• 224 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Bu kitabı hep çok merak ediyordum. Çünkü gerçekten neden erkekler ve kadınlar bu kadar anlaşmazlık yaşıyor, bunun altında yatan fiziksel bir problem mi var yoksa gerçekten erkekler ve kadınların beyin yapısı ve düşünme yapısı mı farklı, ellerinde olmayan bir durum mu var acaba diye sorguluyordum. Okudum ve anladım ki gerçekten beynin bir cinsiyeti var ve kadınların ve erkeklerin birbirlerine kızdıkları, darıldıkları şeyler aslında beynin yapısıyla alakalı bir şey. Yani iki tarafın iradesinin dışında olan şeyler bunlar. O yüzden artk daha anlayışlı yaklaşacağım ben kendi adıma. Serkan Karaismailoğlu'un verdiği taktikleri uygulayıp daha mutlu bir yaşam sürebileceğim. Bu sırları siz de bilmek ve hayatınızda karşı cinsle kavgayı bitirmek istiyorsanız okuyun ve öğrenin.
    Haa bir de beyninizin cinsiyetini de kitabın sonunda öğrenebilirsiniz.
  • Ahlakın Güzelleşmesinde Yeni Tarz: İmam Nursi Modeli


    I. PSİKOLOJİNİN BUGÜNÜ

    İnsan ruhunun derinliklerini ve zenginliğini tanıma çabası insanın yaradılışından beri vardır ve var olmaya devam edecektir. Psikiyatri ve psikoloji insanı ele alan diğer bilim dallarından farklı olarak ruh ve beden ilişkisinin getirdiği çelişkiye çözüm aramak zorunda kalmıştır. Son yıllarda doğa ve genetik bilimindeki gelişmeler, fizyolojik psikolojinin beyin işlevlerinin neler olduğunun daha fazla bilinebilir olması insanı etkilemek isteyenlerin çok dikkatini çekmiştir. İnsan beyni nöron denilen hücrelerden oluşurken, bilgisayarlar silikonlardan oluşurlar. "Bir model geliştirerek beyindeki bilgileri bilgisayara, bilgisayardaki bilgileri beyne nakledebilir miyiz?" sorusu artık hayal olmaktan çıktı. İnsan beynine mikroçip koyarak onu yönlendirebilir miyiz? İlaç vererek onun davranışlarını değiştirebilir miyiz? soruları akademik araştırma konuları arasındadır.

    GELECEK BİLİMİ

    Bilim dünyasının yeni bir projesi var. Bu proje "Beyin projesidir." Genom projesi tamamlanarak evrenin sırları konusunda önemli bir adım atıldı. Beyin projesinin tamamlanması için 30 yıllık bir süre belirlendi. İnsanlığın sırlarının anlaşılmasında "Nasıl düşünüyoruz" sorusu önemli bir hedef olmuştur ve çalışmaları bu noktalara getirmiştir.

    Önemli çalışmalar yapan"World Future Society"(Dünya Gelecek Derneği) öğrenmenin gelişmesi, okul eğitimi ve onunla yakından ilişkili olan IQ zekâsı konusunda ilginç görüşler öne sürmektedir. Bu görüşler şu şekildedir:

    1- Şimdiye kadar yapılmış en büyük makine olan İNTERNET giderek büyüyecek ve önem kazanacaktır.

    2- Beden gücünün yerini mekanik makineler aldı. Bilgisayarlarda zihinsel çalışmaların yükünü azaltacaktır.

    3- Bilgi teknolojisi dünyanın her yerine yayılacak, aletleri küçülecek ve herkes taşıyabilecektir. O kadar küçülecek ki bedeninize bile yerleştirilebilecektir. Ürünleri tanıtmak için bu aletler bedava bile verilecektir.

    4- Yeni bir Dünya kültürü oluşacak, mevcut kültür ve dillerden pek çoğu yok olacaktır. Bu durum ise beklenmedik olaylar ve tehlikelere neden olabilecektir.

    5- Akıllı evler oluşacak, bundan sonra büro gökdelenler gereksizleşecektir. İnsanların çoğu kırsal kesime ve tatil yörelerine yerleşecek, bilgi teknolojisi ile işlerini yürütecektir. Evler çok çekici şekilde olacak, bu nedenle dışarı çıkmak istemeyen insan yeni bir yalnız yaşam türü oluşturacaktır.

    6- Yeni yaşam türü insanı antisosyalleştirecek, ardından suç davranışlarında belirgin artışlar oluşacaktır.

    7- Klasik zekâya dayalı olan klasik okul eğitimi şekil değiştirecek. Her alanda paketlenmiş eğitim yardımları alınabilecektir. Okul eğitimi bebeklik çağından başlayacak "Yaşam boyu" eğitim düşüncesi yaygınlaşacaktır. "Uzaktan eğitim" sistemi bütün dünyaya yayılacaktır.

    8- Okul sınıfları çok farklı, yetenek ve ilgileri olan öğrencileri bir araya getirecek daha çok sanal gerçekler konuşulacaktır.

    9- Depolanmış bilgi kaynakları genç kuşağın daha kolay ulaşabileceği hale gelecek, daha çok bilgi sahibi olmak yerine daha az bilecek , ancak bilgiye istediği anda ulaşacak.

    10- İnsanlığın bugüne kadar edindiği bütün bilgilerden kendi çalışmaları için yararlanabilecektir.

    11- Eğitim kişisel tempoya göre tamamlanabilecektir.

    12- Disiplinli, ama eğlenceli eğitim felsefesi yerleşecek, öğretmenlik görevi öğrencilerdeki yıkıcı ve oyuncu eğilimleri denetleme önceliğine dönüşecektir.

    13-Gerçekler yerine sanal birdünyada yaşanacak bencillik, kumar, kişisel çıkar tutkunluğu daha büyük toplumsal sorun haline gelecektir.

    GENEL SİSTEMLER KURAMI

    İnsanın var oluşunun anlaşılma çabaları evrenin somuttan soyuta genel bir sistem bütünlüğü içerisinde olduğu tezini güçlendirmektedir. Madde-enerji toplulukları ve yer zaman sürekliliği aşamalı (hiyerarşik) bir düzen içerisindedir. Sub-atomik parçacıklar, atom, hücre, insan, aile, toplum, dünya, evren şeklinde birbiri içindeki daireler sisteminde yerimiz nerededir? Somut sistemle soyut sistemlerin sınırları nerede başlıyor, nerede bitiyor? Decart "Düşünüyorum öyleyse varım" diyerek duyguları önemsememişti. Zeki ama başarısız, bilgili ama ahlâksız insanların giderek çoğalması duyguların eğitimini ön plana çıkardı. Duyguların eğitiminin şansa bırakılamayacağı ortaya çıktı.

    Klasik psikanaliz ve 20. yüzyılın başındaki baskın psikolojik görüş Freudiyen görüştü. Bu görüşlere göre baskı, gerilim ve zorlama ruhsal bozukluklara yol açıyordu. Bu sebeple temel psikolojik ihtiyaçların giderilmesi için hoşgörülü eğitimle çocukların dürtülerinin boşalımına imkan sağlanmalıydı. Genç beyinler fazla bilgilerle yüklenmemeliydi. Cinsel doyum erken yaşlardan itibaren sağlanmalıydı. Böylece insanların ruh sağlığı daha iyi olacaktı.

    Ancak psikolojik gözlem, psikiyatrik bulgular yukarıda saydığım beklentilere karşı tam tersi sonuçlar elde etti. Örneğin: En ağır ruhsal bedensel zorlamaların yükü altında kalmış İkinci Dünya Savaşı sürecinde nevrotik ve şizofrenik dediğimiz ruhsal bozukluklarda artış olmadı. Sadece savaş stres reaksiyonları yaşandı. (Genç 1981) Buna karşılık savaşı izleyen yıllarda toplumlar istenilen refah düzeyine eriştikçe depresyonlarda, varoluş nevrozlarında artış oldu. Emeklilik depresyonu arttı. Yaşamın anlamsızlığı görüşünden kökenini alan yeni ruhsal bozukluklar ortaya çıktı. (Alexander,1960) Çağdaş insan giderek toplumdan kopuyordu. İntihar olayları artıyordu. Bazı insanlar anlamsız gördükleri yaşama heyecan katmak için suç işliyorlar, uyuşturucu kullanıyorlardı.

    ABD, Dünya nüfusunun %5'ini oluşturduğu olduğu halde Dünya kaynaklarının %25'ini kullanıyor. Zengin Dünyalılar Ay'a giderken, yoksul Dünyalılar açlıkla ölüm savaşı veriyor. Buna karşı zengin Dünyalılar bilgili ama mutlu değiller. O halde ruh sağlığı politikaları yeniden düzenlenmeliydi. Freud hayatının son yıllarında "Uygarlığın karşılığı nevrozla ödenir." derken bu gidişi vurgulamaya çalışmıştı.

    DUYGULAR MANTIKLI OLMAK İÇİN GEREKLİDİR

    Bir insan, hayatında önemli kararlar verirken, yatırım yaparken, evlenirken duyguları ile de hareket eder. Bir ülkede karar mekanizmasının başında bulunan kişiler korkularının etkisi altında iseler çok adaletsizlikler yapabilirler.

    Duyguların Biyolojik Temelleri

    Korku, öfke, mutluluk, sevgi, şaşkınlık, kıskançlık, kuşku, düşmanlık, tiksinme, üzüntü gibi temel duygular beyin beden ilişkisinde farklı sonuçlar doğurur. Öfke anında kalp atışı hızlanır, çevik hareket sağlayabilecek güçte enerji açığa çıkar. Korku anında kan kaçmayı kolaylaştıracak şekilde bacaklara toplanırken yüz solar. Mutluluk anında bazı beyin alanlarında metabolizma artışı yaşanır. Sevgi duygusu ile parasempatik sistem harekete geçerek vücutta gevşeme oluşur. Üzüntü anında beyinde enerji azalması yaşanır. Uzun süren üzüntünün depresyona yol açması durumunda metabolizma yavaşlar, geri çekilme yaşanır. Bu durum, organizmanın sonuçları değerlendirmek, yeni başlangıçlar yapmak için kendini güvende hissedeceği içe dönüklüğe gidişinin işaretidir. Kaygı durumunda korkuya benzer bir tepki oluşur, beynin duygularla ilgili alanında enerji artışı yaşanır, sempatik sistem uyarılır. Vücut "savaş-kaç-yaklaşan tehlikeye odaklan" şeklinde dikkatini arttırır.

    Duygusal Körlük

    Beynin orta bölgesi limbik sistemdir. İnsanın öğrenme ve hatırlama süreçlerinin önemli bir kısmı bu bölgenin ürünüdür. Badem büyüklüğündeki Amigdal ise duygusal durumların uzmanıdır. Amigdal'i alınmış olan hayvanlarda korku, öfke, yarışma, işbirliği güdüleri kaybolur. Amigdal bölgesi Epilepsi hastalığı nedeniyle çıkarılmış bireylerde duygusal körlük oluşur. Bu kişiler neşe, sevinç, üzüntülü olaylar karşısında kaygısız kalırlar. Çok iyi konuştukları halde sevgi, şefkat hissetmezler. Karşı tarafın çektiği acıya karşı duyarsız kalırlar. Acıma duyguları körelmiş gibidirler.

    New York Sinir Bilimleri Merkezinde çalışanDr. Joseph Le Doux duygusal beyinde Amigdalin rolünü ilk keşfeden sinir bilimcidir. Beyin haritası yöntemi ile çalışarak duygusal beyin devrelerini çözüp eski bilgileri değiştirdi. Beyin kabuğunun daha karar aşamasındayken amigdal bölümünün denetimi nasıl elinde tuttuğunu açıkladı.

    Ön beyin (prefrontal loblar) ile Amigdal ilginç bir birliktelik gösterir. Anlama, kavrama, dikkat, karar verme, plan yapma, strateji üretme beyin ön bölgesinin işlevidir. Amigdal duygusal öneri gönderiyor, ön beyin bunu süzgeçten geçiriyor. İkiside bilinçli çalışma disiplinine sahipse akıl ve mantık birlikteliği ortaya çıkıyor.

    Sağ ön beyin korku-öfke gibi olumsuz duyguların yeridir. Sol ön beyinde onu denetler. Sol prefrontal korteksi hasarlı, inmeli hastaların ileri derecede kaygı-korku içinde oldukları, hasarı sağ tarafta olanların beklenmedik ölçüde mutlu oldukları bilinen gözlemlerdir. Sağ ön beyni ameliyatla alınmış erkeğin ameliyattan sonra kişiliğinin değiştiğini, şefkatli bir insan haline geldiğini eşler söylerler. (Mutlu koca vakası) Aynı şekilde psikiyatri pratiğinde öfkeli, kıskanç, kuşkucu kişilerin beynin bu bölgesinde kimyasal iletiyi değiştirici ilaçlarla sakin ve kontrollü hale geldikleri bilinmektedir.

    İnsan beyninde düşünce ve duygunun buluştuğu çizgi Prefrontal - Amigdal devresidir. Amigdal'e depolanmış ve kayıtlı duygularla, akıl süzgecimiz olan ön beyin bölgeleri çocukluk çağından itibaren iyi kimyasallarla ve doğru sinirsel networkla şekillendirilirse akıl ve sevgiyi beraber kullanan insanlar ortaya çıkacaktır.

