"Pepû... Kekû... Kam kerd? Mi kerd... Kam kişt? Mi kişt... Kam şut? Mi şut.. Ax! Ax! Ax!"
Meğer sen Pepuk kuşunun ülkesinden koparılmış bir garip çocukmuşsun. Meğer sen bir felaketin biçâre kurbanıymışsın. Meğer sen bu küçük köyde, memleketini düşlemişsin. Düzgün baba diye şu zavallı kaya parçasına alnımı dayamışsın. Pesare diye yağlı ekmek istemişsin benden. Xızırı imdada çağırmışsın da ben anlamamışım.
Birlikte Pepuk kuşunun şarkısını söylemişiz: Pepu... Keku... Kim yaptı? Ben yaptım... Kim öldürdü? Ben öldürdüm... Kim yıkadı? Ben yıkadım... Vah! Vah! Vah!
Dillerinden bir kuş düşmüyordu. Bu, sesi duyulup da kendi hiç gözükmeyen bir tansık kuştu. O kuşun sesini de yalnız ermişler gibi yüreği pirüpak olanlar duyardı. Kuşu görenler de ölümsüzlüğe kavuşurlardı. O kuşun sesini dünya kurulduğundan bu yana duyanlar onu aramaya çıkmışlar, ölünceye kadar aramış, bulamamışlardı.
Sabiha, senin gerçek adın değil, değil mi babaanne? Kim koydu bu adı? Kıyımı yapan komutanlardan biri mi? Nüfus memuru mu? Yoksa besleme diye Dersim'den koparıp Çanakkale'ye getiren subay mı koydu? Sabiha...Yalan değil mi? Senin adın yalan.
Hesabını kimden, nasıl soracağımı bilemediğim bir kıyımın kurbanıyım ben de.Seni ömrün boyunca susturan korkunu devraldım.Senin yalan kimliğinin tanığı, gizli dünyanın sırdaşıyım ben.Ya Xizir, Birese imdada ma! Ah Hızır yetiş imdadıma!
Söyle babaanne adın ne? Yüzünü bana dönüp en saf gülümsemenle mırıldanıyorsun...
"Nameyê mi Xece."
söylesene
hiç dağ ağırlığında olur mu bulut
hiç taş sertliğinde
suyu izah edebilirim, kolay
hız ve ağırlık: en basiti
biraz daha karmaşık: enerji ve molekül
neticede beton kesiliyor işte
de bulut neden
hem böyle başımdan aşağıya
ben böyle kıpırdayamazken
dinle!
konuşmak konuşmak konuşmak
konuşmaktan yapılma bu çağda
bu en zoru senden istiyorum
inleyişine ara ver ve beni...
dinle! bütün yakıştırmaları reddediyorum
bilinsin artık güçlü değilim ben
dillerim dolaşa dolaşa
üstelik sulu gözlünün tekiyim
ağlayarak hem de
hatta yolarak böyle saçımı başımı
sana konuşayım
canıma değ
korkumu bölüş
utancımı... sussss
...
içinde patlayan binlerce bombaya rağmen
tek parça kalıyor ya beden
en acısı buydu