• Gordon saçını arkaya doğru savuran ve alnını en "güzel" görünümüyle ortaya çıkaran rüzgara karşı yürümekte, evine gitmekteydi. Davranışları gelip geçenlere palto giymemesinin tek nedeninin tümüyle keyfi olduğunu belli ediyordu- ya da hiç değilse öyle umuyordu Gordon. Aslına bakarsanız, paltosu on beş şiline rehin bırakılmıştı.
    George Orwell
    Sayfa 34 - Can Yayınları 8. Basım: Ocak 2015
  • Biz hep böyle bir tek adamlar ve çıkmaz sokak insanları ile ilişkideyizdir, dedim kendi kendime ve hızla rüzgara karşı yürüdüm. Bu bitik adamlar ve çıkmaz sokak insanlarından kendimizi kurtarmamız zordur, Çünkü bu bitik adamlar ve çıkmaz sokak insanları çevrelerine baskı yapmak, yakınlarını öldürmek için her şeyi yaparlar, dedim kendime. Zayıf oldukları için ve özellikle de zayıf yapılı oldukları ve öyle yaratıldıkları için çevrelerini yıkıcı bir etki yapma gücüne sahiptirler, diye düşündüm. Çevrelerine ve birlikte yaşadıkları insanlara bizim önceden tahmin edemeyeceğimiz kadar acımasız davranırlar, dedim kendi kendime ve bize onlara has bu bir tek adamlık ve çıkmaz sokak insanı olma mekanizması güdülerini anladığımızda çoğunlukla onlardan uzaklaşmak için artık geç kalınmıştır, insanı yapabildikleri her yerde tüm güçleriyle aşağıya doğru çekerler, dedim kendime, her türlü kurbanlara hazırdırlar, kendi öz kız kardeşleri de olsa diye düşündüm.
    ...
    Haksız davranıyoruz, insanları incitiyoruz, sırf o anda daha büyük bir zahmete katlanmamak, tatsız bir karşılaşmadan kaçınmak için diye düşündüm.
  • Kalplerin işsizlikle dolduğu bu pazar günü ibre full e dayanınca , kanda gezen alkol bugün yazmayayım dediğim bu incelemeyi bana yazdırma kararı aldırdı .. Kısa tutmaya çalışarak bitirme taraftarıyım bu kez .. Gerçi hep öyle diyoruz da olay uzatmalara, sonrasında penaltılara gidiyor.. Ondan kelli hoşgeldin beş gittin sen ne ettin Muhittin kısımlarını bu kez atlıyorum .. Alayınıza selam olsun tüm işsizliğe gark olacak 1k cenahı ! Daha önce de bellirttiğim gibi bir kitap ya da bir yazarla ilk kez buluşuyorsan deplasmandasın demektir sayın ceviz kabuğu .. O yazarın dünyasına ilk kez adım atıyorsan karanlıktasındır ..Elinde elektrik panosunun kilidini açan bir anahtar mı olsun istersin yoksa rüzgara karşı yol alırken dansöz Samyeli kıvamında titrek aleviyle kalbine tedirginlik veren bir mum mu ? Mum diyenler , siz kale dibinden karşı kaleye en direkt serbest vuruşla gol arayışları içinde yer alan tayfa içindesiniz ve bu gole ulaşma şansınız The Wall Street Journal'da çalışan Mr White 'ın öğle yemeğinde yemek sepetinden kendine dürüm çiğ köfte sipariş etme ihtimaliyle aynı .. Karın acıkıyor tabii .. İncelemeye yansıyacak bunlar =)) Uzun lafın kısası demek istediğim şu ki Yaşar Kemal gibi bir devin kitaplarını okumazdan önce hayatını bir gözden geçirin .. Bu adam ne yapmış ne etmiş haberdar olun .. Bunu Aziz Nesin (BABA!) için de söyledim , Jack London için de .. Kendim zaten yaptığım incelemelerimde ya arka planı ya da yazarla ilgili bilgileri vermekten yanayım .. Yeni yeni okumaya başladığım , baya da geç kaldığım ve bunu yazarken utanç duyduğum bir isim Yaşar Kemal .. Bir dev ,dalları toplumumuzun tüm sorunlarına uzanmış bir ulu çınar hakikaten edebiyatımızda.. Niçin böyle söylüyorum bakın size anlatayım sevgili ponçikler .. Toplumumuzun en alt sınıfında türlü türlü işi yapmış , tarlalara girip çalışmış, orak sallamış , traktör sürmüş bir isim var karşımızda .. Daha dolu iş var da saymayayım .. Adam destancılık etmiş yaa ?!?!? Var mı daha ötesi !! Başka ne biliyoruz hakkında ? Her daim ezilenin yanında yer almış .. Kim bu ezilenler ? KÖYLÜMÜZ ... Atatürk 'ün efendimiz dediği ,devlet babanın sırtını döndüğü köylümüz .. Ne yapmışlar bu adam köylünün sorununu yazınca ? Komünist deyip linç etmişler .. Hayatı zindan etmişler ona .. En sonunda ne yapmış ? Bakmış ki huzur yok, hayat dediği şey İbo Showa katılan Yıldız Tilbe aurasının hakim olduğu ortamlar , Orhan Kemal ile meyve sebze satıp para kazanalım diyerekten göç etmiş İstanbul'a .. Sırf şu bile göze yaş yürütür.. İşte o günlerde şans yüzüne gülmüşte Cumhuriyet gazetesinde iş bulmuş .. Bakmışlar ki bu adam halkın içinden gelme , al demişler sana şu kadar para şu kadar da zaman .. Git gez Anadoluda gördüğün bizim ,gezdiğin senin olsun .. Röportaj (kürtaj değil =P) yap halkla .. Bize dertleriyle dön .. Diyarbakır'a gitmiş ilk önce .. Kıyı kesimlerine gitmiş .. Aralarına karışmış , ONLARDAN BİRİ olmuş.. Kaçakçılarla beraber çalışmış .. Bakın bir röportajında ne diyor Yaşar Kemal :
