"DİNİMİZ İSLAM"
Rabbin kim?
Rabbim Allah.
Dinin ne?
Dinim İslam.
Kitabın ne?
Kitabım Kur’an-ı Kerim.
Kimin kulusun?
Allah’ın kuluyum.
Kimin ümmetisin?
Hazreti Muhammed
Mustafa’nın (sallallahu
aleyhi ve sellem)
ümmetiyim.
Müslüman mısın?
Elhamdülillah,
Müslümanım.
Ne zamandan beri
Müslümansın?
“Kâlû belâ” zamanından
beri Müslümanım.
“Kâlû belâ” ne
demektir?
Allah Teâlâ, dünyayı ve
varlıkları yaratmadan
önce dünyaya gelecek
bütün insanların
ruhlarını yarattı. Onları
ilahî huzurda topladı ve
kendilerine, “Ben sizin
Rabbiniz değil miyim?”
diye sordu. Ruhlar da,
“Evet, bizim Rabbimiz
Sen’sin!” dediler. Bu
zamana “Kâlû belâ”
denir.
Nereden geldin,
nereye gideceksin?
Allah’tan geldim, Allah’a
gideceğim.
Ne için geldin?
Allah’ı tanımak ve O’na
kulluk etmek için
geldim. Çünkü Allah
Teâlâ, insanları ve
cinleri Kendisini
tanımaları ve Kendisine
ibadet etmeleri için
yaratmıştır. (Zâriyât
Suresi, 56. ayet)
Ne olarak geldin?
Bütün insanlar,
Müslüman olarak doğar
ve dünyaya Müslüman
olarak gelir. Ben de
Müslüman olarak
doğdum ve Müslüman
olarak geldim.
Dini kısaca tarif
ediniz?
Allah (celle celalüh)
tarafından insanları
eğitmek, onları dünya
ve ahiret mutluluğuna
ulaştırmak için
peygamberler
aracılığıyla bildirdiği
ilâhî kuralların
tamamıdır.
Akıllı insan kimdir?
İlâhî huzurda verdiği
kulluk sözüne ömür
boyu sadık kalan, dürüst
bir inanca, faziletli ve
ahlâklı bir gidişe sahip
olan insandır.
Dinler kaç kısma
ayrılır?
Dinler üç kısma ayrılır:
1. Hak Dinler: Allah
(celle celalüh)
tarafından
peygamberler vasıtası
ile insanlara bildirilen
ve hiçbir değişikliğe
uğramadan günümüze
ulaşan dindir.
Bozulmadan günümüze
kadar ulaşan tek hak din
İslam Dini’dir.
2. Muharref (Bozulmuş)
Dinler: Allah(celle
celalüh) tarafından
peygamberler vasıtası
ile bildirilen, fakat
sonradan insanlar
tarafından asılları
değiştirilen dinler.
Hristiyanlık ve Yahudilik
gibi.
3. Batıl Dinler: İnsanlar
tarafından icat edilen
dinlerdir. Putperestlik,
Satanizm, Budizm gibi.
Bizim dinimiz
hangisidir?
Bizim dinimiz, Hak
katında tek din olan
İslam Dini’dir.
Allah katında geçerli
din hangisidir?
Allah katında (geçerli)
din, şüphesiz İslam’dır.
(Âl-i İmran Suresi , 9.
ayet ) Kim İslam’dan
başka bir din ararsa
(bilsin ki o din) ondan
kabul edilmeyecek ve
ahirette zarara
uğrayanlardan olacaktır.
(Âl-i İmran Suresi, 85.
ayet)
İslam Dini’nin gayesi
nedir?
Getirdiği hükümlerle
insanları hem dünyada
hem de âhirette
mutluluğa
ulaştırmaktır.
İslam Dini kaç ana
bölümde incelenir?
1. İman (itikat)
2. Allah’ın emir ve
yasaklarına uymak
(amel)
3.Çevresiyle iyi ilişkiler
içinde bulunmak
(ahlâk)
İslam Dini’nin
özellikleri nelerdir?
1. Son dindir.
2. Bütün insanlığa
gönderilmiştir.
3. Daha önce
gönderilmiş bütün
peygamberleri ve ilahî
kitapları tasdik eder.
4. Önceki dinlerin
hükümlerini
yürürlükten
kaldırmıştır.
İman ne demektir?
Allah Teâlâ’nın
