Geri Bildirim
  • Bir gün New York'ta bir grup iş arkadaşı yemek molasında dışarıya çıkarlar. Gruptan biri kızılderilidir yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yolda çalışma yapan işçilerin, araçlarının çıkardığı gürültü ve araçların korna sesleri arasında ilerlerken Kızılderili kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyler ve aranmaya başlar arkadaşları bu gürültüde arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam ederler.

    Aralarından bir tanesi inanmasada onunla birlikte aramaya devam eder.

    Kızılderili caddenin karşısına doğru yürür, arkadaşı da arkasından takip eder ve o binaların arasında bir kaç tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar.

    Arkadaşı Kızılderiliye "Senin insanüstü güçlerin var! Bu sesi nasıl duydun?" diye sorar.

    Kızılderili ise bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek arkadaşına kendisini izlemesini söyler.

    Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlayarak atar. Bir çok insan bozuk para sesinin ceplerinden düşen bir paramı diye sesin geldiği yöne doğru bakar Kızılderili arkadaşına dönerek; "Gördün mü? Önemli olan nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğine bağlıdır. Herşeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin..." der.
  • Bayıldım! Bayıldım ve bayıldım! Başka ne denir bilemiyorum dönem romanlarını zaten severim, güçlü kadınların sivrildiği romanları çok daha fazla severim. Yazarımız New York'taki dönemin üst tabakasını keskin yargılarla eleştirirken zevk alıyorsunuz. Roman bir aşk hikayesinin üzerine inşa edilmiş olmasına rağmen genel itibariyle Kontes'in hayatıyla ve Kontes'in aldığı kararla şekilleniyor, dalgalanıyor. İşin hoşa giden tarafı ise anlatımın Kontes'in üzerinden değilde diğer bir başkarakterimizin üzerinden anlatılması oluyor. Archer. Archer'ı biraz fevri bulmamıza rağmen beğeniyoruz. New York zümresine başkaldırınca takdir ediyoruz. Biraz eleştirsek bile Archer'ı hâlâ seviyoruz. Boş bir vakitte değil, gerçekten içtenlikle okunması gereken bir kitap. Yakın tarihte olmasa bile tekrar okuyacağıma eminim.
  • Bugün kullandığımız vinil malzemeye basılan ilk albüm olarak tarihe geçen klasik müzik çalışması dün 70. doğum gününde raflardaki yerini aldı.

    New York Filarmoni Orkestrası’nın Bruno Walter yönetiminde 1945’de kaydettiği Felix Mendelssohn’un mi minör keman konçertosu, Columbia Records tarafından sınırlı sayıda yeniden basıldı. Sadece 500 adet basılan ve Birleşik Krallık’taki bazı HMV mağazalarına, 16 Haziran’da satışa sunulmak üzere gönderilen plak için, 70 yıl önceki orijinal bantlar kullanıldı ve yeniden uygulanan mastering işlemi sonucu ortaya arşivlik bir ürün çıktı.

    Ukrayna asıllı Amerikalı keman virtüözü Nathan Milstein’in yer aldığı plağın bir kopyası da British Library ses arşivindeki yerini aldı. İlk defa 1947 yılında piyasaya sürülen albümde neler olduğunu merak edenler için kısa bir Youtube seçkisi aşağıda.

    https://m.youtube.com/watch?v=Jla0gZGVGng
  • but pessimism was my new friend and the black void of grief tempted, called to me.
    Pepper Winters
    Chapter Eleven, Tess
  • Dünyada yılda 1.3 milyar ton gıda çöpe gidiyor. Bunun önüne geçseler,gıda çöpe gideceğine 1.8 milyar insanın yiyeceği olur.! Dönüp baktıkları yok. Bu nedenle dünyada her gün 5 yaş altı 20 bin çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüyor.
    " YENİ DÜNYA DÜZENİ "dedikleri işte bu.
  • Genç bir çiftçi hayatında ilk defa New York' a gitmişti. Gökdelenlerin yüksekliği ve insanların çokluğundan şaşkına dönmüştü. Kalabalık bir bulvarda yürürken, kulağına aşina bir cırcır böceği sesi geldiğini zannetti. Durdu ve dikkatle dinledi. 'Evet, bu bir cırcır böceğiydi!' Ses büyük bir mağazanın önündeki çalıların arasından geliyor gibiydi. Bunun üzerine bu büyük çalı kümesine yönelip aramaya başladı. Bir mağaza görevlisi dışarı çıkıp, "Yardımcı olabilir miyim?" diye sordu. "Hayır, teşekkür ederim." dedi genç adam. "Sadece şurada bir cırcır böceğinin sesini duyduğumu sandım!"Görevli, "Hayır! New York' ta bulunmaz." Genç çiftçi cırcır böceğini buluncaya kadar cırlak sesi takip etti, onu buldu ve eline aldı, "Tamam! İşte burada!" Genç adam bu çalının önünden her saat binlerce insan geçmesine karşılık cırcır böceğini duyanın bir tek kendisi olmasına çok şaşırmıştı. Bunun üzerine küçük bir deneme yapmaya karar verdi. Elini cebine atıp bir çeyrek çıkardı ve havaya attı. Paranın kaldırıma vurduğu anda, düşen bozukluğu aramak için yürümekte olan 24 yaya durdu! Psikologlar; genç adamın şahit olduğu olay için bir durum tanımlar: "Buna algıda secicilik denir. Belli şeyleri görmek ve belli sesleri duymak". Charles Lever. Gökyüzüne bakıp kuşları, kırlara gidip çiçekleri, çocuklara bakıp saflıklarını, ağaçlara bakıp dallarını, yapraklarını, hayvanlara bakıp doğallıklarını, insanlara bakıp güzelliklerini algılayın.