• 315 syf.
    ·3 günde·8/10
    Pinokyo ne kadar şerefsizse Pollyanna’da o kadar gerizekalı diye düşünürüm ama yine de bu tam metin beni etkilemedi değil.

    Pollyannacılık. 20. YY başlarında her şeyde olumlu bir yan bulabilme güzelliği ilken zaman ilerledikçe hayattan kopuş, toz pembe görüş, ciddiyetsizlik anlamına kayıyor. Bence 21. YY açısından baktığımızda ise tam bir gerizekalılık anlamına erişiyor.

    İletişim Yayınları, Çocuk Klasikleri serisi ile önemli bir iş yaptı. Kitabın özenli çevirisini beğendim.
  • 540 syf.
    ·12 günde·5/10
    1Q84 - 1. Kitap incelemem #46340632
    1Q84 - 2. Kitap incelemem #46690365

    3 kitabı okuyup seriyi tamamladım. Aklımda tek soru
    ''BEN BU KİTABI (1Q84) NEDEN OKUDUM???''
    Bu kitabı okuyacaklara tavsiyem: OKUMAYIN..

    İlk iki incelememde de olduğu gibi bir takım bilgiler ve spoiler içeriyor.
    Önce biraz 3. kitaptan bahsetmek istiyorum. Bilindiği üzere ilk iki kitapta Tengo ve Aomame ikilisinin kavuşma süreci acaba kavuşabilecekler mi? Aralarında ne gibi engeller var ve bu engelleri aşmak mümkün mü düşüncesi içinde geçiyordu. Görevler tamamlanmış, her ikisi için de iç sesinin dinlediği gibi farklı diyarlara gidip gereken zorluklar aşılmıştı oysa. Kitabın içimde bıraktığı muammalar zincirinin ucu hep açıktı ve hala açık bir şekilde duruyor. Kitap tam ortalarında tamamen kopuyor. Baskıdan dolayı mı yoksa yazarın kendi tercihi mi böyleydi bilmiyorum ama olaylar zinciri Tengo ve Aomame açısından bir ileri iki geri şeklinde dengesini yitirmiş bir haldeydi. Kitaba heyecan katan tek şey Uşikava karakterinin olaylara etkin bir şekilde dahil olmasıydı. Zekası ve yetenekleriyle, gerçekten fark yaratabileceğini düşünmüştüm ama yazar ne yazık ki bu karakterin de hakkını verememiş bence. İlk kitaptan beri bahsedilen 'Little People' diye diye kafayı yedirdiği ''Havadan Pupa'' olayı ise, gölgede kalmış karpuzdan başka hiçbir şey değil. Kitabın ana olayı diye tahmin etmiştim oysa ben bu dünyayı ve bu 1Q84 dünyasında olanları. Bu karmaşanın 3. kitapta çözülüp artık bir sonuca ulaşmasını umuyordum ama Murakami beni şaşırtmadı ve sonuç FOS çıktı. 3. Kitap için diyeceklerim kısaca bu kadar.

