• 114 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Rus ve dünya edebiyatının devleri arasında yer alan Dostoyevski'nin, biri uzun biri kısa iki öyküsünün yer aldığı eseridir.
    Başkasının Karısı'nda yüksek mevkideki bir adamın kıskançlığını ve bunun sonucunda içine düştüğü komik durumlar ele alınmaktadır.
    Namuslu Hırsız'da, bir terzi ile ayyaş bir hırsızın arasında geçenler hikâye edilmektedir.
    Ruhsal çözümleme üstadı Dostoyevski'nin yeteneğini konuşturduğu bu eseri, bireylerin ruh hallerinin olağanüstü yansıtıldığı ve usta diyaloglarla sürdürüldüğünden dolayı okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
  • Bu çekimlerde insan, doğal ve toplumsal çevresi içinde görünür; insanın dış dünyayla, doğayla, çevresiyle, öbür insanlarla ilişkileri ön sıraya geçer. Ağırlık noktası da yavaş yavaş bezeme (çevre, doğa, uzama) ve olgulara kayar. Ruhsal çözümleme artık çok gerilerde kalmış, dramatik erek öne çıkmıştır.
    Nijat Özön
    Sayfa 76 - agora kitaplığı 2008
  • 476 syf.
    ·Puan vermedi
    Büyüleyici ve masalsı bir dünya
    Karakterler derin ve kurgulanan dünya detaycı ve titiz... En önemlisi inandırıcı bir yasam biçimi kurgulanmış. Tanzimattan kalma eskimiş bir teknik postmodern bir üslupla uyarlanmış, yazarın hikayeyi kesmesi ve kendini açıklaması... Şaşırtıcı ve Pamuk'tan beklenmeyecek bir risk. Üzücü olansa zavallı bir öznenin gırtlağına çöken haydutvari sıfatlar, öbek öbek yüklemler ve asılı kalarak sakat doğmuş cümleler. Sentaksi kusurlu bazen zorlama bir dilbilgisine katlanmayı gerektirecek kadar derin bir ruhsal çözümleme. Tavsiye ederim.
  • 542 syf.
    ·Puan vermedi
    Kurtlarla Koşan Kadınlar uzunca zamandır elimde olan bu kitap bitirmeyi istemediğim nadir kitaplardan biri. Yoğun bir emek ürünü olan kitap 20 yılı aşkın sürede yazılmış olup eski öykü derleyicisi olan  yazarın takdire şayan bir eseridir. Yazar neden Kurtlar ve Kadınlar arasında bir benzerlik kurar? Çünkü “sağlıklı kurtlar ve sağlıklı kadınlar belirli ruhsal karakteristikler paylaşırlar: Keskin bir duyarlık, yoğun bir kendini adama kapasitesi. Sezgileri çok güçlüdür; yavruları, eşleri ve sürüleriyle yoğun bir biçimde ilgilenirler. Ancak ikisi de sürekli avlanılmış, taciz edilmiş ve yanlış bir şekilde obur, sapkın, son derece saldırgan ve hasımlarından daha az değerli olarak tanımlanmışlardır. "

    Yazar çalışmasında 19 eşşsiz masal, öykü ve mite yer vermiş. Ben bu öykülerden sadece Çirkin Ördek Yavrusu ve Küçük Kibritçi Kız masallarına aşinaydım. Aşina olduklarımı bile kitabı okudukça bilmediğimi fakettim. Masallar ve öykülerin psikoloji biliminden çok daha önce insanlık  var olduğundan beri oldukları için toplumsal yaşamımıza  dair çok daha derin kültürel kodlar içermekte. Yazar masalları çözümleme yöntemi olarak arketipsel psikoloji, etnoloji, dünya dinleri ve tefsir gibi alanlardan faydalanarak gerçekleştirmiştir. 

    Safdil Kadın duygusal kavrayışı yetersiz, bireyselleşme sürecini tamamlayamamış, doğadan kopmuş, karar alırken sosyal, kültürel baskılar altında alan kadından bahsediyoruz. Üstelik kadının “Hayır” diyebilmesi ve kendi kararlarını verebilmesi için ekonomik özgürlüğünün yetersiz olduğunun  da ayırdına vardık.  Clarissa P. Estes’i diğer araştırmacı yazarlardan ayıran ise kadının safdil oluşuna naçizane çözüm geliştirmesidir. Bu çözüm ise şudur, kadın şiddeti normalleştirilmiş hali olan “öğrenilmiş çaresizliği” yaşar hayatı boyunca. Çevresindeki, iletişimde olduğu tüm insanlardan bir birey olarak kabul görülmediği haksız olsun veya olmasın psikolojik ve fiziksel şiddet görmeye alıştırılmış bir kadın yaratılır. Bunun çözümü ise Ruh Evine Dönüşle mümkündür. İçsel dünyasını keşfetmeyen ve buna vakit ayırmayan kadınlar kararlarını alırken sezgilerinden bağımsız yanlış kararlar almakta. Peki Ruh Evimize , animusa nasıl dönebiliriz? Herkesin yaparken zevk aldığı şeyler farklıdır kimi ormanda yürüyerek, kimi bir şeyler yazarak, kitap okuyarak bunu yapabilir. Benim dikkatimi çeken bu önemli aktiviteleri yaparken yalnız olmak ve rahatsız edilmemek. Kendimize iyi gelen bir aktivite bulup ve bu iki şartı sağladığımız sürece ruhsal dünyamızı keşfetmemek için hiçbir neden yok. 