    AHLÂKIN BİYOLOJİK TEMELLERİ

    Bilimsel çalışmalar sinir sistemi, sinir iletileri ve beyin kimyası ile dini ve ahlâki deneyimlerin arasındaki bağlantıyı bulmaya çalışıyorlar. Bilimle din arasında köprü kurabilecek bu çalışmalarla önemli bulgular elde edildi. Pennsylvania Üniversitesinden Prof. Andrew Newberg Tanrı'nın beynin sabit bir parçası olduğunu öne sürdü. SPECT beyin haritalama yöntemi ile yaptığı çalışmalarda Tibetli Budistlerin derin transa geçtikleri sırada radyoaktif boya şırınga ederek yaptığı deney sonunda beynin belli bölgelerinin değişime uğradığını saptadı. "İnsanlar ruhani deneyimler geçirirken evrenle bütün olduklarını hissederler ve kendileri olma duygusunu kaybederler. Bunun nedeni beynin o bölgelerinde neler olduğu ile ilgilidir. Şu halde o bölgeyi belirler ve bloke ederseniz, kendimizle dışımızdaki dünya arasında sınır kalkar."

    Milyonlarca insan dini inançlarının hayatlarını değiştirdiğini söylerken herhalde beyinlerinde bazı programların değiştiğini söylüyorlar.(Hürriyet, 18.06.2001)

    İngiliz Doğabilimci Edward O. Wilson "Atlantic Monthly"dergisi Nisan 1998 sayısında bir makale yayınladı. Ahlakın biyolojik temelleri (The Biological Basis of Morality) isimli makalede Wilson dinin sadece sosyal hayata ait bir olguolmadığını aynı zamanda genlerimizde yazılı bir gerçek olduğunu iddia etti. 6 Temmuz 1998 tarihinde Newsweek dergisi de konuyu sorgulayan ikiaraştırma yayınlıyor.

    Edward Wilson Harvard Üniversitesinde de mukayeseli zooloji müzesinde çalışıyor. Ömrünü karıncaların hayatını inceleyerek geçiriyor. Tezi bilimsel metodolojiyi değiştirecek boyutta bir tez. Bilginin Birlikteliği (Consilience, Knopf yay.) kitabında yazarı tartışılacak çarpıcı görüşleri var.

    Ahlaki değerlerin dini veya din dışıda olsa aşkın yani insan aklında üstün bir yerde olduğunu savunuyor. Sosyal olguların sinir sisteminin anlaşılması ile çözülebileceğini, sinir sistemi genetik bilimini, genetik bilim biyokimyayı biyokimya da insan davranışını açıklıyor. Böylece her şey doğa bilimlerine indirgeniyor.

    Wilson, insanoğlunun genetik uyaranlarını dinlediği zamana hlâki öğretilere uygun davranacağı ve kendi menfaatini koruyacağını savunuyor.

    Wilson'ın bu görüşü Antonio Domasio ve Le Doux'un görüşleri birbirini destekliyor. Bütün bilgiler ve psikososyal yaşantılar beyinde belli bölgelerde kimyasal harflerle yazılıdır. "Bütün bunları yöneten, yönetici (Executive) bir gen mi var? Doğaüstü güç, beyni nasıl etkiliyor?" sorularına dikkati çekiyor. Dinin biyolojik bir ihtiyaç olduğu, ruhsal deneyimlerin insanda huşu duygusu uyandırmasının biyolojik bir temeli olduğu görüşleri gittikçe doğrulanmaktadır. Yaşamı ayakta tutan her şeyin biyolojik temeli olduğu Din ve Tanrı ihtiyacının da biyolojik temeli olduğu tezini savunanların bir kanıtı da tarihte dine karşı yapılan eylemlerin uzun vadede daha çok dindarlaşma sürecini hızlandırma olgusudur. Bunun hangi din ve inanç olacağı kültürel yapının öğretisine bağlıdır.

    Moleküler biyoloji ve genetik bilimindeki muazzam ilerleme, her türlü duygunun genler tarafından salgılanan enzimlerin yönlendirdiğini söylüyor. Kalbin sadece beyne kan pompalayan bir pompa olduğu; insanın duygu, düşünce ve davranışlarının yönetildiği organın beyin olduğu kanıtlandı.

    Sosyal bilimlerle uğraşanlar genleri dikkate almak zorundadırlar. Toplumda psikolojik müdahaleler yapmak isteyenler de artık genleri göz önüne almak zorunda kalacaklardır.

    II. KÜRESELLEŞME VE AHLÂK

    Şu anda Dünya da 1.300.000.000 insan açlık sınırında bulunuyor, önlem alınmazsa eğer 2020 yılında bu sayı 3.000.000.000 bulacak. Dünyanın bir köşesinde umutsuzluk, şiddet, adaletsizlik, açlık, yoksulluk yaşanırken, diğer tarafında bolluk içerisinde müreffeh bir hayat var. Dünya nüfusunun % 20'si olan Batı toplumları Dünya kaynaklarının % 80'ini tüketiyorlar.

    Haçlı seferleri dini seferler olarak biliniyordu, gerçekte ise o bir kılıftı. O tarihlerde Batıda açlık, sefalet ve yoksulluk vardı. Doğu ise zengindi. Seferlerin dini değil ekonomik ve siyasi gerekçeleri vardı. Şimdi Doğudan Batıya göç başladı. TIR'ların altında ve kum motorları ile insanlar Batıya göçmeye devam ediyor. Önlem alınmazsa vize ve silahlar bu göçü durduramayacak.

    Gelişen iletişim teknolojisi sayesinde sade insanlar yaşanan adaletsizliği, haksızlığı daha fazla görmeye başladılar. Önceleri kader diyerek sineye çekilen durumlar artık öfke ve isyan fırtınaları oluşturuyor.

    Batıda da durum çok farklı değil. "15 Eylül'de CNN Int. de altı yaşındaki kız çocuk soruyor; kuleler neden bombalandı, bu insanlar bizden neden nefret ediyorlar."

    Ya Adalet, Ya Şiddet:

    İnsanlık tarihinde hep adaletsizlikler oldu. Feodal düzende zengin azınlık; surlar, şatolar arkasında yaşarken sefil çoğunluk kaderine razı bir hayat içindeydi. Bu yüzyılda insanlık uyandı, sade insanlarda, her şeyi görebilir oldular. Böylece toplumsal talep arttı. HABİTAT II. Toplantısında, sivil toplum örgütlerinin hükümetlerin ortağı olması, hesap sorması ve sorgulaması benimsendi.

    İnsanlık uyanmışken ve insaniyetin getirdiği nimetleri tatmışken bunu güzel yaşamak için adaletli bir global düzene ihtiyaç vardır.

    ABD dünyanın tek büyük gücü oldu. Batı değerleri dünyaya hâkim oldu. Bakalım bu durum dünyaya asgari mutluluğu sağlayabilecek mi? Hiç olmazsa hayatın yaşamaya değer olduğunu gösterebilmek için bir yorum, bir inanç insanlara kabul ettirebilecek mi? Toplumsal barış ve bireysel mutluluğu sağlamak için kendi değerlerinin yetersiz olduğunu görüp Doğu değerlerinden yaralanacak mı?

    Batı değerleri hep aklı rehber aldı. Doğu değerleri duyguları ön planda tuttu. ABD Batı akılcılığı ve Doğu ahlâkı ortak zemininde insanlığı buluşturup küresel mutluluğu sağlayabilir.

    İnsanların barış içinde beraber yaşayacağı küresel bir düzen için seküler ahlâki öğretilerin ve bütün dinlerin uzlaştığı insani değerlere ihtiyaç vardır. Işık hızını geçme gayretleri iyi insanların elinde olmazsa tarihin sonu felaket olur. İyi insanlar-kötü insanlar mücadelelerinde küresel ahlâk, şiddet içermeyen kültür, insanlık bilinci, adil ekonomik düzen ve paylaşma ahlâkı çoğunluğun kabul ettiği altın standart haline gelmezse ne yazık ki küresel barış olamayacaktır.

    III. KÜRESEL NARSİSİZM

    Narsisistik (özsever) kişinin temel özellikleri şunlardır; gururlu ve kibirlidirler, kendilerini özel ve önemli görürler, övgüyle beslenirler. Menfaatçıdırlar. Kendi çıkarları için kuralları değiştirirler. Beklentileri karşılanmazsa sinirlenirler, eleştiriye hiç tahammül edemezler. İnsanları çok iyi kullanırlar ve sömürürler. Başkalarının duygu, düşünce ve ihtiyaçlarına empati duymazlar. En çok kafa yordukları konular zenginlik, güç, şöhret, başarı, güzellik ve aşk gibi konulardır. Son derece kıskanç, kinci ve nankördürler. Çıkarları biten insanı bir anda unuturlar, vefa duygusu beslemezler.

    Egosu büyük ama her şeyi küçük olan bu kişiler etraflarınca sevilmezler. Kendilerini o kadar güçlü hissederler ki başka bir şeye ihtiyaç duymazlar. En akıllı, en yetenekli, en iyi insan olarak sadece kendilerini görürler. Sıradan olmaktan korktukları için çok çalışırlar.

    Rekabeti çok kullanırlar, sanat, spor, bilim, ticaret gibi konulardaki keşifler bunların işidir.

    Diğer insanlar narsisistik kişinin yaptığı işlerden hoşlanır, fakat kibirli hallerinden nefret ederler.

    Liderle rarasında narsisistik kişi çoktur. Liderliğin bittiği yerde narsisizm başlar.

    En büyük Narsisist Hitlerdi!

    Sezarların çoğu, Napolyon, Mussolini, Kleopatra, Nemrud, Firavun, Stalin gibi kişilerin hepsi heykeli dikilecek narsisistlerdi. Bunlardan biri olan Hitler Darwin'den etkilenerek kendi ırkının üstünlüğünü, diğer ırkların değersizliğini doktrin haline getirdi (Nazizm). Bu doktrine halkına inandırdı ve insanlık tarihinin en kanlı savaşının çıkmasına neden oldu.

    Narsisistik kişiler çoğalıyor mu?

    Teknolojik başarı, insanlığın eski çağlara göre daha zengin olması insanların egolarının kabarmasına neden oldu. Tanrıya ne gerek var diyen insanlar çoğaldılar ve bunu bilim adına ifade etmeye başladılar. Eski çağlarda değer vermemek ve inançsızlık eğitimsizlikten ileri geliyordu. Bugün bilim ve teknoloji adına dine gerek olmadığı ve hesap vereceğimiz doğaüstü gücün olmadığı duygusu gelişti. Bir insan düşününüz, kendisi narsisistik özellikte ve yaptıklarından hesap verme duygusu taşımıyor. Bu kişi kendi çıkarı için her şeyi yapabilir. "Beni inorganik maddeler yarattıysa, ona hesap vermeyeceğime göre canımın istediğini yaparım" felsefesi gelişti. Bireysellik bencilliğe dönüştü. Kendi çıkarını kutsallaştıran insan başkalarına neden yardım etsin ki!

    "Kuvvetliysem zayıfı yok etmem hakkımdır. Ben özel ve önemliyim, başkası açlıktan ölse bana ne, ben tok olduktan sonra" anlayışı bu kişilerin ego idealleri oldu. Zayıf insan ve milletleri çalıştırıp sırtlarından beslenmek bu görüş sahiplerinin doğal haklarıydı.

    Böyle bireyler insanlık tarihinde hep oldu. Semavi mesajlar ise bu kişilere karşı zayıfları sürekli korudu ve yol gösterdi. Haklarını doğru yöntemlerle savunmayı başaran zayıflar ezilmekten kurtuldu ve toplumsal barış böyle sağlandı.

    Peki günümüzde ne olacak? Narsisistik bireyler eski çağlara göre daha çok ve fazladan ellerinde teknolojik güçlerde var. İşte bu durumda küresel narsisizme karşı küresel bir faaliyet gerekiyor. Ahirzaman dininin bu küresel tehlikeye bir çözümü olmalı.

    Bediüzzaman'a göre bu formüller Kur'an-ı Kerim'de vardı. Bir dönem Imam-ı Rabbani'nin Mektubat'ını, Abdülkadir-i Geylani'nin Fütuhul Gaybi'sini nefis terbiyesi için okuyor. Fakat nefsi ikna olmuyor. Daha sonra "Ulum-u felsefiyenin vekaleti namına nefsim dedi ki,.. " diyerek bu asrın nefsi özelliklerine uygun olan eserlerini yazmaya başlıyor. Bu çalışmaları "Tevhid-i Kıble et" diyerek doğrudan Kur'an-ı Kerim'den yorumlar çıkararak yapıyor.(Yirmi Altıncı Lem'a)

    IV. MACHIAVELLI'NİN DERİN ETKİSİ

    Niccolo Machiavelli (1489-1527) "Hükümdar" isimli kitabı ile siyaset biliminin kurucusu olarak anılır. Machiavelli'nin bu kitabını Hitler, Napolyon, Mussoline, Stalin hep başucu eseri olarak bulundurdular. Siyasetçilere ilham kaynağı olan bu kitap, aslında siyasi ahlâkı tanımlıyordu.

    Kitabın ana fikri şudur. "Devlet menfaatleri uğruna her şey mübahtır. Devlet hayatı ile özel hayatın ahlâki ölçüleri birbirinden farklıdır". "Gayenin vasıtayı meşru kılacağı" herkesin bildiği görüşüdür.

    "Zalimlik; bir hükümdarın tebâsını birlik halinde ve itaatkâr tutabilmek için kullandığı silahlardan biridir. Bir-iki ibretli örnekle kan döken hükümdar, sonunda daha büyük kan dökülmesine yol açacak kadar yumuşaklık gösteren birinden daha merhametli olacaktır. Hükümdarın şiddeti fertlere zarar verir. Hükümdarın gereksiz yumuşaklığı devlete zarar verir",

    "Hükümdarın korkutucu olması sevilmesinden daha emniyetlidir."