Peygamber Efendimiz
(sallallahu aleyhi ve
sellem) aracılığıyla
bildirmiş olduğu bütün
esasların doğru
olduğuna kalben
inanmak, tasdik etmek
ve bunu dil ile de
söylemektir.
Kelime-i tevhit nedir?
“Lâilâhe illallah
Muhammedü’r
rasûlullah” cümlesidir.
Kelime-i tevhidin
manası nedir?
Allah’tan başka ilah
yoktur. Hazreti
Muhammed (sallallahu
aleyhi ve sellem) O’nun
elçisidir (resulüdür).
Kelime-i şehadet ne
demektir?
“Eşhedü enlâilâhe
illallah ve eşhedü enne
Muhammeden abduhû
ve rasûlühû.”
cümlesidir.
Kelime-i şehadetin
manası nedir?
Ben şehadet (şahitlik)
ederim ki, Allah’tan
başka ilah yoktur. Yine
şehadet ederim ki,
Hazreti Muhammed
(sallallahu aleyhi ve
sellem) O’nun kulu ve
elçisidir (resulüdür).
Bir kimse İslam
Dini’ne ne zaman
girmiş olur?
Kelime-i tevhidi dili ile
söyleyip kalbi ile kabul
ve tasdik ettiği zaman
girmiş olur.
İmanın doğru ve
geçerli olmasının
şartları nelerdir?
1. Hayattan ümit
kesmeden önce iman
edilmiş olmalı.
2. Dinî hükümleri
reddeden herhangi bir
söz veya davranış içinde
bulunmamalı.
3. Dinî hükümlerin
tamamının güzel
olduğu kabul edilmeli.
İmanın çeşitleri
nelerdir?
1. Tafsilî iman
2. İcmalî iman
Tafsilî iman ne
demektir?
İman esaslarının her
birine ayrı ayrı
inanmaktır.
İcmalî iman ne
demektir?
İman esaslarının
hepsine birden
inanmaktır.
İman-ı yeis
(ümitsizlik imanı) ne
demektir?
Ölmek üzereyken
korkudan iman
etmektir. (Firavun gibi).
İmanın şartları
nelerdir?
1. Allah’a inanmak.
2. Meleklere inanmak.
3. Kitaplara inanmak.
4. Peygamberlere
inanmak.
5. Ahiret gününe
inanmak.
6. Kaza ve kadere, hayır
ve şerrin Allah’ın
yaratması ile olduğuna
(Allah’tan geldiğine)
inanmak
İmanın şartları nasıl
ifade edilir (Amentü
Nedir)?
“Âmentübillâhi
vemelâiketihî
vekütübihî verusülihî -
velyevmil’âhiri
vebilkaderi hayrihî
veşerrihî minallâhîteâlâ
velbâ’sü ba’del mevti
hakkun
Eşhedüenlâilâhe illallah
ve eşhedü enne
Muhammeden abduhû
verasûlüh”,
“Allah’a, meleklerine,
kitaplarına,
peygamberlerine,
ahiret gününe, kazanın;
hayrın ve şerrin Allah
tarafından geldiğine,
ölümden sonra dirilişin
gerçekleşeceğine
inandım. Allah’tan
başka ilah yoktur.
Hazreti Muhammed
(sallallahu aleyhi ve
sellem) O’nun elçisidir
(resulüdür).
Mü’min kime denir?
Allah’ın varlığına ve
birliğine, Hazreti
Muhammed’in
(sallallahu aleyhi ve
sellem) de
peygamberliğine
kalpten inanan kimseye
denir.
Müşrik kime denir?
Allah’ın eşi ve benzeri
varmış gibi O’na
ortaklar bulan, birden
fazla ilah olduğuna
inanan kimselere denir.
Kâfir kime denir?
Allah’ın varlığına ve
birliğine, Hazreti
Muhammed’in
(sallallahu aleyhi ve
sellem)
peygamberliğine ve
getirdiği esaslara
inanmayan, bunu da
açıkça söyleyen
kimseye denir.
Münafık kime denir?
Allah’ın varlığına ve
birliğine, Hazreti
Muhammed’in
(sallallahu aleyhi ve
sellem)
peygamberliğine ve
getirdiği esaslara
kalben inanmadığı
hâlde dili ile inandığını
söyleyen kimselere
denir.

