• Benim inandığım ve bağlandığım dâva, ilk insan/ilk yol göstericinin, dünyayı dolduran inkâra karşı özgür inanç gemisinin kaptanı, hz Nuh'un Ebedi kurtuluş sancağını uygarlıklar başkentine diken, Ateş imtihanından geçmiş ve Kurban şifasıyla azapların zehrini eritmiş hz Ibrahim'in Toplumu yönetecek altın kuralları sütunlar gibi ufkumuzda yükselten ve onları kıyamete kadar tarihin levhası olarak belirleyen hz Musa'nın, ölüleri dirilten ölü gönülleri diriltici soluğun sahibi hz İsa'nın ve nihayet en büyük yol gösterici son peygamber hz Muhammed'in davasıdır.
    Dâvamız ve dâva için kavgamız hakikat dâvası, hakikat savaşıdır.!
  • Hz. Allah;
    Nuh'u sel, İbrahim'i ateş ile,
    Yusuf'u ayrılık, Eyüp'ü hastalık ile, Yunus'u sabırla sınadı.
    Onlar hiçbir zaman 'neden ben' demedi.
    Etme-bulma dünyası dese de lisan, bazen etmeden de bulur İnsan!
    O yüzden müslüman olana,
    Dünya hayatının adı; .............#İmtihan....!!!

    Not hesaba cekılırken zenginden fakıre hastadan en güçlü olana peygamberleri cagıracak bak peygamber olarak gelen tüm peygamberler zenginden fakire güclüden güzeline hepsi var diyecek rabbil alem
  • ...ilahi görevi üstlenen Nuh Peygamber, dokuz yüz elli yıl sürecek bir tebliğ mücadelesinde bulundu. Allah'ın ona bağışladığı mucizeli ömrü, kınamalara, yalanlamalara, aldırmadan, insanları hakka davet ederek geçirdi.
  • MÖ. 300 yıllarına ait bir kitap 1773 yılında Habeşistan’da İskoçyalı araştırmacı James Bruce tarafından bulunur ve kitap o günden beri mitoloji sevenlerin gözdesi olur. İslamıyette İdris peygambere karşılık geldiği düşünülen, Yahudi ve Hıristiyan inancına göre ise Hanok veya Enok peygambere gelen kitap, Düşmüş Melekler kitabıdır bulunan kitap. Kitabın ilginç yanı yeryüzüne düşen melekler”den dinler tarihinde ilk kez Hanok’un (Enok) Kitabı’nda bahsedilmesidir.

    Biraz daha ayrıntılı anlatacak olursak Hanok yani idris peygamber Nuh tufanından önce yaşamıştır ve Nuh peygamberin büyük büyük atasıdır. Ölmemiştir fakat 365 yaşında göğe alınmıştır. Gene idris peygamber miraça çıkan ilk peygamberdir. Dünya hayatı esnasında cennet ve cehennemi gördüğüne inanılar. Bu mevzu kuran-ı kerimde Meryem suresinde “kitap'ta idris'i de an. şüphesiz o doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi.”“onu üstün bir makama yücelttik.” Diye geçer ve gene imam Buhari ve imam Müslim’de Hz Muhammed miraca yükseldiğinde bir makama gelir, ona eşlik eden dört büyük melekten biri olan Cebrail tarafından uyarılır. Cebrail’in kendisine “bu gördüğün İdris'dir. Ona selâm ver." der. Hz Muhammed Cebrail’in isteğini yerine getirir idris peygambere selam verir. İdris peygamberde selamına karşılık hz Muhammed’e “merhaba salih kardeş, salih peygamber” der. Mitoloji tarihine göre idris peygamberin kökeni Sümerlerde Enki’ye, Mısır uygarlığında ise Thoth’a karşılık gelir.

    Fakat tarihçileri şaşırtan bölüm Hanok kitabında Nuh tufanından önce ki dönemin idris peygamber tarafından anlatılmasıdır. Anlatılar günümüz inançlarına ters düşmekle beraber, onlarla örtüşür durumdadır. Sizleri kelimelere boğmadan düşmüş meleklerin hikayesini kısaca özetleyelim.
    “İnsanoğulları çoğalınca, güzel ve alımlı kızları oldu. Melekler, göklerin çocukları onları görüp onlara karşı şehvet hissettiler. Birbirlerine dediler ki: ‘Gelin, insanların arasından kendimize eşler seçelim ve onlardan çocuklarımız olsun.’Sonra liderleri Semyaza onlara dedi ki:’Bunu gerçekten yapmayı kabul etmeyeceğinizden ve büyük bir günahın cezasını tek başıma çekmek zorunda kalacağımdan korkuyorum.’ Onlar da ona dedi ki: ‘Yemin edelim. Ne olursa olsun bu plandan vazgeçmeyeceğimize dair karşılıklı (yemin edelim).’ Sonra hep birlikte yemin ettiler ve planı uygulayacaklarına söz verdiler. Toplam iki yüz kişi, Yeret’in zamanında Hermon Dağı’nın zirvesine indiler. O dağa Hermon Dağı demişlerdi, çünkü bu iş için birbirlerine yemin etmiş, vazgeçmemek üzere lanet okumuşlardı. Liderlerinin isimleri şöyleydi: Semyaza, Araklba, Rameel, Kokablel, Tamlel, Ramlel, Danel, Ezeqeel, Baraqiyal, Asael, Armarel, Batarel, Ananel, Zaqiel, Samsapeel, Satarel, Turel, Yomyael, Sariel. İki yüz meleğin liderleri bunlardı. Onlarla birlikte olan diğer tüm meleklerle birlikte kendilerine eşler aldılar. Her biri kendilerine bir eş seçti ve onlarla birleşmeye, kendilerini onlarla kirletmeye başladılar. Onlara büyüler öğrettiler… Sonra kadınlar hamile kaldı ve devler doğurdu. Sonunda insanlar onları besleyemeyecek hale gelene kadar, bu devler insanların ürettiği her şeyi tüketti. Ve devler yemek için insanlara döndü ve onları yediler. Kuşlara, yabani hayvanlara, sürüngenlere, balıklara karşı günah işlemeye ve sonra birbirlerinin vücutlarını yemeye, hatta kanını içmeye başladılar. Ve dünya bu vicdansızlardan şikâyetçi oldu.”

