"Geleceğe hazırlanmak için o kadar zaman harcanıyor ki bugün kaybolup gidiyor.”
Alıntı
Friedrich Nietzsche
Kötü huyları terk etmek.— Bir şeyi yapmakta başarısız kalan herhangi biri bu başarısızlığını tesadüf yerine, bir başkasının kötü niyetine bağlamayı tercih eder. Başarısızlığının nedeni olarak bir şeyi değil de bir kişiyi düşünmek onun kamçılanmış duyarlılığını rahatlatır; çünkü insanlardan intikam alabiliriz ama tesadüfün zararlarına katlanmak zorundayız. Bu yüzden, bir hükümdar bir şeyi yapmakta başarısız kaldığında, onun çevresi belirli bir bireyi sözde neden olarak gösterip o kişiyi tüm saray ahalisinin yararına feda etme eğiliminde olur; çünkü öteki türlü, hükümdarın kötü huyunun bedeli onların tümüne ödetilecektir, ne de olsa hükümdar Kader Tanrıçası'nın kendisinden intikam alamaz.
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
...sanatçının aşkına gelince, saygıdeğer küçük hanımefendi, size açıklamaya çalıştığım kadarıyla Herr Leonhard Ettlinger elbette kötü bir örnek olarak gözünüzün önüne geliyor, o bir müzisyendi; ama iyi insanlar gibi âşık olmak istedi, bu da tabii ki onun aklıselimini biraz altüst etti, işte ben tam da bundan ötürü Herr Leonhard Ettlinger'in gerçek bir müzisyen olmadığını düşünüyorum. Gerçek müzisyenler gözdeleri olan kadını kalplerinde taşırlar, onu onurlandırmak için şarkı söylemek, şiir yazmak ve resim yapmaktan başka bir şey istemezler, kendini sevgilliye adamak konusunda bir tek centilmen şövalyelerle karşılaştırılabilirler, hatta masum zihniyetlerine bakılırsa, onlardan bile üstündürler; çünkü kalplerindeki kadına bağlılıklarını bildirmek için, eğer ortalıkta sunacaklanı devler, ejderhalar yoksa, en değerli insanları yere seren o kana susamış şövalyeler gibi davranmazlar!”
Can Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Ortak geçmişini paylaştığın kişiler gittiğinde, yanlarına geçmişin yarısını da alırlar. Aslında tümünü, çünkü yarım geçmiş yoktur. Sanki bir sayfayı dikey olarak ikiye yırtmışsın da, cümleleri sadece yarıya kadar okuyorsun, diğer kişi de sonlarını okuyor. Ve hiç kimse bir şey anlamıyor. Diğer ucunu tutan kişi gitmiş. O geçmişin günlerinde, sabahlarında, öğlenlerinde, akşamlarında, gecelerinde, aylarında ve yıllarında bu kadar yakın olan kişi… Geçmişi onaylayacak kimse yok, onu birlikte çalacağın kimse yok.
Sayfa 195 - ° Nevi Şahsına Münhasır Bir Ülke ° Metis Yayınları
Alıntı
Bir kedi gibi dolaşmıştım Yıllarca masaların, sandalyelerin altında, Orhan beni sevsin, kucağına alsın diye. Beklemiştim. O kadar uzun süre beklemiştim ki, beklemek yaşamın kendisine dönüşmüştü. Nihayetinde vazgeçmiştim beklemekten. Alışmıştım görmezden gelinmeye, razı gelmiştim. Kanaatkâr diyorlardı benim gibilere. Ya bütün bunlar nereye koyuyordu Orhan'la ikimizi yere göğe sığdıramadığım aşkın evrensel terazisinde?
Ben yine de kendi hazlarımı insanoğlunun ittifakla verdiği hükümlerden önemsiz görmeyeceğim. Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edecek değilim.
Sayfa 238