Hem de işin tuhafı, bunlar daha çok tatlı anılar olduğu halde üzülüyorum. O zamanlar fena gözüken , insanın kızdıran olaylar bile anı olunca bütünlüğünü kaybediyor.
Bu yolculuk boyunca niçin Vietnam kırsalında feci hastalandığım o günü düşünüp durduğumu işte o an anladım. Belirtilerimin en kötüsü -odayı döndürüp duran bulantı- dursun diye ilaç istediğimde, doktor bana şöyle demişti: "Bulantına ihtiyacın var. Bir mesaj bu, bu mesajı dinlememiz gerekiyor. Sorunun ne olduğunu o söyleyecek." O belirtiyi görmezden gelseydim ya da sustursaydım böbreklerim iflas edecekti ve ölecektim.
Bulantınıza ihtiyacınız var. Çektiğiniz acıya ihtiyacınız var. Bir mesaj bu, bu mesajı dinlememiz gerekiyor. Dünyanın dört bir yanında depresyon ve kaygı yaşayan onca insan bize bir mesaj gönderiyor. Bize yaşam tarzımızda bir terslik olduğunu söylüyorlar. O acıyı boğmaya, susturmaya ya da patolojikleştirmeye çalışmayı bırakmamız gerekiyor. Onu dinlememiz ve ona saygı göstermemiz gerekiyor. Kaynağını görmemizin tek yolu o acıyı dinlemekten geçiyor ancak o zaman, gerçek nedenlerini görebildiğimizde o acının üstesinden gelebileceğiz.
“Zaman bana da bir nehir gibi geliyor. O nehirde yüzüyorum . sular akıyor ama hangi damla arkamda, hangisi önümde ,nehir mi daha hızlı akıyor, ben mi su önüme mi geçiyor , arkamda mı kalıyor anlayamıyorum .Gerçek olan tek şey sonsuz bir akış.”
2) Varlık Doğumu (Vilâdetü'l-vüdûd)
Bu doğum bazen salt kudretle gerçekleşir. Bir vasıta olmaksızın salt kudretle doğanlara misal olarak babamız Hz. Âdem (as) ile ruhları ve melekleri verebiliriz. Bazen ilahi hikmetin gereğiyle anne ve babanın vasıtasıyla doğum gerçekleşir. Allah'ın yaratıklarındaki âdeti böyledir. Bu doğum kulu menzillerden üçüncüsüne ulaştırır. O menzil Allah'a doğru seyrinde kulun uğradığı üçüncü menzildir ve "rıza kapısı" diye isimlendirilir.