Vatikan üç katına çıkan 'şeytan çıkarma' taleplerine yetişemiyor
İtalya'da son birkaç yılda "şeytan çıkarma" taleplerinin 3 katına çıkması ve Vatikan'dan onaylı "şeytan çıkarıcıların" talebi karşılayamaması nedeniyle bu alanda yeni uzmanlık kursları düzenleniyor.
Vatikan'ın resmi haber sitesi Vatican News'de yayımlanan habere göre, bugünlerde Sicilya'nın başkenti Palermo'da şeytan çıkarma konusunda bir uzmanlık kursu veriliyor.
Nisan ayında ise Roma'da uluslararası katılımla başka bir kurs düzenlenecek.
Palermo'daki 21-24 Şubat tarihli kursu organize eden şeytan çıkarma uzmanı rahip Benigno Pallila kursun içeriğini anlatırken, "Satanizm bağlantılı tarikatlardan, şeytandan kurtulmayı başaran kişilerin hikayelerine kadar en can alıcı konulara değiniyoruz" dedi.
Haberin devamı için;
http://www.bbc.com/...=socialflow_facebook

Osman ÇetinSoy, bir alıntı ekledi.
27 Oca 02:52 · İnceledi · 6/10 puan

Satanizm: "Ne istiyorsan onu yap"
temel felsefesi üzerinde gider.
Şeytanı memnun etmenin
gerçek insanlık olduğunu düşünür.

Psikolojik Savaş, Nevzat TarhanPsikolojik Savaş, Nevzat Tarhan
Şaşkan#, Kendinizle Barışık Olmak'ı inceledi.
12 Oca 00:15 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yazar bu eserinde ;insanlar arası ilişkileri düzeltmenin aile bağlarını güçlendirmenin kendini ,eşini ve çocuklarını daha iyi tanıyabilmenin en önemli yönteminin "kendinizle barışık olmanız "olduğunu vurguluyor. Nevzat Tarhan:" Hafıza ve zeka geliştirilebilir," "kötü hafızanın sorumluları, dikkatsizlik, özgüven azlığı, önem vermemek, duygusal boyutun ihmali ve öğrenilen bilgilerin kullanılmamasıdır" ,iddialarında bulunuyor. Depresyon ,panik atak ,yorgunluk, Kronik yorgunluk sendromu gibi durumların belirtileri ve tedavi yöntemlerinden bahsediyor. "iyi olacağım" demenin faydaları ve güzel düşünmenin beyne olan mucizevi olumlu etkilerinden örnekler veriyor. Öfke kontrolü, ahlaksızlık, şiddet, satanizm,bağımlılık gibi gençlerin karşı karşıya olduğu problemler ve çözüm önerilerine de yer vermiş eserinde... Yapabileceğiniz küçük testlerle ,bizlere kendimizi tanıma fırsatı sunuyor; eşinizi yeterince tanıyor musunuz? Çocuğunuz hangi zeka türüne sahip? vb Hülasa ,kendimizle barışık olmaksa hedefimiz, duygularımızı eğitip yönetebilmeliyiz.