    "Dürüstlük övgüye değerdir. Fakat siyasi iktidarın muhafazası için hilekârlık, ikiyüzlülük, yalan yere yemin zorunludur. İnsanların hepsi iyi olmadığı için hükümdarın da iyi olması gerekmez. Hükümdar sözünde durmamayı izah için her zaman makul bir sebep bulur. Sizin nasıl göründüğünüzü herkes görür, ama nasıl olduğunuzu pek az kişi bilir."

    Machiavelli Hükümdar isimli eserinde olması gerekeni değil olanı ele aldığını söylüyordu. Machiavelli'nin hararetli okuyucular listesinde bugün dünyayı yönetenlerin olduğunu gördükçe, küreselleşmeyi savunanların Machiavelli'de çok faydalı öğütler bulduklarını söylemelerini toplumsal barış için büyük tehlike olarak değerlendiriyorum. Bu anlayış kişileri siyasi başarıya götürebilir, fakat uzun vadede sonuç toplumsal ahlâkın bozulması ve barışın zarar görmesidir. Bir kazanıp on kaybetmektir. I. ve II. Dünya savaşlarında Machiavelli'nin büyük ahlâki sorumluluğu vardır. Despotizmi savunanlar bu fikirlerden çok yararlandılar. Doğu despotizminde de bu ahlâkın eserlerini görüyoruz. Emevi saltanatı bunun bir örneğidir.

    V. KÜRESEL TEHLİKE VE DUYGUSAL ZEKA

    İngiltere'de intiharla gelen ölümler trafik kazalarından fazla, Norveç'de uyuşturucu ile meydana gelen ölümler trafik kazalarından fazla. Her yüz ABD'liden 3'ü şiddet içeren bir suçun kurbanı. ABD'de de kadınların % 65'i, erkeklerin % 80'i abartı derecesinde alkol kullanıyor. 1999 yılında boşanma oranı %75'e çıktı. Çocuk suç çetelerinin 750.000 üyesi var. SAMHSA raporunda 3.000.000 gencin ölümü düşündüğü belirtiliyor. ABD'de son 10 yılda ölüm cezasına çarptırılan mahkum sayısı % 57 arttı. (Psychology Today, Haziran 2002)

    New York Times'in haberine göre Norveç'de 1999'da dünyaya gelen çocukların % 49'ü evlilik dışı doğumlardan oluşuyor. Bu oran İzlanda da % 62, İngiltere de % 38, Fransa da % 41 seviyesinde. En dindar olarak bilinen İrlanda da ise 1999 da doğan 100 çocuktan 31'i evlilik dışı. Cinsel suçların kurbanlarının % 71'i 17 yaşının altındaki çocuklardan meydana geliyor.

    Yukarıdaki rakamlar Batılıların duygusal profillerinin iyi olmadığını gösteriyor. Evlilik, toplumsal yaşam gibi duygusal paylaşım gerektiren konularda başarılı olamıyorlar.

    Bir sinir bilimci olan Antonio R. Damasio "Descartes'in yanılgısı" isimli kitapta duygu, akıl ve insan beynini araştırırken beynin duyguları yöneten hücrelerini tanımladı. Duyguların eğitimini şansa bırakmakla hata yapıldığında itiraf etti.

    Daniel Goleman "Duygusal Zekâ" isimli kitabının girişinde şöyle diyordu: "Son on yılda ailemizde, çevremizde ve toplum hayatımızda duygularla baş edememe, umutsuzluk, tahammülsüzlük ve evlilik içi şiddet arttı. İnsanlar 'İyi günler' yerine 'gel boyunun ölçüsünü al' diyorlar."

    AHLÂKA AYKIRILIK ÖLÇEĞİ

    New York Üniversitesinde Psikiyatri Doçenti Dr. Michael Welner belki insanlık tarihinde ilk defa "Ahlâka aykırılık ölçeği" geliştirdi. Gerekçesi de adi suçların, cinayetlerin artması, sadist, kana susamış, hor gören insanların fazlalaşması ve kendinden başkasını düşünmeyen insanların hızla artması karşısında psikiyatrinin kötülüğü tanımlama yeteneğini belirlemekti.

    Duygusal Zekâ Nedir?

    1- Öz bilinç: İnsanın kendisini tanıması.

    2- Öz denetim: İnsanın kendisini yönetmesi. Hedefini belirleme, kendisini harekete geçirme, dürtü ve isteklerini kontrol edebilme, aksiliklere rağmen yoluna devam edebilme, ruh halini düzenleyebilme.

    3- Empati kurabilme: Diğergâmlık, başkasının istek ve ihtiyaçlarını anlayabilme

    4- Uzlaşma yeteneği: Sorunlar karşısında ben-merkezci davranmadan uzlaşma odaklı çaba içinde olma. Kavga ve mahkeme arayışından vazgeçme

    5- Umut besleyebilme:

    İşte ABD'liler Semavi Ahlâk'da geçen sabır, tevekkül, affedicilik Allah'ın rahmetinden ümit kesmeme, alçak gönüllü olma, verici olma gibi özelliklere deneme-yanılma yolu ile geldiler.

    KÜRESEL AHLÂK İLKELERİ

    Dünya dinleri parlamentosu 1993 yılında Chicago'da kabul ettiği Küresel ahlâk deklarasyonunda başlıca şöyle diyor.

    1- Küresel ekonomi, küresel siyaset ve küresel çevre büyük krizdedir.

    2- Küresel ahlâk olmadan küresel düzen olamaz.

    3- İnsanların barış içinde bir arada yaşayacağı bir bakış gerekiyor.

    4- Küresel ahlâk yeni bir ideoloji veya yani bir din değildir.

    5- Küresel ahlâk bütün dinlerin ve seküler ahlâkın öğretilerinin uzlaştığı değerlere dayanır.

    6- Hiç kimse dini, rengi, düşüncesi, cinsiyeti yüzünden dışlanmamalıdır.

    7- İstisnasız her insana insanca muamele yapılmalıdır.

    8- Kimse kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapmamalıdır.

    9- Irksal, cinsel, bireysel, sınıfsal her türlü egoizm reddedilmelidir.

    10- Hayata saygılı şiddet içermeyen bir kültür benimsenmelidir.

    11- Sadece insan değil yeryüzündeki her şey saygıdeğerdir.

    12- Adil ekonomik düzen olmadan küresel barış olmaz.

    13- Ekonomik ve siyasi güç, vahşi üstünlük kavgalarına değil insanlığın hizmetine yöneltilmelidir.

    14- Açgözlülük insan ruhunu öldürür. Alçakgönüllülüğe değer verilmelidir.

    15-Gazeteci, bilim adamı, doktor her meslek kendi etik kurallarını geliştirmelidir.

    16-İnsan bilinci gelişmeden dünya asla iyiye götürülemez. (Aksiyon, Ekim 2001)

    VI. İMAM NURSİ'NİN TEZİ

    İKİ DEHŞETLİ HÂL:

    Milyonlarca dini kitabın neşrine set çekildiği, insanları dini faaliyetten vazgeçirmek için sistemli çalışılmaların yapıldığı bir dönemde Nur Risalelerinin çoğu el yazması ile yaygınlaşmasının ve okunmasının sırrı sorulduğunda İmam Nursi bu zamanın iki dehşetli durumdan söz ediyor.

    Birincisi: Hissiyat-ı insaniyenin akıl ve fikre baskın geldiği fikri. Hedonizm olarak da tanımlayacağımız zevkçiliğin, dünya sevgisinin insanın hayatında birinci plana çıkmasını dehşetli bir durum olarak öne sürüyor. Böylece insanlar kısa vadeli zevkle meşgul olup ölüm ve ötesini düşünmüyorlar, Allah'ı akıllarına ve gönüllerine getirmiyorlar. Hoşça vakit geçirip mutluluğu yakalayacaklarını düşünüyorlar.

    Bu Hedonistik hissiyatın modern insanın günlük yaşamını doldurduğu düşüncesine karşı geliştirdiği yöntem ise şudur. Modern insanın lezzet olarak gördüğü şeyin içerisinde elemi gösterip aklını devreye sokmaktır. Allah'ın istemediği tarzda yaşamanın ve maddi zevkler peşinde koşmanın elem verici, ürkütücü neticeleri ile onları yüzleştirmek.

    "Günahların, haram lezzetlerin içinde manevi elim elemleri gösterip hasenat ve güzel hasletlerde ve hakaiki şeriatın amelinde cennet lezaizi gibi manevi lezzetler bulunduğunu ispat ediyor."

    "Risale-i Nur bu dünya da manevi cehennemi dalalette gösterdiği gibi, imanda dahi bu dünyada manevi bir cennet bulunduğunu ispat ediyor." (İ.K.M. s.8)

    gibi görüşlerle duyguların denetimini, kişinin kendini yönetmesini aklın rehberliğine veriyor. Akıl yürütme yöntemleri ile zevk tuzaklarına insanların düşmemesini, dini yaşantının insanı bu dünyada da mutlu ettiğini kanıtlama yolunu seçiyor.

    Böyle akıl yürütme yöntemleri kullanılarak toplumdaki ahlâki yozlaşmanın önünün alınacağını, bireylerin Kur'an ahlâkına uygun yaşamanın güzelliklerine ikna edilmesini anlatmanın bir "tecdid" olarak değerlendirilmesi doğru olacaktır.

    İkinci dehşetli hâl olarak şu tezi savunuyor.

    "Eskiden fen ve ilim ile dalalete girip, inad ve temerrüd ile iman hakikatlarına karşı çıkana nispeten şimdi yüz derece ziyade olmuş."(İ.K.M. 10).

    Bu tespitten sonra yazdığı eserlerde fen ve ilim kullanılarak imani gerçekleri kanıtlama yolunu seçiyor. Allah'ın varlığını tartışmaya açıyor, akıl yürütme yöntemleri ile (vacib-ül vucud) olması gerektiğini savunuyor. Öldükten sonra dirileceğimiz ve ikinci bir hayatın varlığını ispatlıyor. (Haşir Risalesi). Kadere inanmanın mantık ve muhakeme ölçülerinde açıklamasını yapıyor. (Yirmi Altıncı Söz). Naturalizme karşı Mistizmin tezini Tabiat Risalesinde mantıksal yargılama yöntemleri ile ifade ediyor. Tesettürün ve Ramazan orucunun insanın psikolojik doğasına uygun olduğunu delillendiriyor. Bir seyyahı evrende gezdirerek ağaçlar, kuşlar, yağmur, yıldızlar, insan vücudu ve kan hücrelerini konuşturarak bilimsel verileri delil olarak anlatıyor. Peygamber ahlâkına uygun olarak yaşamanın insanı mutlu edeceğini, sağlıklı yapacağını, hastaneleri, hapishaneleri çeşitli maddi hastalıkları delil belirterek aktarıyor. Hapishanede yazdığı mektuplarla zehirli bal hükmündeki gençlik lezzetlerine aldanmamayı anlatarak sonsuz gençlik lezzetine bilet olan Peygamber yoluna gençleri davet ediyor. 5-10 senelik gençliğin meşru daire dışındaki lezzetlerinin gam ve keder çektirdiğine, "meşru dairedeki keyfin keyfe kafi geldiğini"ne gençleri ikna ediyor.

    İKİ AHLÂKIN KARŞILAŞTIRILMASI

    İmam Nursi On İkinci Söz'de Kur'an ve felsefe ahlâklarını şöyle karşılaştırıyor. "Kur'an-ı Hakimin hikmeti, hayat-ı şahsiyeye verdiği terbiye-i ahlâkiye ve hikmet-i felsefenin verdiği dersin muvazenesi :

    Felsefenin halis bir tilmizi bir firavundur. Menfaati için en hasis şeye ibadet eden bir firavun-u zelildir. O ... dinsiz şakird cebbar, mağrurdur...Gaye-i himmeti nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmindir...

    Amma Hikmet-i Kur'an'ın halis tilmizi ise bir abddir. Hem cennet gibi azam menfaata olan bir şeyi gaye-i ibadet kabul etmez bir abd-i azizdir. Hem mütevazidir. Rıza-ı ilahi, fazilet için amel eder, çalışır...

    Amma hikmet-i felsefe ise hayat-ı içtimaiyede nokta-i istinadı kuvvet kabul eder. Hedefi menfaat bilir.Düstur-u hayatı cidal tanır. Cemaatlerin rabıtasını unsuriyet, menfi milliyet tutar. Semeratı ise hevesat-ı nefsaniyeyi tatmin hacat-ı beşeriyeyi tezyiddir.

    Amma Hikmet-i Kur'aniye ise nokta-ı istinadı, kuvvete bedel hakkı kabul eder. Gayede menfaate bedel gaye ve rıza-ı ilahiyi kabul eder. Hayatta düsturu cidal yerine düstur-u teavünü esas tutar. Cemaatlerin rabıtalarını unsuriyet milliyet yerine rabıta-i dini ve sınıfı ve vatani kabul eder. Gayatı hevesat-ı nefsaniyeye sed çekip ruhu maaliyata teşvik ve hissiyat-ı ulviyesini tatmin eder.

    İki ahlâk öğretisinin şahsi hayata verdiklerini ve toplumsal hayata sağladıklarını şöyle yorumlayabiliriz.