    Şimdi gelelim 3 kitabın ortalaması bir incelemeye. 3 kitap ve tam 1.440 sayfada hiç mi aklıma kazınacak bir olay ya da edebi açıdan elde avuçta tutulacak, okudum deyip tadı damağımda kalacak bir olay yaşanmaz? Sen 3 kitap boyunca ver gizemi ver ucu açık olayları biz de hevesle okuyalım, acaba şimdi ne olacak? haydi bakalım bu zorluğun altından nasıl kalkacak? diye düşünürken her şey tren rayına oturmuş gibi yolunda gitsin ve kitap birden Pollyanna oluversin. Tengo'nun düşmanları ve peşindeki kişiler, utanmasa giderken yoluna güller dökecekmiş gibi bir izlenim bıraktı kitap bende. Çok fazla kendini yormamış bence yazar bu kitabı yazarken. Hayal gücünde oluşturduğu Little People'ları yerleştirecek bir yer bulamamış ve bir işe yarayacak hale getiremediği için her şey böyle askıda kaldı, karakterlere ne oldu ve hangisi nereye gitti? bir sürü belirsizlikle yine bir Murakami kitabı bitti gitti. 3. kitabı tamamen bitirmek için yazdı diye düşünüyorum. 3 kişinin gözünden olaylara bakmak insanın canını bir süre sonra sıkıyor. Akış bozuluyor ve olayların akışını da gereksiz cinsellikle süslemesi çok absürttü bence. En duygusal anlarda araya giren cinsellik. Özellikle tüylere pek düşkün bir yazar olduğunu sanıyorum kendisinin. Bolca yer vermiş kitabında da. Bu, inceleme olduğu kadar eleştiri niteliği de taşıyor tabii ki. Tamamen kişisel görüşlerim. Okuyan herkeste farklı etki bırakabilir. Bunu dikkate alarak okuyup değerlendireceğinizi düşünüyorum.

    Bu kitap büyük bir hüsran ve hayal kırıklığından başka hiçbir etki bırakmadı bende. Bundan önce Rüzgarın Şarkısını Dinle , Sputnik Sevgilim ve 1Q84 üçlemesini okudum. Bundan sonra herhangi bir eserini okumayı düşünmüyorum. Medyanın abartılı bir şekilde şişirdiği ve (benim için) ekstra hiçbir özeliği olmayan bir yazar olduğundan hiçbir şüphem kalmadı.
  • 128 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Ilk sayfayı okuduğunuz zaman diğer sayfaların hepsini okumanız geliyor içinizden. Ve gerçekten çok eğlenceli kitap ve okuduğunuz zaman içiniz dinleniyor. Herkese uygun kitap. Çok tavsiye ederim.
  • 288 syf.
    ·5 günde·Puan vermedi
    Yıllar önce okuduğum, içinde olduğu her durumdan kendini motive edecek bir ders çıkaran polyana ile yaşama umutla bakmayı öğreneceksiniz. Mutluluk küçük ve basit şeylerde gizlidir ve asla umudunu kaybetme..
  • 76 syf.
    ·552 günde·Beğendi·10/10
    Didem Madak’la geç tanıştım. Tanıştım, dediysem şiirlerini kastediyorum sevgili okur. Bir gün kitapçıya girdim, kitaplarından birini almak için. Biyografisini okuyunca, elimdeki kitap sanki köz oldu ve acısı yüreğimi dağladı. Kalbimi bu derece acıtan bir ortak nokta mıydı sadece yoksa şiirlerine, dizelerine ve hatta sözcüklerine kadar sinmiş acının nedenini anlamış olmam mıydı, bilmiyorum. O gün al(a)madım kitabı. Kafamdaki tuhaf düşüncenin kalbime bıraktığı ağırlıkla çıktım kitapçıdan. Günler sonra Ah’lar Ağacı’nı aldım ve kitabın hemen her sayfasında altını çizdiğim dizeler oldu. İşte Ah’lar Ağacı’ndan topladığım ah’lar aşağıda sevgili okur. Dizeler hangi şiirlerinden yazmayacağım. İlgini çekerse zaten kitabı alıp okursun, ilgini çekmezse bilmene gerek yok sevgili okur. Peki bir dizeyi şiirin bütününden koparıp okura sunmak da ne oluyor, dersen bunun için pek mantıklı bir cevabım yok ama şu kadarını söyleyebilirim: Benim için şiir bazen sadece bir dizeden ibarettir, geriye kalan bütün dizeler o dize için var. İşte ben o dizeyi ve dizeleri sunuyorum ey okur. Umarım bu dizeler seni kitaba götürür.