Anton Szandor LaVey Ve LaVeyan Satanizm Psikolojisi Üzerine Bir Söyleşi
Bu yazıyı hazırlamadan önce söylemek istediğim bir kaç şey var. Kimse kimsenin inancına inanmak zorunda değil ancak saygı duymak gerekiyor. Bu yazının yayınlanmış olma sebebinin en temel özelliği kişinin bu öğretiyi yayarken ne anlatmak istediğidir. Yazıda kesinlikle satanizm hakkında iyi veya kötü diye yorumlar yapmıyorum ve hiçbir şekilde savunmuyorum. Savunmadığım gibi aşağılamıyorum. Bunlar tamamen bilgi içeriklidir ve dine dair hiçbir kişisel yorum barındırmaz. Ancak kişiye dair birkaç yorumlarda bulunmayı planlıyorum ve fakat bunun din ile hiçbir bağlantısı yoktur. Yazıyı sadece bilgi edinmek için okumanızı tavsiye edip bu yazının sadece bilgi öğrenmeye yarayabileceğini, dinlere dair doğru ve yanlışları hiçbir şekilde savunma barındırmadığını belirtmek istiyorum. Bu yazı hiçbir ön yargıda bulunmadan hazırlanmıştır ve her şey olduğu gibi aktarılmıştır. Yazılanlar kimine göre iyi kimine göre kötü olarak yorumlanabilir ancak ben daha çok ansiklopedik tarihsel bilgilere yer verdim. Ekibimizin hiçbir şekilde satanizm ile bağlantısı yoktur. Sadece evrensel çalışmayı hedefliyoruz ve yazılarımızın sadece kendi dünyamızdan daha fazlası olması için çabalıyoruz. Evrensellik sadece bizi değil dünyada olan her şeyi barındırmaktadır. Bu yazının bir diğer önemli özelliği ise bu tür insanlar hakkında bilgi edinip çevremizde olan insanları daha iyi tanımamıza yardımcı olabilmesini sağlamaktır. Günümüzde Satanizm adı altında geçen bir çok olay yaşanmaktadır. Bunun gerçek ”Satanizm” ile alakalı olup olmadığını bilmiyoruz ancak her ne kadar onayladığımız görüşler olmasa bile bunları öğreniyor olmamız sevdiğimiz insanları onlardan koruyabilmemiz için önemli bilgilerdir. Bu tür insanların içsel dünyasını ne kadar iyi öğrenebilirsek çevremizdekilere o kadar dikkat eder ve ilişkilerimize öyle karar veririz.
Anton Szandor LaVey olarak bilinen Amerikalı LaVeyan Satanizm’in kurucusunun gerçek adı Howard Stanton Levey’dir. 11 Nisan 1930 yılında dünyaya gelmiştir. Kökeni Avrupa’ya uzanan göçmen bir ailenin çocuğudur ve Chicago’da doğmuştur. Küçük yaşlardan beri müziğe duyduğu ilgi sayesinde, onbeş yaşındayken San Francisco Senfoni’de ikinci oboistlik görevine getirilmiştir. İlerleyen yıllarda ise, trompet, trombon, klarnet ve keman çalma konusunda kendisini bir hayli geliştirmesine rağmen, 20’li yaşlarında müziği bırakıp, sirk dünyasına adım atmıştır. Kafes bakıcısı olarak başladığı yeni mesleğinde, zaman içerisinde ilerleme kaydederek, aslanlı gösterilere çıkmaya başlamıştır ancak bir gösterisinde yaralanmıştır. Bu sebepten dolayı buradaki kariyerine son vermeye karar vermiştir.
Birkaç yıl sonra, çeşitli morglarda polis fotoğrafçısı olarak çalışmaya başlamıştır. San Francisco polis yetkilileri, ceset fotoğrafları çeken bu genç adamın egzantrik karakterini çabuk fark etmişlerdir ve LaVey’i merkeze alıp gerçeküstü olaylarla ilgili telefonları cevaplandırmakla görevlendirmişlerdir. Sonraki yıllarda kendisiyle yapılan bir röportajında, felsefi düşüncelerinin belirginleşmesinde, ceset fotoğrafçısı olarak çalışmış olmasının etkisini gizlemeden ifade etmiştir.