    "Başka bir sorunuza karşılık vermeliyim. Ben röportajlarımı nasıl yaptım. Hemen şunu söyleyeyim ki, herhangi bir röportajıma herhangi bir romanım kadar çalıştım. Çoğunlukla dizi röportajlar yaptım. İkinci yaptığım dizi röportaj kaçakçılardır. Güney sınırlarımızdaki kaçakçılığı konu almıştım. Gittim, üç aydan fazla bir süre kaçakçılar arasında bir kaçakçı gibi yaşadım. Onların korkularına, acılarına, sevinçlerine, varlıklarına yokluklarına katıldım. Bunca yıl geçti, 1951 yılında tanıdığım birçok kaçakçıyla yakın dostluğum sürer gider. Benim kaçakçı değil de gazeteci olduğumu öğrendikten sonra bile benimle ilişkilerini kesmediler. Şimdi bir geceyi anımsıyorum, kilometrelerce bir kayalık yolu aşarak, sırtımda ağzına kadar doldurulmuş bir çuvalla canım çıkarak, korkarak, ödüm koparak, kaçakçılarla sırtımızdaki çuvalları taş yığınlarına saklayışımızı… anımsıyorum. "

    Adamın gözlem gücü zaten çok yüksek, kalemine laf dahi edilemez bir de içine girdiği ortamlarda Günter Wallraff ' a evrilmiş .. Ve gördüğü herşeyi romanlarına yansıtmış .. İşte o romanlarından biri de bu .. Bu romanda Salih adlı bir çocuğun hem hayal hem de gerçek dünyasına misafir oluyoruz .. Uçamayan , sakat bir martı ile dostluğu var ki anlatılmaz.. Hele şerrinden kaçtığımız bir Büyük Ana ve cidden okurken beni çok güldüren diyaloglara sahip bir çekişme var ki Salih ile aralarında tadına doyum olmaz .. BU KISIMLAR MUHTEŞEM HAKKATEN !! =)) Dedim ya destancılık yapmış diye .. Bir de tüm bunlara ek bir masal yapıştırmış hammaddeye İNCE MEMED.. Üstüne de sos diye deniz yoluyla yollarını bulan KAÇAKÇILARI vermiş .. Al Gözüm Seyreyle Salih ismi nerden mi geliyor ? Onu da sen oku ve gör ..Okunması gayet rahat ve keyif verici kitaplar kategorisinde yer alan bu romanı atlamayın .. Muhakkak bir şans verin !! Gören ama en önemlisi OKUYAN Gözler Seyreylesin ...
  • Juana Manso, 30 Haziran 1819’da Buenos Aires’te vaftiz edildi.
    Kutsal sular onu uysallık yolunda yaşama başlattı, ama Juana Manso asla yumuşak başlı biri olmadı.
    Rüzgâra ve akıntıya karşı gelerek Arjantin ve Uruguay’da, kızlarla oğlanların birlikte öğrenim gördükleri dini eğitimin zorunlu olmadığı ve fiziksel cezanın yasaklandığı, laik ve karma okullar kurdu.
    Arjantin tarihinin ilk eğitim müfredatının yanı sıra daha birçok eser kaleme aldı. Bunların arasında evlilik hayatının ikiyüzlülüğünü yerden yere vuran bir roman da bulunuyordu.
    İlk halk kütüphanesini ülkenin iç kesimlerinde kurdu.
    Boşanma diye bir şey henüz yokken boşandı.
    Buenos Aires gazeteleri ona küfretmekten büyük zevk alıyorlardı.
    Öldüğünde, Kilise onun cenazesini kaldırmayı reddetti.  
  • Anafartalar adı, savaşın kırılma noktasında yer alan iki köyümüzün ortak adıydı, küçük Anafarta köyü, büyük Anafarta köyü...Anafarta kelimesi, yerel ağızda "rüzgâra karşı, çok rüzgâr alan yer" manasına geliyordu. Anafartalar Kahramanı'nın emperyalizm rüzgârına karşı durduğu yer, coğrafyanın sözlük anlamına da oturuyordu.
    Yılmaz Özdil
    Sayfa 60 - Kırmızı Kedi
  • Uçurtmalar rüzgar sayesinde uçmazlar. Rüzgara karşı durdukları için uçarlar.
  • Denize doğru inen bir sokaktır ülkem
    düz değildir taşları
    ayakkabılarını bağlamadan
    peşinden koşarken bir martının
    ipe takılıp düşer
    özgürlüğün eve avluya sığmaz çocuklarıBaşımızdaki şapka bireysel
    şemsiye sosyalist yanımızdır
    ve tek şartı
    ters dönen bir şemsiyeyi düzeltmenin
    zor da olsa yürümektir
    rüzgara karşı