    Seküler ahlâk öğretisinin kişiye verdiği ego ideali menfaattir. Çıkarı için çalışan insanlar güçlerini o yönde kullanacaklardır. Güçlü olan zayıfa zarar verecek, böylece çatışma çıkacaktır. Dini ahlâkın kişiye verdiği ego ideali "Fazilet ve Rızayı İlahi"dir. Erdemli yaşamayı onurlu yaşamak olarak algılayan insan, ilkeleri için çıkarını ikinci plana atacaktır. Dini ahlâk insanın ilkeli yaşamasını önerdiği için ilkeli insanlar daha kolay anlaşma sağlayıp uzlaşabileceklerdir.

    Seküler ahlâkın dayanak noktası kuvvettir. Çözümlenmesi gereken konularda güç, para, sosyal statü kullanılarak sorun çözülmeye çalışılır. Güç, para ve sosyal konumu ilkesizce şahsi çıkarı için kullanan insanlardan oluşan bir toplumda kavga, şiddet, saldırı bitmeyecektir.

    Dini ahlâk dayanak noktası "Kuvvet yerine Hak" der. Haklı olanın güçlü olması, güçlü olanın haklı olmamasını benimseyen insanlardan oluşmuş toplumda ortak yaşam kolay olur

    Seküler ahlâkta yaşam prensibi "mücadele"dir. Darwin'den etkilenen sosyal bilimciler, yarışmacılığı, rekabetçiliği barışçıl olmayan bir tarzda önerdiler. İşletmelerde başkasını düşünmeden başarılı olmayı ilke olarak benimsediler. Böylece üretkenlik arttı, fakat insanlar arası yardımlaşma azaldı. İnsanlar zengin oldular,ama yalnız kaldılar.

    Dini ahlâkta yaşam prensibi olarak "yardımlaşma" önerildi. "Kendi iyiliğin ve başarından önce toplumun iyiliği ve başarısı gelir" ilkesi ile paylaşma ahlâkı "infak" gerçeği olarak önerildi. Kendisinden önce komşusunu düşünmek, başkasına, zayıflara, hastalara yardım etmek kutsal davranış olarak övüldü.

    Seküler ahlâkta topluluklar arası bağ olarak ırk, soy bağı önerildi. Milliyetçilik duyguları şovenizm ölçüsünde teşvik edildi. Ulus devlet ideoloji olarak benimsendi. Ulusçuluğu kutsallaştıran yaklaşım başkalarını yutmakla beslenen "şovenizm" akımlarını doğurdu. İnsanlık tarihinin en büyük savaşları XX. yüzyılda bunun için yaşandı. Dünya barışı bu anlayış sebebiyle zarar gördü.

    Dini ahlâkta insanlar arası bağ olarak "din, vatan, sınıf bağı" ön plana çıkarıldı. İnsanların değiştirilebilir bağlarının olması sevgi duygusunu güçlendirici etki yapar. Bir insanın kendi ırkından olmayan bir insanı sevebilmesi, küçük görmemesi, savundukları ortak değerlerin daha çok olması toplumsal kardeşlik ve dostluk duygularını arttırıcı sonuçlar verir.

    SEKÜLER AHLÂKIN SONUÇLARI :

    1- İnsanların zevk tuzaklarına düşmesi, zevklerini doyurmak için bencilleşmesi.

    2- Narsisistik bireylerin artması: Başkalarını küçümseyen, kendi çıkarı için her şeyi kullanan, eleştiri kabul etmeyen, yardımlaşmayı kendisine yardım olarak düşünen, kinci, kıskanç, nankör, övgüyle beslenen küçük firavunların çoğalması. Basit, rutin günlük işler onu mutlu etmediği için küçük şeylerden zevk alamaz. Onu mutlu edecek şey para, güç, şöhret ve cinsel doyumdur.

    3- İnsanlığın ihtiyaçlarının artması: Daha çok kazanmak, daha rahat yaşamak, para, güç, şöhret sahibi olmak duygularının abartılması ekonominin felsefesi oldu. Tüketim teşvik edildi. İnsanların beklenti düzeyi yükseltildi. Moda ve merak gibi duygular abartıldı. 1-2 şeyle mutlu yaşam sürebilecek insan 20-30 şeye muhtaç duruma düştü. Ulaşmadığı için kendini kötü hissetmeye başladı.

    4- Yalnızlık psikososyal sorun oldu. Kendi çıkarını kutsallaştırmış, zorluklar karşısında zevk aldığı başka konuya yönelen insan özgür ve birey olmak isterken kendisini yalnız, güvensiz hissetmeye başladı. Kendi rahatını, zevkini eğlencesini amaç edinen birey evlilik yaşamında, aile içi iletişimde gerekli olan empatik iletişimi sağlayamadı. "Biz" diyemeyen bir insan hep "Ben" demenin sonucu yalnızlığı, köpeklerle arkadaşlık kurmayı tercih etti.

    5- Güven duygusu azaldı. Kendisini sevmenin medeniyet olarak sunulduğu bir ahlâkta başkalarını sevme duygusu zayıfladı. Başkalarını sevmeyen insan onların dost olmadığını düşünmeye başlar. Kendisini tehdit altında hisseder. Her an zarara uğrayacağı duygusu ile korku içerisinde yaşar. Kendi çıkarı için yalan söyleyebilen bir insan herkesin yalan söylediğini düşünmeye başlar ve güvensizlik daha da artar.

    6- Saygı duygusu zarar gördü. Ben-merkezci yaklaşımlar kutsal değer olarak bireyin isteklerinin doyurulması, zevklerinin karşılanmasını önerir. Böyle durumlarda otorite rolündeki kişilere karşı kızgınlık gelişir. İsteklerini sınırlandıran güce karşı saygısızlık, kurallara önem vermeme, itaatsizlik duyguları ön plana çıkar. Başkasının hakkına saygı duymak gibi bir kaygı, merhametli olmak seküler ahlâkı benimsemiş insan için gereksizdir.

    Yaptıkları işlerde bir yaratıcıya hesap vermeyeceğini düşünen insan yasalara yakalanmadıkça her şeyi yapabilirim düşüncesine sahip olur. Başkasına zarar vermenin, hayvanlara, doğaya zarar vermenin vicdani kaygısını hissetmez. Kendisine doğrudan zarar vermeyen şey onun umurunda bile değildir.

    Zengin, bilgili ama mutlu olmayan bireyler seküler sistemin meyveleri olarak önümüzde duruyor.

    DİNİ AHLÂKIN SONUÇLARI :

    1- Somut zevkler yerine soyut zevklerle doyum sağlayan insanlar oluşur. Zevk alma ve sevme duygusunu rutin günlük işlerinde bulabilir. Eşiyle, ailesiyle, toplumsal rolüyle mutluluğu yakalayabilir. Para, güç, şöhret, cinsel doyum yaşamında ve egosunda ideal olmaz. Toplumun iyiliğinden zevk almayı başarabilir. Küçük şeylerden mutlu olmayı başaran birey ortaya çıkar.

    2- İçgüdüleri dizginleyerek psikolojik enerjisini toplumsal üretkenliğe yöneltir. Amaç erdem olarak insanları sevmek, doğrulara bağlılık, dürüst olmak, sözünde durmak, âdil olmak, hoşgörülü olmak, barışçıl olmak, yardımsever olmak, içten, samimi, iyi niyetli olmak, şefkatli olmak, alçak gönüllü ve diğergâm olmak benimsenir.

    Araç erdem olarak: Çalışkan, düzenli, dikkatli, disiplinli, cömert, cesaretli, esnek, yumuşak olmak, başkalarını incitmemek gibi özellikleri benimser. Böylece psikolojik enerjisi kişisel zevklere değil toplumsal zevklere yönelterek mutluluğu yakalamaya çalışır.

    3- Hodgamlık yerine diğergamlığın yerleşmesi sağlanır. Her olay ve durumda kendi çıkarı için sonuçlar çıkaran birey yerine her olay ve durumda toplumun ve diğer insanların menfaatini düşünebilen bireylerin çoğalması gerçekleşir. Böylece toplumsal barış için gerekli zemin oluşur.

    4- Uzlaşma kültürü gelişir. Kendisi için istediğini başkası için isteyen, kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmayan bireyler çoğalır.

    "Güçlüler yapacağını yapar, zayıflara katlanmak düşer." tarzındaki uzlaşmayı yok eden seküler ahlâk yerine "güçlü ve zayıf hukuk önünde eşittir" evrensel ahlâkı benimsenir.

    "Ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölmüş bana ne" veya "sen çalış ben yiyeyim" tarzındaki acımasız ben merkezcilik yerine yardımlaşmaya ibadet kutsallığı vererek toplumsal barışa katkı sağlanır. (İktisat Risalesi)

    5- Ölüm korkusundan kurtulur. Hesap verme duygusu taşımayan, kendi çıkarını kutsallaştırmış bir insan ölüm gerçeği ile yüzleşmemeye çalışır. Ancak kaçınılamayacak bu gerçek onu ruhsal acılara iter. Varoluş amacını sorgulayan, ona uygun yaşamaya çalışan bir insan ego ideallerini kendisini tatmine değil yaratıcısını memnun etmeye göre düzenleyecektir. Ölüm o kişi için bir kavuşma olacaktır. Sevdiği kişiye kavuşma aşkı kalıcı ve devamlı bir lezzettir. Baki, sonsuz, sınırsız güç sahibine döneceğini bilen bir insan içindeki sevgi ateşini sürekli yakacaktır. Sevgi ateşinin yandığı yerde korkular buharlaşıp giderler.

    Sevilmek, istenmek, takdir edilmek insanın temel içgüdüleridir. (Maslow) Bu içgüdülerin yönünü yaratıcıya yönelten insan iki yaşamında da mutluluğu yakalar. Görüldüğü gibi İmam Nursi tezini seküler ahlâkla dini ahlâkın ortaya çıkardığı sonuçları göstererek ifade etmiştir.

    VII. İMAM NURSİNİN KULLANDIĞI YÖNTEM

    İmam Nursi eğitimli olan ve olmayan takipçilerini nasıl ikna etti? Savunduğu teze onları nasıl inandırdı? İmam Nursi gibi formal eğitim almamış bir kişinin oluşturduğu büyük etki sosyolojik bir inceleme konusudur. Oluşturduğu etkinin dayandığı temelleri ve kaynakları iyi analiz etmek gerekiyor.

    Onun kişiliğinde buluşan etkiler nelerdi, kullandığı özel bir yöntem var mıydı, sübjektif paradigmaları nelerdi?

    Kişiler kendi kültürleri içerisinde özel bir yol ararken İmam Nursi nasıl bir kültürel yol haritası geliştirmişti?

    Bütün bu sorular akademik bir ilgi alanı olarak kafa yorulması gereken konulardır.

    1. "TEBLİĞ DEĞİL TEMSİL ZAMANI" DEMESİ

    İmam Nursi Şualar kitabının 302. sayfada Risale-i Nur'un mesleğini şöyle ifade eder :

    1. İhlas-ı tam ve terk-i enaniyet.

    2. Zahmetlerde rahmeti elemlerde baki lezzetleri hissedip aramalı.

    3. Fani ayn-ı lezzet-i sefihanede elim elemleri göstermek.

    4. İmanın şu dünyada dahi hadsiz lezzetlere medar olmasını.

    5. Hiçbir felsefenin eli yetişemediği noktaları ve hakikatleri ders vermek.

    Bu ifadelerde özetlendiği gibi İmam Nursi düzeltme faaliyetine kendisinden başlamıştır. Eserlerinde mektuplarına "Ey nefsim" diyerek başlamıştır. Kendisi söylemlerini ve peygamber ahlâkını kusursuz yaşamıştır. Her şeyden feragat, hediye almamak, dünya malına değer vermemek gibi özellikleri tavizsiz uygulaması, bu asrın Mevlânâsı gibi yaşamayı başarması O'nun aleyhindeki propogandaya rağmen güven duygusunu azaltmamış artırmıştır. "Biz ahlâk-ı İslamiyenin ve hakaiki imaniyenin kemâlatını ef'alimizle izhar etsek sair dinlerin tabileri elbette cemaatle İslamiyete girecekler" sözü İmam Nursi'ye aittir. İnsanlığın uyandığını, ilim ve araştırma meyli içinde olduğunu, doğru nerdeyse er geç arayıp bulacağını "Uyanmış beşerin başka şansı yok" diyerek savunuyordu. İmam Nursi'nin en yakın bir talebesi olan Zübeyr Gündüzalp de "Hizmet için değil nefsimi ıslah için çalışmalıyım" diyordu.(1997, Nefis Muhasebesi) İmam Nursi'nin örnek olmaya dayalı yaşama yöntemini kullanması günümüzde Asr-ı Saadet Müslümanı bilincini geliştirdi.

    2. MÜSBET HAREKET İLKESİ

    İmam Nursi başkasının kusurlarını dile getirmeden sürekli kendi doğrularını anlatmıştır. Siyasi bir talep içine girmemiş "En büyük siyaset siyasetle ilgilenmemektir." diyerek iman ve ahlâk vurgusundan taviz vermemiştir. Tahrik edici yaklaşımlara hep sessiz kalmış, kendi doğrularına sarılarak ve model insan yetiştirerek ancak cihat edilebileceğini savunmuştur. "Taş atana ekmek at" şeklindeki tasavvuf ilkesini yaşantısında göstermiştir. Böyle davranarak kavgacılığı, boğuşmayı, düşmanlık duygularının gelişmesini önlüyordu. Bu yapıcı ve kucaklayıcı tavrıyla çağımızın Mevlânâsı oluyordu.