1966 yılının nisan ayında, harekete geçme zamanının geldiğine kendisini ikna etmiştir ve bir Şeytan Kilisesi kurarak kurduğu Şeytan kilisesi ve kaleme aldığı kitaplar aracılığıyla Satanist öğretisini yaymaya çalışmıştır. LaVey’e göre, önemli olan tanrı değil insandır. Şeytan’ı “insanoğlunu özgürleştiren isyan ruhu, reddin somut ifadesi ve uygarlığın ilerlemesini sağlayan gelişme güdüsü” olarak tanımlar. öğretisini; “Şeytani İncil”, “Şeytanın Not Defteri” ve “Şeytani Törenler” kitaplarıyla açıklamıştır. Bunu bir tür semboller aracılığıyla yaşanan ateizm olarak algılayabilirsiniz. Satanizm’e göre “şeytan” dinlere karşı bir semboldür ama aslında gerçekten varlığı yoktur. Bu insani kötülüğü temsil etmek için kullanılan bir semboldür. Antik İbranice ismine uygun biçimde, tarih boyunca “muhalif” olanı temsil etmişti. Dinlere, insanın hayvansal özünü reddeden ya da kısıtlayan kurallara karşı bireyin özgürlüğünü temsil ediyordu. Dolayısıyla dinlere şiddetle muhalifti ve kutsal kitaplardaki öğretilerin tam tersini uygulamanın insanlık için tek çıkar yol olduğunu savunmuştur.
LaVey insanı Nietzsche’yi çağrıştıran bir yaklaşımla “üstün varlık” olarak tanımlamıştır. “Sadece istediğimiz zaman, istediğimize karşı iyi davranmalıyız. Kimse bize hep iyi olmamız gerektiğini söyleyemez. Eğer biri seni hırpalıyorsa sen de onu ezip yok etmelisin” demiştir bir eserinde.
29 Ekim 1997 yılında tam 67 yaşındayken bir kalp krizi sonrası yaşamını yitirmiştir. Vasiyeti üzerine mezar taşında: “Hayattaki tek pişmanlığım yersiz yere iyi olduğum anlardır.” yazmaktadır.
LaVey’e Göre Satanizm
Dokuz büyük günah
Aptallık.
Özentilik.
Sevilme, benimsenme beklentisi.
Kendini kandırma.
Perspektif eksikliği.
Geçmişteki Ortodoks Satanist uygulamalara sahip çıkma.
Üreticiliği engelleyecek kadar kibir sahibi olma.
Estetik duygu yoksunluğu.
Ödlekleştiren konformizm.
Dokuz ilke
Tevekkül ve yetinme yerine sonsuz kişisel tatmin için çalış.
Mistik düşler yerine capcanlı hayatı yaşa.
Kendini kandırma. Kirletilmemiş bilgeliğin temsilcisi ol.
Sevgini hakedene sakla. Şaklabanlara harcama.
Sana tokat atana öbür yanağını dönme, intikam al.
Sorumlu olana karşı sorumluluk göster. Şevkat, enerji vampirlerine dikkat.
İnsan dört ayaklılar gibi bir hayvandır. Kimi zaman onlardan iyi, çoğunlukla onlardan beterdir. “Ruhi ve entelektüel yüceliği” onu hayvanlar aleminde en acımasız yaratık yapar.
Şeytan, günah adı verilen fiziki, duygusal, düşünsel yücelikleri savunur.
Şeytan, öcü gibi kullanıldığı sürece caminin ve kilisenin en iyi dostudur.
20 satanist nokta
Gücünü kaybetmemek için, zayıf ve aciz (karaktersiz, kişiliksiz) olanlara saygı gösterme.
İçinde başarı yattığı için gücünü her zaman sına.
Mutluluğu barışta değil zaferde ara.
Uzun süreli dinlenmeden ziyade istirahatlerini kısa tut.
Yeni bir şey yaratacaksan eskiyi tamamen yok et.
Ölümünü göremeyeceğin hiçbir şeyi çok fazla sevme.
Yapıyı kumun üzerine değil kayanın üzerine inşa et… Çünkü yapı sadece bugün ya da dün için değil her zaman içindir.
Her zaman, yapılmamışı keşfetmek için daha fazla çalış.
Boyun eğmektense öl.
Demircilik ölümün kılıcını işlemek dışında hiçbir sanatsal değere sahip değildir. Çünkü ölüm getiren kılıç bir sanat şaheseridir.
Her şey üstünde başarıyı elde etmek için önce kendinin üstüne çık. (kendini aşmayı öğren.)
Yaşayanların kanı yeni bir tohum yaratmak için iyi bir gübredir.
Kurukafadan oluşan piramitlerin üzerinde duran kişi, daha uzakları görebilir.
Sevgiyi bir kenara atma, fakat onu her zaman tehdit et çünkü o bir sahtekardır.
Bütün büyük olan şeyler acı üzerine kurulmuştur.
En önde olmaktan çok en üstte olmaya çalış, çünkü büyüklük orada yatar.
Daha önceden yaratılmış engelleri yok etmek için taze ve güçlü bir rüzgar gibi gel.
Bırak sevgi, hayatında bir amaç olsun, ama en büyük hedefin büyüklük olsun.
