* Kadına sperm verirseniz, size çocuk verir.
* Kadına bir ev verirseniz, size bir yuva verir.
* Kadına sebze verirseniz, size yemek verir, sizi doyurur.
* Kadına bir gülücük verirseniz, size kalbini verir.
* Kadına bir şarkı söyleyin, size konser verir.
* …Ve kadın, kendisine verileni çarpıp çoğaltarak geri verir.
* Bu yüzden, ona çamur atarsanız, karşılığında bir bataklıkta boğulmaya hazır olun!
-Aziz Nesin
Uyarı! %95 ben %5 inceleme.
İlk yemek yapmayı öğrenme serüvenime pilavdan başlamak istemiştim. Tabi muhalefetler buna "Pilav en zoru, kıvamı tutturamazsın. Kolaydan başla kendini zamanla geliştir" diyerek konuya dahil oldular. Çocuklar Duymasındaki Haluk gibi "Mutfak!" moduna girdim.
Bunu neden mi anlatıyorum?
Aynısı okuduğum kitaplar için de geçerli. Çoğunluğa felsefi kitaplar ağır geliyorken ben bir dikişte bitiriyorum. Tam aksine yalın ve anlaşılır bir dille yazılan kitaplarda boğuluyorum. Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli'nden sonra 2 hafta kitap okuyamadım. İçimden gelmedi. Aynısı Aylak Adam için de geçerli. Konusu ilgimi çekse dahi sıkıldım, bunaldım. İlk 30 sayfa okuyup 1 hafta ara verdim. Bu tür kitaplara inceleme yapmayayım en iyisi. Adamın hevesini kursağında bırakırım. Konusu gayet ilgi çekici, güzel. Dediğim gibi sıkıntı bende. Bu da bu "tür" kitaplara son incelemem mi olur artık bilemiyorum.
Okunması elzem, tavsiye edilir.