• 48 syf.
    ·1 günde·4/10
    Belki hatırlarsınız! 2015 yılında Eylül’ün 2’sinde henüz daha 3 yaşında olan Aylan Kurdi’nin cesedinin sahile vuruşunu televizyon ekranlarından görmüştük ve güvenli bir yere ulaşmak isteyen Suriyeli‘lerin dramını bu bebekle birlikte daha bir derinden hissetmiştik. Bu drama neden olanları da ayrıca sorgulamış ve Türkiye Cumhuriyeti olarak uluslararası alanda gerekli tüm girişimlerde korkusuzca yer almaya çalışarak tek başımıza Suriye’lilere kucak açmış, Osmanlı devlet kültüründen gelen mazluma sahip çıkma geleneğine uyarak topraklarımızda “Geçici Koruma” hukuki statüsüyle barınma hakkı tanımışdık..
    .
    Mülteci sorunlarına kendisini adamış bir Afgan olarak öncelikle Afganistan ile ilgili sorunlara odaklanmış olan ve bu konuyla ilgili çeşitli görevlerde yer alan yazar, bu kitabın tüm gelirini, iyi niyet elçisi olarak görev aldığı Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR: The UN Refugee Agency) ve Khaled Hosseini Foundation’a aktardığını belirtmiş. Şahsi olarak mülteci kamplarını ziyaret etmeye ve çeşitli platformlarda bu sorunu dile getirerek bağış toplamaya devam edeceğini de belirtmiş fakat Suriyeli’lerle ilgili ne tür projeler düşünüldüğünü veya UNHCR olarak yapılan faaliyetlerden hiç bahsetmemiştir! Dolayısıyla bu kitabı satın alarak Suriyeli’lerle ilgili amacın tam belli olmadığı bir platforma para vermek yerine aslında Türkiye için gelir sağlayacak bir platform oluşturulması daha mantıklı geliyor ve kitaptan elde edilen gelirleri, Türkiye’nin tek başına yüklendiği bu büyük sorumluluğu hangi batılı ¡medeni! devletlerin ne şekilde desteklediği ve destekleyeceği hakkında bir fikir vermediği için pek de güvenilir bulmuyorum. Özellikle bu konular detaylandırılabilirdi ve insan olan herkesin yapabileceği hususlardan bahsedilebilirdi. Çünkü kitap severlerin oluşturmadığı ve oturdukları yerden de çözemeyecekleri bu dram için asıl sorumluluk sahiplerinin duyarlılık seviyeleri ise meçhul.
    .
    Açıkçası “Uçurtma Avcısı” ve “Bin Muhteşem Güneş” gibi 2 başyapıta imza atmış yazardan beklentisi yüksek biri olarak, bu dramı anlatmak ve daha büyük bir farkındalık yaratmak için çok daha iyi bir kitap yazabilirdi diye düşünüyorum. Umarım beklediği başarıyı elde eder ve gerçekten faydalı olmayı başarabilir.
  • *** “Terapiye dayanan tüm değişimlerin ilk adımı sorumluluk
    yüklenmektir. Eğer insan içinde bulunduğu nahoş duruma karşı hiçbir sorumluluk hissetmiyorsa, o durumu nasıl değiştirebilir?” ***
  • 104 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    İnanç ve düşüncelerini bütünüyle okuyucuya güçlü bir şekilde aksettiren Nuri Pakdil’in kaleminden yine bir uyanış ve farkındalık katan eseri.
    ***
    Türkiye’de kaleme yüklenen ağır yük yabancılaşmaya direnmek ve düşün tutsaklığını kaldırmak...
    “Köklü olanı yıkamadı kimse...” onun içindir ki yerliye köklerine bu kadar bağlıdır Nuri Pakdil ve bu bağlarla direnişin sağlanacağını savunur, bireyin sorumluluğuna dikkat çeker. “Gideceğim yeri usumla ölçmek ödevim” der bunun içindir ki İslamiyetçi kimliğini takınır her zaman.”Peygambere inanmadan, onun kurduğu mutlak düzene çelikten bir yürekle bağlanmadan gerekli varoluşu nasıl düşünebiliriz” yani biat etmeden... Biatın olmadığı her şey muallakta...
    ” kişi yüregine bir tutku yerleştirmeden, ondan olağan üstü atılımlar yapması beklenebilir mi?” Kuran’ın temeliyle, devletin köklerindeki tutkuyla barışık olunmalı yoksa insan gururu ve zihni tembelliğin çöküşüyle kimliğinden kopabilir.Bu kopuştan da ancak öz eleştiri ile kurtulabilir elbette.
    En önemli bir gerçeği de anlatır Nuri Pakdil “batılılaştırma”
    -Batılaşma değil!!!-
    1923 dönemi yani yabancılaşma dönemi...
    Bir takım yazarların Batılaşma adına Türk ulusunun törelerini, inancını,uygarlık değerlerini bir bütün olarak irdelemeden bir eşya gibi ele aladursun * Necip fazil kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Peyami Safa gibi yazarlar yabancılaşma sürecine girmeden anadoluya değinen yazılı eserler ele almışlardır.
    Batılılaşma adına yerli kaynaklarımızı alaşağı edip bizi uygarlığımızdan koparmak isteyenler tarafından kendi özgün ulusal kimliğimizi yitirdik.Fakat yadsınamaz bir gerçek var ki Türk ulusu Müslümandır ve bu Kimliği ile uygarlığına sahip çıkacaktır.Bu sahiplenişte elbette sorumlulukla olacaktır. Çünkü sorumluluğun olduğu yerde *yabancılaşma yoktur ve ancak
    “ sorumluluk duyunca ulaşırız barışa, kardeşliğe.”
  • 144 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Yine çok güzel bir kitaptı. Tüm samimiyetimle söylüyorum bu yazarın kitaplarını okuyunca aynı kalamıyorsunuz. Yüreğinize dokunuyor yazdıkları..