Erkek dışında hiçbir şey güzel değildir ama bütün her şeyden güzel olan kadındır.
Gücü engellediği için bütün aldanma ve yalanları reddet.
LaVey’in dokuz büyük bildirisi
Satanizme göre insan kendini sakınmamalı istediğini yapmalıdır.
Satanizm ruhsal umutlar yerine var oluşu savunur.
Satanizm nankör insanlar için vakit harcamaktansa hak edenlere incelik göstermeyi emreder.
Satanizm kendilerine vuranlara diğer yanaklarını uzatmaktansa intikam almayı emreder.
Satanizm vampir olmak için vakit harcamaktansa daha gerçekçi sorumluluklarını yerine getirmek gerektiğini savunur.
Satanizm tüm dinlerde günah diye dayatılan şeylerin duygusal ve zekasal zevkten ibaret olduğunu savunur.
Şeytan kilisenin en sadık dostudur.
Satanizme göre hayvanlar, insanlara bazen iyi ama çoğunlukla kötülük yapan canlılardır.
Satanizm’e göre insan kendini kandırmamalı aklıyla olduğu gibi gözükmelidir.
Eserleri
The Satanic Bible (1969) (Şeytani İncil)
The Satanic Rituals (1972) (Şeytani Ayinler)
The Satanic Witch (1989) (Şeytani Cadı)
The Devil’s Notebook (1992) (İblis’in Not Defteri)
Satan Speaks! (1998) (Şeytan Konuşuyor!)
Bu yazıdan anlaşıldığı gibi her ne kadar detayları gerçek hayata yansıtmamış olsa da benim kişisel görüşüm Anton Szandor’un oldukça zor bir hayat geçirmiş olduğundan yanadır. Çünkü savunduğu düşünceler ve kurallar oldukça katı, keskin ve sert biçimdedir. Bu psikolojide insanların ”Yeter artık. Bu kadardı. Daha fazla kimseye tahammül etmeyeceğim. Herkes yaptığını ödeyecek.” diyebilme şekillerinden birisidir. Herhangi hiçbir kaynakta böyle olduğuna rastlamadım ancak Anton Szandor’un gerçekten çok acı çektiği ve acılarının son bulmadığı görüşündeyim. Szandor’un gerçekten bu kadar acı çektiğine dair herhangi bir kayıt mevcut değildir. Bu benim kişisel görüşümdür. Çünkü bir insanın bu kadar kısasa kısas, net ve sert yaşam biçimini savunup bunu insanlığa geçirmeye çalışmasının en mantıklı açıklamasının bu olduğunu düşünüyorum. Hani hayatımızda art arda bir sürü kötü olay yaşarız ve bir müddet sonra dayanamayız. Bu sebepten dolayı patlama noktasına geliriz ve bize yapılan her şeyi ödetmeye çalışırız. Ya da ödetmesek bile hayatımızdan çıkarırız. ‘‘Sen bunu yaptın. Sonuçta bunu yaptın ve bedeli olarak hayatımdan sonsuza kadar çıkıyorsun. Bunu yapmış olduğun gerçeği dışında hiçbir detayla ilgilenmiyorum. Ne olursa olsun yine de bunu yaptın.” diye düşünürüz ve asla affetmeyiz. Bu da bu durumun hiç kesilmeden hayat boyu devam edip daha ileri bir seviyesini temsil ediyor diye düşünüyorum. Herkesin inancına ve düşüncesine saygım sonsuz. Sizden de aynı şeyi bekliyorum. Düşünceme saygı duymanızı bekliyorum. Satanizm’in aslında ruhsal bir hastalık olduğunu ya da yoğun acıdan dolayı oluşan ruhsal hastalıklar sebebiyle gelişen bir inanç sistemi olduğunu düşünüyorum. Benim görüşüme göre kesinlikle tedbir alınması ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Siz böyle düşünmüyor olmayabilirsiniz bu benim tamamen kişisel görüşümdür ve herkesin benimle aynı fikirde olmadığını biliyorum. Özellikle bu tür bilgileri iyice öğrenip sevdiğimiz insanlara, tüm canlılara ve özellikle de çocuklarımıza dikkat edip ruhsal durumlarını önemsemeyi tavsiye ederek yazıyı bitiriyorum. Canlılara diyorum çünkü her canlıda bir tür psikoloji mevcuttur. Bu yüzden her canlıya dikkat edilmesi gerekir. Ancak konu Satanizm olsun ya da olmasın özellikle içinde bulunduğumuz toplumdaki insanların psikolojisine dikkat edebilmek hem bizim hem de sevdiklerimizin geleceğini olumlu etkileyebilir.

