《♡ S A F A H A T ♡》
10/10
·1088 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
96 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 18:39
Bu yıl yaptığım en iyi okumalardan biri bu asil kitabı okumaktı. Safahat sadece bir şiir kitabı değil, bir insanın vatanıyla, toplumla ilgili dertlenmesidir. Şair, toplum için sanat anlayışını benimseyerek dertlerini öyle güzel dizelere dökmüştür ki, hem toplumsal ve vicdani meselelere değinmiş hem de bu duyguları estetik bir dille ifade etmiştir. Safahat, 7 kitabın birleşimiyle oluşmuş 1075 sayfalık bir eserdir. Şair bu dev eserinde, toplumsal gerçekleri, dini sorumluluklar ve düşüncelerini, vatan sevdasını, doğu-batı meselelerini ve gençlerle ilgili ideallerini anlatmıştır. Kitabın Safahat (1), Süleymaniye Kürsüsünde (2) ve Hakkın Sesleri (3) bölümlerinin ilkinde şair yoksulluk, cehalet, tembellik, ümitsizlik gibi toplumsal sorunlara değinirken; 2. bölümde bunları İslam dünyasının geri kalma sebepleri olarak anlatır. 3. bölümde ise, ayetlerle destekleyerek, bu durumların getirdiği olumsuzlukları dizelerinde net ve açık bir dille ifade eder.Tembellik, cehalet, ümitsizlik, yoksulluk insanın ruhunu aşama aşama kemiren, birbirini doğuran ve besleyen kavramlardır. Tembellik, insanın ruhuna oturan bir yüktür. Eğer beden ve zihin çalışmayla ışıldamazsa, tabiri caizse ter atarak güçlenmezse, tembellik cehalete götürür. Cehalet, insanın ruhundaki maneviyatı besleyen azalarını körelten, hayata bakışını daraltan, hayata bakan penceresini soba kurumu gibi siyaha boyayan bir durumdur. Cehalet ve tembellik, insanın ruhunu çepeçevre saran ümitsizlik sarmaşığını besler, geliştirir. Hâlbuki Yusuf Suresi 87. ayette Rabbimiz: "Kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah’tan ümidini kesmez." buyurmaktadır. Ümitsizlik bir müminin kalbinde bulunamaz. Velev ki bir mümin kalbinde ümitsizlik olduğunu fark ederse, o yabani ot gibi olan duygu kalbinde bitmeden söküp koparmalıdır ki ruhu ışığa
Şiir
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Beyan Yayıncılık · 20077,5bin okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
Harlan Coben’in Yabancı romanı, ilk sayfasından itibaren okura “küçük bir sır” gibi başlayan ama giderek tüm hayatı yutan bir zincirleme olaylar bütünü sunuyor. Kitabın en güçlü yanı, çok sıradan görünen bir bilginin — bir yabancının fısıldadığı tek bir detayın — bir insanın hayatını tamamen parçalayabilecek kadar tehlikeli olabileceğini göstermesi. Coben burada büyük bir suç örgüsü kurmaktan ziyade, insan ilişkilerinin kırılganlığını ve güven duygusunun ne kadar kolay çözülebileceğini merkeze alıyor. Romanın ana fikri aslında çok net: İnsanlar sandıklarından daha fazla sır saklıyor. Ama Coben bunu doğrudan söylemiyor; tam tersine okuru adım adım bir merakın içine çekiyor. Hikâyenin merkezinde yer alan karakter, “normal” görünen hayatının aslında ne kadar çok gizli katmana sahip olduğunu fark ettikçe, okur da onunla birlikte aynı şokları yaşıyor. En etkileyici taraflardan biri, bu sırların bir anda değil, küçük parçalar hâlinde açığa çıkması. Bu da romanı sürekli diri