    Belki hafife alabilirsiniz kitabın gücünü, ama 19 öykü çok eski zamanlardan beri anlatılan masal ve öykülerden oluşmakta yazar her bir öyküdeki motifi derinlemesine incelemiş , benim naçizane tavsiyem her bir öyküyü ve incelemeyi okuduktan sonra o öyküyü geri dönüp okumanız çok daha etkili olacaktır. Benim en beğendiğim öykü Elsiz Kız öyküsü olmuştu. Kitabı okuyunuz ve okutturunuz.
  • Dostoyevski neredeyse her anlamda antipatiktir. Oldukça kısa sayılabilecek bir boy, kül rengi küçük gözler, sinirden yerinde pek duramayan dudaklar, kısık bir ses de insanı ancak antipatik yapabilir! Bu noktada kendinden pek hoşnut olduğunu söylemek zordur. Bu yüzden farklı ortamlardan kaçar ve edebiyata yani yazmaya sığınır.
    Yazma eylemi bu anlamda tek sığınağıdır denebilir. Belki okurluğun ve bu okurluğun oluşturduğu sorunlu ruhsallığın tek rahat edeceği an, Içindekini yazıya aktardığı zamandır. Yazma eylemi bu yalnızlığı ve hastalıklı hali üretime dönüştürebilir. Böylelikle yazma onu yaşamaya zorlayan şeylerin en başına geçer.
    Bu arada yazdıklarında ruhsal çözümleme ve irdelemelerin artması onun yaşamının en zor tarafıdır. İnsanların duygu ve düşüncelerinde her geçen gün daha fazla yoğunlaşması da başka bir sorundur. Yoksulluk da her şeyi zorlaştıran bir olgu olarak hayatından hiç çıkmayacaktır.
    Devlet düzenini yıkmaya çalışmaktan tutuklanması hem hayatı hem de ruhsal dünyası için bir yol ayrımıdir. Askeri mahkemede ölüm cezası ile yargılanması reddedilse de onu etkilemek için böylesine psikolojik bir gösteriye maruz bırakılması ağır bir durumdur.
  • 216 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği, okuduğunuzun gerçek mi hayal mi olduğunu sorgulayacağınız bir roman. Geçirdiği kaza sonucu yatağa bağlı kalan Bedran’ın hayatını, geriye dönüş tekniğiyle ustaca anlatmış Hasan Ali Toptaş. Zıtlıklar üzerinden müthiş bir ruhsal çözümleme yapılmış. Alışılagelmişin dışına çıkan betimlemeler romana ayrı bir tat katmış ve okuyucunun hayal gücü zorlanmıştır. Olay örgüsünden ziyade betimlemeler ön planda. Geçmişindeki baba figürü, ona benzemek istememesi ve onun gölgesi roman boyunca peşini bırakmıyor.
  • 288 syf.
    ·3 günde·9/10
    Bir dev eseri daha geride bırakıyoruz. Yazan Orhan Pamuk olunca insan sindire sindire, anlamlandırarak okumak anı yaşamak istiyor şüphesiz! Sanat için yazdığını, atmosferi sonuna kadar hissettirdiğini her söyleşisinde dile getiren Pamuk, bu kitabında da bunu bir kez daha kanıtlıyor. İzlediğim belgeselde; ''Bu kitabı çocukken bizim olan ve yazları geldiğimiz evi düşünerek yazdım.'' diyordu. Babanne, çocuklar, ülkücü tayfa Pamuk`un o dönem izleyip, anlamlandırdığı düşüncelerdir.

    Sade, anlaşılır bir dil kullanmış yazar. Kara Kitap gibi bol bilgi verici, ruhsal çözümleme yapmayarak okuru derinden incelememiş. Su gibi akıp giderken satırlar siz düşünüyor, bu evin içinde kendinizi bir karakterin yerine koyuyorsunuz. Ben şahsımı Faruk'un yerine koydum mesela. Hem yemeği çok sevdiği, hem de araştırmayı, okumayı alışkanlık edindiği için. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın misali bir hayatı var Faruğun ve bakınız benim! :)

    Sessizlikle, geçmişle, yanlışlıkla, hatalarla dolu bir ev... Babanneleri, hizmetçi cüceleri ve üç torun. Her birisinin ayrı bir yaşamı, düşünceleri, hisleri var. Özellikle babanne Fatma`nın her gece yatağında yatıp gecenin sessizliğini dinlerken düşündükleri, kocasını, oğlunu, torunlarını çözümleyişleri enfes! Metin`in çılgınlıkları, para hırsı. Nilgün`ün sol görüşü, kitap kurdu oluşu ve Faruk`un yukarıda belirttiğim özellikleri...

    Kimsesiz kalmış bir ailenin, kimsesiz kalmış çocuklarının 270 sayfalık hikayesidir sessiz ev. 9 Puanı sonuna kadar hak eder. ORHAN PAMUK düşündüğünü eserlerinde korkmadan, sinmeden yazabilen nadir yazarlardandır. Ve bu onun en büyük özelliğidir. Nobel ödülünü de dibine kadar hak eder. Eline, düşüncelerine, emeklerine sağlık kral!