Çocuğun neyi yapabileceği ya da yapamayacağı, her bir yaş dönemine göre değişir. Bu konuda ana-babanın sezgileri ve sağduyusu onlara yardımcı olur. Ne var ki, bazen bu sınırlar katı ve dar tutulur, çocuğun gelişimi kı sıtlanır. Çocukluklarında engellenmiş kişiler, ana-baba ol duklarında çocuklarının, vaktiyle kendilerine tanınmamış hak ve özgürlüklere sahip olmalarına karşı bilinçdışı bir kıskançlık duygusu geliştirebilirler. Çocuklarının özerklik istekleri, kendilerinin yaşam boyu bilinçdışında tutmaya çalıştıkları doyurulmamış isteklerini de kışkırtabilir. Bu isteklerin bilinç düzeyine ulaşma olasılığı ise kişide suç luluk duygusu yaratacağından, çoğu kez kendi ana-baba- larından gördükleri yöntemlerle çocuklarını engelleyerek ya da suçlayarak, kendi uğradıkları paniği denetim altın da tutmaya çalışırlar. Aslında tutuculuğun psikolojik yo rumu da budur. Tutucu kişi, yapmak istediği, ama yaparsa suçlanacağı davranışları başkalannda gördüğünde onları eleştirerek ya da engelleyerek kendi isteklerini ketlemeye çalışır.
Sayfa 40 - Remzi KitabeviKitabı okuyor
...gelişmiş kişisel değer ve özerklik duygusu büyük ölçüde kibarlık, cömertlik, sosyal işbirliği ve karşılıklı yardımlaşma ruhu ile ilişkilidir.
Reklam
112 syf.
7/10 puan verdi
Yoruma başlamadan önce yazarın kendisine has bir dili olduğunu belirtmem gerekiyor. Öykülerin içerisine yerleştirdiği bireysel eleştirileri karakterler üzerinden aktarırken kendinizi başka bir diyarda hissetmenizi sağlamış. Karakterlerin yaptığı eylemler veya düşünceleri arasında dolaşırken yaşamın ne olduğunu da sorguluyoruz. Kitabın başında
Maskeli Timsahlar Kongresi
Maskeli Timsahlar KongresiBarlas Özarıkça · Metinlerarası Kitap · 20248 okunma
Çocukluklarında engellenmiş kişiler, anne baba olduklarında çocuklarının, vaktiyle kendilerine tanınmamış hak ve özgürlüklere sahip olmalarına karşı bilinçdışı bir kıskançlık duygusu geliştirebilirler. Çocuklarının özerklik istekleri, kendilerinin yaşam boyu bilinç dışında tutmaya çalıştıkları doyurulmamış isteklerini de kışkırtabilir. Bu isteklerin bilinç düzeyine ulaşma olasılığı ise kişide suçluluk duygusu yaratacağından, çoğu kez kendi anne babalarından gördükleri yöntemlerle çocuklarını engelleyerek ya da suçlayarak, kendi uğradıkları paniği denetim altında tutmaya çalışırlar. Aslında tutuculuğun psikolojik yorumu da budur. Tutucu kişi, yapmak istediği ama yaparsa suçlanacağı davranışları başkalarında gördüğünde onları eleştirerek ya da engelleyerek kendi isteklerini ketlemeye çalışır.
"Kendine bir özerklik inşa etmek, özgün kimliği olan bir özne olarak kendini inşa etmektir.''
Eğer özerklik ihtiyacı uygun bir biçimde karşılanmamış bir insansanız ve buna bağlı olarak da kendinizi yetersiz ve hayatta kalmak için başkalarına "muhtaç" olarak görüyorsanız hayır sözcüğü sizin için çok korkutucu olabilir. En basit bir hayıy bile sizi yapayalnız bırakacakmış gibi gelir. Aslında ne istediğinizi, neye ihtiyaç duyduğunuzu bilmediğiniz bir durumdayken nasıl olacak da kendiniz için ayağa kalkacak ve hayır diyeceksiniz? Nasıl olacak da kendinizi koruyacak sınırlar koyacaksınız?
Sayfa 117Kitabı okudu
Reklam
Küresel güç her şeyi ele geçirmiştir; özerklik ve savaşı, gizli arzu ve iradeleri, acı ve başkaldırıyı devasa bir simülasyon sürecine, herkesin utanmadan kendine düşen rolü oynamaktan başka bir şey yapmadığı muazzam bir reality-show'a dönüştürerek ele geçirmiştir.
Kişi herhangi bir şeyin güdüsünde olduğu müddetçe özerklik imkansızdır.
Şiddetin modern (?!) biçimleri...
... Klasik iktidarların doğrudan şiddetine karşı modern devletin Foucaultcu anlamda denetime (giderek gözetime) dayanan egemenlik anlayışı, uyguladığı dolaylı şiddetle, iktidar karşısındaki bireye Kanatçı anlamda bir "özerklik alanı" sunar ya da en azından bireyin kendisini ifade edebileceği bu tip bir yanılsama yaratır. Ama bu ifade etme, iktidar aygıtının belirlediği, itaatkârlaştırılmış ve disipline edilmiş bir özerkliğin sınırları içerisindedir. Aksi takdirde ortaya çıkacak olan rafine cezalandırma biçimleri ise, şiddetin modern biçimleridir (dışlama, korkutma, aşağılama, ötekileştirme, işsizleştirme, toplumdışı kılma, ayrıcalıklarını elinden alma...).
