Bir yıldız kayıyor kayıyor kayıyor
Bir dal uzuyor uzuyor
Bir gül kanıyor bir seher vaktinde
Yanıyor bir ateş için için
İçimde içimin de içinde
Bir ezgi dönüyor dönüyor dönüyor
Bir ney eriyor dudaklarımda
Aşkın bir adı da yorulmamaktır.
O halde insanoğlunun bulmak gereksinmesi duyduğu ilk"yapay" şeyin ışık olduğuna şaşmamak gerekir. Tarihöncesinde, bir mağarada gece yakılan ateş atalarımıza hem ısınma hem günbatımından sonra da birbirlerine bakabilme olanağı tanıdı. Birbirlerini uzun uzun süzdükten sonra homurtularını sözcükler diyebileceğimiz daha karmaşık bir şeylere dönüştürme arzusu duymuş olmalılar. Önce yiyecekten ve avdan konuşmaya başlamış olmalılar; bu ilk iletişimden sonra farklı sözcükler birbirini izlemiştir.Belki bir seferinde seher vakti mağaradan çıkıp gökyüzünün pembe bulutlarla donandığını gören biri, "Ne güzel!" demiştir. Ateşin ışığı elbette harikaydı ama o güneş ışığı farklı heyecanlar yaratıyordu. Acaba kim karar veriyordu onun doğmasına ve daha da ürkütücüsü kim onun sadakatini garanti edebilirdi? O koca ateş topu gene doğacak mıydı, doğmayabilir miydi?
çiğ ve (kırağı) denilen yaşlıktır. İşte o, şebnem ve kırağı aslında seher vaktinde soğuyup suya dönüşen havadır. Çünkü havanın sıcaklığı, suyun soğukluğuna dönüşse; o vakit hava su olur.