Meşrebi Kalender, Dövüş Kulübü'ü inceledi.
11 Ara 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Halide Edip’in1935 yılında yayımlanan Sinekli Bakkal romanında şeytana selam gönderirken derdi satanizm propagandası mıydı?

Tabi ki hayır!

Bir şeylerin yanlış olduğunu düşündüğünüzde, o yanlışı “KİM” yaparsa yapsın, yanlışlığa karşı çıkın demek istiyordu.

İki sevgili öpüştüğünde değil; kral çıplak olduğunda “ edep ya hu” diye avaz avaz bağırın diyordu.

Edebiyat mahallesinin pek de sevilmeyen bir çocuğu var yukarıda bahsettiğim şekilde davranan…

Yaşamda “var” olan ama yok gibi davranırsak, üzerinde konuşmazsak, “yok” olacağını düşündüğümüz, ( ne içiyorsak artık (!) ) rahatımızı bozduğundan, işimize gelmeyen tüm konuları içine alan bir edebiyat türünün cuk oturmuş adıdır: Yeraltı edebiyatı…

“Cin” yerine “üç harfli” dediğimizde bize musallat olmayacağına inanmak gibi, “yer üstü” edebiyatında ancak güzellemeler yapılarak anlatılan konuları “ Ne Dedin Sen Şak!” haliyle yani tüm çıplaklığı ile yüzümüze vuran bir edebiyat türüdür.

Pasaklı ev kadınlarının “kirli” olarak gördüğü her şeyi halının altına süpürmesi gibi gözümüzün önünden kaldırmak istediğimiz tüm konuları barındırır.

Ah! Çok pardon tüm konular mı dedim ben? Bizi çok rahatsız ettiği halde bir konu “yer üstü” edebiyatında kendine rahatça yer buluyor:

Ölüm!

Hadi ama biraz samimi olalım. Sadece, Zincirlikuyu mezarlığının karşısında oturanlar değil; hepimiz ama hepimiz, her canlı ölümü tadacaktır ayeti okunduğunda “üç buçuk” atıyoruz.

Lafının bile açılmasını istemediğimiz bir konu nasıl oluyor da “yer üstü”nde bu kadar rahat gezebiliyor?

Bunu cevabını “din eksenli” ( dindar demedim ! ) bir dünyada yaşamamıza bağlıyorum. ( Ateistlerin bile ağzından “ İnşallah” ve “ Allah Korusun” sözlerinin eksik olmadığı bir kürenin içindeyiz.)

Neredeyse tüm dinlerin sistematiklerini ölüm ve sonrası üzerine inşa etmesi ( mesela tasavvufta “vuslat” olarak anlatılıyor ölüm, gerisini siz düşünün) bu kavrama “bilemeden” inanmak zorunda bırakıyor bizi. Yani kaynanaya karşı hissedilen duyguya benziyor biraz. Varlığından pek hoşlanmasak da sevdiğinin anası sonuçta, el mahkum…

Kitabımıza gelebilirsek; tüketim toplumunun bizi tüketmemesi için, “majörler tükendi minörlere yolculuk, buselik makamına” deyip sahip olduğunuz metalardan yani yüklerden kurtulmamız gerektiğini epey sert bir dille bize anlatıyor.

Günümüz toplumlarında “kaos” çıkarmanın hiç de zor olmadığını ispatlıyor.

“Çok şey” e sahip azınlık, “hiç şey” e sahip olana bakıp haline şükreden “az şey” sahip olanın sayısını, “hiç şey” e sahip olanın sayısının lehinde düşürmeye devam ederse, kitapta yazılanların hiç de distopik olmadığını yakın zamanda anlayacak diyor…

Evet, içinde yaşadığımız bu düzen iğrenç. Değişmeli mi? Kesinlikle…

Ama anarşinin vaat ettiği şekilde yani bir “ araf” ile sonuçlanacak bir değişim mi ?