Sayfa 26 - Çıra Genç Yayınları, 1. Baskı, Mayıs 2019
104 syf.
3/10 puan verdi
·
11 günde okudu
İnsan isimli eserinden sonra Hayat ve Zamane eserlerini okuyanların aynı tadı almayacağını düşünüyorum. Bende Engin Geçtan okumayı bu kitabıyla birlikte sonlandırıyorum. Kitabın kapak resminden ve isminden dolayı daha farklı beklentiler içine girmiştim. Fakat yine sizleri kolay bir okuma beklemiyor. Hayat isimli kitabı gibi yine kısa olan bu yüz sayfalık kitap yine bir çırpıda bitmiyor. Sindire sindire, özümsüye özümsüye okumanız lazım. 21 denemeden oluşuyor. Fakat denemelerde yine bir konu üzerinde ilerlemiyor. Farklı farklı konulara psikiyatrinin diliyle değiniyor. Ne anlamayacağımız bir dil ne de şıp diye hemen anlayacağımız bir dil. O yüzden kitap ağır okunuyor. Engin Geçtan geniş bir zaman aralığını alarak Türkiye'de yaşanan davranış şekillerine, değişen davranışlara psikiyatri açısıyla bakıyor. Bu arada zamanla değişen insan davranışlarıyla birlikte kendi tedavi yöntemleri de zamanla değişiyor. Klinik deneyimlerini otorite, öfke, sıkışmış kızgınlıklar, persona ve gölge, özerklik, kimlik sorunları, çocuk yalnızlığı konuları üzerinden biz okurlara aktarıyor. Engin Geçtan'ın zaman içinde en çok sevdiği zaman şimdiki zaman. Ne geçmişe takılıp kalın, ne gelecekte yolculuk yapın şimdiki zamanın keyfini yaşayın. İyi okumalar...
Zamane
ZamaneEngin Geçtan · Metis Yayınları · 20201,080 okunma
Reklam
Cavalı olmayan bazı Endonezyalılar daha fazla bölgesel özerklik ya da tam bölgesel bağımsızlık istedikleri için bölgesel ayaklanmalar görüldü.
Sayfa 207 - Pegasus YayınlarıKitabı okudu
Maslow'a göre çağımızın nihai hastalığı değersizliktir. Oysa hayat uğruna çaba gösterecek bir değer, uğruna yola düşülecek bir menzil varsa anlamlıdır. Maslow'un 'Ortodoks 19 yüzyıl bilimi'nin değersizlik illetini azdırdığı fikrindedir . Onun alanını oluşturan şey yalnızca olgulardır. Değerler keyfi kabul edilir ve olgularla ilgili ilişkili olmadıkları varsayılır. Freudyen psikoanalize göre insan hayatının Yüce değerleri insan tabiatının daha aşağı arzularının kılık değiştirmiş versiyonlarından başka bir şey değildir . İnsanın temel ihtiyaçları maslow'un göre şöyle sıralanmaktadır: 1.Kendini gerçekleştirme 2. Saygı (başkalarına ve kendine değer verme) 3. Ait olma ve sevgi (yalnızca sevilme değil aynı zamanda sevme ihtiyacı) 4. Güvenlik (güvende olma ihtiyacı) 5. Fizyolojik ihtiyaçlar Marslow'un özel önem verdiği bir temel insan ihtiyacı kendini gerçekleştirme ihtiyacıdır. Bu bizim en yüksek ihtiyacımızdır. Kendini gerçekleştirme; sağlık peşinde koşma, kimlik ve özerklik arama ve kemale erme yönünde bir çaba dan ibarettir. Insan tabiatın üzerine dilediğini yazdığı bir beyaz sahiden değildir, o kendini gerçekleştirme ödevim de olan bir varlıktır. Kendini gerçekleştirme bu anlamda insanın kendisinde ki olumlu ve iyi cevheri harekete geçirmesi, onu gündelik hayatına hakim kılmasıdır. İnsan gündelik hayatında korkaklık yerine cesareti, hırsızlık yerine dürüstlüğü, kurulu düzenin sesi yerine vicdanının sesini dinlemeyi seçtiği her seferinde kendini gerçekleştirme yolunda bir adım atmış olur.
Toplumsal analiz çalışması
Biat toplumu, kendi iktidarını toplumun iyiliğinden önde tutan yöneticiler için uygun ortamı sağlar. Bunun için de kendi erkini önde tutan yöneticiler, toplumu oluşturan bireylerin aydınlanması, bilinçlenmesi ve özerklik kazanabilmesi için gerekli eğitim düzenini sağlamaktan kaçınırlar.
Sayfa 210 - Cumhuriyet KitaplarıKitabı okudu
Sevginin özgür kılınması önce özerkliğin sağlanmasına bağlıdır Ötekiyle aynileşme çabası kısa süreliğine ruh eşi gibi kavramların nazarında hoş gözüksede sonrasında büyük bir özgünlük karmaşasına ve özerklik çırpınmasına neden olabilir.
"Mantıklı ruhun özellikleri şunlardır: öz farkındalık, öz eleştiri ve özerklik. O kendi hasadını kendi yapar. Kendi amaçlarında başarılı olur."
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.