Puan vermedi·225 syf.··
2026 41. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
I. 1845'ten Önce Yayımlanmış Şiirler II. Kuzgun ve Diğer Şiirler, 1845 III. Gençlik Şiirleri IV. E. A. POE'nun Geç Dönem Çalışmaları Akşam Yıldızı (Evening Star) Rüyalar (Dreams) Timurlenk (Tamerlane) Şarkı (Song) Annabel Lee Helen'e (To Helen) Annie İçin (For Annie) Bir Düşün İçinde Bir Düş (A Dream Within A Dream)
Bütün ŞiirleriEdgar Allan Poe · İthaki Yayınları · 20181,587 okunma
Puan vermedi
Bir garip beste, bir garip hikâyeyle birleşirse ne olur? Ortaya muazzam bir eser çıkar. Hayat bir sestir ve o sesten sayamayacağımız kadar çok melodi doğar. Düşünsenize, toplamda kaç nota vardır ki? Ama o birkaç notadan binlerce şarkı ortaya çıkar. Biraz düşünmek ve kendinizi farklı açılardan sorgulamak isterseniz, bu roman tam size göre. Yazarı çok seviyorum. Dili, üslubu ve olaylara bakış açısı o kadar doyurucu ki onu okumayan çok şey kaçırır. Edebiyatta üçüncü şahıs anlatımı oldukça sık kullanılır. Yazar da bu anlatım biçimini ustalıkla kullanarak anlatmak istediklerini okura daha geniş bir perspektiften ve daha etkili bir şekilde aktarmış. “Tanrı müziği yarattı ve sustu…” Bir baba-oğul hikâyesinden yola çıkan roman, 1930’lardan 1960’lı yıllara uzanan bir zaman diliminde, musiki evreni eşliğinde masallar ve efsanelerle örülü büyülü bir yolculuğa çıkarıyor okurunu. Efsunlu bu hikâyenin içinde Nubar ile ud sanatının inceliklerini keşfederken, Tahir’in gelişimine de tanıklık ediyorsunuz. Kötü bir annenin nelere sebep olabileceğini görürken, aşkın o muhteşem senfonisinin ud sanatına karıştığında nasıl bir büyü yarattığını sayfalar ilerledikçe daha iyi anlıyorsunuz. Çok, çok, çok iyi bir kitaptı. Okursanız asla pişman olmayacağınız kitaplardan biri. Birçok yerde notlar aldım; onları da ayrıca paylaşacağım.
Avucumda Rüzgar Varİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2022161 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·180 syf.··
2026 103. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 08:24
Kapağına vurulup okumaya başladığım çok kitap olmuştur. Andrea Camilleri nin polisiye serisinin ilk kitabı olan Suyun Şekli de onlardan biri. Renkleri o kadar tatlı ve dikkat çekiciydi ki kayıtsız kalamadım. :) Serinin en düşük puanlı kitabı olmasına rağmen ben sevdim. Birçok kişi karakter isimlerinin uzunluğundan ve akılda kalmamasından şikayet etmiş. E ama İtalyanca böyle bir dil; isimler bile kulağa bir şarkı gibi geliyor bana, melodik ve güzel. :) Komiser Montalbano'ya ise bayıldım. Süper kahraman gibi değil; düşünceli, alaycı, insanları iyi gözlemleyen biri. Olayları çözmeye çalışırken yalnızca ipuçlarını değil, insanların psikolojilerini de okumaya çalışıyor. Polisiyenin yanında Sicilya'nın atmosferini, insan ilişkilerini ve küçük kasaba siyasetini de görmek benim hoşuma gitti.
Suyun ŞekliAndrea Camilleri · Mylos Kitap · 2021149 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:46
Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım – Paulo Coelho "Pilar, bir kadının ağlayabilmesi için önce acı çekmesi gerekmediğini söylüyor. Bazen sadece bir şiir okumak, bir şarkı dinlemek ya da gün batımını izlemek bile yeterli." Peki ya bu kitap? Bir şiir gibi okunup, bir gün batımı gibi içimize işliyor mu? Yoksa herkesin ulaşamadığı, kapalı bir kapı mı? Aşk ile İman Arasında Bir Hikâye Kısaca konu etmek gerekirse: 11 yıl aradan sonra bir tesadüfler dizisiyle çocukluk arkadaşı Pilar'a yeniden rastlayan genç bir adam… Kendini "eski bir inanan, yeni bir şüpheci" olarak tanımlayan Pilar ve dini mucizelere inanan mistik eğilimli eski arkadaşı... Hikâyeleri, Pilar'ın sıradan planlarının aksine İspanya'nın küçük bir köyünde başlıyor ve Fransa'nın güneyinde, Meryem Ana'nın görüldüğü inanışı olan, hac merkezi Lourdes'a kadar uzanıyor. Kitap, belirgin bir olay örgüsünden ziyade iki karakterin inanç ekseninde yürüttüğü derin sorgulamaların bir dökümü. Özgün Bir Üslup, Kişisel Bir Okuma Deneyimi Coelho'nun dili bu kez diğer romanlarına göre biraz daha ağır, felsefi sorgulamalarla dolu. Kitabı okurken bir olayın içinde kaybolmayı beklemeyin. Bu bir masal değil; daha çok bir ruh halinin, bir sorgulamanın romanı. Bu yönüyle okuyucudan çok fazla yorum yeteneği bekliyor. Belki de bu yüzden, size büyük bir katkı sağlamadığını söylüyorsunuz. Ama açıkçası, kitap benim için de olaylardan çok, Coelho'nun satır aralarına serpiştirdiği o küçük anekdotlarla, hayata dair o derin, incecik imalarla değerliydi. Okurken Kendi Perspektifinizle Yorumlamalısınız Ana fikri genel olarak özetlemek gerekirse "İnanç, bir seçimdir; sevgiden ayrı değildir ve her ikisi de cesaret ister." Bir Hristiyanlık okuması olarak değerlendirilse de kitap, aslında her türlü inanç sisteminin (veya inançsızlığın)
