
Ve bir kolun o asık suratlı, soğuk —
Bitkin yüzünün üzerine bükülmüş? Kalbimi acıtıyor seni izlemek,
Mumun eriyen altın ışığından düşen derin gölgede:
Ve seni neden omzundan sarstığımı merak ediyorsun;
Uykulu uykulu, mırıldanıyor, iç çekiyor ve başını çeviriyorsun...
Sonsuza dek uyuyakalmak için çok gençsin;
Ve ne zaman uyusan, bana ölüleri hatırlatıyorsun.
Zeytin ağacının karanlığıdır
Elindeki elma ile başlayan ...
Bir yakut yüzükte aydınlanan sır ,
Sıcak ve minnacık yüzündeki kan,
Zeytin ağacının karanlığıdır.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.
Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi. ..
Ellerinden belli olur bir kadın.
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin, ellerin ve parmakların.