    3. DİN VE BİLİM UZLAŞMASINI SAVUNMASI

    Sadece din ilimleri ile meşgul olmanın taassuba, sadece fen ilimleri ile meşgul olmanın da hile ve şüpheye götüreceği, ancak ikisinin beraberliğinden akıl ve duyguların aydınlanmış olacağı tezini ısrarla savundu. İmam Nursi 21. yüzyılda post modernizmin geldiği noktayı 80-90 yıl önce görmüşdü. Tüm bu önerileriyle bilgili, çalışkan ve nitelikli insanların yetişebileceğini tekrar tekrar ifade etti.

    4. KİŞİSİZLEŞTİRME ÇABASI

    Osmanlı ve orta çağ döneminde şeyh-mürit ilişkisinde kişisel bağlılık mekanizmaları ile irşat faaliyeti sürüyordu. Modern çağda "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir, sanattır." düşüncesi en önemli vurgu haline geldi.. Modern dünya önermeci araçlar,kişisel ilişki tarzının yerine araştırmaya dayalı araçları öneriyordu. Herkes fikir üreterek, kafa yorarak doğruyu bulmalıydı. İncelemeden kimsenin arkasından gidilmemeliydi.

    İşte bu anlayışa uygun olarak İmam Nursi'de kişisel rehberliği reddedici yaklaşımlar görüyoruz. "Beni ziyaret etmek isteyenler Risale-i Nur'u okusun, Said yoktur, konuşan yalnız hakikattir" gibi ifadelerle sürekli bu vurguyu yapıyordu.

    Arkasından halife bırakmaması, mezarının bilinmemesini istemesi, buna rağmen ölümünden sonra bütün dünyada milyonlarca takipçisinin olması sosyolojik bir olgudur

    Kur'anda konulan normları, geleneksel müslüman davranış ve kişisel ilişki tarzını gelişen sanayii ve kitle iletişim toplumuna yeniden sokacak biçimde yenilenmiş (tecdit) olması çağdaş Türkiye'de oluşturduğu etkidir. (Şerif Mardin 1992)

    5. DOĞU DESPOTİZMİ İLE MÜCADELE ETMESİ

    "Sorma, düşünme itaat et." tarzındaki geleneksel sosyal yapının modern çağla birlikte başladığını İmam Nursi meşrutiyet döneminde gördü. Sorgulayan, özgür düşünen, bağımsız davranan bireylerin, insanlığın geleceğinde yer alacağı tezini savunan din alimi olarak ilginç bir öngörü içinde olduğunu söyleyebiliriz.

    Ortodoks Osmanlı ulemalarının kesinlikle kabul etmeyeceği bu tezi Meşrutiyet döneminde yazdığı kitaplarında açıkça ifade etti. "Âlemdeki terazinin hürriyet gözü ağır geldiğinden, birdenbire terazinin öteki gözündeki vahşet ve istibdadı kaldırdı." sözü ona aittir.

    İstibdatın İslamın özünde olmadığını Emevilerle birlikte girdiğini söylüyordu. Ayrıca özel hayatta, medresede, ülke yönetiminde istibdadın yerinin olmadığını karıncaların cumhuriyetçiliğini örnek vererek anlatması canlandırılmış İslami modernleşmenin Kur'ani bir yorumu olarak nitelendirilebilir.

    6. SEVGİ YERİNE ŞEFKATİ MESLEK OLARAK SEÇMESİ

    Risale-i Nurmesleğinin dört esasıolan "acz, fakr, şefkat, tefekkür"ü sayarken insanlararası bağda şefkatin sevgiden daha üstün olduğunu savundu. Şefkat koşulsuz bir sevgi olarak tanımlanırsa içerisinde menfaat izi olmayan bir sevginin savunulması hatta bunun için İmam-ı Rabbani ye hafif bir muhalefette bulunması ilginçtir.

    İmam Nursi, Yakup Peygamberinoğlu Hz. Yusuf'a ilgisini şefkat, Züleyha'nın Yusuf'a ilgisini de aşk olarak tarif ediyor. Aşk ve muhabbetin ücret ve karşılık istediğini fakat şefkatin karşılıksız sevgi olduğunu savunarak insanlararasında koşulsuz sevgiyi önermesi İmam Nursi'nin başka bir yaklaşımıdır.

    Sevginin karşılık beklemeden verilmesini savunduğu İhlas Risalelerini takipçilerinin on beş günde bir okunmasını istemesi dikkat çekmektedir.

    7. EV OKULLARI UYGULAMASI

    Değişen dünya şartlarında din ve fen bilimlerini birleştirerek geliştirmeye çalıştığı projeleri hayata geçirilemeyen İmam Nursi ilginç bir yol izledi. Yazdığı kitapların evlerde okunup tartışılmasını ve kendisine mektuplar yazılmasını hararetle destekledi. Dört büyük kitabını bu mektuplara verdiği cevaplardan oluşturdu. Şualar isimli kitabını doğruları savunmaya, Sözler, Lem'alar gibi eserleri ile tezini anlatmaya, Lahikalar isimli (Emirdağ, Barla, Kastamonu) kitaplarında da uygulanacak yöntemlere yer verdi.

    Anadolu'da bir gelenek vardır "sıra geceleri" olarak tanımlanır. Akşamları aileler oturup çeşitli kitaplar okurlar, sohbetler yaparlardı. İşte İmam Nursi bu sosyolojik veriyi çok iyi gözlemledi ve kitaplarının kabulünde bu yasal yolu kullandı. Peygamber ahlâkına uygun yaşamanın, sünnete uymanın bir edep olduğu, bu evlerde hayata geçirildi. Psikolojik karmaşa yaşayan, tereddüt ve arayış içerisindeki insanlar kafalarındaki sorulara bu evlerde cevap buluyorlardı.

    8. UMUDU AYAKTA TUTMAYI BAŞARMASI

    Umut eserlerindeki lahika mektuplarında sık vurgulanan bir konudur. Küfrün bel kemiğinin kırıldığı, istikbal inkılapları içerisinde en gür sedanın İslam'ın sedası olacağı her ziyaretine gelene vurguladığı görüşler olmuştur.

    "Fikri hürriyet, meyl-i taharri-i hakikat nev-i beşerle başladı... Su-i ahlâkın çirkin neticelerinin görülmesi ile hakikatlerin önü açılacak. Hakiki medeniyet, maddi terakki ve hakkaniyetin manevi katkıları ile düşmanlar mağlup olup dağılacak"

    gibi motivasyonu arttırıcı vurguları sürekli yapmıştır. Hatta kendisi ile görüşmek isteyenlere; ümit duygusunu destekleyen, yeisi en dehşetli hastalık olarak tanımlayan, insanlığın fıtri gidişinin Kur'ana doğru olduğunu anlatan "Hutbe-i Şamiye" isimli eserini okumayı tavsiye etmesi çarpıcı bir uygulamasıydı.

    SONUÇ:

    İmam Nursi, "insanların kendi dinlerini ve kültürlerini koruyarak modernleşmesinin mümkün olduğu" tezini hem teoride hem pratikte kanıtlamış bir fikir ve aksiyon insanı olarak dikkati çekmektedir. Güzel ahlâktan ibaret olarak tanımlanan Kur'an normlarını ve Hz. Muhammed'i model almaya dayalı bir sistemi geliştirdi.

    Zikirlerle, şeyhe kişisel bağlanmayla belirli olan tarikat tarzı yerine kitap okuma, akıl ve kalbi beraber kullanma, kişinin değil kitapların arkasından gitmeye dayalı nefis terbiyesi yöntemini seçti.

    Sosyokültürel süreçlerde geliştirdiği bu hareket modeli, dinler tarihinde subjektif bir paradigmadır. Çizdiği kültürel yol haritası da insanların kendi kültürleri içerisinde yol bulmalarını kolaylaştırmıştır. Kendi kişisel rehberliğini reddetmesi fikirlerinin arkasından gidilmesini pekiştirdi. Hareketinin dinamiğinde çağımızın tedirgin insanına, psikolojik karmaşasına, arayışına çözüm sunması önemlidir.

    Diğer taraftan geleneksel ulema kültürü ile halk kültürünü ev okullarında bir araya getirdi. Kendisini de talebe olarak niteledi.

    İnsanın Allah'a erişmesinde "Ulu kişi" imajına gerek olmadan bir yolun bulunabilmesi, arkasından halife bırakmaması, eserlerini rehber olarak sunması İmam Nursi'nin iman ve ahlak alanında karizmatik önderliğini gösterdiğini söylemek yerinde olacaktır.

    KAYNAKLAR

    1. Berger P.L : Dinin sosyal gerçekliği, İnsan Yayınları, İSTANBUL, 1993.

    2.CooperC.L : Stress, Medicine and Health CRC Press, NEWYORK, 1996.

    3.Csermely P.: Stress of Life from Molecules to men, Annals of the New York Academy of Sciences, Volume851,New York,1998.

    4.Damasio, A: Descartes'in Yanılgısı, Duygu, akıl ve insan beyni, Varlık/Bilim Yayınları Türkçesi Bahar Atlanır İSTANBUL, 1999.

    5. Damasio A.R.,Harrington A., Kagan J., et.all: Unity of Knowledge, The convergence of natural and human science Annals of the New York Academy of Sciences, Vol. 935. 2001.

    6. DSM IV: Amerikan Psikiyatri Birliği, Diognostic and Statistical Manual of Mental Disorders, New York,1998

    7.Gençten, Engin: Çağdaş Yaşam ve Normal Dışı Davranışlar, Maya Yay., ANKARA, 1981.

    8. Goleman D.: Duygusal Zeka, Varlık/Bilim Yay. Çeviri: Banu Seçkin Yüksel 9.Basım İSTANBUL,1998.

    9. Jung C. G. : Psikoloji ve Din, Çeviri: Cengiz Şişmen, İnsanYay.,İSTANBUL,1975.

    10. Kutay, Cemal: Çağımızda Bir Asr-ı Saadet Müslüman'ı Bediüzzaman Said Nursi, Kur'an Ahlakına Dayalı Yaşama Düzeni Yeni Asya Yay., İSTANBUL,1980.

    11. Mardin, Şerif: Bediüzzaman Said Nursi Olayı, ModernTürkiye'de Din ve Toplumsal Değişim, İletişim Yay, İSTANBUL,1992.

    12. Micheal Thomas: Medeniyetler Çatışmasından Diyaloğa, Gazeteciler Yazarlar Vakfı Yay. Zaman Gaz. Yay. İSTANBUL, 2000 (6-7 Haziran 1997 tarihli Bildiri).

    13. Nurbaki Haluk: İnsan Bilinmezi.7Baskı Damla Yay. İSTANBUL 1999

    14. Nursi, Said: Risale-i Nur Külliyatı, Kaynaklı-İndeksli 1, 2, 3, ciltler. Yeni Asya Yay. İSTANBUL 1994.

    15. Spinoza:Etika, Geometrik Düzene Göre Kanıtlanmış,Tercüme, Hilmi Ziya Ülken, Ülken Yay., İSTANBUL (Tarih Yok)

    Prof. Dr. Nevzat Tarhan: 1952 yılında Merzifon'da doğdu. 1969 yılında Kuleli Askeri Lisesini, 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitirdi. GATA stajı, Kıbrıs ve Bursa kıt'a hizmetinden sonra 1982 yılında GATA'da psikiyatri uzmanı oldu. Erzincan ve Çorlu'da hastahane hekimliği sonunda GATA Haydarpaşa'da yardımcı doçent (1988), doçent (1990) oldu. Klinik direktörlüğü yaptı. Albaylığa (1993) ve Profesörlüğe (1996) yükseldi. 1996-1999 yılları arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesinde öğretim üyeliği ve Adli Tıp Kurumunda bilirkişi olarak görev yaptı. Kendi isteğiyle emekli oldu. Halen Memory Centers of America Nöropsikiyatri Merkezlerinin Türkiye yöneticiliğini yapmaktadır. Çok sayıda eseri ve makalesi vardır.

    Yazar: Nevzat TARHAN (Prof. Dr.)
  • Zərif musayeva
    Zərif musayeva Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı'ı inceledi.
    176 syf.
    ·Beğendi·10/10
    İkiqai yaponların uzun ve mutlu yaşam sırları
    Kitap kişisel gəlişim kitapidir.Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.Okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.Kesinlikle yeni kararlar almağiniza sizi daha ileriye gitmenize,ve həyatınıza +tesir edicek🧡
  • BlueSugar
    BlueSugar Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı'ı inceledi.
    176 syf.
    ·17 günde·6/10
    Kitabı az önce bitirdim. Benim fikrimce kitap çok mantıklı ve faydalı, uzun yaşamın sırları aslında islamla örtüşüyor, kitabı okuyan çoğu kişi anlayabilir. Japonlar karınlarını tam doyurmuyor, yardımlaşmak önemli bir etken uzun yaşam için, hayatta olduğumuza şükretmek ve içki ya da şarap içmemek.... Ve en önemlisi hayatta bir amacımızın olması ve ilgimiz olan bir şeyi hayatımız boyunca hiç bırakmadan devam ettirmek. Çok rahat okunabilen, sade bir dili olan herkese tavsiye ettiğim bir kitap.
  • 176 syf.
    ·6/10
    Yazarlar bence hayatın amacından çok yaşam süresini uzatmaya takmışlar. Çok güzel, not aldığım bölümler oldu onları da alıntılayacağım ama genele vurduğumuzda kitaptan memnun kalmadım.
    Kapsamlı olsun her şeyi anlatalım demişler ama karman çorman olmuş. Stoacılar, wabi-sabi falan derken kitabın amacıyla aynı parelellikte ilerlemeyen, çelişen çok fazla gereksiz prensip okudum. Uzun yaşam sırları toplamda 10 maddeden ibaret -herkesin bildiği şeyler- ve bunu farklı cümlelerle uzatıp süsleyip tekrarlayıp duruyorlar, aynı şeyleri okumaktan çok sıkıldım. Bir sürü farklı örnek verelim derken yetersiz, yüzeysel örnekler vermişler üstelik bunlar hayata uygulanabilirlik açısından sınıfta kalıyor.
    Çok beğendiğim, altını çizdiğim cümleler olsada ...
    Yeterli mi ? Yetersiz.
    Değer mi ? Değmez.
  • Bu ümmetin fidanları çocuklarımız yazar Nurettin Yıldız.


