Ellerin, yaralı bölgenin üzerinde ama ona dokunmadan, yukarı ve aşağı hareket ettirilmesinin bacağa sağlıklı halinin biçimini kazandırmak için yapıldığı anlatıldı. Bu yöntemle iyileşme aşamasında hiçbir şişme görünmüyordu. Şifa adamı, kemiğe sağlıklı halini anımsatıyordu. Bu yöntemle kırılan kemiğin otuz 30 yıldır yaşadığı yuvadan fırlamasına neden olan kırığın yarattığı şok hali unutturulmaya çalışılıyordu. Sözün özü, kemikle konuşuyorlardı.
Sonra, bu durumda yer alan öteki üç başrol oyuncusu -Şifa Adam ayak ucunda, Şifa Kadın yanı başına diz çökerek ve hasta da toprağın yüzeyinde sırt üstü uzanarak- doğaya benzettiğim bir söylem tutturdular. Şifa Adam her iki belini hastanın ayak bileklerine doladı ama ne sıkıca tutuyor ne de çekiyordu. Şifacı Kadın aynı işlemi dizlerin çevresinde uyguluyordu. Her biri, ötekinden farklı bir makamda söylüyordu şarkısını. Derken bir noktada tek bir ses olup aynı anda bağırarak bir şeyler söylediler. Elleriyle herhangi bir zorlama veya bir çekme hareketi yapmadılar ama dışarı fırlamış olan kemik ansızın eski yerine giriverdi. Şifa Adam yaralanan bölgedeki deriyi bir araya topladı ve her zaman boynunda taşıdığı boru biçimindeki çıkını açmaya başlayan Şifacı Kadın'a baktı.
Haftalar önce Şifacı Kadın'a kadınların aylık adet kanamalarına karşı ne kullandıklarında sorduğumda bana samanlar, kamışlar ve kuş tüylerinden yapılmış petler göstermişti. Ondan sonraki günlerde bazı kadınların bu gereksinimlerini karşılamak için gruptan ayrılıp tek başına çöle girdiklerini gözlemlemiştim. Kirli yapraklar, dışkılar gibi toprağa gömülüyordu. Ne var ki bazen de çölden dönen kadınlar avuçlarında taşıdıkları bir şeyi Şifacı Kadın'a veriyorlardı. Bu çıkanın çevresi benim ayaklarımı, yanık tenimi, yaralarımı iyileştirmek için kullandığı şifalı yapraklarla
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
16 Mayıs 1335 ne büyük matem günü oldu. Akşamüstü İzmir'den Erzurum Belediye Reisine felaket haberi gelmiş. Bana getirdiler şöyle idi :
“Bilumum vilayet sancak kaza nahiye
Belediye Riyasetlerine
İzmir ve havalisi Yunan'a ilhak ediliyor. İşgal başladı. İzmir ve mülhakatı kâmilen ayak ve heyecanda İzmir'in son ve tarihi gününü yaşıyor. Son imdadımız sizin göstereceğiniz muavenete bağlıdır. Mitingli telgraflarla her yere başvurunuz. Ve vatan ordusuna iltihaka hazırlanınız.
Vakar ve sükûnetinizi son derece muhafaza ederek kimsenin incinmemesine itina ve dikkat olunması.
14/5/1335
İlhak-ı Red Heyet-i Milliyesi”