tutuyor. Kitapta dikkat çeken en önemli unsurlardan biri tempo. Coben’in birçok romanında olduğu gibi burada da bölümler kısa, olay geçişleri hızlı ve her bölüm sonunda küçük bir “dönüm noktası” hissi var. Bu yapı, kitabı neredeyse duraksamadan okunabilir hâle getiriyor. Özellikle bir bölümün sonunda verilen bilgiyle birlikte, bir sonraki bölüme geçmeden kitabı bırakmak oldukça zorlaşıyor. Yabancı aynı zamanda modern hayatın dijital yönüne de dokunan bir roman. İnsanların internet üzerinden kurduğu ilişkiler, anonim kalabilmenin verdiği özgürlük ve bunun doğurabileceği tehlikeler hikâyenin temel taşlarından biri hâline geliyor. Coben burada teknolojiyi sadece bir araç olarak değil, hikâyeyi büyüten bir katalizör olarak kullanıyor. Bu da romanı güncel ve gerçekçi kılıyor. Karakterler açısından
YabancıHarlan Coben · Martı Yayınları · 2022190 okunma
8/10
·517 syf.·
2026 9. kitabı
Kitap tamamıyla bir varoluş mücadelesini anlatıyor. Başlarda benlik saygısı düşük bir birey görüyoruz. Ulaşmak istediği bir amaç var. Tüm hayatı bu amaç üzerine kurgulanmış adeta. İşçi ve burjuva sınıfı çatışmasını çok net görüyoruz. Martin o burjuva sınıfına ait olmaya çalışırken günde 4-5 saat uyku, çamaşırhane ve bol bol okuma döngüsüne giriyor. Burjuva sınıfının akıllı ve güzel kızı Ruth’u bir nevi Martin’i bambaşka bir bireye dönüştürüyor. Ama bunu yaparken kendine iyilik mi yapıyor kötülük mü orası biraz tartışmalı. Çünkü Martin’in sonunda dönüştüğü kişilik öyle bir kişilik oluyor ki, aslında Ruth’u sevmediğini, onun ait olduğunu sınıfı iadealize ettiğini ve hayalindeki Ruth’u kavuşmak istediğini anlıyor. Martin fakirken, kaba ve sefil bir hayat sürerken okumalarıyla kendini çokça şekillendirip ait olduğu mahalleden ve kızkardeşlerinden uzaklaşıyor. Ruth ile nişanlanıyor. Ama iş aramama çabası, sürekli dergilere gönderdiği ve ret alan yazılarına rağmen yazmaya devam etmesi ve, burjuva kayınpeder ile arkadaşlarıyla yaptığı tartışmalar Ruth’u kendisinden ayrılmasına neden oluyor. Sonra birden Martin’in hiç hevesi kalmamışken bütün dergilerden yazılarına yanıtlar ve yüksek ücretler gelmeye başlıyor. Hayaline kavuşuyor. Tabi bu hayale kavuşan Martin’in tekrar Ruth’a gitmesi, yeni bir hayat kurması gibi beklentilere giriyor olabilirsiniz ama hayır o onurlu bir genç. Eskiden ona sırtını dönen hiç kimseye inanmıyor ama onlara sırt da çevirmiyor, affediyor. Daha doğrusu umurunda bile olmuyor onlar. Ruth da buna dahil.. Sosyalist olmadığını ve bireyselci olduğunu, Nietzche zihniyetinden olduğunu söylese de aslında bir yandan da sosyalist bir karakteri var bence. Zengin olduktan sonra kendine hiçbir yatırım yapmıyor. Ablasına, kızkardeşine hayatlarını kurtaracak yatırım,
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Tavsiye mi, değil mi? Karar sizin :)
Puan vermedi·360 syf.··
2026 18. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 09:17
