Beyin kullanıma bağlı olarak gelişir. Kullanılan nöral sistemler daha baskın, kullanılma yanlar daha az baskın olur. Bir çocuk büyürken, beynin birçok sisteminin gelişmesi için uyarılması gerekir. Dahası, bu sistemlerin en iyi şekilde işleyebilmesi için kullanıma bağlı gelişimin belirli zamanlarda meydana gelmesi gerekir. Bu 'hassas dönem' kaçırılırsa, bazı sistemler asla tam potansiyellerine ulaşamayabilir. Bazı durumlarda, ihmalkarlıkla ilgili eksiklik. ler kalıcı olabilir. Örneğin, bir kedi yavrusunun gözlerinden biri hayatının ilk birkaç haftasında kapalı tutulursa, gözü gayet normal olduğu halde görmez olur. Beynin görsel devresinin kendi sistemini kurabilmesi için, normal görme deneyimi yaşaması gerekir; kapalı gözdeki görsel uyarıcılardan yoksun olan nöronlar hayati önem taşıyan bağlantıları kuramazlar ve görme ve derinlik algılama fırsatını yitirirler. Benzer şekilde, bir çocuk hayatının ilk başlarında dile aşina kılınmazsa, normal bir biçimde asla konuşamayabilir veya konuşmaları tam olarak anlamayabilir. Bir çocuk ergenlik döneminden önce ikinci dili akıcı bir şekilde konuşmazsa, yeni bir dili hemen hemen her zaman aksanlı öğrenir. Dil ve görme becerilerinde var gibi görünen normal bağlılığın gelişimi için sabit bir 'hassas dönem' olup olmadığını bilmiyoruz ama araştırmalar Virginia gibi, hayatlarının ilk üç senesinde bir ya da iki başlıca bakıcıyla kalıcı ilişkiler geliştirmesine fırsat verilmeyen çocukların deneyimlerinin, onların başkalarıyla normal ve sevgi dolu bir biçimde ilişki kurma becerisi üstünde kalıcı etkileri olduğunu göstermektedir. . . #306478226
Sayfa 128·Kitabı okuyor
Psikoloji
“O zaman ben sana söyleyeyim: Olmaz! İnsanlar birbirine karşı örümcek gibidir birader, evet! Bazıları örümcektir, bazıları da aptal, anladın mı? Örneğin iyi bir insan her zaman birazcık aptaldır.”
Yordam Edebiyat·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Nass’e göre, beyniniz dikkatinizin sürekli dağınık olmasına alıştıktan sonra gerçekten odaklanmak isteseniz bile bunu becermekte zorlanırsınız. Daha somut bir ifadeyle, gündelik hayatta karşılaştığınız her potansiyel can sıkıntısı anında, örneğin kuyruğa girip beş dakika beklediğinizde ya da arkadaşınız gelene kadar bir yerde tek başınıza oturmak zorunda olduğunuzda eliniz doğrudan telefonunuza gidiyorsa, beyniniz Nass’in tabiriyle “zihinsel enkaz”a dönmüş demektir; yani pürdikkat çalışmaya imkân vermeyecek şekilde yeniden yapılanmış haldedir.
Kurdî
Okumaya aşık ruhlar, bu hayata baş kaldırır.
§ "Küçük mutluluklarım dışında, iki büyük mutluluk kaynağım vardır. Biri kitap okumak, öteki de deniz. Gerçi o da hoştur da, “deniz” derken, denize uzaktan bakmaktan değil, denize girmekten ya da bir tekneyle gezinmekten söz ediyorum. Bu büyük mutluluklardan birincisine erişmek kolay da, artık İstanbul’da ya da dolaylarında yüzmenin yolu olmadığından, ikincisini elde etmek bir hayli güç. Daha önce de anlattığım gibi, çocukluğumdan beri her koşul altında, her zaman okurum. Yatılı okulda, yorganların battaniyelerin altında, el feneriyle okuduğum olurdu. Yeterince okuyamayınca, afyondan yoksun kalmış bir esrarkeş kadar tedirgin olurum. Kimisi bir iskemleye oturup kitabı masanın üstüne koyar, eline kalem alır, öyle okur. Çünkü okumak entelektüel bir uğraştır onun açısından. Benim için ise bir keyif olduğundan, kendimi divanlara atarak, rahat koltuklara gömülerek ya da yatağıma uzanarak okurum. Sağlıklıyken de okurum, hastayken de. Hattâ bazı yazarları, örneğin Proust’u, yüksek ateşiniz ya da fazla ağrınız sızınız yoksa, hastayken okumakta yarar bile vardır. Çünkü kendi dünyanızın hırgüründen uzaklaşıp, sessiz bir odada kapalıyken, Proust’un o bambaşka dünyasıyla daha kolayca haşır neşir olabilirsiniz. Uzun süren hepatitim sırasında, Proust’u üçüncü kez okuduğumda, o güne değin farkına varmadığım birçok şey anlamıştım." §
Sayfa 24 - YKY·Kitabı okuyacak
Bazen ıstırap bir anlam, örneğin özveri gibi bir anlam bulduğu anda ıstırap olmaktan çıkar.
Sayfa 118·Kitabı okudu
Alıntı
“İnsan olmak için pek akıllı olmaya gerek yok. Hatta bana öyle geliyor ki, bazan tam tersi oluyor. Gerçekten zeki ve kurnaz bir adamı al örneğin, iyi bir insan çıkması nadirdir.”
Alıntı