"Tıpkı uzaklardaki bir müziği hatırlar gibi" bu kitabın son cümlesiydi. Çok sevdiğiniz, değer verdiğini, insanın gözünüzün önünde olması ama sizin onu asla tanımamanız ne ilginç bir şey. Ve o insanın size delilee gibi aşık olması; birdaha hiç kimsenin o kişi gibi sizi kimselerin sevmeyecek olması ayrıca bunu da o kişiyi sonusuza kadar kaybettiğinizi bir mektupa bilmiş olmak... ne acı verici bir histir? Bu kitabı okumuşum fakat alelacele olsa gerek aklımda ve kalbimde pek yer edinememiş. Ama bugün okuduğumda kaybettiklerim ve yaşadıklarımla beraber bende iz bırakmış durumda. Ne kadar çabalarsak çabalaylım bizi sevmeyen veya fark etmeyen biriyse karşımızdaki; çabalarımız boş, verdiğimiz uğraşlar gereksiz olur. Eğer bir uğraş verilcekze sizi fark edecek biri için ve buna değecek biri için verilmeli akzi takdirde sizde 'bilinmeyen biri' olursunuz.
"Sen de şunu bil," dedi Stefan, "(..) Sen de benim hayatımda sevdiğim tek kadın olacaksın. Ben de ölünceye kadar yalnız seni seveceğim. Bir daha hiç görüşmesek bile, sadece seni seveceğim."