Martin Eden romanında, Martin, Ruth ile tanıştığında aralarındaki sınıf farkını "o an Ruth'u kendisinden bir milyon mil uzak hissetti" diye anlatacaktı Jack London. Martin, romanın ilerleyen sayfalarında çok okuyup, çok yazacak ve başarılı bir yazar olacaktı. Bu sefer Martin'in Ruth hakkındaki duyguları şu şekilde yansıtılacaktı yazar tarafından: "Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth değildi, idealize ettiği, kendi kafasında yarattığı uhrevi bir şeydi; kendi aşk şiirlerinin ışık saçan ruhuydu." Çünkü Martin'in, yine yazarın anlatımıyla, beklentisi şu şekilde anlatılacaktı: “Hayatı boyunca sevgiye hasret kalmıştı, doğası sevgiye açtı. Ama hiçbir zaman sevgiye ulaşamamış, giderek katılaşmıştı.” Sevgiyi arayan insanlar için hiçbir zaman "Özne" önemli değildir; önemli olan "yüklem"in yarattığı tılsımdır. Ve ne acıdır romanın sonunda Martin intihar etmistir. Üstelik sevgiyi de bulamamıştır. Tıpkı Jack London gibi... Biri okyanusun derin sularında; diğeri bir tüfeğin soğuk namlusunda ölümü kucaklamıştır.
Nilgün Marmara'nın Defterler kitabında geçen kitaplar: John Berger'ın G romanı (çüktüf [fiktif ile kurulmuş hoş bir sözüm] bir roman!) Elsa Morante'nin Endülüs şalı Öyküleri, bir enfantilenin öykü kurmaca oyunları. BFS yayınları Çeviri Dergisi ve Dün ve Bugün Felsefe: "[Çeviri] kitaplar çok önemli yazılar var - Rilke, Bachmann şiirleri, G. Deleuze'ün "Göçebe Düşünce" yazısı, Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'1. Cüce Nedim Gürsel'in cüce bulup buluşturmaları "Yerel Kültürlerden Evrensel'e"ymiş... Jean Anouilh'in çoktan çöpe atılması gereken oyunu Becket. ve iyi ki yanımda getirdiğim Rimbaud, Char, Celan, Rilke, Kafka su serpiyor. Iris Murdoch'ın The Sacred and Profane Love Machine adlı bir romanı. Bu okuduğum en yalınkat ve matrak İrisanım romanı. Rosalind Coward-John Ellis'in Dil ve Maddecilik'i. Çok yoğun ve gerekli bir özet. Freud'un Totem ve Tabu'su. Canım Viyana'lı öyle !alçak!gönüllü ve açık ki... Daha çok yüzyıllar diller düşünceler müzesinde rafı duracak. Freud Bedrettin Cömert'in "Croce'nin Estetiği" şu sıra okuduğum, kuşkuyla izliyorum nereye bağlanacak bilmiyorum sonunda, sağlam bir kazığa mı yoksa kırılgan bir dala mı? Bir de senin kayranla bana ulaşan dergiler göreceli ayakta tutuyor ve bu arada oyun savsaklanıyor, sarsaklaşıyor, zaten TEKTÜK perdeli bir parodi aslında. Öykü durdu, bazen şiir -bazen Poème en Prose'umsu fragmanlar- böyle işte, Emelciğim teğelleniyoruz. S.166 Çöl bitiştirildiğinden bu yana zehir zıkkım okuma, pis alışkanlık, uyuşturucu yatırımı: G-John Berger (hıyarının) çüktüf romanı. Heyecanlı sürükleyici!! Endülüs şalı - Elsa Morante enfantile'nin (superlative'leri çok iyi kullanan, 8 yaşında ölen kuzen Veranzio hariç) çocuksu öykü kurmaca oyunları. Bok bile daha kolay yenir yutulur. Neyse ki Çeviri Dergisi (BFS, kitap 1, 985), Dün ve Bugün Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Az