    Kemal Sayar, görüşleri bizim değerlerle çatışmayan bilakis kadim değerlerimizi bize hatırlatan, benim çok sevdiğim, üslûbunu çok beğendiğim bir yazar. Kitaplarını okurken her satırını alıntı yapmak istediğim, kalemine hayran olduğum biri... Okunup istifade edilmesi gerek bir yazar. Kişiyi ve toplumu anlamak icin o'nu okumalıyız. Kadim değerlerimizi öğrenmek için /hatırlamak için o'nu okumalıyız.

    _______________________

    Bu kitap birbirinden farklı gibi görünen bircok denemeden oluşsa da aslında tek bir noktaya tekabül ediyor: FARKINDALIK. Sıradan yaşantımızda etrafımızdaki olaylara bakış açımız, geçmişimiz, geleceğimiz, bağlarımız, sorumluluklarımız bize hatırlatılıyor kitapta. Ama beni en çok etkileyen savaş mağduru çocukları iyileştirmek için ve onları yeniden hayata döndürmek için kendini adayan Arşad Hüseyin oldu.
    Şair, "Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda" diyor. İnanmış bir adamın nefesi değdiğinde, kapanır savaşın açtığı yaralar çocuklarda. Arşad Hüseyin bu yaraları tedavi etmek için kendini adamış biri.

    Yazarın şu sözü de beni çok etkiledi:
    "Bir kelebeğin kanat çırpışının Atlantik ötesinde fırtınaya yol açabildiği bir dünyada tarihi kahramanların yaptığını sanmak ne saflık! Tarih sıradan ve sorumluluk sahibi insanların yazdığı
    bir kitaptır."
    Evet sorumluluk sahibi her kişi tarih yazabilir. Yeter ki yaşadığımız cağın farkında olalım.

    Yüreğinize dokunması dileğiyle şuurlu okumalar dilerim..
    Sonsuz sevgilerimle 1K ailesi
  • Samsung’tan internet kullanıcılarına siber zorbalığa karşı hareket çağrısı

    Samsung Electronics Türkiye, geçtiğimiz yıl Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile birlikte başlattığı; siber zorbalığa karşı farkındalığı artırmayı hedefleyen “Siber Zorba Olma! #farkinavar” hareketi ile bir yılda 5.500 öğrenciye ulaştı. Bu yıl da 13 Aralık günü Samsung,tüm sosyal medya kullanıcılarını sosyal medya hesaplarını karartıp, “Siber Zorba Olma! #farkinavar” hashtag’ni paylaşarak bu hareketin bir parçası olmaya davet ediyor. 

