İnsan nihai amacının iyi bir insan olup öldükten sonra cennete gitmek olduğunu düşünürdü. İşin aslı kutsal metinler bu doğrultuda düşünmelerine yön verirdi. Bahsi geçen Cennet Bahçesi zaten yaşadığımız fiziksel dünyada diye inanıyordum. Hatta kapısının nerede olduğu da biliniyordu. Bizlerin amacı, burada yaşarken iyi birer insan olup, cennetin kapılarını açıp, içinde kendimize barınacak bir yer bulmaktı.
Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne cellâdın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile.
Dayan rüsva etme beni.
Oysa, bir insanın bu dünyada kaybolması için gözleri kapalıyken kendi etrafında bir kez dönmesi yeter de artar bile. Kaybolana kadar, başka bir ifadeyle dünyayı kaybedene kadar, kendimizi bulmak gayesiyle atacağımız bütün adımlar nafile bir çabadan ibarettir. Zira, nerede olduğumuzu, neler düşündüğümüzü ve düşüncelerin ilişkilerimizin sonsuz uzantılarıyla sürdürdüğü bağlantıyı ancak
o zaman fark ederiz.
"İnsanlar nerede?"diye sormuş nihayet küçük prens.
"Çölde insan kendini biraz yalnız hissediyor."
"İnsanların arasında da yalnız hissedilir,"demiş yılan.