    Öncelikle kitabın 2 ana temasını verip sonrasında başlıklar ve altında not aldığım maddeleri sıralayacağım.

    1.Aile Allah'ın onlara verdiği bir emanete sahip olduğu bilincinde olmalıdır.

    2.yarının ümmetine bir fert yetiştiriyorsun. Unutma! senin çocuğun yarınki ümmeti Muhammed'in şekli olacak.


    🔴Bir çocuk doğurmak🔴

    1.İnsan öldüğünde defteri kapanır ama salih çocuk yetiştireninki açık kalır.

    2.Mürüvvetini görmemiz evlenmeleri veya torunlarımızı onların kucağında seyretmemiz değil,Mezarın karanlığında iken onların bize göndermeye devam edecekleri namazlar sadakalar ve diğer sevaplara şahit olmaktır.

    Annelik babalık bizim gözümüzde budur böyle olmalıdır.

    3.Müslüman anne baba demek ile kastedilen; mezarda bile sevabının kesilmemesine vesile olacak nesli yetiştiren kimsedir.

    4.Bir çocuk doğurmak müslüman anne-baba için jinekologların yardımıyla çocuğu çıkarmak şeklinde değil, şeytanın bütün tasarruflarına karşı Allah'a kul olan, anne babaya mezarda hayat getirecek bir çocuk doğurma olarak anlaşılmalıdır.

    5. Çocuklarımız mezarımızda Umudumuz Cennet garantimizdir. Müslüman anne baba "sen şahit ol Allah'ım doğurduğum çocuğum beni cennete sokmaya vesile olsun da,Ben 20 sene boyunca ona hizmet edeyim,sadece kundakta iken değil ergenlik çağına kadar çocuğun en ayrıntılı hizmetleri ile ilgilenilmeli bunu almamalı bu hissiyatla çalıştıktan sonra işin gerisini Allah'a bırakıp,en azından niyetiyle kazanmış olmalıdır.

    6.Cennet gözümüzde kaç para ediyorsa dünyada çocuğumuza vereceğimiz emeğe bakışımız da o kadar olmalıdır.

    7. Ümmeti Muhammed'in fertleri çocuklarının her birine Kudüs'ü tek başına fethedecek bünye gücünde yetiştirmeli, hiç kimse Kur'an okumasa bile Mukaddes kitabımızı tek başına yaşatacak imanı taşıyacak çapla hazırlamakla mükelleftir. bir ellerine dünyayı Diğerlerine cenneti koyacak bir mantıkla hareket ederken sağlıkları ile de o ciddiyetle ilgileneceğiz.

    8. Oyunu ev içinde ki hareketleri bile şeriata göre Dizayn edilen bir çocuk Allah'ın izniyle aşın gölgesi için hazırlanan çocuktur.

    9. böyle bir çocuk için özel gayretimiz olacak namaz kılan ağzı besmeleli anne fiili bir duadır zaten.

    ☆Mümin anne baba son tahlilde cinsiyet tanımaz. Allah'ın emanetini tanır.

    10. mülk Allah'ındır ve o dilediği gibi yaratır. Çocuğun cinsiyetinden önemli;Onu yaratandır, teslimiyettir.Şura Suresi'nin 49 ayeti;göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır o dilediğini dilediğine verir.

    11. tabiin neslinden Muaviye bin kurrenin evladın doğunca tebliğe gelenlere ikramlarda bulunup sonrasında "Ben dua edeceğim sizde Amin deyin" demesi ve ilerleyen zamanlarda "o gün ben dua eder ve o sahabiler Amin diye icabet ederken neler söylediysem daha sonra hepsini çocuğum da gördüm" demesi bizim için bir örnek olmalı. Allah'a İtimat etmeli  ve duaya güvenmeliyiz.

    12.çocuk 7 gününe geldiğinde sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okunup sana şu isim verdim diye babaları tarafından söylenmeli,saçları tıraş edilip ağırlığınca Gümüş de vermek sünnettir.

     14.çocuğa isim verilirken kesinlikle akıldan çıkarılmamalı ki herkes kıyamet günü ismi ile çağrılacaktır.


    🔴Allah'ın fidanları🔴

    1.imran'ın karısı hanne gibi bebek ta karnındayken Hedefini belirle.

     Ali İmran Suresi 35 37 ayetler şöyle demiştir; bir şekilde senin hizmetini adadım benim bu adamı kabul eyle.Şüphesiz duaları kabul eden niyetleri bilen Yalnız Sensin.-Çocuk dünyaya gelince- Rabbim ben kız doğurdum (Oysa Allah Zaten onun ne doğurduğunu biliyordu) erkek kız gibi değildir Onun adını Meryem koydum onu ve soyunu Lanetli şeytanın şerrinden senin korumana emanet ediyorum"

    2.bir  kadın imranın karısının bu sözünden sonra çıkıp bütün dünyaya ilan etse "Ey Havva'nın kızları Kadınlar sizin bir aradığınız Allah'a açılmış elleriniz dualarınız ve emekleriniz bütün insanlığın kıyamete kadar ki yürüyüşü ile oynayacak güç ve kudrettedir kendinizi bilin anne adayları kaderinizi bilin.Allah'a bu şekilde dua edin vs haksızlık mı etmiş olur?

    ☆ Ey ümmeti Muhammed'in kadınları! sizde doğuracağı çocukları Allah'ın fidanları olarak yetiştirin. O fidanlara Umut bağlayın. Siz de dünyanın kaderini değiştirecek Allah'ın yeryüzünde tecelli ettireceği kaderini sebep olacak çocukların anneanneleri olun babaanneleri olun.sebep siz olun.Kur'an yeniden inmeyecek sizin adınıza bir sure konmayacak olsa bile, göklerde melekler sizi Ahmet'in karısı Mehmet'in kızı demişti ki diye ansınlar demek değil midir?

    ☆Sabahlara kadar uykusuz kalma pahasına heyecanla teheccüde kalkıp"Rabbim Ben de Bu ümmetin Ahmet'in karısı olarak Mehmet'in karısı olarak karnımdaki ne sana adadım" niye demeyelim? farkımız ne?

     4. belki de o çocuk, o Lider, O Fidan senin çocuğun. Benmi diyen cahildir!

    5. Allah sana bir fidan verdi meyvesini yemek için çabala, asla vazgeçme! ana baba olarak çocuğumuz oldu demeden önce Rabbim bizim bahçemize bir fidan dikti Ben o Fidanı büyütüp meyve verdi günü görmek için uğraşıyorum demeye mecburuz.

    6. Hannenin sözlerini duyup Peki kabul ettim diyen Allah bizim de Allah'ımız dır.O günkü Adak Bugün de mümkündür.

    7.Artık benim oğlum benim kızım benim talebem benim kursum grubun talebesi sözleri iptal olmalı. Allah'ın fidanları denmelidir. Elhamdülillah Rabbim benim evime Bir Fidan verdi buna büyütüp ümmetimin bağrına dikeceğim İnşallah diye iman etmek gerekmektedir.

     8. her şey niyet ile başlıyor. Gerçekçi bir niyet ve o niyeti doğrulayan tavırlar olmalı

     9.samimiyete bak yüreğine bak dilini de dolaştırdığın sözlere bak ve Allah'a bak. Allah Ali İmran suresinde bu kadını senin önüne boşuna koymadı! bunu anladıysan nereye davetli olduğunu da anladın demektir. bunu anlamadıysan sözde  bitmiştir.


    🔴Çocuğun sahibi Allah'tır🔴

    1.Allah geçmiş şimdi ve gaybı en iyi bilendir. çocuklarımız asla bizim değildir, Allah'ındırlar.Biz ise emanetçileriyiz.

    2.çocuk planlarını Haşa Allah değil de teknoloji ve gelişen siyaset politikaları yüzünden yapılıyormuş zanetmekten vazgeç.

    3.Biz ümmetiz birimizin çocuğu hepimizindir.

     4.devletler kullanacakları memurlar ve robotlaştıracaklari insanlar aradıklarından böyle politika güdebilirler ama Biz Allah'ın kulu Ahmetler Ayşeler olarak gördüğümüz çocukları konuşmalıyız, eğitimleri ona göre vermeliyiz.

     5. Bir mümin olarak benim dünyanın en zeki çocuğunun babası olduğum zaman hissettiğim mutlulukla,dünyanın en zor engeliyle doğan çocuğun babası olduğunu da hissettiğim aynı değilse ortada pratiği bir türlü görülmeyen bir iman var demektir.Allah'ın beni görmek istediği gibi değilim demektir.

     6.ne kadar Yusuf güzellikteki çocuk Allah'ın cennetine girmemize sebep olmadıkça değerli değildir..

    《《《7 tespit 

    1. insanlık ilk defa Adem aleyhisselamdan bu yana çocukların anne babadan daha fazla bilgi sahibi oldukları dönemi yaşıyor bu konuda tedbir ve dikkat gereklidir.

    2.İnsanoğlu Allahü teâlânın yarattığı günden beri çocuğunu bugünkü kadar eşya yerine koymamıştır.her şey çocuklar için diyerek sorumluluk ondan ona ondan ona atılıyor.

    3.yine insanlık ilk defa hiçbir engel olmaksızın en küçük yaştan itibaren cinsel hürriyetine sahiptir.

    4 asrımızın büyük sorunlarından biri de farklı dillerin konuşulduğu evlerde yaşanıyor oluşudur.ana baba genç aynı evde farklı dil konuşmaktadır.

    5 israfın mübahlaşması günümüzde olduğu kadar tarihte hiçbir devirde böylesine ileri gitmemiştir.

    6 ebeveynlerin ilk defa böylesine yoğun halde başa geldiği için oturup düşünmeleri gereken bir diğer nokta da din içerikli tartışmalardır.bunlara kesinlikle fırsat verilmemelidir.

    7 Allah'a kulluğu bilmeyen çocuğunu feda etmeye razı ve hazır olmayan anne babalar o imparatorların önünde kesinlikle eğileceklerdir.espri için ifade ediliyor olsa daana babanın korkusudur;ekselansları sinirlenip Sabahleyin kahvaltı sofrasına oturmazsa değil mi?》》》

    7. Cihat meydanlarındayız birleşmeliyiz.

    çocuk psikolojisinden anlayan Hoca Efendiler olmalı. Çocuğun ne olmak istediği bir pedagog uzman tarafından yönlendirilerek yapılmalı ana baba istiyor diye değil.

     8 Nuh aleyhisselamın son gemisine binmeyi kabul etmediğini gördüğü halde oğluna yavrum diye hitap ettiği kulaktan çıkmamalı asla umudumuzu kesmemeliyiz.

    9 günü ezanla alay eden çocuğun peygamber terbiyesi ile Kabe'ye müezzin olduğunu ve bu örnekteki çocuğa davranış şeklimizi hep gözden geçirmeliyiz.

    10.Süfyan ibni üyeyne isimli bir Alim zat vardı.Ebu Hanife'nin arkadaşlarından Bu mübarek zat bir gün mescide ders anlatırken içeriye küçük bir çocuk giriyor o da Çocukla oyun oynamaya başlıyor.sonrasında alimlere dönüp öyle demiş; Bu çocukla ilgilenmem sizi rahatsız mı etti?Bir zamanlar bende çocuktum ve alimlerin Meclisine böyle girerdim alimlerin ortasında otururdum.Annem bana kalem verirdi ceviz kadar bir kalemim vardı ve onunla bir şeyler yazardım.Ben gelince meclisteki zatlar 'Şeyh efendiye yer açın'diye şakalaşırlardı.

    o gün beni büyük adam yerine koydukları için şimdi sizeleride okutuyorum. bu çocuğu da yarın onun Allah ve rasullullah diyebilmesi için büyük tutmam lazımdır.

    11.50 kere Eşek herif dediğin çocuğun Hafız olmasını isteyen iyi bilmelidir ki; Allah'ın kanununda eşeklere hafızlık yoktur eşek hayvan dönen kimse Hafız olmaz Alim olmaz insanda olmaz.


    🔴Çocuk insandır🔴

    1. Çocuklar bizim malımız ürünümüz değil birer insandır. 

    2. çocuklarımız insan olarak doğarlar insanlığın umudu olarak yaşarlar,her anne-baba 'hiç kimse secde etmiyor olsa da benim çocuğum secdeyi ayakta tutan Son Umut olacak' duası ile çocuğunu büyütmelidir.

    3.bizim çocuklarımız insandır ama aynı zamanda insanlığın umududur biz farklıyız.

     4.Ey Allah'ım sen verdin ya Ne güzel verdin diyen anne baba olmalıyız.