Bu platformda “Lavanta Odası” ile ilgili daha önce hiç yorum, inceleme paylaşılmamış. Dolayısı ile benim paylaşacağım yorum ile okurları olumsuz yönlendirmek istemiyorum. Kitabın artılarından ve eksilerinden bahsedeyim, kararı siz verin :) Öncelikle konusu şöyle: Parisli kitapçı Jean Perdu, yirmi yıl önce sevgilisi tarafından hiçbir açıklama yapılmadan terk edilmenin acısını yaşamaktadır ve hayata küsmüştür. Yirmi yıl sonra Manon’un(sevgilisi) ona yazdığı mektubu bir gün okumaya karar verir ve gerçeğin aslında hiç de düşündüğü gibi olmadığını öğrenir. Sonra “Edebiyat Eczanesi” adını verdiği kitap gemisi ile bir yolculuğa çıkar. Amacı Manon’a ulaşmaktır. Aslında konu bakımından çok ilgi çekiciydi ama fazla ve alakasız detaylara boğulan bir kitap olduğu için okura sıkıcı gelebiliyor. Bu nedenle de uzun soluklu bir okuma oldu benim için. Onun dışında betimlemeler çok güçlü adeta mekanı, coğrafyayı, anlatılan nesneyi ve bahsedilen duyguları çok net zihninizde canlandırıp hissedebiliyorsunuz. Kitabın sonunda Fransız mutfağına (Provence) ait yemek ve tatlı tarifleri var denemek isteyenler için bir artı olabilir :) Kısacası yolculuğun sonu nereye varacak diye merak ettiğim için yarım bırakmadan okuduğum bir kitap oldu. Sıkıcı değil ama durağan ve yavaş ilerleyen bir kitap.
1000Kitap
Lavanta OdasıNina George · Pegasus · 201525 okunma
Saç Örgüsü
7/10
·188 syf.··
2026 2. kitabı
Saç Örgüsü, okura bağıra çağıra mesaj verme derdinde olmayan, çok net ve sade bir kitap. Hindistan’da çocuğunu okutmak için çırpınan bir anne, İtalya’da babasının batan atölyesini kurtarmaya çalışan genç bir kız ve Kanada’da hastalığıyla yüzleşen hırslı bir avukat var. Kitabın asıl olayı şu: Birbirinden binlerce kilometre uzaktaki bu üç farklı kadının hayatı, hikayenin sonunda öyle ince ve mantıklı bir detayla birbirine bağlanıyor ki okuyunca istemsizce "vay be" diyorsunuz. Ağdalı cümlelere veya gereksiz dramalara hiç girmeden, sırf hikayenin gerçekliğiyle insanı alıp götüren, bir oturuşta su gibi okuyup bitireceğin çok samimi bir roman. Saç Örgüsü Sarah Jio
1000Kitap
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,8bin okunma
Ülkenin Tahlilli...
9/10
·399 syf.··
2026 80. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 01:16
Bu kitap /karanlık bir odadan dünyaya fırlatılmış entelektüel çığlıkların bütünüdür.. / gözlerini kaybettikten sonra çevresindeki insanların uzaklaşması / dost bildiklerinin vefasızlığı ve anlaşılamama korkusu ilk sayfalarda fazlası ile öne çıkıyor... / meriç / dış dünyadan zorunlu olarak soyutlandığı evini ve çalışma odasını bir fildişi kule / olarak adlandırır. Ancak bu kule / dünyadan kaçış değil aksine dünyayı ve ülkeyi daha net / önyargısız ve yukarıdan görebilmek için inşa edilmiş bir gözlem kulesidir... / meriç kelimeleri bir orkestra şefi gibi kullanmaya özen göstermiştir.. / Bu kitap entelektüel bir intiharın ve lisanla yeniden doğuşun kitabıdır.. / Gözleri gören ama zihinleri körleşmiş bir topluma / kör bir adamın tuttuğu o devasa fenerdir / Bu kitabı okuduktan sonra hiçbir kitaba hiçbir fikre ve hiçbir insana eskisi gibi bakamayacaksınız/ Çünkü Meriç fildişi kulesinin kapısını aralamış ve sizi o şerefli asil ve acı dolu yalnızlığına ortak etmiştir... Keyifli Okumalar...
Jurnal - Cilt 1Cemil Meriç · İletişim Yayınları · 20183,684 okunma