Puan vermedi
Yıllar evvel ilk okuduğumda Bu mu yani dediğim ve esasında Kitabı çok iyi anladığını söyleyip Çok acayip şekillerde öven kimselerin, ( küçümsemek için demiyorum ama yaptığımı gözleme göre ) Ömrü billah sadece 3/5 kitap okuduklarını fark ettim. İnceleme yazmak istediğimde Kitabı tam olarak hatırlamayınca böyle olmaz deyip İnceleme yazmak için Dur bir kez daha okuyayım deyip Akşam üzeri bir kez daha okudum. Uzun bir zamandan sonra Bir kez daha okuyup Kitap hakkında aynı düşüncede olduğumu anlayınca, Bu kitabı Yere göğe sığdıramayan kimselerin Neden ve nasıl bu kitabı Yere ve göğe sığdıramadığını Düşüne durduğum sıralarda Bu hüznüm bana bu sırada meşhur deyişi hatırlatıp " Zihinler de Uyuşmuş ” galiba diye Düşündürmüş ve aradan geçen Uzun bir zamanın ardından bir kez daha okuyup
İnceleme
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Girdap Kitap · 047,7bin okunma
10/10
·144 syf.··
2026 6. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 02:41
70 yıllık hayata sığan bir seri katillik öyküsü. Baş karakterimizin en son 45 yaşındayken birini öldürdüğü ve içindeki öldürme dürtüsünün yeniden uyanmış olduğu dönemdeki günlüğünü okuyoruz. Öldürmekten zevk alarak bahseden bu karakter, bu sefer kendi kızını bir katilden korumaya çalışıyor. Bu sırada demans hastalığına yakalanıyor, yakın geçmişi ve anıları birbirine karışıyor. Duygular o kadar etkili aktarılmış ki anlatımıyla birlikte kendinizi o karakterin yerinde buluyorsunuz. Kitap akıp giderken sürpriz bir bitirişle son buluyor. Çok severek okuduğum sakin bir kitap oldu.
1000Kitap
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,3bin okunma
TAŞ KAĞIT MAKAS (spoiler içerir)
Puan vermedi
Son zamanlarda beni en çok şaşırtan, okurken adeta ters köşe olduğum bir kitapla geldim: Taş Kağıt Makas. ​Dürüst olmak gerekirse, kitaba başlarken içimde biraz ön yargı vardı. "Klasik bir evlilik krizi ve sıradan bir çift hikayesidir herhalde" diye düşünmüştüm. Ama itiraf edeyim; okuyup bitirdiğimde bu ön yargımdan dolayı beni haksız çıkardığı için kitabı çok beğendim. Normalde polisiye ve aksiyon türünü çok seven biriyimdir, bu kitap da tam olarak benim o gerilim ve gizem arayan damarıma hitap etmeyi başardı. ​Gelelim konunun başladığı yere... Hikaye, evliliklerinde ciddi sorunlar yaşayan ve on yılı devirmiş bir çiftin, belki de bu gidişata bir son vermek ya da evliliklerini kurtarmak umuduyla çıktıkları iki günlük bir hafta sonu tatilini anlatıyor. Kitapta üç temel karakterimiz var: Adam, Amelia ve Robin. ​Yazarın anlatım tarzı çok keyifli; hikayeyi tek bir ağızdan dinlemiyoruz. Bölüm bölüm ilerliyor kitap. Bir bölümün başında "Amelia" yazıyor ve onun gözünden yaşananları okuyoruz; diğer bölümde "Adam" yazıyor, onun zihninden geçenlere ortak oluyoruz. Tabii bir de "Robin" var, aynı şekilde onun pencerelerinden de bakıyoruz olaylara. ​Kitapta beni en çok yakalayan detaylardan biri şu oldu: Adam ile evli olan karısının, her evlilik yıl dönümünde kocasına bir mektup yazdığını görüyoruz. Bu mektuplarla geçmişe gidiyoruz; evliliklerinin ne kadar güzel ve umut dolu başladığına, sonra zamanla işlerin nasıl sarpa sardığına tanık oluyoruz. ​Ama sakın yanılmayın! "Ha, tamam işte, anlaşamayan bir karı-koca hikayesi okuyacağız" deyip geçmeyin. Sayfalar ilerledikçe hikaye öyle bir evreye dönüşüyor ki, kendinizi hayretler içinde kalmaktan alıkoyamıyorsunuz. Kendi adıma konuşmam gerekirse, okurken gerçekten çok şaşırdım. Kitabın sonuna doğru yaklaştıkça olaylar öyle bir
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,8bin okunma
Bu sefer olmadı...