     5 çocuğun namaz kılmasını istiyorsan kendi namazına bak.çocuğun Kur'an okumasını istiyorsan kendi Kuran okuyuşuna bak. çocuğun kötü şey kullanmaması istiyorsan kendi kullanmamaya bak.çocuğun akraba kıymetini bilmesi istiyorsan sen bilip bilmediği ne bak!

     6 anne babalar evladı Allah'ın nimetlerinden bir nimet olarak görmeliyiz.

    7 önce kendimizi ıslah edeceğiz.Salih amel yapan anne-baba olacağız.

    8 çocuklarımız için Rabbimizden bir şeyler isteyeceğiz biz yapalım gerisini de Allah'a bırakalım.

    9 Her çocuğun kütüğü var. anne babalar Yardım almak için görüştüğü psikolog ve Hocaefendi aile büyüğü dışında çocuklarının ayıplarını yaptıkları yaramazlıkları hataları Kimseye anlatmamalidılar.

    11 çocukları birer pyt edinmemeliyiz.

    12 Fil Suresi Nuh Aleyhisselam İbrahim Aleyhisselam Musa Aleyhisselam'ın yaşadıklarını birer çocuk hikayesi değil aile kuralları haline getirmeliyiz. 

    ☆ Yakup aleyhisselamın örnek alınmadığı bir toplumda Müslümanlık çok zor.

     13 İbrahim Lut Nuh Yakup aleyhisselamın evimizin başöğretmeni yaptığımız gün Allah'ın rahmeti de bize gelecek ve ciddi şekilde Rabbimizin rahmeti ile tüm Zorluklara rağmen Allah'ın izniyle ümmeti muhammed kalitesinde çocuk yetiştireceğiz

     14 Peygamberimizin yaptıklarından davranışlarından dersler çıkarmalıyız 

    16 çocuk yetiştiren Her anne-baba Allah'ın izniyle Bedir mücahidi Uhud Mücahit Hendek kazan mücahittir

     16 yetiştirdiğimiz çocukların diplomaları olsun yakışıklı elbiseleri olsun her ay yeni ayakkabıları olsun ama rabbani olsunlar. Kula kulluk etmem Allah'tan başkasına secde etmem diplomaya tapınma hiçbir şekilde karşı cinse esir olmam ancak helal ederse Allah eş olurum diyen rabbaniye genç...

    17.17 yaşında bir yiğit Usame Bin Zeyd Hep örneğimiz olmalı.Peygamberimizin onu İslam ordularının başkumandanı yapması ve Arafat'ta akşam ezanı buradan gideceğiz diyen peygamberin 120000 kişiyi sırf Usame'yi göremeyince(abdestten geliyormuş)gelsin diye bekletmesi geldin mi yavrum diye buyurması Şimdi gidelim demesi efendimize oradakilerin burnu eğri çocuk için mi burada bekliyoruz demesi Evet bunun için bekliyoruz buyurması hep kulaklarınıza küpe olmalı..

    18 efendimizin şu sözleri unutmamalıyız;insanları parayla da doyuramazsınız tatlısöz ve Güler yüzünüz ve doyurun..

    ☆ hadisi şerif; Her doğan çocuk Fıtrat üzere doğar anne babası onu Yahudileştir hıristiyanlaştırır veya mecusileştir. Yani Hadis bize şunu söylüyor; çocuk 16 yaşına 20 yaşına geldi Hatta 30 yaşına geldi iyi bir ümmet olamadı ise ilk sorumluyu Efendimiz gösteriyor anne ve baba... Ayrıca bu sorumluluğumuzu başkalarına havale edip etmediğimizde incelemeliyiz..

    🔴En iyi çocuk🔴

    Bizler anne babalarımızın önüne onların kaderinin sonuçu olarak konduk. Herhangi birimiz Annesi veya babasının seçeneği değildir. bizim çocuklarımız da bizim seçeneğimiz seçeneklerimiz değillerdir. imtihanda olduğumuzu unutmamalıyız rabbim böyle münasip gördü.Başüstüne Rabbim deriz. 

    Sakatına seviniriz,Sağlamına endişeyle seviniriz. Endişemiz nedendir;acaba kazanabilecek miyim bu imtihanı? Çünkü sakat verdiyse imtihan edecek demektir. sağlam verdiyse gene imtihan edecek demektir. 

    ☆Asıl sıkıntımız söz sahibine gerçek sahibini unutup kendimizi yetkili makama koymamımızdadır.


    🔴Ha Çocuk Ha Cennet🔴

    1. Büyük düşün ve en büyük hedefin gayen; cennete yerleştirilmiş evlat olsun.

    2.Hanne gibi Allah'a adanmış evlat için çabala.

    3.Kadın hamile iken bilinçli olmalı.

    4 bir kızın gençlik çağından itibaren yatırımı başlamalıdır.

    5kendini Mücahit bil Hele ki üç kız evladın varsa ne mutlu.

     6 Sen cennete giriş biletini ya yırtarsın ya korusun.

    7.Elbette abdestsiz kıldığın namaz seni cennete sokmayacağı gibi berbat büyüttün bir çocuk da Cennet sebebin olmayacaktır.

     8.ha namaz Ha Çocuk, Ha Cihat ha çocuk, yani Cihat çocuk demektir.Kabe'nin etrafını tavafla İhya edecekler ve camileri ön safından arka safına kadar dolduracaklar; melekler değil insanlardır. Yani Cami yapmaktan evlâ değildir bir çocuk yetiştirmekten.

     10 çocuk belki Cennet Belki de cehennemimizdir. Ama Nuh Aleyhisselam oğlu yüzünden cehenneme girmedi.Lut Aleyhisselam karısı yüzünden cehenneme girmedi.

    Asiye Aleyhisselam kocası yüzünden cehenneme girmedi Çünkü üzerlerine düşeni yapan rahattır…

    ☆☆Dalgalar boğuyor dünyayı Sen neredesin? Nuh'un dalgaları internet dalgası oldu şimdi Medya dalgası oldu çevre dalgası oldu neredesin Anne? neredesin  sen ey Baba?

    ☆☆Allah'ın tesettür örtü hicap dediği şeyi erkeğin dikkatini çekecek hataya davetiye oluşturacak bir şey haline getirdin,bunu düşün! sen yatak odasında bile kullanılsa bir erkeği çıldırtacak kıyafeti tesettür diye bir genç kızın üstüne koydun!

    ☆☆çocuklarımız  cennettir.Her Çocuk bir cennet olmasaydı eğer Allah her doğurduğu yavrusuna karşılık olarak Annenin ayağına Cennet koymazdı. Neden Allah anaların ayaklarının dibine Cennet getiriyor? Doğurdun diyor? Eğer çocuk cennet demek olmasaydı Allah doğum yaparken acısından kıvranıp ölen bir kadına şehit saymazdı.



    🔴Ibadet donanımlı çocuk🔴

    1.Gayen Mümin yetiştirmek ama maksatın halin dünya olmasın.

     2 konuşurken Allah ve peygamberden konuşup iş yaparken paradan betondan Diplomadan konuşursan olmaz.

    3 melekler gördüğünü yazar ne yazdırdığı na dön bak.

    4 sahip değil emanetçisin unutma.

     5 vazifen ibadetten zevk alan çocuk yetiştirmek.. annelerin babaların öğretmenlerin muallimleri vazifesi Kur'an adamı yetiştirmektir.yorulunca hastalanınca bunalınca  stres başında duman olunca İki rekat namaz kılayım da atlatayım diyen insan yetiştirmek ve büyük Gaye asıl Hedef odur.

     İnşallah bunu yakalamanın anne baba Öğretmenler olarak vazifemiz olduğunu anlayacağız ve gayret edeceğiz.

    6. çocuğa öğrettiğin her ezber,secde imsak için sahura kalkması tuvalete götürüp tahareti öğretmen sadakadır, insan bilmeli ki 20 Sene 50 sene 100 sene sonrasının yatırımını yapan bir proje üzerindesin.

    7. ibadet olmalı öğretilmeli ama kuru kuru içi boş değil.

    8 vazifemiz kuran adam Olmaktır. Çocuklarımızı Kur'an donanımlı Kur'an ahlaklı insanlar olarak yetiştirmektir.

    9 hiçbir anne baba buluğ çağına kadar proje yapmamalıdır. bizim projemiz "Ya ben ya o kabre girinceye kadar" diye olmalıdır.

     10 öğreten ben olduğum için ölüp gitsem bile o namaz kıldığı sürece biiznillah melekler benim namazım devam ediyormuş gibi yazacak bilinci olmalıdır.

     11 Teknoloji sayesinde çocuğun öğretmene değil eğitilmeye lezzet alması için uğraşmaya ihtiyaçlardır.

    12 anne ve baba sen lezzet tohumu ekmeli.

    13 hamilelikte bilinçli ol.

     14.3 yaşına kadar anne çocuğa kendini verecek ve bir nevi Karantina altına alacak(melekler Allah dostları ile)

     3-5 yaş arası çevre biraz genişleyecek' hayır ve şer Gündem az az  verilecek,5-10 yaş arası öğretilme dönemi,10 yaş sonrası uygulama döneminde denetimi..

    15.Sen çevresi olmalısın.

    16 çevresini dezenfekte etmelisin.

     17.niye teyzemler halamla eniştemler geldiğinde haremlik selamlık otururuz diye sorduğunda Biz müminiz diyeceğiz bunu izah edeceğiz. niye biz Her gördüğümüz sucuğu almıyoruz dediğinde biz müminiz helal ve haram standardımız var niye bizde falanca kanal yok dediğinde Eee gözümüzün gördüklerinin hesabını vereceğiz. Biz müminiz mümin haram yemez harama bakmaz demeliyiz.


    🔴Işte Cennet🔴

    1.kız çocuğu Cennet garantisidir.

    2.kız çocuğu %100 cennettir.

    4 kız kardeşine bakan da cennettedir 5 bu sırları bizden önce öğrenen Şeytan da gayet iyi biliyor ki; bir kız çocuğunu batırır diploma ile lise lise gönderir,yabancı diyarlarda zillete rağmen okumaya devam ettirsem Müminler Bir Ana kaybetmiş olacak, ümmetin kaybettiği her ana Resulullah'ın gözünde bir damla yaş demektir bunun için şeytan tuzağına dikkat..


    ☆☆ Peygamberimizin kim üç kız çocuğuna bakar onların terbiyesini verirse ve onları vakti gelince evlendirirse ve onlarla iyi geçinmeye daha devam ederse onun cenneti vardır buyurmuştur. Burada üç noktaya vurgu yapılmaktadır;1.terbiyesi,2 evliliği,3 seni üzdüğü zaman bile edeceğin sabır.

    ☆☆Ahmed bin Hanbel'in kız çocuğu sevgisi.. oğlu diyor ki "babama bir kız evladı doğduğu haberini verdiğimde gözleri doldu Rabb'im sana şükürler olsun peygamberine de kız çocuğu Vermiştin Bana da kız çocuğu verdin diye secdeye kapanmıştı"



    🔴Kur'an aşısı🔴

    1.Kur'an'ı en çok konuşanlar onunla en az ilgisi bulunanlar olduğu zaman bunun adına münafıklık denir.

    2. Kur'an'ı sadece konuşmak da Müslümanlık değildir. Kur'an konuşmak için değil ruhlarımızı terbiye etmek için Ashabı ikram gibi Müslüman Olmak içindir.

    3.ne balı konuşmak ağzımızı tatlandırır ne de Kur'an'ı konuşmak imanımızı güçlendirir. Bal tatlıdır diye 100 defa Söylemek yerine kapağı açarak parmağı bandırıp diline sürenin bal tadı aldığı gibi bir kere Sabah namazına kalkmak bin kere Kur'an büyüktür demekten daha önemlidir. Kur'an büyük olduğunu söylememize muhtaç bir kitap değildir.

    4.Bir fitnenin içine düştük.

    Maşallah çocuklarımız Kuran hatmi ediyor ama kendinize sorun; çocuğun Kuran'ı hatim etmeden,Elif cüzü bilmeden önce kaç puanlık müslümandı ve Allah'a ne kadar yakındı? Kuran'ı hatim ettikten sonra ne değişti?

    5.çocuğu boğmamalıyız. çocuklarımıza  ekmeği bütün bütün olarak ağızlarına koyar gibi Hafız yapıp sonra bilgisayarların önüne salmamalıyız.

     6 Kuran'ımızı artık çocukluktan itibaren aşı yaptığımız gibi birbirlerimizi aşısını kontrol ettiğimiz sağlık kitabı haline getirmeliyiz.Rabbimin huzuruna çıktığımız da "Rabbim Biz ailece Aşılanmış tık Kur'an'dan ve bu kadar becerebildik" demeliyiz. Bu cevabımız kıyamet günü ama toplum çok kötüydü demekten çok daha iyidir.

    8 Kur'an aşısını verirken çocuğun anlayış seviyesine yaşına kapasitesine dikkat etmeliyiz.

    bir günde 1 fırın ekmek yedirmeye çalışıp çocuğumuzu boğmamalıyız.


    🔴Medine'de çocuk olmak🔴

    1.Efendimizin uygulamaları bir müthiş bir çocuk sevgisi vardı Onun yüreğinde.

    2. çocuklara bol bol dua ederdi.

    3 çocukları adam yerine koyardı.

     4 dağlar gibi sabırla çocuklara muamele etti.

    5 çocuklarla oyun  oynardı.

    6 önce anaları yetiştirdi sonra her ana kendi evladını yetiştirdi.

    ☆☆saksıda buğday yetişmez her kreş, Her okul saksıdır Seradır,ana ise bir vadidir.