    12 Aralık 2018 - Sosyal medyada her gün on binlerce çocuk yaşıtları tarafından siber zorbalığa maruz kalıyor ve bu zorbalık, sadece kelimelerle yapılıyor. Günlük hayatta duymaya alıştığımız için bize çok da kötü gelmeyen kelimelerin anlamları aslında çocuklar için çok ağır olabiliyor. Bu konuya dikkat çekmek için, siber zorbaların en çok kullandığı kelimeler ve bu kelimelerin anlamlarından yola çıkarak “Bazı kelimeler çok ağır” mesajını verdiği bir iletişim hazırlayan Samsung Electronics Türkiye ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), geçen yıl başlatılan “Siber Zorba Olma! #farkinavar” hareketine bu yıl da devam ediyor. Siber zorbalık konusunda çocukların, gençlerin, ailelerin ve öğretmenlerin farkındalığını artırmayı hedefleyen çalışmada 13 Aralık günü Samsung Türkiye ve BTK sosyal medya hesaplarını karartıp, “Bazı Kelimeler Çok Ağır” sloganını #farkinavar hashtag’i ile paylaşarak herkesi sosyal medyadaki bu hareketin bir parçası olmaya davet ediyor. 

    Samsung Electronics Türkiye Başkanı DaeHyun Kim, “Samsung Electronics Türkiye olarak, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) işbirliği ile çocuklarımız ve gençlerimiz üzerinde ciddi psikolojik ve fiziksel zararlara neden olabilen siber zorbalığın ne olduğu ve yol açabileceği zararlar konusunda “Siber Zorba Olma!” hareketini başlatmamızın üzerinden 1 yıl geçti. Yıl içinde verilen farkındalık eğitimlerinin yanı sıra, geçtiğimiz yıl olduğu gibi 13 Aralık günü kamuoyunun dikkatini siber zorbalığa çekmek için sosyal medya hesaplarımızı karartarak “Bazı Kelimeler Çok Ağır” sloganını #farkinavar hashtag’i ile paylaşacagız ve tüm sosyal medya kullanıcılarını da bu farkındalık hareketinin bir parçası olmaya davet ediyoruz. 
    Günlük hayatta duymaya alıştığımız için bize çok da kötü gelmeyen kelimelerin anlamları aslında çocuklar için çok ağır. Bu konuya dikkat çekmek için, siber zorbaların en çok kullandığı kelimeler ve bu kelimelerin anlamlarından yola çıkarak “Bazı kelimeler çok ağır” mesajı verdiğimiz bir iletişim kurguladık”dedi. 




    Siber Zorbalık Farkındalık Eğitimleri ile 10 binden fazla öğrenciye ulaşmayı hedefliyor 
    İstanbul ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin desteğiyle gerçekleştirilen “Siber Zorba Olma! #farkinavar” eğitici eğitimleri sonrasında 173 kurumdan 211 öğretmen ve yönetici çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca okullarda düzenlediği öğrenci seminerleri ile beraber şu ana kadar toplamda 5 binden fazla öğrenciye ulaştı. 

    Her 100 kişiden 28’i siber zorbalığa maruz kalıyor 
    Samsung’un Sosyal içerik sitesi Onedio’nun ile gerçekleştirdiği anket sonuçlarına göre; siber zorbalığa maruz kalan internet kullanıcılarının oranı Türkiye’de yüzde 28’lere ulaştı. 
    Katılımcıların yüzde 77’sini kadınların oluşturduğu çalışmada; siber zorbalığa uğrayanların yüzde 82’sini kadınlar oluşturuyor. Erkeklerin ise yüzde 18’i siber zorbalığa maruz kaldığını bildirdi. En sık karşılaşılan siber zorbalık hareketi yüzde 55 ile hakaret yoluyla mesaj / mail olurken, en az karşılaşılan hareket ise sahte hesap açılması. “Zorbalıkla Nasıl Mücadele Ettin” sorusuna en fazla verilen yanıt yüzde 52 ile “Onu sosyal medyadan engellerim” şeklinde olurken, en az verilen yanıt ise “Aileme Söylerim” oldu. 

    Siz de sayfamızdaki PAYLAŞ butonlarını kullanarak proje görselini sosyal medya hesaplarınızdan paylaşabilir ve projeye destek verebilirsiniz. Instagram’da paylaşmak için aşağıdaki görseli indirerek #FarkinaVar etiketini kullanabilirsiniz ya da Samsung Türkiye Instagram hesabımızdaki içerikleri hesabınızdan paylaşabilirsiniz. 




    https://www.samsung.com/...k/siber-zorba-olma//