    Daha sonra yeryüzüne inen melekler insanlara silah yapmayı, savaşmayı, yazı yazmayı, insanlara kirli ruhların ve şeytani varlıkların tüm kötü etkilerini, düşük olması için rahimdeki embriyonun nasıl öldürüleceğini, yılan ısırıklarıyla ruha zarar vermeyi, büyü ve sihir yapmayı, kadınlara zinayı öğretmişlerdir.

    Bu kirlenmiş dünyayı ve insanları Allah kimsenin kaçamayacağı bir tufan vererek temizlemiştir.

    Kaynak : Hanok’un Kitabı düşmüş melekler.
  • “Allah bes bâki heves” mefhumunun anlamı Osmanlıca sözlükte Allah yeter, başkası gelip geçici istektir, hevestir, anlamında kullanılır. Bes; kâfi, yeter, yetişir demektir. Bâki; kalan demektir. Heves ise, nefsin isteği, geçici arzu demektir. Allah bes diyen, Allahü Teâlâ’ya tevekkül etmiş olur. Tevekkül, vekil etmek, işini başkasına havale etmektir. Istılahta ise, Allah’a güvenmek, O’na dayanmaktır.
    Ben bilmez idim, gizli âyân hep Sen imişsin,
    Canlarda ve tenlerde nihayet hep Sen imişsin,
    Âlemde nişan isterdim ben Sana Sen'den,
    Gördüm ki âlemde nişan hep sen imişsin.
    (Dîvân-ı Kebîr'den Seçmeler, s.1)
    Tevekkül, değiştirilmesi insan gücünün dışında olan acı olayların, ezelde takdir edildiğini bilip, üzülmemek, Allah'tan geldiğini düşünerek seve seve karşılamaktır. "Allah bes" diyen, tevekkül eden, O'nu vekil eden kurtulur.
    Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî hazretleri: "Güneşin varlığına delil, yine güneştir. Sana delil lazımsa güneşten yüz çevirme!" der. (Mesnevî, I, beyit, 117)
    Kur'ân-ı Kerim'in ifadesiyle: "O evveldir, âhirdir, zâhirdir, bâtındır ve O her şeyi bilendir." (Hadîd, 57/3)
    "Bes" Farsça'dır. "Allah bes" ifadesinin Arapçası, Hasbiyallah demektir. Hasbiyallah, Allah bana yetişir demektir. Hasbiyallahü ve ni'mel vekilise, Allah bana yetişir, O, güvenilip dayanılan ne güzel vekil, demektir. Hasbünallahü ve ni'mel vekil ise, Allah bize yetişir, O, güvenilip dayanılan ne güzel vekil, demektir. Kur'an-ı Kerim'de, cesur müminlerin, (Hasbünallahü ve ni'mel vekil) dedikleri bildiriliyor. (Al-i İmran 173)
    Allahü Teâlâ, Peygamber efendimize buyuruyor ki:
    "Sana hile yapmak isterlerse, Allah sana kâfidir." [Enfal 62]
    UZAKLARA GİTMEYİN…
    O'nun varlığını anlamak ve bilmek için uzaklara gitmemize gerek yok. Zira Allah bir şeyin var olmasını, meydana gelmesini dilediği zaman ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir. Kur'ân-ı Kerim'in birçok yerinde bunu açıkça ifade eden âyetler vardır.
    "O, gökleri ve yeri eşsiz/örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir." (Bakara, 2/117), "Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir." (Âl-i İmrân, 3/47. Ayrıca bk. Âl-i İmrân, 3/59; En'âm, 6/73)
    "Biz varlığımızın delillerini kâinattaki uçsuz bucaksız ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz." (Fussilet, 41/53)
    "Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok deliller vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?" (Zâriyât, 51/20-21)
    EDEBİYATTA "ALLAH BES BÂKİ HEVES" KAVRAMIYLA İLGİLİ SÖYLEMLER
    Büyük mutasavvıf Aziz Mahmud Hüdâî (k.s)
    Hüdâ'ya hamd ü minnet evvel âhir
    Ki oldur zâhir ü bâtında zâhir
    Zuhûru perde olmuştur zuhura
    Gözü olan delil ister mi nura
    Güneş zâhir değil midir karındaş
    Ne var anı görmezse çeşm-i huffâş.
    Muallim Naci de şöyle diyor:
    Allah ki mûcid-i cihandır
    Bin türlü nikabdan ıyandır.