     7.namazda nasıl örnek alıyorsak çocuk yetiştirmede de efendimizi örnek almalıyız.

     8 çocuklarımızı sevmeliyiz.Çünkü çocukları çok seven bir peygamberimiz vardı.

    9 bir anne bir baba evine ekmek taşıdığı kadar çocuklarının dosyasına da dua taşımalıdır.

    10 Çocuklarımızı nasıl görmek istiyorsak doğduğu günden itibaren çocuklara o beklentimizin gerektiği muameleyi etmeliyiz.

    11 Peygamberimizin aile hayatına yaptığı katkıları bilmeliyiz.

    12 rukü etmeyi öğreten Peygamber çocuk Öpmeyi de öğretiyor.

     13 Efendimiz hazır Pamuktan yastık yapmadı,kayaları öğüterek pamuk haline getirip yastık gibi kullandı. bugün evlerimizde Biz ne kadar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sabrını gösteriyoruz bir bakın?

    ☆Merhamet! Merhamet! Bu Merhameti gösteren anneye de Allah'tan rahmet

    14.ayetler gökten aşağıya azametle boşalıyorken Peygamber Aleyhisselam çocukları dizmiş yarış yapıyordu.Biz peygambere göre namaz kılar oruç tutar ona göre zekat veririz Hac yaparız kurban ona göre Keser teheccüte ona göre kalkarız Kur'an'ı ona göre okuruz ve onun büyüklüğü gibi de çocuk büyütürüz.

     15.gazabın şiddetin heybetin Allah'ın dini için olmalı.

    16 En sonunda da yine sabır! Nuh Aleyhisselam kadar sabredeceğiz! Bıkmak usanmak beddua etmek yok.


    🔴Musap gibi anne🔴

    1.biz anneliği sadece bebeğe en iyi sütü veren süt firması gibi görürsek neslimizi kaybederiz. En iyi sütü emziren çocuğuna bakışı ile bile susmasına vesile olacak derecede şefkat dolu anne gibi öğretmen asla bulunamaz,bilgi veren ciltler dolusu kitap Okutan bulabiliriz belki ama Allah'ın adını anınca tüyleri diken diken olacak yüreği veren kimse bulamayız.

    2 kafa karıştırmak için çocuğu sıraya oturtmak herkesin işi Allah derken ninni okur gibi mutluluk verecek Duygu ise ananın işidir.

     3 çocuğu en kirli zamanlarından bile ana olduğu için iğrenmeyen kadın çocuğuna 10000000 kere besmeleyi tekrar etse ve çocuğu öğrenmese 10 milyon bir kere yine tekrarlar ve Usanmaz Çünkü Analar Usanmaz Anadan başka herkes çocuktan Usanır.

     4 analarımız Allah dedirtmeyı bildikleri sürece İslam kıyamete dek payidardır.

    ☆Bu ümmetin ilk muallimleri Tıpkı Hira'dan geldiğinde korktuğunu söyleyen Efendimize ilk cesaret veren Anamız gibi Kur'an aşçıları annelerdir. Analara evlad emanettir ve her Anne musab olmak zorundadır yesripleşmiş yerleri Medine'ye dönüştürülmelidir.

     6.her sözün  zamanı kulağı vardır

    7 Allah'a secde edecek çocuk yetiştirmek üzere niyet halinde olmalıyız. Duamız "Rabbim musab ile yesribi yeşerttiğin gibi benim yavrumun imanına ve ibadetlerini de benim emeklerim İle yeşert"

    Böylece Ben hem doğurdum hem de onu seninle buluştrup durduğum için kıyamet gününde iki analık ile bilineyim diye Rabbine niyaz etmelidir.

    8.kan ve irin dolu bir göğüsten çıkıp bembeyaz sadece Çocuğun ağzına gidecek sütü Emziren anne 1001 haramla dolu şehrin içinde de Allah'a imanı çocuğunun kulağına koyabilir.

    9 annenin Hafız olması Arapça bilmesi şart değildir. Müslümanlığı namaz kılıyor oluşu yeterlidir.

     10 annelik Musap Olmaktır ve büyük bir şanstır anneler için.

    11 çocuğa nasıl ki 3 dakikada süt emziriyor ama yarım gün ağlamıyorsa 3 dakikalık bir eğitimin sonucu da bu orandan bile daha fazla meyve verebilir.

    12 musablaşma derdi taşıyan Analar asla umutsuzluğa yanaşmamalıdır. Şeytan'ın en sevdiği Müminler umudu kırık müminlerdir



    🔴Kız çocuğu rehberi

    1.Sabır tüm eziyetlerin karşılığının cennette muhakkak verileceğini unutma.

    2.bir Nimet büyüdüğü kadar sıkıntı doğurur.

     3 Allah kız çocuğuna direkt Cennet vaad ediyor,yetiştir Cennet Senin Olsun diyorsa peygamberlerin lisanında Kur'an'da da bu işaretler varsa bundan müslümanlığa anlar ki bir de yetiştiremez Sen Vay Halime o zaman dayandım işte.

     4 yetiştirilememiş kız çocuğu senin kaybettiğin bir cennet şansı demektir.

    5 Müslümanın evlat yetiştirirken Özellikle de kız çocuğu yetiştirirken en güçlü silahı sabırdır.

    6 ağzını açıp da beddua etmek için 910 sene beklemen lazım yoksa acele etmiş olursun.Tıpkı Nuh aleyhisselamın 950 sene sabrettiği gibi dönmeyeceksin bağırmayacaksın beddua etmeyeceksin. 

    ☆☆Erkek çocuğuna beddua etmek bedduadır da, kız çocuğuna beddua etmek Onun doğuracağına da beddua edip nesilden nesile zehir akıtmaktadır.

    8 cennetlik kız kuralları.

    A.Kız çocuğu sahibi olacağın da ilk tepkiyi melekler kaydedecek unutma sonrasında Kur'an kursuna gönderdik şu yaşta başını örtüp diye çok boğa çalarsın daha sen ilk günden Suratı asık bir ana baba değil miydin ki 

    B.kız çocuğu büyütmek ibadettir

    C. Ilk altına giren süt damlasından sonraki dönemlere kadar harama helale dikkat et

    D. Allah Kadın neslini erkeğe göre daha taklitçi yapmıştır O yüzden çocuğunun etkilendiği kişilere dikkat et çevrenin temizle

    E. Çocuklar arasındaki adaletsizlik zulümdür zulmün olduğu yerde Allah'ın rahmeti yoktur.

    F. Şu beş tehlikeye dikkat et bir çocuğun kontrolsüz boş vakti olmasın iki kötü örnekler göreceği çevresi Olmasın 3 çocuğun Şehitlerini takip altında olsun 4 çocuğun cahil almasına müsaade etme 5 ay olmadan annelikle ilgili Allah'ın ona verdiği fıtratı öğret

    G. Çocukların içe eğitiminde kız çocuğu için sorumluluk sıralamasında anne ilk Baba 2. Hoca ve eğitimci 3 sırada olmalı

    H. Kız çocuğuna tesettürden başörtüsü ve etekten önce Allah'ı tanıt 3 yaşından itibaren bu eğitimi başlat 5 yaşına kadar cennet cehennem Allah Konuş 67 yaşlarına çocuğun vazifelerinin bulunduğunu farklılığını Hissettir 7 yaşından itibaren de tesettür örneği olan verilebilecek kıyafetler çocuğa giydir

    I. Kız çocukları için fıkıh yani ilmihal bilgisi Kur'an bilgisinden önce gelmektedir öğret.


    Mümin genç kız🔴

    1.Kabe'nin İstanbul'da olmasını istemek nasıl çılgınlıksa erkek olsaydım kadın olsaydın demek de aynı hatta daha fena çılgınlıktır.

    2 Rabbimiz en güzel en gerekli ve en uygununu yapmıştır. kadın yarattıysa en uygunu o,erkek yarattıysa en uygunu o. Çocuk vermedi ise de en uygunu odur.zenginlik fakirlik de buna dahildir. her yaptığını güzel yaptı Allah'ımız.

     3 "İtiraz etmiyorum Ama şöyle olsa daha iyi olmaz mıydı"demez bir mümin. dili ile de demez içinden de demez. 

    4 kalbini şeytanın avucuna koymaz.

     5 hacdan dönene Ne mutlu sana diye gidiyorsan üç kızı olana da aynı mutlulukla tebrikle gitmeli Mümin kişi.

    Olan da aynı mutlulukla karşılamalı çocuğunu.

     6 Batı hilekardır ikiyüzlüdür kültürü bataklıktır.

    7 kız çocuğu üzerindeki yatırım bu ümmetin en büyük projesidir. En büyük umududur. Kızları yetiştiremeyenler koca koca camiler yaparak açık kalan boşlukları kapatacaklarını sanmak da kendilerini oyalamaktadılar.

    8 genç kız hayatın içinden gelmelidir özellikle kız çocuklarının 18 20 li yaşlarda Kur'an kursu bile olsa yurtlarda bırakmamalı eğitimlerini vermelidir.

    9 ilmihal hayatı kuşatan bir ilmin adı olmalıdır.

    10 kız çocuğu yetiştirmek ona Elbette Allah'a ilmihali öğretmektir. hayatı Öğretmek de kız çocuğuna yetiştirme mantığımızı içinde olmalıdır.

    11 internette bilgisayar başında helak olmuş nesil istemiyoruz ama hastaneye gittiğinde Kimlik bilgilerini dolduramayacak kadar yaşadığı Çağın Kültürü'nden anlamayan nesil de istemiyoruz.

    12 namazında tesettürün de dilinde etinde kusur olmadığı gibi kadınlığın da ve anneliğin dede leke olmayacak şekilde yetiştirilmelidir.

    13 genç Mümin kız ümmetin 100 sene sonrası demektir. 100 sene Kudüs'ün durumunu Afrika'daki Müslümanların vaziyetin merak edenler sıradan 3 müslüman Evin kapısını vursunlar owenin kızları ne durumda olduğuna baksınlar ümmetimiz 100 sene sonra da orada demektir.


    🔴Namaz eğitimi🔴

    1.peygamberimiz 7 yaşından itibaren çocuklarınıza namazı Emredin 10 yaşından itibaren de kılmazlar sa onlara hafifçe vurun demiştir.Ama bir günde kaç vakit namaz var 5 kameri aylar ile konuştuğuna göre Efendimiz bir yılda 354 gün var gün 5 defa ve 3 yıl Yani 5 x 354 x 3 eşittir 5310 Demek ki bir baba annenin çocuğuna namaz kılmıyor ye Tokat durabilmesi için 5310 defa namaz kıl yavrum demesi lazımdır. çocuğuna namazı 5310 defa hatırlatan Bir babanın sinirlenmeye hakkı vardır.

    Çocuklar Allah'ın emaneti namazda yine onun emridir.

    ☆☆Allah'ın emrini Allah'ın emanetine yaptıracağız bunun için çektiğimiz çile sıkıntı attığımız gözyaşı bir ibadettir.

     3. İki kazancımız olacak;kılması için mücadele ettik ama kaldıramadık,elde bir kazanç yine bizim nedir? Nuh aleyhisselam da çocuğuna namaz kıldıramadı. Lut Aleyhisselamın oğluna Kaldıramadı İbrahim Aleyhisselam da babasına Kıldıramadı.kaybetmediller ama... çünkü namazsizligin önünde pes etmediler.

     4. 29 Mayıs akşamı alnında Ne Güzel Adam yazan Sultan Mehmet Fatih ertesi gün 'sabah namazı gündüz uyanınca kılarız' deseydi onu Fetih bile kurtaramayacakdı kıyamet günü.

    5. Edirne'de top döktürüp öküzlere çektirip Kasımpaşa ya geçirirsin ama bundan daha ağır olan çocuğunu Sabah namazına alıştırma mücadelesidir.

    6. ihlasla davet etmeye devam etmelisin 

    7.Allah'ın emrini hatırlatıyorsun umutsuzluğu unut.

     8.ana baba ortak çalışmalı- alıştırmalıyız.

    9.Salih arkadaş açısından çevresiz kalmamalı.

    10.komşularla anlaşarak dönüşümlü çocukları camiye ısındırmalı.

    11.Eğer çocukları namaza alıştıracaksanız işe uyku ile başlamalısınız. namazın en sinsi düşmanı yataktır.

    12.Güneş endeksli bir yaşam tarzınız olmalı.En azından tavuklar kadar ciddi olmalıyız ve çocuğumuzu grip olmuş birinden uzak tuttuğumuz gibi namaz ciddiyeti olmayan aile çocuğundan da korumalıyız. namaz deyince cenneti hatırlamayanlar evimize misafir gelmeye bilirler hiçbir sakıncası yoktur..

    13.psikolojik açıdan sıkıntı varsa gerekiyorsa bu süreç 6 yıla kadar uzayabilir..

    🔴🔴Rabbimiz  bizi duamızdaki heyecanımız kadar görüyor, bizim ve çocuklarımızın kesiştiği yerdeki dua samimiyetimiz de ne kadar yardım gördüğümüzü ve göreceğimizi gösterecektir. Bir ömür süren, karanlık gecelerde ki,dua edilenle edenden başkasının bilmediği o Dualar var ya...🔴🔴
  • Aktif kalın, emekli olmayın
    Ağırdan alın
    Mideyi tıka başa doldurmayın
    Gülümseyin
    Anı yaşayın
    Teşekkürlerinizi sunun
    Egzersiz yapın
    Doğaya dönün
    İyi arkadaşlarınız olsun
    Sadelik