1000Kitap
Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum AğladımPaulo Coelho · Can Yayınları · 201510,6bin okunma
10/10
·184 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 09:15
Bir mısrasına kitap yazılır mı? Ahmet Arif söz konusuysa yazılır. Hatta bazen bir tek dizesi, birçok romandan daha fazla şey anlatır insana. Son günlerde Cem Karaca’nın sesinden “Ay Karanlık”ı defalarca dinledim. Hiç sıkılmadan, her seferinde başka bir yerinden etkilenerek. Sonra fark ettim ki aslında beni kendine çeken şarkı değilmiş; şarkının ardındaki şiirmiş. Meğer uzun zamandır Ahmet Arif’in dünyasına doğru yürüyormuşum. Ahmet Arif’i okurken insan zaman duygusunu kaybediyor. Bir yandan binlerce yıllık bir ağıdın içinden konuşuyor gibi geliyor, bir yandan da bugün yanımızda oturup bizimle aynı dertleri paylaşabilecek kadar yakın. Şiirlerinde hem büyük bir sevda hem de büyük bir öfke var. Özellikle kendisini “az gelişmiş değil, sömürülmek için kasıtlı olarak geride bırakılmış bir ülkenin çocuğu” olarak tanımladığı röportajını okuduktan sonra bu öfkenin kaynağını daha iyi anladım. Onun şiirlerinde yalnızca bireysel acılar değil, bir coğrafyanın yaraları da yankılanıyor. Beni en çok etkileyen yönlerinden biri ise kullandığı dil oldu. Ahmet Arif, unutulmaya yüz tutmuş sözcükleri şiirlerinin içine öyle ustalıkla yerleştiriyor ki yabancı gelen bir sözcük, anlamı öğrenildiğinde dizenin bütün yükünü omuzlarında taşıyor. Şairin de söylediği gibi, aynı şeyi daha sade anlatmak mümkün olabilir; fakat o zaman şiir, şiir olmaktan çıkar. Derinliğini, yoğunluğunu ve çarpıcılığını kaybeder. Örneğin “Bir ben bileceğim oysa / ne âfât sevdim” derken kullandığı “âfât” sözcüğü yalnızca bir güzellik anlatmaz. İçinde felaketi, çaresizliği, karşı konulamaz bir çekimi de taşır. gibi. “Seni özledim” demiyor. “Özlemden zincirler eskittim” diyor. Hasreti somutlaştırıyor, demire dönüştürüyor, sonra onu bile aşındırıyor.İşte Ahmet Arif’in şiiri tam da burada güç kazanır; bir kelimeyle sayfalarca
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
...içinde konuşan Tanrı'yı söze getiren, sessizliktir.
Puan vermedi·132 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:25
Kendi atmosferini oluşturabilmiş şairler, başka bir bakış geliştirebilenler değil de, bakışını koruyabilenlerdir belki de... Çünkü her ruhun olağanüstü bir başkalığı var... Bunu biraz kendi ruhuna şahitlik etmiş herkesin onaylayacağını zannediyorum. Şiirin tasarlanabilir bir edebi tür olmadığını, onda teselliden çok mecburiyet olduğunu, sıkıntının ve taşmanın varabildiği bir kanal olduğunu, zihnin doğal akışından kopamayacağını Necatigil şiirinde görebilirsiniz. Bu doğal bakışın saflığında, insanın ruhuna giden müthiş patikalar keşfetmiş... Özellikle bu eserde, kişisel ızdırabı, sosyal bağlama öyle ustalıkla yerleştirmiş ki, bir müddet o evlerde yaşadığınıza, o kederi ve sevinci, maddi kaygıları birlikte taşıdığınıza inanabilirsiniz. O dönemin, bu günlerle benzerlikler göstermesi de üzerinde durulmaya değer konulardan biri. Uçlarda yaşamlar... Çok zengin ve çok fakir... Ama aslında zenginlik maddi güçten ibaret midir? Bilgelik bilgiyle ne kadar ilgiliyse :) "Büyük şair bize kendi zenginliğimizi hissettirir..." diyordu Emerson. Okura bir süreliğine kişisel varlığını unutturan, sadece duyguya dahil eden, o derinliğin içine usulca bırakan, hayretiyle başbaşa bırakan bir eylemdir şiir. Necatigil'de zamanının ötesine geçebilmiş üstadlardan biridir. Ve -bütün nüanslarıyla- Walt Whitman şiirine ne çok benzediğini farkettim, hattâ dönüp Whitman'ın dizelerini şaşkınlıkla okudum :) Esere özgü bir cümle seçilecek olsaydı bu; “Susanlara hiçbir şey sormayınız." cümlesi olurdu. Necatigil'in bu cümleyle olan bağını, kızı Ayşe Sarısayın şöyle anlatıyor; -Sıcaktan bunaldığımız yaz geceleri biraz olsun serinleyebilmek için deniz kenarındaki çay bahçesine veya yazlık sinemaya giderdik. Bazı filmlerde ağlayışlarını anımsıyorum babamın, ya da komik filme kendini kaptırıp çocuklaşarak
Şiir
Eski SokakBehçet Necatigil · Yapı Kredi Yayınları · 20132,626 okunma