    (Osmanlı Müellifleri, I, 127)
    Kur'ân'da beyan buyrulan bu gerçeği merhum Süleyman Çelebi, milletimiz tarafından doğum, ölüm, nikâh, sünnet gibi merasimlerde çokça okunup dinlenilen ve Mevlid olarak bilinen Vesîletü'n-Necât isimli eserinde şöyle ifade eder:
    Birdir ol birliğine şek yok durur
    Gerçi yanlış söyleyenler çok durur
    Cümle âlem yoğ iken ol var idi
    Yâradılmışdan ganî cebbâr idi
    Var iken ol yoğ idi ins ü melek
    Arş u ferş ü ây ü gün hem nüh felek
    Sun' ile bunları ol var eyledi
    Birliğine cümle ikrar eyledi.
    Kudretin izhar idüp hem ol celîl
    Birliğine bunları kıldı delîl.
    Ziya Paşa da bir beytinde şöyle der:
    Her nesne kılur varlığına hüsn-i şehadet
    Her zerre eder vahdetine arz-ı güvâhî/şehâdet, tanıklık
    Mevlid müellifi Süleymen Çelebi Hazretleri gayet veciz olarak şöyle der:
    Ol dedi bir kerre var oldu cihân
    Olma derse mahvolur ol dem hemân
    Kur'ân'da, "Kuluna Allah kâfi değil mi?" (Zümer, 39/36), Hasbünallâhü ve ni'melvekîl/ Allah bize kâfidir, O ne güzel vekildir." (Âl-i İmrân, 3/173) buyrulur. Bu ayetlerden ilham alan büyük Sûfî Aziz Mahmud Hüdâî şöyle der:
    Ehl-i tevhîd olmak isteyen sivâya meyli kes
    Aç gözün, merdâne bak! Allah bes, bâki heves
    (S. Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, s.44)
    İnsanın hevâ ve hevesini terk edip Rabbini tanıması ve O'nun buyruklarına uyması onu yüceltir, kanatlandırır, yücelere uçurur. Mevlânâ ne güzel söylemiş:
    "Ne zamana kadar fânî sevgiliyi kucaklayacaksın? Öyle bir canı kucakla ki, O'na son yoktur. Beden atının üzerinde titreyip durma, in aşağı, yaya yürü. Bedene ait arzulardan kurtul, Allah sana manevî kanatlar versin." (Dîvân-ı Kebîr'den Seçmeler, s.2)
    "Yürüyeceksen sana ayak lütfedene doğru yürü. Bakacaksan sana göz verenin eserlerine doğru bak, onu görmeye çalış." (Dîvân-ı Kebîr'den Seçmeler, s.6)
    Derlenmiştir.
    Zuhur Dergisi, Durak Pusmaz
  • 144 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Yitik Cennet...
      İsmiyle bize söylediği çok şey var.Sezai Karakoç İslami mücadelede yılların kalemi.Bu mücadelesini yaparken de şöhreti arttıkça kibirlenen ve kendini kaybedenlerden değil tam aksine dolu başak misali yazdıkça,haykırdıkça hakkı başı öne eğilen ve  köşe bucak kaçanlardan kalabalıklardan.Şiirde,fikirde,hayatının her alanında bir an dahi inandıklarından sapmayan Diriliş Eri...
    Kitap Hz.Adem'den başlayarak 8 Peygamberi fikri olarak ve ince manalarla çevrili cümlelerle anlatıyor...
    Kainat'ın Efendisini ise yitik cennetin bulunuşu olarak ele alıyor. Ondan önce gelen tüm Peygamber'ler ona yol hazırladı,Nuh'un gemisi asıl kurtuluşa hazırlık olan bir vasıtaydı diyerek Hz.Peygamber tasavvurunu da ortaya koyuyor böylelikle...
    Okuyun ve okutun bu kısa ve lezzetli eseri...
  • Pythagoras'ın sayı mistiği hemen bütün tarikatlarda yer almıştır. Üç, beş, yedi, dokuz, on iki sayıları kutsaldır. Batınî adı altında toplanan tarikatlara göre, insandan sonra üç varlık meydana gelmiştir. Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Muhammet olmak üzere 5 peygamber vardır. Beş peygamberi 7 imam kovalar, het imamın 12 Huccet'i vardır.(Huccet, imamdan sonra gelen derecedir. Huccet'den sonra Daî, Mezun, Müstecip dereceleri gelir.) 7 yıldız, 12 burç, haftanın 7 günü, yılın 12 ayı, boyundaki 7 kemik, beldeki fıkra, 7 kat gök, 7 iklim, insanın yüzündeki 7 delik hep bu anlamları karşılamaktadır.