    Güçlü bir el silkeledi beni sonra Sanırım Tanrı’nın eliydi. Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan. Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi, Çok şey görmüşüm gibi, Ve çok şey geçmiş gibi başımdan, Ah...dedim sonra Ah! *** Ne çok dikenin vardı Tanrım! Ne çok isterdim, Sana sarılamazdım. Ve şöyle derdim o zaman: Ah! *** Vasiyetimdir: En güçlülerinden seçilsin Beni taşıyacak olanlar. Ahtım olsun, Yükleri ağırlaşsın diye iyice, Tabutumun içinde tepineceğim. *** Ya siz, Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat? Nasıldı Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak? *** Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

    *** Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı. *** Annem Ki beyaz bir kadındır. Ölüsünü şiirle yıkadım. Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım. *** Kalbimin doğusu, Her resme güneş çizen bir çocuktu. *** Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda *** Önce söz yoktu kalbimin en doğusunda Sözler... Bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan. *** Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa Yağmur yağdıkça Bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor *** Bir ağıt olarak yak beni Allah’ım Parmaklarına kına olayım hayatın. *** Acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur Pollyanna *** İstanbul’u evlat edinsem Benimsemezdi nasıl olsa otuz yaşında bir anneyi Yüzyıllarca yaşamış bir çocuk olarak. *** Anlatarak bitiriyorum hayatımı Bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat *** En iyi hikayeleri ölüler anlatır *** Ben sevgilim... Bir çocuk bayramı gibi yaşamak isterdim her aşkı Cezaya kaldım. *** Kime ne anlatarak bitirsem hayatımı? Ölümüme de bir şiir yamar nasıl olsa birileri artık. *** Anna Karenina’yı taklit ediyor zaman, Atıyor kendini raylara. Neden her aşk Bir kadının cenazesini kaldırır mutlaka. *** Ben ne de olsa yakıp yıkanlar listesinde Ölü yada diri arananlardanım.

    *** Bir bakardım eğilmiş su içiyor Gamzelerinden kuşlar. *** Kardeşim, biriciğim Bazı yaralar yararlıdır buna inan, Bazı yaraların ortasından küçük bir el, Sanki geçmişine çiçek uzatır Bazı yaralardan sızan kanla Tüm geleceğin yıkanır. *** Binlerce ruhu taciz etmiş bir ilk aşk Tanrım sorarım sana neye yarar? *** Keşke aşk şiiri yazsam Ne güzel, Aktarlara tarçın diye satardım *** Ömrüm geçti bir çiçeğe benzemekle Hangi hayat süslendi senin için bu kadar. *** Eski bir şiirsin sen, unutulursun, unutma Kaynak: Didem Madak, Ah’lar Ağacı, Metis Yayınları, Aralık 2016, İstanbul
  • 200 syf.
    ·Puan vermedi
    Kitabı ayrı ayrı yayınlardan toplam 3 kez okudum.
    Bu incelemede sizin kitaba bakış açınızı olumsuzlaştırır mı bilmiyorum ama belki istedğinizi de artırabilir.

    Senede 1 olan Noel bayramında yuvada herkese güzel hediyeler geliyor ve Pollyanna'ya bir çift koltuk değneği geliyor ve bunlara ihtiyacı olmadığı için şükrediyor. Şükretmesi bence çok yüce bir davranış fakat buna hiç üzülmüyor. Hiç ama hiç üzülmüyor olması imkansız.( tabi ki imkansız diye bir şey yoktur.) Eğer içinden ufacık bir üzüntü bile geçtiyse... İnanamıyorum.Bu devirde böyle şey yapacak insanlar hiç görmedim. Bu yüzden var diyemiyorum.
  • 248 syf.
    ·5 günde·9/10
    Pollyannanın o minik yaşında "yaşamak" hakkındaki bilge düşünceleri ve etrafındaki insanların hayatlarına kattıkları gerçekten çok etkileyici.Hepimizin kaba taslak duyduğu "pollyannacılık" ise çok daha basitleştirilmiş içi boşaltılmış.Bir çocuk kitabı diye hafife almadan okuduğumuzda pollyannanın tanıştığı herkes gibi bizim de kalbimizi yumuşattığını görmek güzeldi.