Bu yıl yaptığım en iyi okumalardan biri bu asil kitabı okumaktı. Safahat sadece bir şiir kitabı değil, bir insanın vatanıyla, toplumla ilgili dertlenmesidir. Şair, toplum için sanat anlayışını benimseyerek dertlerini öyle güzel dizelere dökmüştür ki, hem toplumsal ve vicdani meselelere değinmiş hem de bu duyguları estetik bir dille ifade etmiştir. Safahat, 7 kitabın birleşimiyle oluşmuş 1075 sayfalık bir eserdir. Şair bu dev eserinde, toplumsal gerçekleri, dini sorumluluklar ve düşüncelerini, vatan sevdasını, doğu-batı meselelerini ve gençlerle ilgili ideallerini anlatmıştır.
Kitabın Safahat (1), Süleymaniye Kürsüsünde (2) ve Hakkın Sesleri (3) bölümlerinin ilkinde şair yoksulluk, cehalet, tembellik, ümitsizlik gibi toplumsal sorunlara değinirken; 2. bölümde bunları İslam dünyasının geri kalma sebepleri olarak anlatır. 3. bölümde ise, ayetlerle destekleyerek, bu durumların getirdiği olumsuzlukları dizelerinde net ve açık bir dille ifade eder.Tembellik, cehalet, ümitsizlik, yoksulluk insanın ruhunu aşama aşama kemiren, birbirini doğuran ve besleyen kavramlardır. Tembellik, insanın ruhuna oturan bir yüktür. Eğer beden ve zihin çalışmayla ışıldamazsa, tabiri caizse ter atarak güçlenmezse, tembellik cehalete götürür. Cehalet, insanın ruhundaki maneviyatı besleyen azalarını körelten, hayata bakışını daraltan, hayata bakan penceresini soba kurumu gibi siyaha boyayan bir durumdur. Cehalet ve tembellik, insanın ruhunu çepeçevre saran ümitsizlik sarmaşığını besler, geliştirir. Hâlbuki Yusuf Suresi 87. ayette Rabbimiz: "Kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah’tan ümidini kesmez." buyurmaktadır. Ümitsizlik bir müminin kalbinde bulunamaz. Velev ki bir mümin kalbinde ümitsizlik olduğunu fark ederse, o yabani ot gibi olan duygu kalbinde bitmeden söküp koparmalıdır ki ruhu ışığa