Birbirine dokunan elleriniz, bir kitabı aralayan parmaklarınız, şarkı söyleyen dudaklarınız, ince tebessümleriniz, çiçekli sevinçleriniz, heveskår hayalleriniz, kırılgan kalplerinizle siz ve sahilleri döven köpük köpük dalgalarıyla, ardıç ağaçları, ötücü kuşları, şaşkın sincapları, sabah serinlikleri, öğlen güneşleri, akşam rakıları, kırmızı kirazları, revnaklı yıldızları, her defasında muhakkak sabaha uzanan geceleriyle dünya, ne güzelsiniz. Kahraman, korkak, şefkatli, ahmak, geçici, az sonra eriyecek bir kar tanesi kadar geçici ama ne güzelsiniz ...
Reklam
İnsan, aşka yerin ve göğün bütün şarkı ve şiirlerini katamadıktan sonra sevmek neye yarar?
Sayfa 8
"Yaşa yaşa sev hayatı, gül eğlen bırak suratı, Bak ağaç, çiçek, kuş... Ama ah, mutlak sev hayatı... Ama sakın ha, korkma ölümden, çünkü ölüm, bir dönüşüm, Aydınlatmak için dünyayı, iyiyi, güzeli, hayatı... Şarkı söyle eğlen, danset... Sesin aksın sonsuzluğa... Ulaşsın tüm insanlara... Ahlı, mutlak sev HAYATI " ...
Sayfa 93·Kitabı okuyor
Alıntı
Kitaplar nota okumaya, konuşma ise şarkı söylemeye benzer.
Bu çatının altında yaşayanlarda ortak ne var? Yalnız birlikte yaşama zorunluluğuna inanmaları. Kimi pilavı patlıcanlı ister, kimi patlıcansız; kimi tuzlu, kimi tuzsuz; kimi erken yatmak ister, kimi geç; biri şarkı dinlerken öteki caz müziği ister. Sabahları kalkışlar... Biri gördüğü düşü anlatır. Dinleyen, düş dinlemeyi sevmez. Kanı kocalar bile böyle değil mi? Ortak neleri var? Haftanın belli günleri et ete sürtünmekten başka? Gene de dayanıyorlar. Çünkü birlikte yaşama zorunluluğuna inanmışlar. İşte benim onlardan ayrıldığım buna inanmamam. Sıkıntımın da, sevincimin de kaynağı bu. Gücün dayanmaktansa yalnızlığıma kaçarım. Bana tek insan yeter. Sevişen iki kişinin kurduğu toplum. Toplumsal yaratıklar olduğumuza göre, insan toplumlarının en iyisi bu daracık, sorunsuz, iki kişilik toplumlar değil mi?
Edebiyat
Reklam
Reklam