5/10
·312 syf.·
2026 21. kitabı
"İçinde bilim yok. Gelecekte de geçmiyor. Bilimkurgu gelecekle ilgilenir, özellikle de bilimin şimdikinden ileri olduğu bir gelecekle. Kitap her iki öncüle de uymuyor." Giriş cümlem kitaptan. Ama bu kitap için değil, kitabın kurgusu içinde yer alan başka bir kitap için söylenmiş. Ben de "ne fark eder ki" diyerek bunu bu kitap için söylemek isterim doğrusu. Çünkü kurgumuz ne gelecekte geçiyor, ne de içinde bilime dair bir şey var. Bu sebepten, arka kapakta yer alan, "bilimkurgunun mihenk taşlarından biri" ibaresini ciddiye alamıyorum maalesef. Hugo En İyi Roman Ödülü'ne ise anlam veremedim. Ya ben kitabı anlamadım, ya da o sene doğru düzgün rakip bulamayan, şartların olumsuzluklarından faydalanıp şampiyon olan Başakşehir misali bu kitap da ödülü kapıvermiş. Kurgunun temelinde alternatif bir evren teması var. İkinci Dünya Savaşı'nı Naziler ve Japon İmparatorluğu kazanmış. Buna benzer bir senaryoyu daha önce Swastika Geceleri kitabında okumuştum. Ki bu kitaba göre daha eski bir kitap. Onda da temel olarak köleleştirilmiş kadınlar anlatılmaktaydı. Lakin o kitapta bile bu kitaba nazaran daha çok hissetmiştim Nazi iktidarının etkisini. Burada ise Nazi tarihinden birkaç ismin iktidar mücadelesinden şöyle yüzeysel bir geçiş yapılıyor, onun dışında kurgudaki karakterlerimiz siyasi konjonktürden ya yüzeysel bir şekilde etkileniyor ya da hiç hissetmiyorlar bile başta kimin olduğunu. Hani bu hissiyata vardığımda da "düzen değişse de düzülen değişmiyor" demekten kendimi alamadım doğrusu. Karakterler ve kurgunun akışı üzerinden birkaç cümle etmek gerekirse de, birkaç farklı karakter var. Bunların neredeyse hepsinin birbirleriyle bir şekilde yolları kesişiyor ama hikayeleri öylesine kopuk ki, yani ne desem bilemiyorum. Spoiler da vermek istemiyorum çok (ama gaza gelip fikrimden
Edebiyat
Yüksek Şato'daki AdamPhilip K. Dick · İthaki Yayınları · 20251,250 okunma
Puan vermedi·397 syf.··
2025 1. kitabı
"Anılar kapıları araları kapılar ise bütün o canavarları içeriye davet eder." Temmuz'un uzun süredir nefesini kesen bir sorunu vardır; uykusuzluk. Yetmezmiş gibi birde uyuyabildiği nadir zamanlarda boğuştuğu görüntüler; ormanın ortasında öylece durup onu çağıran Beyaz bir ev, karakterlerin deyimiyle 'Rüya Evi'. Alkol ve intiharın eşiğinde ince bir ip üzerinde yürüyen Temmuz, onu bu halde görmeye daha fazla katlanamayan arkadaşlarının ısrarıyla bu evin peşinde düşer. Ama kendini şehirden uzak, ağaçlarla çevrili, terk edilmiş, kimsesiz bir evin karşısında bulduğunda aklından geçen, arkadaşlarını da peşinden sürüklemenin büyük bir hata olduğudur. Çünkü eve ve kendine dair öğreneceği şeyler onu büyük bir kabusun içine sürükleyecektir. "Kapı