YHS, bir alıntı ekledi.
19 saat önce

Amerika'nın yıllardır izlediği politika
Bir sabah, 7 ile 7.05 arasında, kendi programımda, New York Times'ın bir makalesini mikrofona okuyorum: "Şayet Almanya avantajlı duruma gelirse Ruslara yardım etmek gerek, Sovyetler Birliği toprak kazanacak olursa da Almanya'ya destek olmak lazım ki, birbirlerini mümkün olduğunca kırıp geçirsinler."

Hatıralar, Roger Garaudy (Sayfa 73 - Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları)Hatıralar, Roger Garaudy (Sayfa 73 - Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları)
Yaren, Sırça Fanus'u inceledi.
20 Nis 13:43 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabı okumayın!

Bir kadının çöküşünü, çırpınışlarını okumak insanın yüreğine ağır gelir. Nefes almakta zorlanırsınız. Sylvia'nın yarı otobiyografik romanı diyorlar ama biliyorum ben, bu kitap beni anlatmış...

İlk yarayı henüz çocukken babasından almıştı Sylvia, yıllarca nefret etti babasından. Büyüdü, baba eksikliğini başka kollarla doldurmaya çalıştı ve aşık oldu. Hayalleri vardı evlenecekti o da herkes gibi, sevecekti sevilecekti ama eşi Ted aldattı Sylvia'yı. "Kendimi duygusuz ve boş hissediyordum, aklım, paramparça olmuş hayallerimin kırıntılarıyla doluydu."
İlk en yanındakiler bıraktı elini... Tutunamadı Sylvia o da yaralarından bir Esther yarattı...

Sırça Fanus, Sylvia Palth'in intihar etmeden bir ay önce yayınlattığı romanı. Esther Greenwood, başarılı bir üniversite öğrencisidir, New York'a gelir ve bir moda dergisinde iş bulur. Ne var ki işler istediği gibi gitmez, iş dünyasındaki rekabet ve acımasızlığı görür kimlik arayışı içerisinde bulur kendini. Bir 'sırça fanus'un içinde nefessiz kalmış gibi hisseden Esther, dünyaya daha fazla tahammül edemeyecek hale gelir... "Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır."
İntihar, Esther için de bir seçim değil, zorunluluktu. Tıpkı 11 Şubat günü, 2 çocuğunu odalarında bırakıp kapıyı bantladıktan sonra mutfakta fırının gazını açarak intihar eden Sylvia gibi... Onu hapseden camları kıramayan Sylvia'nın, içeride ölmeyi tercih etmesi onun güçsüz olduğunu mu gösterir? Camları kırılamayacak kadar kalındı belki de. Ne kadar nefes alabilirdi ki bu fanusun içerisinde?

İlk yarısı Esther'in erkeklerle ilişkilerini anlatıyor, ergenimsi gençlik kitabı kıvamında ilerlese de sonrası mükemmeldi. Kitap asla intiharı güzel göstermiyor sadece hayatın gerçeklerini yüzümüze çarpıyor. Kendi gibi feminist bir karakter yaratmış Sylvia. Bu kadar yaralı bir ruha rağmen, kalemi o kadar naif ki. Anladım ben seni belki çok geç ama anladım. Seni tanımış olmayı çok isterdim...

ahmet ferhat baran, bir alıntı ekledi.
19 Nis 12:11

Hayatın, zevk kaynağı olarak kuvveti ve insanın yaşama kudreti nispetinde, fakirin hali yamandır. İşte bunun içindir ki New York veya Londra gecelerinde, kuru bir kemik parçasını, açlıktan gözü dönmüş köpeklerin ağzından kapmaya muhtaç kalan hayat düşkünlerine verilen fakir ismi, Hindistan'da Ganj nehri kıyısında yarı kutsal bir rütbedir.

Bize Göre, Ahmet HaşimBize Göre, Ahmet Haşim

CIRCIR BÖCEĞİ
Genç bir çiftçi hayatında ilk defa New York'a gitmişti. Gökdelenlerin yüksekliği ve insanların çokluğundan şaşkına dönmüştü. Kalabalık bir bulvarda yürürken, kulağına aşina bir cırcır böceği sesi geldiğini zannetti. Durdu ve dikkatle dinledi.

Evet, bu bir cırcır böceğiydi. Ses büyük bir mağazanın önündeki çalıların arasından geliyor gibiydi. Bunun üzerine bu büyük çalı kümesine yönelip bakınmaya başladı. Bir mağaza görevlisi dışarı çıkıp

"Yardımcı olabilir miyim?" diye sordu.

"Hayır, teşekkür ederim " dedi genç adam. "Sadece şurada bir cırcır böceğinin sesini duyduğumu sandım."

"Hayır" dedi görevli, "New York'ta bulunmaz."

Genç çiftçi cırcır böceğini buluncaya kadar cırlak sesi takip etti, nihayet onu bir kuytuda bularak eline aldı ve "Tamam, işte burada" dedi.

Genç adam bu çalının önünden her saat binlerce insan geçmesine karşılık cırcır böceğini duyanın bir tek kendisi olmasına çok şaşırmıştı. Bunun üzerine küçük bir deneme yapmaya karar verdi. Elini cebine atıp bir çeyrek çıkardı ve havaya attı. Paranın kaldırıma vurduğu anda çıkan ses üzerine, düşen bozukluğu aramak için yürümekte olan tam 24 yaya durdu! Genç çiftçi bu çelişkiyi bir türlü anlayamadı...