önce Beni Asla Bırakma kitabının filmini izledim “Never Let Me Go” hâlâ gözlerim yaşlı çok iyi bir uyarlamaydı bence ama Ruth ve Kathy’nin vedalaşmasını koymamışlar çooook büyük eksiklik bu arada neyse son yarım saatin duygu yoğunluğu telafi ediyor neyse ki, bir de sonun kitapla çok tutarlılığı yok yani sonuç doğru verilmiş ama olaylar öyle gelişmemişti ama sadece son 30dk böyle geri kalan tüümmm kısımlar neredeyse aynıydı izlerken kitapta altını çizdiğim kısımlar geldi aklıma çok duygulandım ya harika bir film… sanırım izlediğim en iyi uyarlamaydı daha iyisi benim için şimdilik yok:) (+13 bir film bence bu arada olaylar psikolojik açıdan çok ağır bir de çok değil ama bir iki sahne +18 var onun dışında bir şey yok) Harika bir filmm Kesinlikle izleyin ve izlettirin İyi keyifler diliyorum hepinize:) Rüveyda
İnsan yansıtılmış kurmaca bir aşkla ne kadar sık oynuyor: bir Ruth, bir Helen, Beatrice, Cleopatra imgesi. Kadın, sevgilisinin ona verdiği rolü içtenlikle kabul eden efsanevi yaratık. Berg
Edebiyat
Klasik Kitap Önerileri.
Yanılgı: 1920'li yılların Fransası'nda geçer. Savaşın yıkımını yaşamış, duygusal olarak örselenmiş genç bir asker olan Yves ile başarılı bir iş adamıyla evli, burjuva ve romantik bir kadın olan Denise arasındaki yasak aşkı ve ikilinin iki ayrı uçurumdaki dünyalarını konu alır. Arada durup "Ne okuyorum şuan," olduğum bir kitaptı. Üç Kız Kardeş: Taşrada sıkışıp kalmış, sürekli "Ah bir Moskova'ya gitsek her şey düzelecek" diye hayal kuran ama eyleme geçemeyen üç kız kardeşin iç çekişi. Tamam, biraz garip oldu ama böyleydi dmmdmdm. Vişne Bahçesi: Değişen dünyaya ayak uyduramayıp geçmişin konforuna tutunan ve göz göre göre ellerindeki en değerli şeyi kaybeden bir ailenin buruk hüznü. Bu kitabı okurken bir vişne bahçesine sahip oldum ve onu sattılar. Troyalı Kadınlar: Savaşın arkasındaki büyük yıkımı, en büyük faturayı ödeyen Troyalı kadınları anlatan antik bir çığlık. Troyalı kadınların Akhalı komutanlara satılmasından tutun, Hekabe'nin yasına kadar kadınları okumak çok güzel ve iç parçalayıcıydı. Kassandra'yı gönderiyor mesela akıbetini bilmeden.. Kadınlar Ülkesi: Erkeklerin olmadığı, barış ve şefkat dolu bir dünyaya kazara düşen üç erkeğin şaşkınlığı, biraz da aptallığı. Beni bu kitaba fırlatın. Her anında şok oldum, annelik onlar için farklı bir boyut. Van'ın tespitlerine bittim, şakasız her sayfanın altı çizili. Terry'nin son ana kadar bir erkeğe rastlama umudu dmdmdm. Martin Eden: Ruth adında bir kadına aşık olup ona layık olabilmek için çalışan ve yeni keşfettiği tutkularının peşinden tökezleye tökezleyede olsa gitmeye çalışan Martın'in hikayesi. Ya aklım almıyor, sen sevdiğin kadına ve burjuvaziye yaranmak için yapmıyorsun bunu, ona layık olabilmek için yapıyorsun. Ama o kıymet bilmez nankör bencil Ruth için değmedi, olan ona oldu. Dört Oyun: __İçinde
Martin Eden
Yapay Zekaya göre Martin ve Ruth. (ChatGPT)