Ahmet Ümit’in okuduğum ikinci kitabı. Okuduğum ilk kitabı “Şeytan Ayrıntıda Gizlidir” zaten kısa hikayelerden bir kitaptı ve yazar hakkında da çok fikir sahibi olamamıştım ama bu kitabı beni etkiledi.
Normalde polisiye romanlarına bir önyargım vardı, defalarca elime geri alıp bırakmıştım ama bu kitapla önyargım kırıldı. Aslında polisiye romanlarından sanırım tam olarak ne beklediğimi bilmiyordum.
Kitaba gelirsek en beğendiğim yönlerinden biri mitoloji ve polisiyenin iç içe geçmesiydi. Mitolojiyle aram iyi değildi fakat bu kitapta ısındım hatta daha çok merak etmeye başladım desem yeridir. Ayrıca cinayetin mitoloji ile bağlantısı etkileyiciydi. Ve son sayfalara kadar da katilin kim olduğunu hiç tahmin edemedim. Kısacası kurguyu gerçekten beğendim, dili sade ve hikaye akıcıydı sadece diyaloglar basit geldi.
Bugün dünyanın sekizinci harikası olan Zeus altarının Almanya’ya kaçırılması/satılması bu kitabı okuduktan sonra daha da üzdü. Tarihi eserlere ve ideolojik değerlere sahip çıkamayan bir ülkeyiz malesef.
Bunlar dışında kitapta sık sık faşizme olan karşıtlık, Almanya’ya giden işçi Türkler, 80 darbesinden sonra yurtdışına çıkmak zorunda kalanlar, günümüzde hala nazi etkisinin bulunması ve bundan dolayı Türklere yapılan ırkçı davranışlardan bahsedilmiştir. Yazar kendi siyasi ve ideolojik görüşlerini de kitaba yansıtmıştır.
Tavsiye ederim. Keyifli okumalar.