Psikologlar genç adamın şahit olduğu olay için bir kelime kullanırlar. Buna algıda seçicilik denir ve bu, belli şeyleri görmek ve belli sesleri duymak için kendimizi eğitiriz anlamına gelir.


Gökyüzüne bakıp kuşları algılayın,
Kırlara gidip çiçekleri algılayın,
Çocuklara bakıp saflıklarını, güzelliklerini algılayın,
Ağaçlara bakıp dallarını, yapraklarını algılayın,
Hayvanlara bakıp doğallıklarını algılayın,
İnsanlara bakıp güzelliklerini (ki mutlaka güzel tarafları vardır) algılayın.
Algıladığınız yalnız para sesi olmasın.


CHARLES LEVER

Mehmet Ferit, bir alıntı ekledi.
18 Nis 10:29 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kendi günlük yaşamlarımız da, kolektif cinneti nasıl savunduğumuzu gösteren basit örneklerle dolu. Hızlı, daha hızlı arabalar imal etmek ve satın almak için milyarlar harcarken, bir yandan da hız limitini denetlemeye ve azaltmaya çalışıyoruz. Yeryüzünde yaşayabileceğimiz bir sürü yer olduğu halde o kadar sıkışıp kaldık ki, ne zaman yürüyüp ne zaman duracağımızı gösteren ışıklara muhtacız. New York'ta otopark sorunu yüzünden birbirini öldürenler bile var.

Cehenneme Övgü, Gündüz VassafCehenneme Övgü, Gündüz Vassaf

Tarihin En Büyük Utançlarından Olan İnsanat Bahçelerinin Sembol İsmi
Ota Benga ardından New York’taki Bronx Hayvanat Bahçesine sergilenmek üzere götürüldü. “Maymun evi” olarak adlandırılan bölgede eğitimli bir orangutanla sergilenmeye başlandı…İlk gün tam 40 bin kişi hayvanat bahçesini ziyaret etti. İnsanat bahçesi olarak adlandırılır olmuştu artık. Din adamlarının tepkilerinen Ota Benga’nın sergilenmesi sona erdi. Fakat tepkinin sebebi ırkçılık karşıtlığı değil, Darwinizm’i destekler bir düşünce yaratma korkusuydu.

S. Burak Manav, bir alıntı ekledi.
18 Nis 01:17 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"New York ayakta duran bir kenttir. Daha önce de epey kent görmüştük bizler elbette ve bayağı da güzel kentler ve de limanlar, hem de en fiyakalısından. Ama bizim oralarda, yatar vaziyettedir kentler, değil mi, deniz kenarında ya da nehir kıyısında, manzaranın üzerine uzanıverirler, yolcuyu beklerler, oysa bu Amerikalısı, o öyle ayılıp bayılmıyordu, hayır, kazık gibi duruyordu, orada, hiç de s...ci değildi, ürkütücü bir kazık."

Gecenin Sonuna Yolculuk, Louis Ferdinand Celine (Sayfa 212 - YKY)Gecenin Sonuna Yolculuk, Louis Ferdinand Celine (Sayfa 212 - YKY)
Deniz, bir alıntı ekledi.
17 Nis 19:35 · Kitabı okuyor

New York belediye başkanı Michael Bloomberg 2011 yılında lokantalarda trans yağ içeren yiyecekler kullanılmasını yasaklamak istedi. Bu karara karşı çıkanların başında -kalp damar ilacı üreticilerinden her yıl 2 milyon dolar bağış alan- ABD Kalp Derneği vardı! Şaşırmayınız: Amerikan Kalp Ritmi Derneği'nin ilaç firmalarından 16 milyon dolar aldığı ortaya çıktı. Bu derneğin 18 yönetim kurulu üyesinden 12'si ilaç firmalarının bordrosundaydı!

Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 54)Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 54)
Bahar Öztekin, bir alıntı ekledi.
17 Nis 11:46 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kuşlar şakıyordu, proleterler şakıyordu, Parti şakımıyordu. Dünyanın her yerinde, Londra’da ve New York’ta, Afrika’da ve Brezilya’da, sınırların ötesinde gizemli, yasak ülkelerde, Paris ve Berlin sokaklarında, Rusya’nın sonsuz ovalarındaki köylerde, Çin ve Japonya’nın çarşılarında, her yerde ama her yerde, çalışmaktan ve çocuk doğurmaktan, hayatı boyunca işten başını alamamaktan harabeye dönmüş olmasına karşın hâlâ şakıyan o sağlam, yenilmez gövde dimdik dikiliyordu. Bir gün gelecek, o görkemli kalçaların arasından bilinçli bir kuşak doğacaktı. Sizler ölüydünüz; gelecek onlarındı. Ama onların bedeni canlı tuttukları gibi sizler de zihni canlı tutsaydınız ve iki iki daha dört eder gizli öğretisini başkalarına aktarsaydınız, sizler de o geleceği paylaşabilirdiniz.

1984, George Orwell (Sayfa 241 - Can Yayınları)1984, George Orwell (Sayfa 241 - Can Yayınları)