aralanıyor çocuklar. Esintiyi hissediyor musunuz?" Sizlere kendi kitabımın incelemesiyle selam vermek istiyorum. Kitabımızın konusu kabaca bu şekilde. Korku, gerilim ve psikolojik öğelerle harmanlanmış. Bunların yanında arkadaşlık, ölüm, yaşam, intihar, sorgulama gibi konuları da içinde bol bol barındırıyor. Daha ilk sayfadan itibaren kendinizi ormanın ortasında, etrafı sisle kaplı terkedilmiş o evde buluyor ve sayfa sayfa sisin arkasında neyi sakladığını evde yaşanan olaylarla beraber öğreniyorsunuz. Zamanla evin ardında yatan hikaye, sisin örttüğü o canavardan daha da korkunç bir hal alıyor. Daha fazla şey söyleyip sürprizi bozmak istemem. Ama içinde daha fazlasını barındırdığını söyleyebilirim sanırım. Herkesin kendinden küçükte olsa bir şeyler bulabileceğine inandığım bir roman. Bana sorarsanız hepimiz hayatımızın en az bir döneminde Temmuz kadar dibe batmış ve dünyayla beraber dönmek yerine onu izlemeye çalışmışızdır. Uykularımız kaçmış ve köşeye sıkışmış hissetmişizdir. O yüzden izin verin Temmuz size hikayesini anlatsın.
ZiyaretçiMehmet Yılmaz · Orionebula Yayınevi · 20244 okunma
Puan vermedi·70 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Stefan Zweig kitapları okuru kurgunun tam ortasına yerleştiriyor ve bu her defasında böyle. Bu kitapta da o kadar yoğun bir korku hissini yaşattı ki ha yakalandık ha yakalanacağız derken kitap bitiverdi. Kitap, insanın kendi vicdanıyla nasıl kıstırılabileceğini çok çarpıcı olarak ele almış. Muazzam bir kurgu. Konu çok sıradan ama Zweig'in onu anlatış biçimi sıradışı. Sekiz yıllık evliliğinde sakin, saygın, varlıklı ve düzenli bir hayat süren Irene Wagner, bir davette tanıştığı genç bir piyanistle ilişki yaşamaya başlıyor. Ancak sevgilisinin evinden ayrılırken karşısına çıkan bir kadın, Irene’in hayatını altüst ediyor. Şantajla başlayan süreç, zamanla Irene’in yalnızca çevresinden değil, kendi zihninden de kaçamamasına dönüşüyor. Her an yakalanacakmış hissi, sokakta duyduğu her ses, gördüğü her bakış onu adım adım tüketmeye başlıyor. Kitap sadece bir aldatma hikâyesine odaklanmıyor. Bunun ardında getirdiği suçluluk, korku, utanç ve bastırılmış pişmanlıkların insan ruhunda nasıl büyüdüğünü de gösteriyor. Irene’in şantajcı kadını bulmak için sokak sokak dolaşması, bir noktadan sonra korkunun görünmeyen ama her yerde hissedilen bir kabusa dönüşmesine neden oluyor. İnanılmaz etkileyiciydi. Kısa ama insanın içine işleyen, psikolojik yönü çok güçlü bir eserdi. Uzun zamandır okunmayı bekliyordu, her ne kadar geç kalmış olsam da iyi ki okumuşum dediklerim arasında yerini aldı. Gönülden tavsiye... Korku Stefan Zweig
Edebiyat
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022125,1bin okunma