Kalsın lütfen…

https://www.youtube.com/watch?v=2zQEeDliNx0

CaNSeL 1⃣ 9⃣ 0⃣ 7⃣ KIRAÇ, Şeytanın Kitabı'ı inceledi.
30 Kas 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 7/10 puan

#kitapyorum

Kitap da satanizm tanımı ve satanizmin bir din olmadığı daha çok bir felsefe ve hristiyanlık karşıtlığının Şeytan kavramında simgeleştirilmesi olarak öne çıkarılmakta. İnsanların işlediği tüm günahları neden sadece şeytana yükleme yaptığı konusun da sorgulama yapıyorsunuz. Satanizm, şeytana tapınmanın ötesinde bir çeşit inanış veyahut tapınmadan çok, ironik bir din karşıtı varoluş manifestosu olarak anlatılmakta. insanın kendisini yine kendi varoluş özünden yaratması gerektiği gerçeğini çok güzel bir dille anlatmış. Şimdi kalkıp da bu kitabı herkese öneriyorum dersem beni aforoz ederler :D yorumumdan yola çıkarak okurum diyen arkadaşlara öneriyorum sadece

MURAT TURK, bir alıntı ekledi.
 22 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Satanizm ifsalari
Hükümetler veya devletler, ayaklarinin üzerinde direnen veya ölenlerden (inandigi gibi yasayan) ziyade dizlerinin üzerinde (yasatildigi gibi inanan) yasamayi tercih eden insanlari doyuruyorlar.
Yeni dunya düzeninde satanik sinif en üstte, köleler en altta olacak; özgürlükler cökertilecek; binlerce eyalet, federatif yapi dis dünyadan kopuk, sürekli olarak komsu ülkelere yapiliyormus gibi gösterilen sahte savaslarla korkutularak yönetilecek, binlerce yil sömürüleceksiniz...

İnsanoğlu Ayağa Kalk, David Icke (Sayfa 709)İnsanoğlu Ayağa Kalk, David Icke (Sayfa 709)
.., Bir Satanistin Anıları'ı inceledi.
10 Eki 2017 · Kitabı okumadı · Puan vermedi

Sanırım, 150 sayfasını hiç atlamadan okudum. Devamını da okumuş kadar oldum. En azından her sayfayı gözden geçirdim. Eminim, böyle üçüncü sınıf bir kapak tasarımı olmasa daha çok okunurdu.

Satanizmin tüm temel taşlarını öğrenmenizi, yazarın önsözde de belirttiği gibi abartısız bir şekilde düşünceyi anlayabilmenizi sağlayabilecek bir kaynak. Şeytan İncili’ne ilaveten İncil ve Tevrat’tan da bolca alıntı okuyacaksınız. En azından kitap bittiğinde ‘’uUUu satanistler kedi kesiyolaar’’ çıtasını geride bırakmış olursunuz. Satanizm düşüncesini merak ediyorsanız kitabın ilk yarısını okuyun. Roman olarak okuyacağım diyorsanız da hiç okumayın. Roman mı kalmadı allasen?

Devrim, İçinizdeki Öküze Oha Deyin'i inceledi.
20 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Modern insan, sabah evden çıkınca gördüğü her şeye sahip olmak istiyor: Kadın, para, araba, kariyer, güç...

"Kişisel Gelişim" kandırmacasıyla insanlar yırtıcı hayvanlara dönüştü. 21. yüzyıl, kabaran, isteyen, şımarık nefislerimizin yüzyılı oldu. Kişisel Gelişim, insanı ürün haline getiriyor, herkes herkese müşteri ya da tüketim nesnesi olarak bakıyor. Kendi yetenek ve gövdelerimize tapındığımız için en küçük aksilikte depresyona girip kibir patlamalarıyla yıkılıyoruz.

Kapitalizm, satanizm ve şeytanla el ele veren "Kişisel Gelişim Dini"nin papazları bütün dünyaya kin ve başarı hırsı aşılıyorlar. Helâlinden, huzur içinde bir tas çorba içmenin yeni adı "beceriksizlik", "aptallık", "tembellik" oldu... Oysa güne "kazanmak" ya da "kaybetmek" yerine "helal" veya "haram" diye başlamanın daha sağlıklı olmadığını kim söyleyebilir.

Benzersiz üslubu, yaşayışı, cesareti, sert tavırları ve satılmamış kalemiyle attığı her adımda ses getiren; her kitabıyla gündemi belirleyen ve konuşmalarıyla ezberleri bozan, tek kişilik yıkım ekibi Bülent Akyürek, bu kitabında modern zaman ucubelerine ve içimizdeki öküz gibi büyüyen nefislerimize "Oha!" diyor... Çok satan, çok okunan ve eserleri tartışma yaratan Bülent Akyürek'in bu eseri "neo-tasavvuf" olma özelliğiyle bir ilk...
(Tanıtım Bülteninden)