sümeyra

sümeyra
꩜ yazın güneş yanığıdır düşlerim sonbahar ruhumu bekleyen oba
Emin oldum:
Lanetliyizdir belki de, hiçbirimiz için umut olmayabilir, öyle olsa bile kan dondurucu, acılı bir çığlık atalım hiç değilse; bir karşı koyma, bir savaş çığlığı. Ağıtların canı cehenneme!
Alıntı
sümeyra isimli okura yanıt verildi
sümeyra
Eniz ☭ belki de
Emin oldum:
Lanetliyizdir belki de, hiçbirimiz için umut olmayabilir, öyle olsa bile kan dondurucu, acılı bir çığlık atalım hiç değilse; bir karşı koyma, bir savaş çığlığı. Ağıtların canı cehenneme!
Alıntı
sümeyra
Ağıtlar da bir çeşit çığlık değil midir, bir başkaldırı, bir isyan, karşı koyma ya da? Ağıtlar çok anlam taşır. Canları cehenneme olmamalı🥲
Yağmur yemiş bir deniz gibiyim..
sümeyra
Atilla İlhan
Hassasiyet Sanatı
Puan vermedi·260 syf.·
2022 37. kitabı
“Gönül gözü görmeyince hiç baş gözü görmeyiser" Yunus Emre ** Söze nasıl başlanır diye söze girmek klişe olmasının yanı sıra uhdesinde ufak bir yalan barındırdığı da söylenebilir. Çünkü sözün hangi yolla neşet edeceği içten içe bilinir ve fakat esasında zaman kazanma amaçlanır. Bu kazanım söz sahibinin cümleleri toparlamasından ziyade söz muhatabının kendini birazdan gelecek olana hazır tutması içindir. Burada tam şuanda yaptığım da bundan farklı değil zira söze aşkla başlıyorum. Kopan her takvim yaprağıyla beraber insanlığın daha ileriye gittiğine düşünenlerin söz sahibi olduğu bir devirde değil geçmişi övmek, onun bir parçasına özlemle nazar etmek dahi kınanıyor. Çünkü geçmiş geçmişte kalmıştır ve geçmişte kalan öldüğü için onu övene ölü sevici denir. Halbuki basitçe geçmişle gelecek arasındaki köprü olarak tanımlanabilecek gelenek, isminden de anlaşılacağı üzere sürekli eklemlenen bir yapıdır. Elbette köprüsü yıkılmış bir millet bunu pek anlayamaz. Diğer yandan, köprüsünü kendi yıktığı için geride kalanların kokuşmuş olarak tanımlanması da bundandır ve muhtemel ilginin başlamadan kesilmesinin amaçlanması şaşırtıcı değildir. ** Ayvazoğlu daha otuzunda değilken yazdığı bu kitabında köprünün ardında çürümeye itilen ama bir şekilde yaşayan yapıların, yazıların, melodilerin, minyatürlerin ardındaki kuvvetli nefesi arıyor. Aşk Estetiği ile, Sinan’a Selimiye’yi diktiren, Fuzuli’ye Su Kasidesi’ni yazdıran, Dede Efendi’ye “Zülfündedir benim baht-ı siyâhım” bestesini yaptıran etkiyi arıyor. Bunu kısa yoldan tasavvuf olarak açıklıyor. Mevzu derin olduğundan da konuya temel düşünceden giriyor. Pek çok sufiden ve düşüncelerinden bahsediyor. İlk olarak eşrefi mahlukat insanın yaratılışı var. Şeytanın, insana toprak mefhumundan bakıp ona secde etmeyişi surette kalışın ifadesi
1000k
Aşk EstetiğiBeşir Ayvazoğlu · Kapı Yayınları · 2017611 okunma
sümeyra
Uzun zamandır okuduğum en güzel inceleme yazısıydı hakikaten.